Futbolun Arka Bahçesi

Kesişen Yazgılar Şatosu

Dünya Kupası

Fransa ve Belçika, 1986’dan sonra ilk kez birlikte Dünya Kupası yarı finalindeler. Üstelik bu kez birbirlerine rakip de oldular. Ancak konu bundan çok daha öte. İdoller, tercihler, hatıralar ve hedefler ile ilgili… Italo Calvino’nun kült kitabını çağrıştırıyor adeta.

Le Patron
“Küçükken onu televizyondan izlerdim, ardından aynısını internette yapmaya devam ettim, saatlerce onu seyrederdim.” Ufak bir çocuğun gönlünü kazanmış biri onun gözünde şekil değiştirir, normalliğini yitirir ve süper kahramana dönüşür. Cezayir’in bağımsızlık savaşından kaçarak Fransa’ya sığınan ailesi sebebiyle savaşın ve ezilmişliğin izlerini taşıyan Zidane’ye nazaran, annesi ve babası futbolcu olarak sporun içinde büyümüş elit bir çocuk olan Eden Hazard. Ancak ‘o’ bir süper kahraman. Ne yaşadığının, nasıl göründüğünün hiçbir önemi yok.

Eden Hazard’ın 1998 Dünya Kupası’nda Les Bleus’u desteklemesi kaçınılmazdı. Bir zamanın göçmeni Fransa’nın öncüsü olmuştu. Billboard’larda o vardı, en güzel forma onundu, tüm gözler onun üzerine çevrilmişti. Aslında turnuva boyunca maç kaybetmeyen iki takım vardı, biri daha sonraları Hazard’ın teknik adamlığını da yapacak olan Marc Wilmots’un sürüklediği Belçika ve hayranlığını gizleyemediği adamın takımı Fransa. Bir çocuk için oldukça basitti aslında kendinde olmayanı istemek. Kimse kusura bakmasın da Zidane gibisi de kimsede yoktu.“Allez allez allez” diye bağıran bir frankofon kadar Fransız’dı o yaz. Kapanış maçına kadar ağları sarsamayan Zizou, finalin ilk yarısında Brezilya’nın defterini dürerken, Eden’in yüzünü tebessüm kapladığından eminim.

Zidane’nin saçları dökülürken Eden büyüdü. 2004 yılında ‘o’ bu kez grup aşamalarını boş geçmedi. Üç gol attı ancak tarihin en can sıkıcı Avrupa Şampiyonu Yunanistan’a tek golle kaybedip elendi. Kendisini izlemekten geri durmayan Hazard 14 yaşında onun ayak izlerini de takip edecekti. Pılını pırtını topladı, Lille’ye transfer oluyordu. 

2006 ise tamamen sonun başlangıcı. Kafayı koyan Zidane ve kafaya koyan Hazard! Zizou’nun emekliliğinden yalnızca birkaç ay sonra Lille’de profesyonel oldu. 2010’a geldiğimizde Eden Hazard beklenen ilerlemeyi yapmış hatta pekiştirmişti, Ligue 1’de üst üste ikinci kez yılın en iyi genç oyuncusu seçildi. Zinedine ise yerinde sayıyor gibiydi, aynı sene içerisinde şunları söyledi “Materazzi’den özür dileyeceğime ölmeyi tercih ederim.” 

Hazard durmadı takip eden iki sezon, bu kez Ligue 1’de Yılın Oyuncusu oldu. Kendisinin Chelsea, Zidane’nin menajerlik kariyerleri şekillendikçe bizimkinin kahramanına olan mesafesi de azalmaya başladı. “2014 yılında Juan Mata ayrılır ayrılmaz José’nin odasına gittim ve 10 numarayı giyebilir miyim diye sordum. Benim için sorun yok dedi. Zidane benim idolüm yalnızca Real Madrid ya da Juventus’ta değil, daha öncesinde Cannes’da ve Bordeaux’da.”

2016’da Zidane, Real Madrid’in başına geçtiğinde Hazard-RM flörtü basına yansıdı. Hatta bu yaz Zizou’nun ansızın görevi bırakması, medyada gerçekleşmesi zor gözüken Hazard ve De Gea transferlerine bile bağlanmıştı. Eden Hazard 2012 yılında İngiltere medyasına verdiği ilk röportajında hayalinin Dünya Kupası kazanmak olduğunu söylemişti. Ne Premier League, ne Ballon d’Or, ne de başka bir şey. Bugün sırtında onun numarasıyla onun ülkesine karşı oynayacak. Ancak şundan şüpheniz olmasın, fırsatını bulduğu an, onun cephesine geçeceği kesin. 

