Futbolun Arka Bahçesi

Rus Salatası #4

Dünya Kupası

Turnuva başlayalı iki hafta oldu, gruplar bitti. Zaman hızlı aktı; bir bakmışız birileri kupa kaldırıyor, tatil başlamış falan… 32 takımı irdelemek zor, öne çıkanlara bakalım.

Parantez
Isco’ya farkındalık köşesindeyiz. Konuya şöyle gireyim, Euro 2016’ya vedasının ardından İspanya’nın -David Silva’dan sonraki- en skoreri bu genç adam. Elemelerde İtalya’ya hat-trick yaptı, hazırlık maçında ise Arjantin’e iki tane sıkmıştı. Alt yaş milli takımlardan gelen Lopetegui’yle yakaladığı uyum kulüp takımının dahi önüne geçmişti. Zidane durumu şöyle açıkladı: “performansının değişken olmasının sebebi bizimle senede 60 onlarla ise 10 maç yapıyor olması olabilir mi?” Zidane’nin sezon içerisindeki formasyon değişimi de tetikleyince formasını yer yer Asensio ve Vazquez’e kaptırdı. Ancak Dünya Kupası’nın başlaması ile işler değişti. Lopetegui’nin yerine Fernando Hierro’nun patronluk ettiği takımda kendisine garanti bir forma bulmuş durumda. Costa, Silva, Iniesta ve Thiago’nun çıkarttığı iyi maçlar vardı. Isco ise dakika kaçırmadan oynadığı grup maçlarında performansını hep yukarıda tutmayı başardı; hatta İran ve Fas maçlarının da yıldızı oldu. Zaman zaman topu ayağında fazla tuttuğuna ilişkin eleştiriler alsa da yürür hızda adam geçmeyi sürdürüyor. Performansını Busquets gibi sağlam bir çapaya veya pas akışını kusursuz sağlayan Iniesta & David Silva ikilisine de bağlayabiliriz tabi. Real Madrid’de böyle lüksleri yoktu. Gerçek olan şu ki takımdaki rolü her geçen gün artıyor. İspanya üç maçta da sallandı ve yıkılabileceğinin sinyallerini verdi. Halihazırda takımın en güvenilir direği de kendisi.

Çektin gittin dinlemeden
Gitmesi birçoklarını sevindirdi. 2006, 2010 ve 2014’te Messi’yi eve onlar göndermişti. İngiltere 1966’dan bu yana ilk defa bir Dünya Kupası’nı Almanya’nın üzerinde bitirecek. Gitmeleri bir nevi malumun ilamı gibiydi. Takım yüksek seviyede tükenmişlik sendromuna maruz kalmış halde oynadı. Değişiklikler yapıldı ancak aşı tutmadı. Leroy Sané olayı başlı başına mantığa yatar cinsten değil. Thomas Müller’in sahada dolanmasına alışkınız ancak bu kez hayalet gibiydi. Mesut Özil’in ruhen Rusya’da olmaması bizi şaşırtmamıştır; yine malum, olaylar olaylar! Timo Werner, Almanya’nın istediği tarzda bir 9 numara değil. Turnuva boyunca en iyi olduğu kısımlar sol önde oynadığı zamanlardı. Özellikle İsveç maçında hem ilk golün asistini yaptı hem de Kross’un frikiğinen önce faulü alan adam oldu. Kutunun içinde, etkin bir Sandro Wagner daha çok iş yapardı, ancak o da ocak dışı kalmıştı. Oysa Almanya buraya gelene dek geminin su aldığını hep saklamıştı. 2017 yılında Euro u-21 ve Konfederasyonlar Kupası’nı kazandılar. Hazırlık maçlarında çatlaklar gün yüzüne çıktı ve Rusya’da balçığın içine battılar. Almanlar en son Euro 2000’de sonuncu kapatarak elenmişti. Üzerine gelen Euro 2004 faciasının ardından da değişimin meyvelerini aldıkları yükselme devri. Kupanın laneti ya da Sampaoli’nin kehaneti midir bilemem, lakin 2000’lerin başındaki kadar köklü olmasa da bir şeyleri değiştirecekleri çok net. Tekrar favori olacak, yeni bir takıma ihtiyaçları var!

