Futbolun Arka Bahçesi

necdet yıldırım

Necdet Yıldırım’ın Futbol Hayatı

Pırıl Pırıl/Süper Lig

Futbol, yaşandığı gibidir. Yeşil mabedinde, hayran olduğun isimli isimsiz kahramanların âşık olduğun renkleri kuşanıp, tutkulu bir oluşumu sahada ve hayatta tutma mücadelesidir. Hayatta tutmak diyorum çünkü kimse futbolun sadece sahada oynandığını söyleyemez. Özellikle de günümüzde… Futbol, kültürel adabın sosyal ve evrensel kimlik bulmasıdır. Spor dünyasının özgür tarafıdır. Bir babanın oğluna mirasıdır. Her toplumun, kadınlarını misafir edebileceği erkeğine özerk yasam biçimidir. Sporun, atar damarıdır futbol. 

Bir adaptır dedim ya futbol için, Türkiye’deki bir güzel yanı da edebidir futbolun. Birine onun yanında olduğunu söyleyebilme şeklidir. Arkadaşlığını, sevgini, cesaretini ve güzelliğini anlatabilme halidir. Yeşil sahaların ruhunun, beton duvarların ardına taşmasını sağlayan o renklerdir. Kıtalar arasındaki mesafeyi azaltan, milyonlarca insani bir zincire bağlayan o ruh; samimiyettir. 

Bu yazıya güzellik katan iki etken var. Biri güzel insan, rahmetli Mustafa Koç’un kaleme aldığı o naif metin. Ve bu metnin kahramanı Eskişehirspor taraftarı.. Tabi kraliçe Elizabeth’i de unutmamak lazım..

1968’te geçiyor bu hikâye. Futbolun Türkiye’ye can verdiği o yıllarda. Anadolu’da bir yıldız imkânsızlıklar içinde parlarken, futbolun ruhu can veriyor ona. O da Türk futboluna… Bahsettiğim takım Eskişehirspor, nam-ı diğer ES-ES, Kırmızı Şimşekler, Anadolu’nun Yıldızı… Siz ne derseniz! Hayatı siyahın asaletinde kırmızının ateşinde yasayanlar. Maaile takım elbiselerini giyip bayram havasında Atatürk Stadyumu’nda maç izleyen ve Türkiye’de deplasman kültüründe en önemli paya sahip camialardan bir tanesi. Öyle ki bu kültürün farklı bir rengini de şu olayla yaşatıyorlar.

Eskişehirspor o yıllarda Anadolu’nun futbol ateşini yakıyor ve 7 den 70’e herkes tanıyor, biliyor, seviyordu. Dönemin 4 büyüklerine kendi sahasında kâbus olan deplasmanda da diken üstünde oturtan bir takımdı. Hatta o yıllarda 4 büyükler dışında milli takıma futbolcu gönderen tek takım. Samsunlu bir veterinerin yönetime tavsiyesi üzerine Samsunspor’da forma giyen Necdet Yıldırım, Eskişehirspor camiasına katılıyor. O dönemde revaçta futbol mantalitesi 3-5-2 sistemi. Lakin sonrasında yerine 4-3-3 sistemi şekilleniyor ve bek oyuncuların önem kazandığı yıllar başlıyor.. Necdet Yıldırım da bu stratejik akımda, sol kanatta önemli bir görev üstleniyor. Özellikleri ile hem ileri uçta hem de defansta önemli bir rol oynuyor. Bu rolle birlikte ‘Vosvos Necdet’ lakabı da ayrı bir hava katıyor futbol hayatına…

68 yılının sonlarına doğru kabul etmek istemediği bir durumu fark ediyor; idrarındaki ve dışkısındaki kırmızıyı… Kanser olacak kadar sevmek diyor o buna ve susuyor. Vosvos Necdet siyah sessizliğini futboluyla örtüyor son raddeye kadar. 1969 yılında bağırsak kanseri teşhisi konduğunda, sakladığı bu rahatsızlığı önceden söylememesinin en büyük sebebinin siyah-kırmızı çubuklu formayla yeşil sahalara olan sevdasından olduğunu anlayabiliyor insan. Uzak kalmak istemiyor. Eskişehirspor camiası seferber oluyor. Dönemin kulüp başkanı Murat İnce ve dostlarının da ortak kararıyla İngiltere’de tedavi görmeye ikna ediliyor. Londra’da yatırıldığı hastanede aylarca yalnızlığından dem vuruyor. Yeşil sahada ve sevdiklerinin yanında olamamak yabancı hissettiriyor kendini. 

