Futbolun Arka Bahçesi

6×8: Manchester City

Premier League

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; City ve Liverpool tamam da Chelsea ne alaka? Arsenal seriye bağladı, Tottenham’da da sağlıklı orta saha kalmadı. Tüm bunlar olurken hedefte yine o vardı; Manchester United. Sırada Manchester City var.

Geri Adım;
Ligin an itibariyle üç lideri var ancak averaj, maveraj en üst sıra City’nin. Pep Guardiola devamlı olarak gelişiminden bahseden bir menajer, son hafta değişimden de bahsetti. Bunu direkt olarak söylemedi ama bizler Liverpool maçında alelen gördük. Liverpool’a karşı iki kanadı orta saha bandına çekerek, topun arkasına geçip bir nevi 4-4-1-1 oynadığı anlara tanıklık ettik. Bu adamın çektiği otobüs de ancak bu kadar olur. Tam 62 dakika boyunca rakip kaleye şut atamadı maviler. Guardiola’nın City dönemindeki en uzun sekansı, oyun içinde efektif olamadıkları sayılı dönemlerden biri. İşte işin en ilginç ve heyecan verici tarafı! City, bu maçla birlikte mental olarak da Liverpool’u yarışa dahil etti. Geçen sezon oynanan üç maçın da etkisi ile rakibe alternatif üreten Guardiola, penaltıyı atsa istediğinden fazlasını da almış olacaktı. İsteğinin bir puan alması değil ilginç olan, çizgisinin dışına çıktığı anlar izlememiz. İspanya’nın 4. liginde dahi aynı sistemde ısrar eden menajerin ve geçen sezonu rekorlarla kapatan takımını bir anda alaşağı edemezsiniz. Yine de onları sistemlerinin dışına çıkartmak da hiç fena değil. Bu Liverpool’a, ligin tepesindeki takıma alt etme adına hayaller kurdurabilir. Liverpool’un bu denli top yatığını görmek, özellikle Pep’in şu cümlelerini düşününce daha da ilginç hale geliyor. “Bazen iyi gitmediğinde değiştirmeniz gerektiğini söylerler. Hayır, geliştirmelisiniz”. Bu tercihin Kevin De Bruyne’un yokluğu ile alakası olduğunu da sanmıyorum. Çünkü Guardiola’nın “çekindiği” alan vermeme durumu, yani işin savunma tarafı. Bizler için üzücü kısmı ise geçtiğimiz sezon düellolara sahne olan Manchester City – Liverpool maçları artık daha sıkıcı hale gelecek gibi görünüyor. Bu arada aynı oyunun M. City’ye avantaj sağlayacağı günler uzak değil. Bu sezon Brighton’a attıkları ilk golde olduğu gibi, istediklerinde Liverpool’un oynamasından çekindikleri oyunun aynısını sahaya yansıtabilecek kadro yapısına da sahipler. Şampiyonlar Ligi’nin ilerleyen turlarında eldeki hızlı hücumcular ve daha direkt futbol ile Guardiola, uzun süredir görmediği kupay için daha fazla ümitlenebilir.

İlk 8 haftada kaliteli pas ayaklarına sahip ekiplerin de Guardiola’nın tadını kaçırdığını gördük. Wolverhampton, liderin diğer iki puanını -Boly’nin golüyle- haksız olarak çalmış gibi görünse de orta alan baskısı ve hızlı forvet oyuncularıyla oynayan takımların, onları iyi besleyebilen merkez bölge oyuncularının kaliteleriyle Manchester City’i zora sokabileceklerini bizlere gösterdi. Nitekim bir ay geçmeden Lyon da benzer şekilde fişlerini çekiyordu. Bu maçtan günler önce Pep Guardiola’nın, sabırlı possession oyununu kararlı şekilde oynamaya çalışan Fulham’a karşı gayet net bir skor olan 3-0’lık sonuca rağmen takım performansından rahatsız olduğu medyaya yansımıştı. Zaten kalan fikstürde de, (sezon başında henüz hemen hemen hiçbir şeyi oturtamamış Arsenal maçı hariç) topla ilişkisi olan hiçbir takımla oynamadılar. Bu periyotta 15 gol atıp, 2 gol yediler. Kendilerine karşı hücum cesareti göstermemenin zerre mantıksız olduğunu kanıtladıkları bölüm de tam olarak burası işte. Elbette bunun bir balansı olmalı, devamlı kapalı savunmalara karşı izlesek de kendilerini ligin en ciddi kontratak takımı sonuçta. 

