Futbolun Arka Bahçesi

Tottenham

6×8: Tottenham Hotspur

Premier League

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; City ve Liverpool tamam da Chelsea ne alaka? Arsenal seriye bağladı, Tottenham’da da sağlıklı orta saha kalmadı. Tüm bunlar olurken hedefte yine o vardı; Manchester United. Sırada Spurs ve birtakım sorunları var!

Bu sezon kariyerimin en büyük meydan okuması olacak.” Mauricio Pochettino bu sözlerle başlamıştı. Taraftarlar adına da durum farklı değil; yeni stadyum yetişmedi ancak kombine fiyatlarına zam yapıldı. Tek transfer yapılmamışken üstelik! Tottenham (United gibi) sportif direktörle çalışmıyor. Belki de yaz sürecinde Daniel Levy etkilenebilir; teklif gelen Rose, Sissoko, Dembélé gibi isimlerin en az birinden vazgeçilir ve oradan gelen parayla kadro update edilebilirdi. Geçenlerde, başlığı “Kupa yok, yatırım yok” olan bir yazıya denk geldim. Tottenham’dan mı bahsediyor diye açtım ancak Mike Ashley/Newcastle United çıktı. Yaa neler var, sen daha şikayet et! Spurs’un rotasyonu derin değil yine de İngiltere milli takımının iskeleti olmaları, oturmuş ve uyumlu oyuncu topluluğu gibi faktörlerle avunabilirler. Ancak takımın ne uzar ne kısalır görünümü gelecek yaz yıldızlarını (belki de menajerini) takımda kalmaya ikna etmeye yetecek mi? “62 bin kapasiteli stadyum yaptık kardeşim, maaşını da pound üzerinden yatırıyoruz işte! Dalgası dümeni bir yana realistik bakınca çıta Şampiyonlar Ligi potası, ilk üç ise hedeflenenin ötesi gibi görünüyor şu günlerde. Gerçi bir an gaza gelip beklentileri aşacaklarını düşünmedim değil. Liderin yalnızca iki puan gerisinde olsalar da mevcut şartlar altında hedeflere ulaşmak hiç kolay görünmüyor.

Kafayı takmam, ben adam olmam;
Tottenham sezona yorgunluk, takım halinde düzenli çalışamama gibi sorunlarla girdi. Old Trafford’da Manchester’a 3 attılar (işte burada gaza geliyorum) ve sezona üçte üç ile başladılar. Watford ve Liverpool mağlubiyetlerinden sonra bir üçte üç daha yaptılar. Böyle bakınca fiyakalı durabilir ancak ilk 12 sıra takımları arasında yalnızca United’ı yendiler. Savunma hattı yakışıklı takımın; dribbling yapabilen Jan Vertonghen, ayağa menzili yüksek paslar atabilen Toby Alderweireld, defansif orta sahadan kırma kısa ve isabetli oynayan Davinson Sanchez, Pochettino’nun stoper oynamayı kabul etse bir kat daha seveceği ama orta saha mevkiinden vazgeçmeyen Eric Dier… José Mourinho bunlardan birine sahip olmak için, üç ay basına demeç vermemeyi kabul ederdi sanırım. Ancak bir mesele var ki net olarak Watford maçında kendisini fark ettirdi ve sonra da istikrarlı şekilde devam etti: Çılgınca kafa golü yiyorlar! 7’de 5! Cardiff, Burnley ve Newcastle gibi lige yön veren güzide kulüplerimizin önünde zirvedeler. Hatta sadece İngilere’de değil Avrupa’nın baş üstü diğer dört liginde de. Stoperlerin boy ortalamasının kafaya oynayan takımlardan bir eksiği yok. Hani Arsenal’in mevcut tandem ortalaması gibi 1.80 değiller yani. Duran top savunma planı başlarını ciddi sıkıntıya soktu. Watford ertesi Liverpool’a kaybederken açılış tarifesi yine kafayla oldu. Ve birkaç gün sonra Inter’e son saniyede kafa golüyle kaybettiler. Aslında bu üç maçlık sekansı bu kadar basite indirgemek de güç.

