Futbolun Arka Bahçesi

Nihayet Zirvede: Coutinho

Pırıl Pırıl

6 yıl önce henüz reşit olmuşken Avrupa’ya adım atan Philippe Coutinho Brezilya futbolunun süperstar namzetlerinin başında geliyordu. Inter’de kendisini hiç ama hiç gösteremedi ve sayısız ‘bidon’ transferden biri olarak anıldı. Fakat şu anda Jürgen Klopp kılavuzluğunda kendini tamamen kanıtlamış durumda. Barça’nın radarındaki oyuncunun üzerinde ülkesinin de 2018 yazı için planları var.

Philippe Coutinho kanepesinde oturmuş, televizyona bakıyor. İzlediği maç Inter ve Bayern arasındaki 2010 Şampiyonlar Ligi finali. Diego Milito’nun golleriyle Mourinho’nun takımının 2-0’lık zaferine şahitlik ettiğinde henüz 17 yıl 11 aylık. Çocuk mutluluktan uçuyor, nedeni de şu: İki seneden fazladır aslında Inter’in futbolcusu, fakat FIFA’nın 18 yaş altı oyuncuların uluslararası transferini engellemesi sebebiyle altyapısında yetiştiği Vasco de Gama’da kiralık olarak oynamaya devam ediyor o günlerde.

İtalyan kulübü, Real Madrid’le girdiği transfer yarışından galip çıkıp, Brezilya’nın en iyisi olduğu söylenen bu cevheri kadrosuna katmıştı. Coutinho Kupa 1’deki bu zaferden birkaç hafta sonra yeni takım arkadaşlarının arasına katılmayı planlıyordu. Uzun zamandır José Mourinho’yla birlikte çalışmak ve İtalya’yı ayağa kaldırmanın hayalini kuruyordu zaten. Fakat işler genellikle önceden düşünüldüğü gibi gerçekleşmez!

Inter’i Avrupa’nın 1 numarası yaptıktan sonra Portekizli hoca ayrılacağını açıklamıştı. Real Madrid’e gidiyordu! Yerine Rafael Benitez getirildi. İspanyol tatktisyen Mou sonrası dönemde takıma kendi damgasını vurmak için başkan Massimo Moratti’den acilen iki transfer istemişti: Dirk Kuyt ve Javier Mascherano. Fakat birine bile sahip olamadı. Moratti’nin hediyeleri kiralık olarak gittiği Parma’daki müthiş sezonundan sonra geri dönen Jonathan Biabiany ve Coutinho’ydu. Teknik direktörün Brezilyalı wonderkid’le olan ilişkisi hiç ama hiç iyi olmayacaktı. 5 kupalı Inter berbat sonuçlar alıyor ve taraftarlarını düş kırıklığına uğratıyordu. Kırılgan ve zayıf bir karakter olan Coutinho günah keçisi olmak için mükemmel bir aday gibi duruyordu. Birkaç ay önce SkySports’a verdiği röportajda o günleri şöyle hatırlıyor:

“O zamanlar çok gençtim ve aşırı utangaçtım.
Bir anda yıldızlarla dolu bir soyunma odasında bulmuştum kendimi.”

Şu bir gerçek ki Serie A’nın ritmine uyum sağlamakta zorlanıyordu. Vasco’da birlikte çalıştığı hocası Rodney Gonçalves “İtalya liginin sert stili onun futbol anlayışıyla pek benzeşmedi.” şeklinde özetliyor. Daha kötüsü 18 yaşındaki bir çocuk olarak ailesinden binlerce kilometre uzakta yalnızlık çekiyordu. Benitez 2011’i göremeden kovulmuş; bir Brezilyalı, Leonardo takımın başına gelmişti. Bu bir şans mıydı peki? Pek sayılmaz. Inter bir nebze olsun iyiye gitse de genç star adayı ilk sezonunda sadece 770 dakika forma giyebilmişti. İtalyan yorumcuların kanısı ortaktı; Coutinho, büyük beklentilerle transfer edilip hayal kırıklığı yaratan isimler ‘bidonlar’ kervanına katılmıştı. Ertesi sezon Gian Piero Gasperini’nin gelişi de pek değişiklik yaratmadı. Genellikle sakat olarak geçirdiği Ağustos – Aralık 2011 dönemini sadece 5 maçla tamamladı. Durum kronikleşmiş görünüyordu. Kulüp tarafından kış transfer sezonunda kiralık listesine koyuldu. Philippe valizini topladı ve Barselona’ya doğru yola çıktı. Tabi ki Barça’ya değil Espanyol’a kiralanmıştı.

