Futbolun Arka Bahçesi

6×12: B Sınıfı

Premier League

2018’in son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun en sert dönemine gireceğiz. Ara karnelere güncellemeler yaptık. Bir adım geride görünen Arsenal, Manchester United ve Tottenham’da son durumlar nasıl, bir bakalım.

Merkez;
Premier League
’de ekim ayında verilen üç ödülün ikisi Topçular’a gitti. Ayın golü Aaron Ramsey’in olurken, ayın futbolcusu Pierre Emerick-Aubameyang’dı. Gabonlu üç maçta 5 gol attı. Üstelik iki maçın son bölümünde oyuna kenardan dâhil olmuştu. Arsenal bu periyodu 7 puan toplayarak geçirdi. Ay döndü, Kasım geldi, mevsim kış oldu; henüz galibiyet alabilmiş değiller. Ancak hala iyi yoldalar, gelişiyorlar ve seyretmesi çok keyifli bir takımlar. En azından ikinci yarılarda… Kabullenmeme var Arsenal’da. Geriye düştüğü maçlarda en çok puan alan takım! Yine de yalnızca onlar ve Cardiff henüz ilk yarıları önde bitirememişler. Bu formu dayanıklılık, fizik-kalite, Unai Emery’nin oyun içi hamleleri gibi faktörlere dayandırabiliriz ama ilk yarı performanslarını nasıl açıklayacağız? Geçenlerde Emery’nin, Romain Molina imzalı kitabı ‘El Maestro’nun İngilizce edisyonu çıkmıştı: “Futbolculuk döneminde baskıdan ötürü anksiyeteler geçirdiğim olurdu. Böyle zamanlarda duygularımı yönetmeme yardımcı olacak bir menajere ihtiyacım vardı.” gibi özeleştirilerin yer aldığı samimi bir kitap. Şöyle bir bölüm var; “Menajerlik kariyerimde psikoloji, grup yönetimi ve pedagoji üzerine çok fazla okudum.” Bu cümleler bir ipucu olabilir mi? Devre arası team talkları mı acaba Arsenal’in iki devresini gece ve gündüz gibi ayıran birbirinden? beIN Sports sağ olsun sorduk bunu Emery’e, cevaplar umarım.

Geride kalan dört maç Emery’den çeşniler sunmaya devam etti. Arsene Wenger’in İngilizler üzerine kurduğu ve ‘British Core’ (Çekirdek İngilizler) olarak adlandırdığı sistemin takımda kalan son üyesi Aaron Ramsey’in, Mesut’un kontratını işaret etmesi, Emery’nin Galli oyuncuya benchi işaret etmesiyle alakalı olabilir mi? Olabilir. Leicester maçına yedide yedi ile gelen Arsenal’da İspanyol menajer galibiyet serisinde hiç başvurmadığı sistem ile sahaya çıkmıştı. Ramsey kenarda, Mesut 10 numara. Oyunun merkezindeki Mesut Özil, topa her zamankinden çok dokundu ve izleyenlere resital sundu. Sonraki iki maç ise ortalarda gözükmedi. İki cümlelik kariyer özetini okudunuz.

Wolves maçında Ramsey’in kızağa çekilmesi probleme sebep oldu. Arsenal bu maçın ikinci yarısında ilk yazıda da bahsettiğim bir nevi 4-4-2’ye (4-3-1-2 gibi de okuyabilirsiniz), yani çift forvete döndü. Auba-Laca varken şaşırtmadı. Şaşırtan Xhaka-Torreira-Mesut üçgenine yaptığı Guendouzi eklemesiydi. Sahada Ramsey yoktu ancak onun bu yıl en iyi yaptığı şeylerden biri olan topsuz ceza sahası koşusuna takımca ihtiyaç duyuyorlardı. Yarı devrede yakaladıkları en önemli üç pozisyonda da merkez orta sahaların hücum bölgesine yaptığı koşular vardı. İlk olarak Granit Xhaka yaptı bunu ve tehlike yarattı, ardından Lucas Torreira ve oyuna girmesinin ardından da Ramsey (gol de bu koşu sonrası kazanılan korner ile gelmişti). Emery maçın son bölümünü 4-2-4 gibi oynadı. Tıpkı Liverpool karşısında olduğu gibi ihtiyaç duyduğunda tüm silahlarını kullanmaktan vazgeçmiyordu.

