Futbolun Arka Bahçesi

6×8: Chelsea

Premier League

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da Chelsea ne alaka? Arsenal seriye bağladı, Tottenham’da sağlıklı orta saha kalmadı. Tüm bunlar olurken hedefte yine o vardı; Manchester United. Büyük 6’dan ufak ufak notlara Chelsea ile başlayalım.

Akıl Oyunları;
Evet hâlâ çok yeniler. Evet hâlen sisteme tam adapte olamadılar; ancak Maurizio Sarri’nin yaşından da mütevellit, saha dışında da bir tarzı mevcut. Geldiği ilk günden beri rakiplerinden fersah fersah geride olduklarından bahsediyor, ki haklı da! Ancak bu yaklaşımın, sekiz haftayı liderlerden biri olarak geçmelerinin -Hazard ile beraber- ana etmeni olduğunu düşünüyorum. Sezon başı ‘ilk dört yapamaz’ diyen gazetelerden, beklentiyi düşüren Chelsea camiasına kadar herkes olumlu görüşe sahip. Sarri-ball varyasyonlarının direkt oyundaki etkisini Cardiff ve Liverpool’a atılan ya da rakip için ızdıraba dönüşen 30 pas sonrası gelen gollerde (Southampton maçının son golü) görebiliriz. Ancak bu adamın her daim üçgenlerle bezediği tarzında en çok hoşuma giden şey savunma çıkışları. Aut atışında stopere yakın pas, olmadı! Stoperler kaleye paralel şeklide hareketlenir, bekler boşa çıktı, kaleci onlara uzun oynar… İlk istasyon tabii ki Jorginho! Etrafında üçgenler… Diğer iki orta saha Kanté ve Kovacic çizgilere yaklaşarak savunmalarını beraberinde taşır, orta alanda boşluk yakalanmıştır. Hazard ve Willian dribblingleri veya pas opsiyonları ile bu boşluklardan faydalanır, üçgenler! Bu arada çoktan rakip kalenin önüne geldik bile…

Kendisinin Napoli’deki sisteminde en az Jorginho kadar Kalidou Koulibaly’nin de önemli olduğuna inananlardandım. Buranın Koulibaly’si olan David Luiz ise bildiğiniz gibi; muazzam sezonlar oynamış, istikrar sıkıntıları yaşamış, yeri gelmiş hoca yemiş ancak bir buçuk yıl öncesine dek dünyanın en pahalı stoperi ünvanını taşımış biri. Daha önceleri kendisini defansif orta saha olarak kullanan menajerler olmuştu (başta Rafa Benitez); Sarri ise Brezilya kumaşından orijinal mevkisinde verim alıyor. Luiz’in zaaflarını değiştirmek zor, tıpkı rakip defans hattının aklını alan 40 metrelil pasları gibi. Sarri’nin direkt futbolunda mesafeleri böyle kat etmek de var. Ligin ilk çeyreğine baktığımızda, Arsenal maçının ilk yarısı ve Liverpool maçının ikinci yarısında topu rakibine vererek tarzının dışına çıktığını da gördük. Bu dönemleri ufak nikotin krizleri geçirerek atlattı. Kendisine karşı kapanan takımlar arasında yalnızca West Ham önünde sıkıntı yaşadı. İşte bu gibi alan ve gol bulamadığı maçlarda eksik olan parça Koulibaly değil Marek Hamsik. Londra Stadyumu’nda Senegalli stopere o kadar da ihtiyacı olmadı ama Slovak futbolcudan faydalanmayı çok isterdi. Olağandan daha önde izlediğimiz Kanté’nin yeni rolündeki savunma efektifliği düşük. Ancak kaptırılan toplar sonrası hücum presi ilk yapan oyunculardan olması (bkz: Soton ilk gol) yeni sürümünün en verimli tarafı. Yine de orta alanın hücuma etkisi yeterli mi? Jorginho yemeğini kısık ateşte pişiren şef misali… Takımın ritmi ve temposu onun ayaklarında. Orta saha üçlüsünde yırtık davranarak skora katkı vermesi gereken forma ise Mateo Kovacic’in üzerinde. Sırp oyuncu pas oyununda kusursuza yakınlığı, ceza sahasına yaptığı serseri koşuları ve boş alanları dribbling ile değerlendirmesinin dışında sol blokta Hazard ve Alonso’nun pek iplenmediği savunma görevini üstleniyor. Ancak kendisi son üç sezonda yalnızca bir gol atabildi! Sezonları double-double ile tamamlayan Marek Hamsik’in yanında laf değil. İşte tam da burada sinsice sıranın kendisine gelmesini bekleyen ve o bahsettiğim yırtık tanımına da uyan bir arkadaş var: Ross Barkley, Lig Kupası’nda oynadığı Liverpool maçını ligde telafi etti. Skorer yönü çok daha kuvvetli olan Barkley için de sıkıntı tam zıt tarafta. Sezon başında Ruben Loftus-Cheek ile aynı oranda şansı olduğuna inanıyordum, şimdi ise Ruben’in yerine İngiltere milli takım formasını giyiyor. Son haftaki asisti öncesi yaptığı pres ilk 11’den kopmaması adına en önemli gereklilik. Buna rağmen hücumda pasör özelliği konusunda istikrara ihtiyacı var. Bu koşulları sağlarsa Kovacic’in gösterişsiz ancak doğru oyununu, gösterişli ve gole yakınlığıyla unutturup sahneyi devralabilir. Bu da Sarri için Hamsik sorununu çözmesi anlamına geliyor. Ancak yine de İtalyan taktisyen daha büyük sorunlar ile uğraşabilir!