Gelişimini hızlandıran birliktelik burada gerçekleşti. Mauricio Pochettino’ydu bu kişi. Aralarındaki sinerji ilk fırsatta kendini belli etti. Avrupa’ya geldiğinden beri ilk defa bir hoca kendisine gerçekten inandı ve sorumluluk verdi. Onun da tüm ihtiyacı olan şey buydu. Sadece 5 ayda Serie A’da geçirdiği bir buçuk yıldan daha fazla sahada kalmıştı. Şu an Osmanlıspor’da oynayan takım arkadaşı Thievy Bifouma’ya kulak verelim: “Kolektif ve basit oynama konusunda gelişim kaydetti. Seyirci de seviyordu, topla buluşunca heyecanlanıyordu tribünler. Coutinho İspanya’da bir sezon daha oynamak isterdi.

coutinho_inter
İnter’e yar olmadı.

Karar elbette ki ona bağlı değildi. Inter, iyi performansını görünce geri çağırmak istedi. Bu kez kendini gerçekten ispatlamak için dönmüştü İtalya’ya. Bu arada mavi siyahlı kulüp bir kez daha hoca değişimine gitmişti. Yeni teknik direktör genç Stramaccioni’ydi. Fakat tarih tekerrür etti. Coutinho, saman alevi performanslarını bir kenara koyarsak çekingen oynamaya devam etti, sakatlandı ve sonunda Aralık ayında evlenmek için ülkesine döndü. Potansiyelini sergileyebileceği yer İtalya değildi, bu kesin olarak belli olmuştu. Liverpool masaya 9 milyon sterlin koyunca başkan Moratti her ne kadar genç yıldız adayına çok inansa da gitmesine müsaade etmek zorunda kaldı. Bu, Coutinho’nun Avrupa macerasının ilk bölümünün sonu anlamına geliyordu.

Steven Gerrard gibi bir karizma abidesiyle aynı ortamı solumaya başladı. Soyunma odasında kendini saklı tutmaya devam ediyordu; ama İngiltere’ye gelişi İtalya’dan çok farklıydı. 21 yaşında ve evliydi. Sorumluluk bilinci bir tık daha yukarı çıkmıştı. Daha olgun, daha kendinden emin Coutinho, Mersey kıyılarında Güney Amerika’dan bir arkadaş da bulmuştu. Manevi ağabeyi Luis Suarez kendisine adeta ilham kaynağı olmuştu. Gerrard otobiyografisinde “Philippe her gün her idmanda Luis’in ne kadar çok çalıştığını ve daha iyi olmayı nasıl arzuladığını görüyordu. Bu Luis’i dünyanın en iyi futbolcularından biri yaparken kendisine de bir anlamda yol gösteriyordu.” diye anlatıyor.

Gerrard, Suarez, Coutinho, Sturridge… Brendan Rodgers’in bu sihirli dörtlüsü Liverpool taraftarlarının 2013/14 sezonunda uzun süre şampiyonluk hayaliyle yaşamasını sağladı. Genç Brezilyalı kendine çok daha güvenmeye başlamıştı, hocası ve takım arkadaşları tarafından adeta şımartılıyordu. Espanyol günlerini anımsatan bir çevresi vardı. “Philippe inanılmazdı, takıma sınıf atlattı. Bize topu korumak için güven veren kişi oydu çünkü teknik kabiliyeti olağanüstüydü. Ona oynadığımızda topu kaybetmeyeceğimizi düşünüyorduk. Özel bir şeyler üretebileceğini ve her zaman doğru pası atacağını biliyorduk.” Suarez, Barcelona’ya transfer olduktan sonra verdiği bir röportajda işte bu şekilde övüyor arkadaşını.