Torreira sahada/dışarıda (OPTA)

İspanyol menajer yalnızca formasyon ile değil Lucas Torreira’nın koduyla da oynadı. Liverpool maçında takım arkadaşlarını tetiklerken izlemiştik onu. Top kazanma alışkanlığı, yanındaki Xhaka’ya tesir etmiş ve İsviçreli, Arsenal formasıyla en iyi maçlarından birini çıkartmıştı. O gün orta sahaya da bu sebepten hükmettiler. Bu kez Emery’nin planları farklıydı. Wolves maçı soyunma odasından döndüklerinde Torreira’yı yeni Kante gibi tanımlamıştı. Çok daha özgür ve kaleye yakın! Maçı izlerken bunu anlamlandıramadım ancak eski tarihli bir Sky Sports makalesini hatırlayınca taşlar yerine oturdu. Ülkesinde Montivideo Wanderers’te oynarken kendisine antrenörlük yapan Marcelo Piriz’in ifadeleri şöyle; “Torreira’nın benimle kanat hatta yardımcı forvet oynadığı olmuştu. Çünkü çok iyi bir tekniğe sahip ve etkili şutlar atabiliyor. O dönem savunma yönünü de geliştirmeye başlamıştık ancak önceliğimiz bu değildi.” Wolves’e karşı ikinci yarıdaki pasları, top saklama becerisi ve çıkarttığı etkili bir şutla gördük ki Piriz haklı! Ligin en kısa oyuncularından biri olan Torreira için Sampdoria başkanı Marco Giampolo ise “1.80 m olsa zaten 100 milyon euro eder” demişti. Son yıllarda iyi hücumcular, kötü savunmacılardan ibaret olan takımın bu sezon tüm noksanlarına rağmen balansı yakalamasını sağlayan bu adam. Kısacası Arsenal boya değil, işleve bakıyor.

Etki tepki;
Geçen yılın en büyük sürprizi Burnley, bu yıl paraşütsüz düşüyor. 2017 Kasım’ına oranla 13 puan eksik topladılar, keza Huddersfield -8. Bir sonraki basamak ise Manchester United’a ait: -6. İşin en acı tarafı ise yine aynı bölüme kıyasla 15 gol daha fazla yemiş olmaları. Bu satırları okuyan José Mourinho içinden “ben demiştim” diyor, duyuyorum. Kendisi son 1 ayda daha cüretkârdı. 

Chelsea maçına Stamford Bridge deplasmanı idealine yakın bir 11’le çıkmış ancak oyun hakimiyetini tamamıyla rakibe bırakmıştı. Çok baskı yediler, tabii golü de. Soyunma odasından çıkarken oyuna hamle yapmadı ancak oyuncularına şöyle bir şey fısıldadı kanımca; “aklınızın iplerini salın”. İkinci 45’te aktı United, iki gol attılar, galibiyete saniyeler kala golü yediler, Chelsaa staffı Mourinho’yu kendi silahıyla vurdu falan filan. Takip eden hafta stadyum değişti ancak sonuç aynıydı. Bournemouth’a karşı yaklaşık bir saat süreyle topa pek dokunmadılar. Değişiklik yaptı, Ander Herrera’yı aldı. Çok değil bir ay önce West Ham’a karşı benzer sorunlar yaşayan ancak sahaya inatla kadife bilek almayan Mou şaşırtıyordu. O andan sonra topu vermediler, geriden gelip kazandılar.

