Futbolun Arka Bahçesi

Futbolun Ötesindeki Yazgı: Raymond Kopa

Pırıl Pırıl

Tüm o muhteşem tanrı vergisi yeteneği ve başarıları bir tarafa, Raymond Kopa normların dışında bir kariyer yaşadı. Maden ocaklarında geçen çocukluğu, futbolcuların iş dünyasına atılmalarında ve sendikalaşmasında öncü rol üstlenmesinde önemli bir etkendi.

“Sahaya her çıktığımda kendi kendime şunu söylerdim: “Görüyor musun Raymond, talihe bak ki harikulade bir işin var. Ne şanslı bir herifsin! Düşün, tribündeki basamaklarda iki takımın sahaya çıkmasını hayranlıkla ve sabırsızlıkla bekleyenlerden biri de olabilirdin. Ne kadar mutlu olman gerektiğinin farkında mısın acaba?” Ve evet, doğrusu tam anlamıyla farkındaydım!”

Bernard Verret’in kaleminden 1980’de yayınlanan biyografisinde Raymond Kopa futbolculuk dönemindeki kafa yapısını işte bu sözlerle tüm berraklığıyla ortaya seriyor. Oysa 1958 Ballon d’Or sahibi, aynı yıl İsveç’te düzenlenen Dünya Kupası’nın kahramanlarından, ve Alberto Di Stéfano önderliğindeki efsane Real Madrid takımıyla 3 defa Avrupa Şampiyonu olan Fransız maestronun ayağının yerden kesilmesi için çokça sebebi bulunmaktaydı.

Polonyalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kopa, küçük yaşlarda ailesine hizmet etmek için madenlerde çalışıyordu. “Ben taşıyıcıydım. Arabaları doldururdum, her şeyi yüklerdim ve yukarı çıkarırdım.” Futbola olan ilgisi ve yeteneğine rağmen hayatını kazanması kolay olmamıştı: “Maden ocağının mühendisi yaşadığım bölgenin takımının başkanıydı. Daha iyi bir iş bulmamı rahatlıkla sağlayabilirdi, fakat yapmadı. Pisliğin tekiydi.” Bir heyelan sırasında elini neredeyse kaybediyordu, parmakları ciddi zarar görmüştü. Neyse ki her iki ayağı da sağlamdı. 1949’daki bir gençler turnuvasında keşfedildi. Angers kulübünün gözlemcilerini etkilemeyi başarmıştı.

Yarı profesyonel bir kontratı kabul etmişti. Kalan zamanında elektrik teknisyenliği yapacaktı. Bu arada antrenörü uzun olan soyadını (Kopaszewski) kısaltmasını istedi. Çünkü böylece tam bir star ismine sahip olmuştu. Reims’in teknik direktörü Albert Batteux’un kanca atması için iki senelik performansı yeterli olmuştu. Şampanyanın başkentinde ofansif ortasaha olarak patlayacak ve rakiplerine acıması olmayan bir keskin nişancıya dönüşecekti.

Reims’e geçer geçmez hem imza parasını hem de maaşını arttırmıştı. Belki sadece 20 yaşındaydı, süper yıldız olmasına uzun yıllar vardı; ama Kopa yeteneğinin değerinin bilincindeydi. Ve bu aurasının meyvesini alma konusunda hiç tereddüt etmedi. Kendi isminde ayakkabılar, meyve suları, kıyafetler ve hobi eşyaları üretildi. “Tüketicilerin dikkatini nasıl çekebileceğini bilmeniz gerekir. Benim ismim gerçekten de kulağa müthiş geliyordu.” Fransa Milli Takımı, 1958 Dünya Kupası’nda ‘Kopa’ marka meyve suları içiyor, aynı marka ertesi sene köklü motor sporları organizasyonu olan ‘Le Mans 24 Saat’ yarışlarının sponsoru oluyordu.