İstanbul’da bir deplasman maçına çıkacak olan Eskişehirspor taraftarı maç öncesi çiçek pasajında alıyor soluğu ve siyah kırmızı aşka kaldırıyor kadehini; sonra bir kadeh de İngiltere’de tedavi görmekte olan sol bek Vosvos Necdet’e. Dönemin davulcusu Ayı Yusuf, kaldırdığı kadehi masaya vurmadan evvel şimşekler çakar yine aklında. “Bana bakın” diyor arkadaşlarına, “Vosvos Necdet orada yalnız ve biz onu unutmadık! Yanında olduğumuzu bilsin, hastaya iyi gelir sevdiğinden gelen haber. Bir çiçek gönderelim ona sol’unda dursun.” Ortak verilen bu kararın üzerine bir şimşek daha çakar Yusuf’tan ve lakabını tepetaklak eden ince fikrine bir fikir daha ekler; Kraliçe Elizabeth’e mektup yazalım, Necdet’i ziyarete gitmesini isteyelim, hem ona da moral olur der. Arkadaşlar çiçeklerin ve mektubun İngiltere kraliçesi Elizabeth’e ulaşmasını sağlar. Nitekim adreslerine ulaşan armağanlar, karşılık da bulur. İngiltere kraliçesi Elizabeth bu naif düşünceye aynı şekilde karşılık verir. Eskişehirspor’a yazdığı mektupta; sporcunuz emin ellerdedir gereken ne ise yapılacaktır der ve mutluluğunu dile getirir. 

Vosvos Necdet yalnız olmadığını karşısında kraliçenin baş danışmanı ve elinde çiçeklerle duran doktor ve hemşireleri gördüğünde anlıyor. Bir de danışmanın elinde duran beyaz mektuptan… Sevgi, vefa ve o kadim güçle yazılmış Eskişehirspor taraftarının imzasını taşıyan beyaz sayfalar ve memleket kokan o çiçekler, içindeki siyahı kırmızıyla karıştırır tekrar. Nitekim Necdet Yıldırım Londra’da bir operasyon geçirmiş ve tedavi sürecinden sonra hevesle beklediği dönüş yoluna çıkmıştı. Tutkusundan vazgeçemediği futbol hayatı için sakladığı bu hastalık çoktan yol almış ve baş edilemez bir raddeye ulaşmıştı. Yapılan tüm tedavilere ve verilen tüm çabalara rağmen memlekete dönüşünden 3 ay sonra çaresiz, hem dünyaya hem de siyah kırmızı hayatına veda etmiştir. Yeşil sahalara bıraktığı bu nadide anı ve 3 numarasıyla Eskişehirspor ve Türk futbolunda derin bir iz bırakmıştır. 

Futbol, hayatımızın orta yerinden geçen bir yol. Gittiği yere kadar azimle, mücadeleyle, saygı ve sevgiyle yürümek her yolcunun fikrinde taşımakla yükümlü olduğu bir vazifedir.

Son Yazıları Pırıl Pırıl

Beyaz Çizgi

Beyaz rengi, Carrara’da biraz daha farklı görünür. Mermer şehri Carrara… Beni iyi

Eşik: Christian Eriksen

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek

Duvar: Juan Carlos Osorio

Birazdan geçmişinden kesitler sunacağım adam; Juan Carlos Osorio’nun hayatı film gibi. Kusura

Messi Beni Öldürüyor!

Lionel Messi, Dünya Kupası devam ederken 32. yaşına basacak. Onunla yıllar içinde

Sapak: Zeljko Buvac

Hepimiz insanlar biriktirir ancak her birini konfor alanımıza sokmadan yaşarız. Bir de
Başa Dön