Hayaletler dolanıyor!

Seyri değiştiren dokunuş
Leo Messi ve Arjantin’in turnuvaya devam etmesini istemek kadar normal bir şey yok. Her maç vurup vurup gelen Diego Maradona’nın da şovlarını işin içine katınca, finale kadar gitsin bunlar diyorsun. Arjantin’in performansını, Amrabat’ın VAR hakkındaki yorumu ile açıklayabiliriz! Ne defansını açamadıkları İzlanda, ne parçalandıkları Hırvatistan ne de paçayı zor kurtardıkları Nijerya maçı güven verdiler. Ancak tüm kader çizgisini değiştiren bir dokunuş yaşandı işte. Banega’dan gelen harika pasa Messi’nin yaptığı iki klas dokunuş ve zayıf (!) tarafıyla filelere yolladığı top, Dünya Kupası’nda seyir defterini değiştirdi; tıpkı Ronaldo’nun son dakika frikiği gibi. Tıpkı Kroos’un İsveç’e attığı… pardon! Akışı değiştiren adam yine Messi oldu; ki bu takımdan kendisini çıkarttığınızda özellikle ortasahanın gerisinde ciddi bir çöplük kalıyor. Hatırlayın, elemelerin son maçında Ekvator’a hat-trick yapmasa şu an hepsi tatildeydi. Ya da aklınıza Messi’siz çıktıkları İspanya (hazırlık) maçının skorunu getirin. Nijerya maçı 2018 Arjantin takımının ‘loser’ damgası yemesine sebep olabilirdi, sol bek olan ancak stoper oynayan golü de ceza sahasının içerisinden sağ ayağıyla atan Rojo izin verseydi. Leo Messi’nin Hırvatistan maçındaki fotoğrafı halen akıllarda. Çok ince bir çizgide yürüyor Arjantin ancak henüz düşmediler. Orta sahalarında Modric’in tırnağı edecek biri olsa bile rahatlayacaklar ama nerede, biraz Banega işte. Topu kaybettikten sonra geri kazanma sürelerini azaltmalılar; ki forvet hattı resmen takılmıyor. İzlanda ve Hırvatistan’ın yaptığı gibi Fransızlar da Messi’nin etrafına üşüşücekler. Üstelik onların merkez bölgesi kupanın en güçlü oyuncuları ile bezenmiş durumda.

Grubu Coutinho çözdü
Brezilya için kırılma Kosta Rika maçında yaşandı. Sırpları rahat geçtiler zaten, kadro olduğu kadar tempo olarak da onlardan üstünlerdi. Philippe Coutinho zor bir sezondan çıktı. Liverpool’da sakatlık yaşadı, devre arası takım değiştirdi, geride bıraktıkları Şampiyonlar Ligi finali oynadı ve gayet tabi Camp Nou’ya alışmak kolay olmadı. Ancak turnuvada sorumluluk alarak takımını taşıyor. Brezilya’nın ‘Joga Bonito’ günleri geride kaldı, kalmasa bugün Coutinho’yu değil Neymar’ı konuşuyor olurduk. Neymar’ın Kosta Rika maçında almaya çalıştığı penaltı epey antipatikti. Sürekli olarak faule maruz kalması ile durumu abartması üç maçta da dikkat çekti. Zamanının hack-a-shaq kavramı, hack-a-ney’e evrildi. Yine de ufak ufak ritmini buluyor. Sağ tarafta hemen hemen hiç ses vermeyen Willian’a nazaran Coutinho & Neymar ikilisi Brezilya hücumlarına genişlik kazandırıyor. Neymar’ın çizgiden yaptığı dribblingler ceza sahasına deplase olan orta sahalara alan açarken, Coutinho da oyun kurucu görevini layıkıyla yerine getiriyor (grubun üç maçında da skora katkı yaptı). Marcelo’nun sakatlığını da hesaba katarsak, bu takım kupaya yürürse bunu tarihin -Mbappe’yi şu an için bir kenara koyalım- en pahalı iki transferi sayesinde yapacak. Tite’nin bu takımdaki egoları çok iyi idare ediyor olması da bu uyumun altında yatan etmenlerden biri. Bir diğeri de arkadaki iki adam. Kupayı alırlarsa tarih onları daha farklı yazacak. Olası zafer Thiago – Miranda tandemini DK tarihinin en yaşlı şampiyon stoper ikilisi yapacak. Gruplarda Uruguay 0; Fransa, Hırvatistan ve Brezilya 1‘er gol yedi.