Bernardo ve Benjamin;
Birkaç oyuncu performansı; zirveyi Bernardo Silva alır. Kevin De Bruyne’nin sakatlığı ile dakikaları artan Portekizli, göbekte ne denli verimli olabileceğini kanıtladı. Sebebi ise Monaco’daki rolünün (Jardim’in 4-2-2-2’sinde) kanat olmasıydı. O bölgenin ihtiyaçlarını özümsemişti bu durum empatiyi de beraberinde getirdi. Arkadaşlarını tepeden daha iyi besledi. Guardiola onu yer yer 3-5-2 ya da 4-3-3’ün sağına attı. Belki verimliliği düştü ancak sırıtmadı, çünkü Fransa günlerinden buna alışkındı. Oyununu çeşitlendirebileceğini, ikinci yılıyla beraber adaptasyon sorununu çözdüğünü gösterdi. Guardiola dahi ilk sezonunda zorlanmıştı, Bernardo’nun ikinci yılında kendini bulması çok normal. Şu sıralar ise aynı bocalamayı Riyad Mahrez yaşamakta. Sterling’in Guardiola ile yaşadığı heyecan verici gelişime Bernardo’yla da tanık olacak mıyız acaba?

Geçen sezona nazaran aynı dönemde üç gol daha az atsa da Raheem Sterling’in formda göründüğü, Leroy Sané’nin ise sezon başı yaşadığı sıkıntıları aştığı City’de henüz girdaptan çıkamayan bir futbolcu mevcut; Benjamin Mendy. Kendisi birkaç bilinmeyenli denklem mi, yoksa Pep için alternatif anlamına gelen bir çözüm mü, bunu anlamak için biraz daha zamana ihtiyacımız var gibi gözünüyor. Şöyle ki Guardiola’nın, Marti Perarnau imzalı, ‘Pep Confidental’ kitabında şu sözler yer alıyor: “Topu oyunu yıktığımız tarafın tersine hızlıca çevirerek bulduğumuz pozisyonlar, beklenmedik anda atılan bir yumruk gibi.” Bence rakibi knock-out etme yolunuz bu ise Benjamin işinizi kolaylaştırabilir. Kendisi geçtiğimiz yıl -zorunluluktan başvurulan- Fabian Delph seçiminin tam tersi. Delph (ya da yerine seyrek de olsa oynayan Oleksandr Zinchenko) bir orta saha ve takımın hücum yaparken -Fernandinho’nun yanına gelerek- 2-3-2-3 ya da 2-3-5 dizilmesine imkan sunuyor. Bayern’deki Philip Lahm’lı sistemden aşinayız. Mendy ise kendi koridoru olan solda çizgiyi çok daha efektif ve dibine kadar kullanan bir isim. Oyuna tempo katması ve takım boyunu enine genşletmesi gibi artılara sahip. Dribbling, isabetli pas, başarılı orta gibi opsiyonları ile kanatlara bile back-up olabilecek türden bir oyuncu. Ancak o var ise Sané yok, ikisi hiçbir zaman beraber 11 başlamadı. Önündeki ismi içeri kat ettirmek zorunda bırakması Sané’nin özgürlüğünü de kısıtlıyor elbette. Mendy’nin bir takım disiplinsiz hareketlere yatkınlığı da sezon başındaki formuna yapılan “formayı kaptırmaz” fikrinin yok olmasına sebep oldu.

Son olarak, rotasyondan beslenen Guardiola’nın, Fernandinho’yu ve David Silva’yı bir türlü dinlendirememesi, yaşı 32+ olan iki futbolcu için ilerleyen haftalarda problem yaratabilir. David Silva, KDB’nin sakatlığından ötürü fazla süre aldı. Fernandinho’nun ise yedeği yok. Rahatlayan maçlarda John Stones’u oraya attı fakat kalıcı çözüm olmaktan uzak görünüyor. Chelsea maçına kadarki 7 haftalık (deplasmanda Spurs ve içeride M. United maçları olsa da) lig fikstürleri için  nispeten zor diyemeyiz. Bu periyotta esas önemli olan Şampiyonlar Ligi performansları.

Son Yazıları Premier League

6×12: B Sınıfı

2018’in son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun en

6×12: Chelsea

Takvim  yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Liverpool

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Manchester City

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×8: Arsenal

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da
Başa Dön