 

Tuhaf
Fransa taraftarını ‘goool’ diye en fazla ayağa kaldıran adamın gidip Belçika’nın staff’ına katılmasından daha tuhaf olan şey ikilinin birbirlerine rakip olacak olması. Kimilerine göre Thierry Henry’nin UEFA A lisansını (Premier League dışında ve altyapıda görev almanızı sağlıyor) alma süreci bile şüpheli!

Ancak yerini bu kadar yadırgamak biraz abartı olabilir. Roberto Martinez’den önce Bundesliga futbol mantalitesine ilham olan adamlardan Ralf Rangnick’in adı menajer koltuğu için geçiyordu. Red Bull’un Amerika ayağında oynayan Henry’nin ismi o dönem de geçmişti. Oldu olmadı, sonuç olarak Belçika benchinde Arsenal akademisinden kopmuş bir Premier League efsanesi ve aynı ligde unutmak isteyeceği türden iki sezon geçiren menajer oturuyordu. Evet Martinez’in yanında Mikel Arteta kadar öğrenmeniz zor; yine de kendisi son derece detaycı ve rakip analizine ciddi mesai ayıran bir hoca. Bu kesinlikle win & win tarzında bir ilişki. Henry’nin hızla çıktığı kariyer basamaklarının karşılığında genç Belçika kadrosu üzerindeki etkisini düşünün!

Martinez kupa başlamadan verdiği röportajında “bu çocukların nasıl majör turnuva kazanılacağını gösteren jenerasyonları olmadı, bu yüzden de durum büyük bir bilinmezlik” diyordu. Problemi çözen adam Dünya ve Avrupa Şampiyonu. Premier League ve Şampiyonlar Ligi’ni aldı, eee geriye ne kaldı?

Son dönemde ‘yeni Henry’ furyasında başı (Clairefontaine çıkışlı olmasının ve Monaco formasını giymesinin de payıyla) Mbappé çekiyor. Henry’den fazlasıyla ilham alan bir golcü daha var. Romelu Lukaku kariyerinde kendisine bir şeyler katacağına inandığı birçok abisi ile aynı soyunma odasını paylaştı. Didier Drogba, Nicolas Anelka ya da Samuel Eto’o. Ancak özellikle Brezilya maçında gördük ki Henry abisinden bitiricilik, pozisyon alma ya da soğukkanlılıktan daha öte şeyler öğrenmiş. Lukaku’nun son maç kenarlarda oynaması aklıma Henry’nin Barça vakitlerini getirdi. Ufkunu açarak verimini yükselttiğine eminim.

Bu maç özelinde Belçika’ya verdiklerinden ziyade Fransa’ya hissettirdikleri daha mühim tabi. Olivier Giroud maç önü basın toplantısında güldüren ancak net bir ifadeyle; “yanlış kampı seçen Titi ile gurur duyuyorum” demişti. Karşı bankta oturan Didier Deschamps ile Henry en son 20 yıl önce Dünya Kupası yarı finaline çıktılar. Lilian Thruam’ın resitalini kutlarken birbirlerine sarıldılar, birkaç gün sonra ise kupayı kaldırıyorlardı. 

Henry eski kaptanı milli takım görevini aldığı günden bu yana ona güvendiğine işaret eden açıklamalar yaptı. 2014 DK öncesi çıkıp umarım Fransa kazanır demişti, 2016’da yine Deschamps’ı destekledi, Benzema’nın gelmesinin ortalığı bulandıracağını bile söyledi. Sonuçta kendi döneminin abisi Deschamps, Dünya Şampiyonu Fransa ve Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Marsilya’nın kaptanı. Zamanında konu ile ilgili koskoca Fransa Futbol Federasyonu Başkanı Noel Le Graet bile açıklama yapmıştı. Onun tezi baskın iki karakterin birlikte çalışamayacak olmaları. Le Graet’e göre halihazırda görevde bulunan Guy Stephen oldukça pasif. Bu turda Henry’nin etkisi Deschamps’ınkinin yanında sınırlı elbette. Yine de Belçika’nın altın jenerasyonu turu geçerse, Henry bu geceyi en az Fransa ’98 kadar hafızasına kazıyacak.

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006

Rus Salatası #5

Parti bitti, herkes gitti, dava düştü, konu kapandı. Bazıları için durum bu.
Başa Dön