Futbolun Arka Bahçesi

Kupa Efsaneleri: Pelé & Ronaldo

Dünya Kupası/Mini Bar

Dünya Kupası tarihinin en başarılı ülkesi olan Brezilya‘nın dünya futboluna armağan ettiği iki olağanüstü forvet, So Foot’un listesinde 2 ve 4 numarada yer aldı. Pelé’yi doğal olarak hatırlamıyoruz, ancak Ronaldo 2002‘de milli takımımıza büyük acı çektirmişti.

So Foot, Dünya Kupası özel sayısından çevrilmiştir.

Pelé henüz 17 yaşındayken utanç ve pişmanlığa gark olmuş bir Brezilya’yı miras olarak devraldı. Sebebi ise Brezilya milli takımının 1950 Dünya Kupası finalinde tarihi Maracana stadyumunda paramparça olmasıydı. Uruguay’ın Brezilyalı futbolseverlerin kalbinde bıraktığı bu yara hâlâ açıktı sekiz yıl sonra da. Altın-Yeşil’in taraftarları adeta futbol gustolarını kaybetmişti. Futbolcular bir Avrupa ülküsünün arkasına saklanır olmuştu. Ancak Pelé buna devam edemezdi, genlerinde bulunmuyordu, çünkü ona göre futbol ginga’ydı: 16. Yüzyılda Afrika kökenli köleler tarafından geliştirilen bir dövüş sanatı olan capoeira’nın temel hareketi olan ginga, Brezilya futboluna da ilham olmuştu.

Bauru varoşlarından bir çocuk hiç beklenmedik bir patlama yaparak 1958 Dünya Kupası’nda (finalde ev sahibi İsveç’e duble yapmıştı) gol olup yağacaktı; ve bunu büyük ölçüde karakterine borçluydu. Zira Santos’lu forvet oldukça azimliydi ve kafası hayallerle dolup taşıyordu. Pelé yalnızca iki sene önce babasına Dünya Kupası kazanacağına dair bir söz vermişti. Zaman onu haklı çıkardı, hem de yalnızca bir kez değil, tam 3 defa Kutsal Kase’yi ülkesine kazandırmıştı. Çılgın driblingleri, istisnai tekniği, rakipsiz oyun hissiyatı ve rakip kaledeki soğukkanlılığıyla başardı bunu. Ancak Brezilya 10 numarası’na duyulan hayranlık sportif kazanımların ötesine geçmişti. Pelé, Brezilya’ya kimliğini, oyunun hazzını ve yaşama sevincini yeniden kazandırmış ve ülkesini tekrar yüceltmişti. Bugün bile Brezilyalı futbolcuları altın renkli formaların içinde gördüğümüzde sadece bir şey bekliyoruz: Eğlenmek! Pelé’nin bıraktığı miras sayesinde.

9 & 10

Sporda ve futbolda efsanelerle forma numaralarını sık sık ilişkilendiririz. Johan Cruyff 14 numarayı giyer; 23 ise Michael Jordan’a aittir. Ve eğer özellikle Brezilya’nın sarı formasının üzerine yeşil renkli ipliklerle işlenmiş 9 numarayı düşünürseniz aklınıza gelen isim Ronaldo’dur. Kulüp kariyerleri yükselişler ve düşüşler gösterse de, Fenomen’in forması Seleçao’da her zaman hazırdı. Olağanüstü bir Dünya Kupası futbolcusuydu. 1998, 2002 ve 2006’da attığı 15 golle kupa tarihinin en golcü ismiydi Miroslav Klose onu geçmeden önce. 1994 şampiyonu olan kadroda yer alsa da süre bulamamıştı, dört yıl sonra Fransa’da ise patlayıcılığı, müthiş klası, süpersonik bacaklarıyla attığı düğümler ve takımını finale taşıyan golleriyle dünyayı büyülemişti. Bunun ertesinde ise 2002 turnuvasının en iyi oyuncusu seçildi. En iyi zamanında şüphe uyandıran bir saç kesimine rağmen efsaneleşmeyi başardı; Rivaldo ve Ronaldinho’yla birlikte sarsıcı bir üçlü oldular. İki tanesi finalde Oliver Kahn’a olmak üzere 8 gol atarak altın ayakkabıyı kazandı. Haşmet saçıyordu. Ve tekrar belirtmekte beis yok; sakatlıklar olmasa bu sınıfın bile üzerine çıkacaktı kesinlikle.

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006
Başa Dön