“Hayattan Rengi Alın, Geri Neyi Kalır Ki?”;
Alkole mi bağımlısın? Ellerinin titrediğini görür gibiyim. Ooo annem!  İlgiye de muhtaç olabilirsin. Beğenilmek, takdir edilmek, “ben” diyen alter egonun beslenmesi mi lazım? Bir türlü bırakamadığın sigarayı da yazayım hadi. Chelsea’nin durumu da farklı değil hani. Maviler’in merkezinde de Eden Hazard var işte. Bir türlü terk edemediğin manitan misali, ama gönlünde başkası vardır belki. Chelsea-Hazard-Real üçgeni, üç bilinmeyenli denklemin temeli! O veya bu sebepten Belçikalı yıldız kontağı kapatırsa Chelsea nasıl yol alacak? Orta sahadan bahsettim. Avrupa’daki tüm başüstü takımlar arasında gol atma konusunda ki en verimsiz iki santrfora da sahipler (öyle ki Alonso daha büyük gol tehdidi). Makine değil ya bu adam kardeşim! Gol atamadıkları tek maç olan West Ham hariç tüm karşılaşmalarda gole katkı sağladı Hazard. Sekiz haftada 7 gol 3 asist yaptı. Rakipleri ona türlü türlü çareler arıyor. Benitez, Mohamed Diame isimli kasapla kendisini maç boyu tekmeletti. Neil Warnock ise Cardiff maçı öncesi “Hazard’ı tekmeletecek değilim, insanlar bunu yapıyor ancak ben yapmayacağım. O oynamak istiyor ve ben de buna saygı duyuyorum” dedi. Ertesi gün 4 yedi, Hazard hat-trick yaptı!

Peki etkisiz kaldığında kim sorumluluk almalı? Şu kısırlıkta Willian-Pedro rekabeti işe yarar duçruyor. Pedro’nun geçmişinde possession oyununun kralı var. Bu durum Willian’a karşı en büyük artısı. Bir ara lakabı ‘süper yedek’e çıkan Brezilyalı futbolcu içinse Olivier Giroud büyük şans. Çünkü Giroud, üzerine topla hareketlenen futbolcular için muazzam bir duvar olabiliyor (Hazard’a da çok yapıyor). Bu yardım ve bireysel yeteneği Willian’ın oynadığı topu daha yakışıklı gösteriyor.

Sonuç olarak kapanan savunmalara karşı Hazard’ın dribblingleri dışında Ross Barkley ile alternatif üretir, yine Hazard’ın tek başına çektiği gol yükünü bir başka ileri uç oyuncusuna paylaştırabilirlerse puan tablosunun tepesinde var olma şansları artacaktır. Ancak aksi senaryoda tepetaklak olabilirler. Unutulmasın, Hazard 14 gol 8 asist ile geçirdiği ve Chelsea’nin şampiyon olduğu (2014/15) sezonun akabinde, yıl boyu sadece 7 gole katkı verebilmişti.

Son Yazıları Premier League

6×12: B Sınıfı

2018’in son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun en

6×12: Chelsea

Takvim  yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Liverpool

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Manchester City

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×8: Arsenal

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da
Başa Dön