Turnuvanın sürprizi
İsveç’in ideal 11’inde büyük beş ligde, takımında banko oynayan yalnızca iki futbolcu var! Biri Emile Forsberg (RB Leipzig); ki harikalar yarattığı geçen sezona taban tabana zıt bir performans sergiliyor. Diğeri de Ludwig Augustinsson, o da Bundesliga’da zamanın çoğunu ligde kalma mücadelesi vererek geçiren Werder Bremen’de oynuyor. Gerçekten çok vasat bir takımla gelip hemen herkesçe beğenilmiş Meksika ve büyük abi Almanya’yı geçtiler. Grup maçlarında boylarını en fazla aşan takım oldular ve bunu takım disiplinlerine, doğal olarak bunu sağlayan teknik adamları Janne Andersson’a borçlular. Zlatan’sız günleri boyunca elemelerde Fransa’yı yendiler; yine elemelerde Hollanda, play-off’ta İtalya ve DK’da Almanya’yı elediler. Almanya maçının son bölümleri dışında hep doğru oyunu oynayarak turnuvanın en büyük süksesini yapmayı da başardılar.

Basit goller yedik!

Tek atımlık çıtır

  • A, turnuvanın en sıkıcı grubuydu. Uruguay – Mısır da en kötü maçı (düşünün Panama – Tunus gördü bu gözler), zaten en az seyirci çeken karşılaşma olmuş. Bu arada gruplarda puan alamayan iki takımdan biri Muhammed Salah’lı Mısır oldu.
  • Muslera turnuvanın tek gol yemeyen kalecisi. Kalesine gelen 6 şutun tamamını kurtardı ve bu alanda lider. Courtois %75 kurtarış yüzdesi ile ikinci, Neuer ise üçüncü (%71). Almanya ne hallere düştü be!
  • Her maç duran toplardan ortalama 10 dakika kaybetmişiz. Taçlar 8, aut atışları ise 6 dakikamızı çalmış. Topun en az oyunda kaldığı maç Fas – İran (44:36). Bir devre oynamamışsınız be birader! (rakamlara G ve H grubunun son maçları dahil değildir)
  • Portekizli William Carvalho üç maçta da full oynadı, İran maçı biraz kıpırdansa da turnuvayı standartının çok altında geçiriyor. Geçtiğimiz günlerde Portekiz’in A Bola gazetesi de duruma dikkat çekmiş; yeteri kadar koşmadığını ve hızlı olmadığını haberleştirmişti. İran karşısında takımının en çok koşan 4. oyuncusu olsa da diğer iki maçta ortalarda boş dolandı. Olay koşmakta değil gerçi oyunun iki yanına da henüz olumlu bir katkısı yok.
  • Çok güzel kadroydu Senegal. Hızlı ileri uç oyuncuları ve Aliou Cisse ile sempati kazanmama şansı yoktu. Turnuvanın yalnızca 20 dakikasını mağlup oynadılar, bu da elenmelerine yetti. En büyük umudu da elenince, 1982’den bu yana ilk kez bir Afrika takımı gruptan çıkamadı. Elveda Senegal, adam yeme taktiğiniz unutulmayacak. 
  • İsviçre forvet sorunsalını iliklerinde hissetmeye devam ediyor. Haris Seferovic tıpkı Euro 16 gibi 0 çekmiş durumda. Son maç kenardan gelerek golünü atan Drmic’in yanı sıra gözleri üzerinde toplayan Embolo’dan skor katkısı almak zorundalar. Shaqiri ve Xhaka için Sırbistan maçı net motivasyon oldu. Bu arada o maç grubun da düğümünü çözdü, akıllarda ikilinin hareketi kadar Mitrovic’e çalınmayan penaltı da kaldı.

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006
Başa Dön