Liverpool’un şampiyonluk planları bitime iki hafta kala Chelsea maçında Gerrard’ın kayıp düşmesiyle suya düşmüştü. Üstüne üstlük Suarez, Dünya Kupası’ndan sonra Barcelona yolunu tutmuştu ve varisini Kaptan Gerrard’a emanet etmişti. Coutinho ülkesindeki turnuva için kadroya girememişti, ama büyük hüsrandan sonra takımın vazgeçilmez isimlerinden olmayı başardı. Genç milli takımlardan yakın dostu Neymar’la tekrar bir araya gelmişti. Brezilya’da aynı jenerasyondan bu iki yıldızın seçimleri sık sık tartışılıyordu. Gonçalves’in yorumu şöyle: “Eğer Neymar, Philippe’den daha önce büyük futbolcu olduysa bunun sebebi 21 yaşına kadar Santos’ta pişmesidir. Aralarındaki fark tamamen bundan kaynaklanıyor. Coutinho ülkeyi üç sene önce terk etti. Kulübünün paraya ihtiyaç duyması da önemli bir faktördü.

Ekim 2015’te Brendan Rodgers’in sözleşmesi feshedildi. Sıradışı bir Alman çalıştırıcı olan Jürgen Klopp görevi devraldı. Uluslararası repütasyon sahibi hoca, Liverpool’un mutlak dönüşümünde Coutinho’nun öneminin farkındaydı ve ona saha içinde geniş çapta özgürlük tanıdı. Geçen ay Daily Mail’e verdiği beyanatta hocasından “O bir winner, ve kazanmak için gerekli olan mantaliteyi bize getirecek.” şeklinde söz etti. Klopp yıldız oyuncuyu 4-3-3’ün ofansif tarafında sol kanatta kullanıyor. Kilit cümle ise şu: ‘Patron sensin!‘ İşe yaramış gibi gözüküyor. Zincirlerinden kopmuş gibi bir görüntüye sahip adeta.

Kırmızılar’la kat ettiği bu mesafe ona Seleçao’da daimi bir yer bulmasının da yolunu açtı. Geçen yaz takımı yönetmeye başlayan Tite’nin favori oyuncularından biri oldu. Tite döneminde oynadığı 6 eleme maçında da kazanan taraf Brezilya’ydı. Sambacılar’ın eski forvetlerinden Sonny Anderson, Neymar- Coutinho-Gabriel Jesus üçlüsüne hayranlığını şu sözlerle ifade ediyor: “Dunga döneminde hücum oyuncuları koşmak ve savunma yapmak zorundaydı. Tite onlara yeniden serbestlik tanıdı ve inisiyatif almalarına izin verdi. Bu üçlüyle Dünya Kupası’nı kazanacağımızı düşünüyorum.”

Ama evvela Liverpool taraftarının 26 senelik hasretini söndürmek, bir hayali gerçeğe çevirmek için hünerlerini sergilemek zorunda. Michael Owen, Fernando Torres, Jamie Carragher, Steven Gerrard ve Luis Suarez gibi isimlerin başaramadığını başarmaya çalışacak. Çünkü Kop tribünleri onu bu yüzden ‘Sihirbaz’ diye çağırıyor.

Son Yazıları Pırıl Pırıl

Beyaz Çizgi

Beyaz rengi, Carrara’da biraz daha farklı görünür. Mermer şehri Carrara… Beni iyi

Eşik: Christian Eriksen

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek

Duvar: Juan Carlos Osorio

Birazdan geçmişinden kesitler sunacağım adam; Juan Carlos Osorio’nun hayatı film gibi. Kusura

Messi Beni Öldürüyor!

Lionel Messi, Dünya Kupası devam ederken 32. yaşına basacak. Onunla yıllar içinde

Sapak: Zeljko Buvac

Hepimiz insanlar biriktirir ancak her birini konfor alanımıza sokmadan yaşarız. Bir de
Başa Dön