Futbolun Arka Bahçesi

Modric ve Rakitic`in İzinde

Dünya Kupası

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos orta ikililerinin son halkası Modric-Rakitic olsa gerek. Dünyanın en önemli kulüp takımlarında top koşturan bu ikili, ülke takımlarının finale çıkarak tarih yazmasında da en kritik rolü oynadıklarını Hırvatistan koçu Zlatko Dalic`in demeçlerinden anlayabiliriz; “Ante Cacic`in yerine geldiğimde kazanmak zorunda olduğumuz bir Ukrayna maçı ve ardından da Rusya biletini alabilmek için play-off`ta Yunanistan`ı geçmemiz gerekliydi. Yaptığım en önemli dokunuş Modric ve Rakitic`in birlikte hareket etmelerine imkan tanımak oldu.”

Tarihinde ilk defa finale çıkan Hırvatistan’ın en önemli dayanağı Ivan Rakitic ve Luka Modric. Turnuva boyunca komutada bulunan iki yıldızdan Modric, zamanında belki de duş almaya yerleri olmayan küçük toprak sahalarda, Davor Suker formasıyla top koştururken, her uluslararası turnuvada hem kulübünün hem de ulus takımının liderliğini üstlenen bir futbolcuya evrildi. Modric, kulüp kariyerinde Real Madrid`teki 5 sezonun 4`unde Şampiyonlar Ligi finali oynayıp her birinde istediğini almayı başarmış gerçek bir kazanan.

Rusya’daki performansıyla “en iyiyi yakalamanın hiçbir zaman kolay olmadığını” dillendirirken aslında özel hayatında yaşamış olduğu sıkıntıları da iletmekteydi. Kaptan turnuva başlamadan önce 5 yıllık hapis cezasıyla yargılanmakla yüzleşmişti. Hırvat futbolunun önemli isimlerinden Mamic`in vergi kaçırmak ve üzerine mal varlığı geçirmek suçlarından hapis cezasına çarptırılması olayında Modric`in yalancı şahitlik yaptığına kanaat getirilmişti. Tüm bu negatifliklere karşın Modric bu Dünya Kupası’nda bir orkestra şefi gibi oynadı ve rakiplerine futbol dersi verdi. Gruptaki son maçta dahi İzlanda’ya karşı as kadrodan sahada olan iki isimden biriydi. Gruptan çıkmayı garantilemiş olsalar da Zlatko Dalic, Modric’siz takımın sahada işlevsiz olacağını düşünmüştü.

Modric Rusya`da iki kez ağları havalandırdı. Biri grup maçlarında Nijerya karşısında kullandığı penaltı, diğeri de Arjantin`e uzaktan attığı mükemmel gol. Son 16`da Danimarka`ya karşı son dakikalarda bir penaltı kaçırsa da seri penaltılarda ve Rusya çeyrek finalinde aynı hataya düşmedi ve takımını bir üst tura taşımada görevini yerine getirdi. Hem geçtiğimiz sezon kulüp performansı hem de Rusya`daki dünya kupası performansıyla Ballon d`Or‘un iki gediklisi (Ronaldo, Messi) heveslerini kursağında bırakabilir.

Final maçı öncesi Rakitic basın konferansında Bu mücadeleyi bizim diğerlerinden daha çok kazanmayı istediğimiz maç olarak tanımlamam doğru olmaz. Fakat Hırvatistan formasını böylesine bir organizasyonun finalinde giymenin sağladığı motivasyonun, herhangi bir kulüp maçı finaliyle kıyaslanamayacağını net bir şekilde söyleyebilirim.” diyerek ulusal bağlılıklarının futbollarına nasıl doping etkisi yaptığını da göstermektedir. Bu noktada ulusal takım tutkusunda ve ulusal formayı seçmesinde babasının etkisini The Players Tribune’de anlatmıştır. “98 kupasında Hırvatistan’ın maçlarını izlerken babam kesinlikle bir kelime dahi etmezdi. Söyleyeceğin ne varsa maçtan sonraya sakla der ve tamamen maça konsantre olurdu. Almanya`ya karşı oynadığımız çeyrek final maçını herhangi bir Hırvat`ın unutmuş olma ihtimali olduğunu düşünmüyorum. Slaven Bilic Hırvatistan`ın başına geçip beni takımda görmek istediğini söylediğinde de 1998’de benim kahramanım olan oyunculardan birinin ve bana ulusal formanın değerini aşılayan babamın yanında yer alıp büyüdüğüm ülke İsviçre yerine anavatanım Hırvatistan`da oynamayı seçmiştim.”

Rakitic, 2014`te Sevilla ile UEFA kupasını kaldırırken, final maçında hem kaptanlık pazubandını takıp hem de takımını zafere göturen golü atarak maçın adamı seçilen ilk futbolcu olacaktı. Barcelona`ya gittikten sonra ise 3 La Liga ve 1 de ŞL şampiyonluğu yaşamıştı. 2015`te Juventus finalinde açılış golünü atan da El Clasico zaferlerinde de golü bulunan da kendisiydi.

Ulusal formanın büyüsündeki usta topçunun Dünya Kupası finali öncesi söyledikleri tam anlamıyla Hırvatistan futbol takımının 20 yıllık serüveninin bir haykırışı gibiydi: “Hırvatların ne yapabileceğini göstermek istiyoruz. Takımımızı, Slaven ya da Davor gibi yukarılara taşımak istiyoruz. Dünyaya ne yapabileceğimizi gösterebiliriz. Yunanistan karşısında çıktığımız eleme maçında, son beş altı yılın açık farkla en iyi maçını oynadık. Soyunma odasına gittiğimizde tüm takıma dönüp; “Hadi bunu devam ettirelim” dedim. Luka’yla birbirimize bakıp; “Bunu neden daha önce yapmadık dedik!

Son Yazıları Dünya Kupası

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006

Rus Salatası #5

Parti bitti, herkes gitti, dava düştü, konu kapandı. Bazıları için durum bu.
Başa Dön