Oyun içi tabelalı/tabelasız müdahalelerinden çok daha fazlası ise Anthony Martial’in vücuduna sirayet etmişe benziyor. Daha önceleri de Pogba, Bailly, Smalling, Shaw gibi isimleri eleştiri yağmuruna tutmuştu. Martial olumlu sonuç aldıklarından. Buna ‘Mou methodu’ diyelim. Alexis’in menajeri ‘bak takımdan ayrılırız ha’ diye horozlanırken, Mourinho haftalık 400 bin kayme ödediği adamdan beklediklerini Martial’dan çok daha ucuza ve tripsiz almaya başladı. Dribbling, şut tehditi, orta, araya salma. Hızlanıp direkt kaleye gidebilir, ansızın bi’ şut çıkartabilir… Sol çizginin mutlak hakimi. Son beş maç altı gol! Ve bu sonuca yalnızca dokuz şutta ulaştı. En önemlisi Martial’a top geldiğinde tribünlerdeki coşku var ya, inanır mısın, yer yer taaa Manchester’den Ayazağa’ya kadar geliyor.

Manchester United’ın halen skor üstünlüğünü eline aldığında topun arkasına geçtiğini görüyoruz. Muadili takımlar ise skor ne olursa olsun çok daha korkutucu. Bu psikolojik üstünlüğü rakiplerine tanımıyor. Pogba’nın başı çektiği orta sahanın, topa basma konusunda daha aktif olması gerek sanırım.

Risk budur;
Beşiktaş’ın zulümpiyat yılını anımsatıyor Tottenham. Homeless takıldıkları o sezonu en yakın rakibinden 7 puan fazla topladığı deplasman formu ile kazanmıştı Beşiktaş. Tabi ki Olimpiyat Stadı, Wembley kadar ihtişamlı ve tarihi değil. Yine de City maçındaki zemine hepimiz şahit olduk. Tottenham şu ana dek 8 deplasman maçının 7’sini kazanarak harikulade bir form sergiliyor. Geçen sezonun ortalarından beri oyun olarak her maç olmasa da sonuç olarak epey iyiler. Kötü geçen yaz, geciken planlar ve takımın ana etmenlerini vuran sakatlıklara rağmen halen ŞL potasında liderin 5 puan gerisindeler. Bugün için gayet iyi!

Mauricio Pochettino baya baya risk alıyor bu sezon. Şampiyonlar Ligi sevdasından vazgeçmeyerek (milli maçları da ekleyelim) oyuncularını yoğun fikstürden sakınmadı. Ancak kadroyu en derinde kullanmayı da bildi. Tottenham ligde en fazla futbolcunun (24) dakika aldığı ekip. Son örnek kâbus gibi geçen ilk PL deneyimini takip eden hafta, maçı kazandıran golü atan Juan Foyth. Adam, olmayan rotasyonunu öyle kullanıyor ki Christian Eriksen bile –ki kendisi de ihtiyacı olduğunu söylemişti- fazladan dinlenme şansı buldu. Özellikle Hollanda’da oynadıkları PSV maçı gördük ki bu takım Eriksen’le ayrı bir seviyede. Onsuz daha statikler. Harry Winks ile bu iş biraz daha dikte etmek gibi oluyor ama Eriksen ile hükmedebiliyorsunuz. Poc onu nefeslendirdiği bölümde Erik Lamela’yı 10 numara pozisyonuna kaydırdı. City’e karşı ne kadar doğru tartışılır ancak daha ufak takımlar önünde fark yaratıyor. Yoktan yonga çıkartan Arjantinli menajer oyuncularının formunu arttırmayı da başardı. Şu yoklukta Moussa Sissoko’dan bile iyi verim alıyor.

Harry Kane, Ağustos lanetini kırsa da halen dizel araba şekli, geç açılacak belli. Geçen sezonki rakamları ile karşılaştırdığımızda daha az efektif olduğu noktalar elbette mevcut ancak takımın onu box’un içerisinde ne denli bulabildiği de önemli? Hiç fena durumda değiller, stabil kalmak adına bile tüm yollar Christian’a çıkıyor gibi.

Son Yazıları Premier League

6×12: Chelsea

Takvim  yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Liverpool

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×12: Manchester City

Takvim yılının son milli arası da geride kaldı. Çok yakında Premier League’de sezonun

6×8: Arsenal

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da

6×8: Manchester United

Premier League’de sekiz hafta geride kaldı; Manchester City ve Liverpool tamam da
Başa Dön