Ancak bu ticari zekadan hareketle Kopa’nın zenginliğe aç, para tutkunu bir adam olduğu anlamı çıkmamalı. Real Madrid’de Avrupa’nın en parlak vitrinindeyken 5 yıllık kontrat uzatma teklifini reddetmiş ve Fransa’ya geri dönmüştü. İspanyol kulübünde önemli bir figür olmasına rağmen muazzam isimlerle dolu olan kadroda favori pozisyonunda oynamıyor, sağ kanatta görev yapıyordu. “Para çok güzel bir şey. Fakat paranın satın alamayacağı şeyler de var. Bu sebepten ülkeme dönmek istedim.” Üç yıl sonra Ulusal Profesyonel Futbolcular Birliği’nin kurucu ekibinin içinde yer aldı. Efsanevi golcü Just Fontaine’nin ilk başkanlığını yaptığı sendikada asbaşkan olarak görev aldı.

kopa accuse

Profesyonel futbolda kariyer döngüsü aşağı yukarı bellidir. Oyuncular hayatını kazanmak için sözleşmeler imzalar. 35 yaşına kadar transfer olup olmamasına karar verecek olan yöneticilere bağlı şekilde yaşamlarını kurgular. Futbolcuların bu konularda yorum yapmasının kısıtlandığı, söz hakkına neredeyse hiç sahip olmadığı bir dönemde Raymond Kopa tarafından Haziran 1963’te söylenen ifadeler bomba etkisi yaratmıştı. Dolambaçlı yollara girmeden medyaya oyuncuların tıpkı köleler gibi muamele gördüğü açıklamasını yapmıştı. 6 aylık mahrumiyet cezasıyla birlikte majör çapta polemiklerle sarsılıyordu Fransa futbolu.

“Takımın kalecisi Dominique Colonna’ydı benden böyle bir açıklama yapmamı isteyen. Röportaj boyunca eteğimdeki tüm taşları döktüm. Futbolcuların kariyerleri boyunca neler yaşadıklarını, nelere maruz kaldıklarını içimden geldiği gibi kontrolsüzce söyledim. Yöneticilerin bir futbolcunun kariyeri hakkında tek başına yetki sahibi olması, müzakere etmeden, haber dahi vermeden transferini ayarlamaları, abuk subuk para cezaları verebilmeleri akıllara ziyan bir şeydi. Herkes adına özgürlük isteyebiliyorum; çünkü bileğimin hakkıyla, tek başıma bu hakkı elde ettim. Milan’ın teklifini reddedip Real Madrid’i tercih edebildim. Geleceğime tek başıma karar verme gibi bir şansım vardı.”

Raymond Kopa için futbolun Emile Zola’sı demek hatalı bir teşbih olmaz sanıyorum, aksine bu saygı duyulası güçlü karakter için yerinde bir yakıştırma olacaktır: “Ben yardım almaya gereksinim duymadım. Ama ihtiyacı olanlara destek vermek zorunda hissediyorum kendimi.” Federasyonla 1969’da imzalanan sözleşme, Zlatan Ibrahimovic’in dahi himayesine girdiği oyuncular sendikasının bugün sahip olduğu hakların yolunu açmıştı. Bu, Raymond Kopa’nın Fransız futboluna yaptığı hizmetlerden sadece bir tanesiydi.

Son Yazıları Pırıl Pırıl

Beyaz Çizgi

Beyaz rengi, Carrara’da biraz daha farklı görünür. Mermer şehri Carrara… Beni iyi

Eşik: Christian Eriksen

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek

Duvar: Juan Carlos Osorio

Birazdan geçmişinden kesitler sunacağım adam; Juan Carlos Osorio’nun hayatı film gibi. Kusura

Messi Beni Öldürüyor!

Lionel Messi, Dünya Kupası devam ederken 32. yaşına basacak. Onunla yıllar içinde

Sapak: Zeljko Buvac

Hepimiz insanlar biriktirir ancak her birini konfor alanımıza sokmadan yaşarız. Bir de
Başa Dön