Tottenham’ın bu ay açılması beklenen yeni stadyumu

Zor, çok zor yonca;
Burada öne çıkan bir diğer nokta ise dar rotasyon. Özellikle son dakikalarda öndeyken Inter karşısında top tutamamışlar ve göz göre göre kaybetmişlerdi. Christian Eriksen bu takımın beyni. Pozisyonu için bu ligin en özel oyuncularından. Birkaç rakibi oyundan düşüren kilit pasından yalnızca saniyeler sonra geri koşarak rakibinin ayağından top alabiliyor. Takımının birçok maçında en çok koşan adam olabiliyor. Yine de oyununda seviye atlamasını beklediğim bu adam sezona oldukça vasat girdi. Öte yandan Roberto Martinez bu yaz hemen her Belçikalı’ya iyi gelirken, Dembélé halen kendi bulamadı. Takım da topların savunmadan hücum bölgesine güvenli taşınması için Eriksen’in oyun içinde fazlasıyla derine gelmesine ihtiyaç duydu. Hâl böyle olunca da asıl bölgesinde yaratıcılık işi havada kaldı. Yaratıcılık sorununun sebeplerinden biri de Dele Alli’nin golle başladığı sezona sakatlıklarla devam etmesi. Alli’siz Tottenham çok daha öngörülebilir bir oyun oynuyor. Genç İngiliz sürpriz topsuz koşular, tempoyu arttırma ya da ters direkte gol tehdidi olma unsurları taşıyabiliyor. Pochettino, Alli’nin Fulham maçındaki yokluğu sırasında Lucas Moura’yı ileri uca atarak çift forvete geçti. Üçlü ve dörtlü savunmayla oynadığı bu dizilişi sık sık kullanıyor. Sonuçları alsa da orta sahadan beklediği alamayan takım Lucas Moura ve Harry Kane’in ayaklarına bakar oldu. Moura, geçen sezon devre arası gelmiş ve bu yaz itibariyle form tutmuştu, bir nevi yaz transferi. Fulham ve United’a muazzam iki gol atsa da kendisinin en iyi becerisi hiçbir zaman bitiricilik olmadı. Ağustos lanetini kıran Kane ise bu sezon normalden çok daha az deniyor. Maç başına 2,63 şut girişiminde bulunuyor ve bu rakamı son üç yılın açık ara en düşük sayısı. Yorgun mu, formsuz mu derken yeteri kadar beslenmiyor mu sorusu geliyor akıllara. Geçtiğimiz hafalarda Eriksen’in de sakatlanması Tottenham’ın bu ligin en kabız takımına topu bırakmasına kadar gitti. Yukarıda bahsettiğim gibi Dembélé-Dier ikilisi iyi günlerinden uzakta seyir halindeler. Huddersfield maçında %47 ile topla oynayabildiler. Rakip kendi antrenmanında dahi %50’nin altında kalır be! Kimileri için kriz anlamına gelen anlar diğerleri için fırsat demek olabilir. Revire dönen orta sahada Harry Winks, Cardiff maçında 11 başladı. Genç adam hafta arasında İngiltere milli takımında forma giymenin özgüveni ile de dönüyor PL’ye. Geçen yıl Modric-Kross ikilisine karşı gayet iyi oynadığı Real Madrid maçı hafızamda. Dier’ın yanına Sissoko ya da Wanyama’yı koyduğunuzda takım ciddi şekilde yavaşlıyor. Winks gereken akıcılığı sağlarsa formayı kapabilir.

Spurs genelde sezonun ikinci yarılarında vites arttırır. Ağustos’ta maç başına 1,4 olan puan ortalaması, Mart ayına geldiğimizde 2,6’lara çıkar. Aman iş işten geçmesin de. Fikstürleri hiç ama hiç kolay değil, sakatlar fazla ve seçim yapmak şart. En başından beri bu seçim gerekliydi zaten; ŞL mi PL mi? Haplardan birini seçmen gerek! Devler liginde zor gruba düşüp ikide sıfır da çekmişken lige konsantre olmak mantıklı. Kane ve Winks’in sorumluluk alması işlerini şu periyotta kolaylaştırabilir. Halihazırda Kevin Trippier gibi Gareth Southgate ile kendini bulmuş, sağ kanadı otoban yapmış ve her duran topun başına geçmeye başlamış formda bir adam da var. Pochettino’nun evladı olduğu için kredisi fazla olan Eric Lamela ve geçen sezonu bir an olsun hatırlamayı başarırsa skorbordu değiştirebilecek olan Son Heung-Min de sakatlar dönene dek verim vermeli. Yine de bu iş çok zor yonca. Bu takım nasıl üç ay boyunca transfer yapmadan durur!

Son Yazıları Premier League

6×12: B Sınıfı

2018’in son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun en

6×12: Chelsea

Takvim  yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Liverpool

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Manchester City

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×8: Arsenal

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da
Başa Dön