Futbolun Arka Bahçesi

Black, Blanc, Beur

Dünya Kupası

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006 hayali Zinedine Zidane’nin kafa darbesinde erirken 2010’da dip yaptılar. Ardından ortaya çıkan yeni jenerasyonun potansiyelini ise sağır sultan bile duydu. Son Avrupa Şampiyonası’nda Eder’e teslim oldular, bu kez rakip Hırvatistan. Yarım kalan hesabı kapatma vakti.

İnsanlar genç yeteneklerle kutsanmış Fransa’nın ortaya çıkmasını bekliyordu. Finale dek ciddi sayılabilecek tek rakip olan Almanya ile karşılaştıkları, tarihin izlemesi en sıkıcı EURO’larından birinde, üstelik evlerinde final oynamaları beklentileri karşılamadı. Öyle ki Fransız gazeteci Daniel Riolo’nun Dünya Kupası öncesi yaptığı ankette (sizce milli takım izlemek keyif veriyor mu?) Fransızlar’ın % 60’ı oynanan futboldan memnun değildi. Riolo işleri bir adım daha ileri götürdü ve Fransa takımı ile taraftarlar arasındaki ilişkiyi -çirkinleşerek- şöyle açıkladı; “bu durum karısıyla 20 yıldır evli olduğu için konuşmaktan usanmış bir adam gibi. Arjantin maçı ise tutkuyu geri getirdi.” Dünya Kupası’nı Arjantin, Uruguay, Belçika ve Hırvatistan yolundan geçerek alırlarsa işte o zaman olur bu iş.

Tutkuyu geri getiren gençlerden biri de Kylian Mbappé. O, yetiştiği banliyölerin ilham kaynağı. Yeteneğinden şüphemiz yoktu, özgüven olarak da tamam artık. Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk sezonunda 9 maçta attığı 6 gole rağmen başlarda bazıları bunun dönemsel olduğunu düşündü. Arjantin maçında yaptıkları yaşını aşan cinstendi ve ne denli müstesna bir futbolcu olduğunu bir kez daha kanıtladı. Fransız spor medyasının hayalı yazarlarından Vincent Duluc (2 temmuz tarihli L’Equipe makalesinde) Mbappé’nin Arjantin karşısında gösterdiği tarzda bir one-match show’u Michel Platini veya Zinedine Zidane’den dahi görmediğini yazmıştı. Uruguay karşısında ise sahneye Antoine Griezmann çıktı. Bir gol ve bir asist ile Fransa’nın yarı final yürüyüşünde üzerine düşeni yapmıştı. Euro 2016’dan bu yana oynadığı 29 knock-out maçında 22 golü var. Tam olarak buraların oyuncusu! Belçika maçını ise -tıpkı birkaç gün önce Varane’nin yaptığı gibi- Samuel Umtiti çözdü. Yaptığı gol sevincini ise halen çözemiyorum. Dider Deschamps’ın oturttuğu savunma öncelikli sistem sıkça eleştirilen, izlerken ise sıkan türden. Matuidi’nin 11’e yerleşmesi ile bu takımı göbekten delmek çok zor, stoper tandemi hava trafiğine izin vermiyor, Pavard’ın stoper hafızası da işin içine girince Fransa’yı yıkmak için en makul yerin -Hernandez’in oynadığı- sol kanat olduğu görülüyor. Geri düşmeleri durumunda Deschamps’ın iki hamlesi ile oldukça ofansif ve baskılı oyuna da geçebilir. Buralarda ihtiyaç duyulacak isimler kupayı çoğunlukla kenardan izleyerek geçirdi. Bu takımı diğerlerinden ayrıştıran, çok geniş, alternatifli ve kozmopolit oyuncu grubu.

Patrick Vieira, 2018 model takımı 20 yıl önceki Fransa’ya benzetiyor. Karşımızda farklı tip oyunculardan kurulu bir ekip var, tıpkı bizim 1998’deki takım gibi diyor. Ülkedeki bir hip-hop grubunun da ismi olan “Black, Blanc, Beur” turnuva döneminde Fransız taraftarların tezahüratı olmuştu. Örneğin Vieira’yı ‘black’, Petit’e ‘blanc’ ve Zidane’yi ‘beur’ olarak anabilirsiniz. Turnuva öncesi gına getiren ‘bu takımın reisi yok’ sohbetlerini şimdi tekrarlayalım. Bu kimin takımı? U-20 Dünya Kupası’ndaki tarzda bir liderlik bekledikleri “the Black” Pogba’nın mı? Büyük maçların adamı “the Blanc” Griezmann’ın mı? Ya da Cezayirli bir anneden dünyaya gelen ve çılgın atan “the Beur” Mbappé’nin mi? Takımlar Dünya Kupası gruplarından çıktıktan sonra kupayı kaldırana dek dört maç oynuyor. Fransa’yı her turda ayrı bir yıldızı taşıdı. Finaldeki soru ise; bu kez sahneye kimin çıkacağı.

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Rus Salatası #5

Parti bitti, herkes gitti, dava düştü, konu kapandı. Bazıları için durum bu.
Başa Dön