Futbolun Arka Bahçesi

Kupa Efsaneleri: Maradona

Dünya Kupası/Mini Bar

So Foot, özel sayısında Dünya Kupası tarihine damga vurmuş 100 futbolcuyu sıralamış. Yazarları da bu efsanelere güzellemeler yazmış. Doğaldır ki itiraz edilecek seçimler var. Örneğin Suudi Arabistan’dan bile oyuncu girerken 2002 Türkiye takımından bir isim bulunmasını beklerdim listede. Aktif oyuncular içinde Messi 15, Iniesta 23, Cristiano Ronaldo 95 numarada. Portekizli yıldızın son performansıyla birlikte yukarılara tırmanacağına şüphe yok. 1 numaradan başlayalım ve turnuva bitene kadar birer ikişer paylaşmaya çalışalım. 

So Foot, Dünya Kupası özel sayısından çevrilmiştir.

Dünya Kupası denince akıllara gelen ilk oyuncu Diego Maradona. Yalnızca bu kadarı da değil, kupa tarihinin en yeteneklisi aynı zamanda en kirlisi; mutlak kahramanı ve en şöhretli sürgünü; hem meleği hem şeytanı. 1986’dan bu yana Arjantin’in kadim idolü, İngiltere’nin çifte celladı, 1990’daki turnuvada Napoli hariç bütün İtalya’nın düşmanı, finalde ise Almanya’nın kurbanı. Cehennemden çıkıp geldiği 1994 Amerika’da ise turnuvadan incitici şekilde ihraç edildi. Velhasıl, Diego’nun Dünya Kupası’na dair yaşamadığı şey yok. En coşkun gözyaşları, en büyük gülümsemeleri, en efsanevi golleri, en güzel duyguları… Kupa tarihine ilk adımını 1982’de İspanya’da düzenlenen turnuvada attı. Arjantin’in performansı göz alıcılıktan uzak olsa da Maradona, bitime beş dakika kala Brezilyalı Batista’nın karnına attığı sert tekmeyle karanlık tarafını göstermişti bile. Gördüğü kırmızı kartla başı eğik şekilde sahayı terk ediyordu; dört sene sonra muzaffer bir şekilde geri dönmek üzere.

1986 Arjantin kadrosu tarihin en çekici takımı değildi belki, ama yine de pırlantadan sayılabilirdi. Maradona dua etmiyordu, ve bu turnuvada Dünya Kupası tarihine geçmek için gereken her şeyi yapacaktı. Bilhassa orada sonsuza kadar kalmak için. Meksika’nın yakıcı güneşinin altında Maradona yarı-tanrı mertebesine yükseliyordu. Çeyrek finalde İngiltere’ye karşı güldestesinden iki gol çıkarmıştı: meşhur Tanrı’nın eli ve vahşi slalomu. Dahası sekans içinde heba olan İngiliz savunmacılarından Terry Fenwick’e göre Maradona efsunluydu: “Onu yavaşlatmak için kollarımı kullanmayı denedim. Fakat beni geçerken ‘bunu bir daha düşünme’ dercesine sertçe kollarımı indirdi. Tam da o anda hissettim ki o anı yaşıyordu. Bu onun maçıydı.” Bu gerçekten onun maçıydı zira Maradona sahip olduğu elmas değerindeki sayısız marifetlerini sergileme imkânı bulmuştu; önce etik dışı, sonra zarafet dolu bir gol atarak. Aşk ve şiddet, tüm bu ikilemin arkasında ise yalnız bir adam. Tıpkı bu iki golün karşıtlığı gibi. Bunlar yalnızca bir adama ait olabilir: Armando Maradona. Ve El Diego kimseye aldırış etmediyse bunun sebebi kimseye seçim şansı bırakmamasıdır. Fazla insan, fazla çelişkili, fazla bütün, fazla aşırı, hepsi bir yana fazla güçlü bir karakter.

En büyük kurbanı olan ve tarihi maçta İngiltere’nin kalesini koruyan Peter Shilton o günden bu yana hâlâ tam anlamıyla kendisine gelmiş sayılmaz: “Nasıl olduysa bir anda şimşek hızına çıktı ve biraz olsun yavaşlamadı. Tamamen saçmalıktı, idrak etmenin inanılmaz zor olduğu, müstesna bir şeydi. Normal şartlarda ya oyuncunun yörüngesinde (Messi’nin Getafe’ye attığı golde mesela); ya da vuracakmış gibi yapıp kaleciyi çalımlarken bir kırılma olur. O an sahip olduğu hızla dribling yaparken en doğal seçenek topu ayak içiyle hafif falsoyla sağ tarafımdaki direk dibine yuvarlamaktı; Thierry Henry bunu iyi yapardı. Bu sebepten o pozisyonda doğru yer tuttuğumu düşünüyorum. Vursa açıyı rahatlıkla kapatacaktım, top sürmeye devam etse savrulacaktı ve Messi gibi ekseninden çıkacaktı. Sanırım Maradona hem Messi’den hem de Henry’den çok daha güçlüydü. Buna inanmak zorundayız.”

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006
Başa Dön