Futbolun Arka Bahçesi

Eşik: Christian Eriksen

Dünya Kupası/Pırıl Pırıl

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek de nefes alamadığımız şu günler ise ikinci tayfa için biçilmiş kaftan. James Rodriguez (‘14), Mesut Özil ya da Edinson Cavani (’10) gibi DK’da parlayan isimler globalleşen futbol sayesinde halihazırda tanınıyorlardı. Kupa performansları yalnızca transfer geçişlerini kolaylaştırdı. Gilberto Silva (’02), Marcelo Salas (’98) ya da Gheorghe Hagi (’94) ise zamanın da koşullarından ötürü DK vitrini ile transferi patlattı. Dünyanın en büyük turnuvasında ortaya konan her transfer amacına ulaşmadı, (bkz; Asamoah Gyan). Bazıları ise çoktan olmuştu, onlar da bu atmosferi soluyamadı, (bkz; George Best). Christian Eriksen halihazırda ikinci Dünya Kupası heyecanını yaşıyor, üstelik elit oyuncu statüsünde bulunanlardan. Ancak yeterli değil. Tırmandığı merdivende aşması gereken halen bir eşik daha var tıpkı takımı Tottenham Hotspur ve ülkesi Danimarka gibi.

Coğrafyanın getirisinden olma ihtimali yüksek soğuk mizaçlı biri, gösterişsiz de aynı zamanda ancak ne yaptığının son derece farkında. Onun işi yaratmak, bazen olanı görmek bazen ise ileriyi; bir sonraki pozisyonu, rakibin hamle ihtimalini, takım arkadaşının vuracağı kafadan önce hangi yöne koşacağını ya da frikiki kullanmadan önce barajın zıplayıp zıplamayacağını. Eriksen’in güzel bir hayalgücü olmalı, çünkü takımının dümenindeki çok yönlü oyunu yalnızca zekasından ileri gelemez. Tottenham’da olduğu gibi Danimarka milli takımında da boş alanı görüp fırsatı yaratmak onun işi. Mesai süresince sadece bunlarla sınırlı kalmıyor; her duran topun başına gitmeli, oyunu okumalı ve tempoyu belirlemeli. Vizyonun ne denli önemli olduğunu daha geçmiş günlerde hep beraber gördük. Bu adam, bu konuda aşmış durumda.

Futbol antrenörü olan anne ve babası, oğullarının gelişiminde ilk sahneyi alanlar. Sporcu aileden gelenler çok iyi bilirler ki; o havayı solumuş, penaltıyı kaçırmış, son ribaundu alamamış ya da dublaja yetişememiş ebeveynler, aynı anları çocuklarının yaşamasına katlanamaz. Onlara yapıcı ancak belki de farkında olmadan yıkıcı şekilde feedback verirler. Kimileri ise yorumsuzdur. Çocuklarının tecrübe kazandıkları bu acı döneme karışmazlar. Danish Magazine’ye konuşan Eriksen, babasının kötü oynadığı maçlardan sonra kendisine sert eleştiriler yaptığından bahsetmişti. Gerçi Thomas Eriksen’i de yetiştiren biri var. Claus Hansen, hem baba –Thomas sol açık oynarmış- hem de evlat Christian Eriksen’e hocalık yapmış bir antrenör. Kupanın başladığı gün Ada basınında yer alan röportajına kulak verelim; “Küçüklük hallerini yetenekli ve iyi bir oyuncu olarak tarif edebilirim. Solda oynardı ve birçok gol atardı.” 12 yaşındayken kariyerinde sıçrama yapmasına sebep olan bir altyapı maçında, o dönemki takım arkadaşı -şu sıralar Kopenhag forması giyen- Rasmus Falk ile beraber 4-0’lık maçı 8-4’e çevirmiş. Oradan Odense, oradan Ajax. Hakkında yazılan bir Independent makalesinin satır aralarında okul takımı antrenörünün cümlelerini buldum: “Kendisini en başından beri farkındaydı ama bunun kimseye söylemedi.”

Ajax ile üç sezon üst üste şampiyonluk yaşarken her sezon üzerine koyduğu gol rakamları ile Premier League’nin yolunu tuttu. Yine de o dönemki teknik direktörü Frank de Boer için bu yeterli değil: “Her zaman pas odaklı oynadı, gol atmak adına egosuzdu.” Belki de Boer’un istediği kadar golcü bir ofansif orta saha olamadı, ya da Tottenham’a geldiğinde üzerine tam da oturtamadığı bir 8 numara. Çocukluk yıllarından kalma sol ön alışkanlığı da oyun stilini yansıtmıyor. Yıldız isimlere bakarsak hemen her şeyi yaptıklarını, ancak imza hareketlerinin kusursuz olduğunu görürüz. Leo Messi’nin bitirciliği kadar dribblingi, Steph Curry’in oyun görüşünü gölgeleyen üçlükleri ya da Lewis Hamilton’un mental gücünün de etkisiyle yaptığı cesur atakları. Hepsinden biraz biraz gibi görünse de Danimarka 10 numarası’nın fazlası var.

Christian Eriksen yalnızca attığı milimetrik paslarla Mauricio Pochettino’nun gönlünü kazanamaz. Genç menajer kurduğu genç Tottenham’da her zaman sınırların zorlanmasından yana. Oyunun iki tarafına yüksek dozda katkı veren pırlanta playmaker bulmak hem zor hem de ateş pahası. Pochettino ise bunun zorluğunun farkında olduğundan kendi pişirip kendi yemeyi seçti. Danimarkalı yıldızını ilk olarak 8 numaradan 10 numaraya evirdi ve ardından da ona başarıya giden yolda özgüveni en çabuk getirecek etken olan şeyi; özgürlüğü verdi. Ancak Spurs’un topu rakibe verdiği an, Eriksen’in de tüm özgürlüğünün bittiği nokta.Koş koştan beslenen Tottenmam’da zaman zaman 12 kilometreye varan koşu mesafeleri ile bu sisteme sonuna kadar itaat ediyor. Bunun yanında Ada’ya geldiği günden bu yana kendisinden daha fazla asist yapan yalnızca iki isim var; Mesut ve De Bruyne. Kulübünde dördüncü sezonunu geçiren Eriksen tüm bu meziyetleri ile Tottenham taraftarları tarafından iki kez yılın futbolcusu seçildi. Birinde Harry Kane 35 gol atmıştı! Kulübünün başüstü takımlardan olmadığını kabullenmek gerek. Peki bizim yıldızımız o eşiği nasıl geçecek?

İspanyol basınında Barcelona’nın alt satırlarını süslediği aşikar. Çıkması gereken basamak için halihazırdaki Dünya Kupası vitrinini muazzam kullanabilecek şansa sahip. Danimarka kupanın yüksek profilli takımlarından değil. Sisto, Jorgensen ve Poulsen gibi genç yeteneklerin yanında takımı o çekip çevirmeli. Bu kupa Eriksen için ilk olmasa da; yeni misyonu ile ilk defa karşımızda. İlk Dünya Kupası deneyimini 2010 yılında yaşadığında yalnızca 44 dakika sahada kalan bir rol oyuncusuydu. 2014 elemelerinde en kötü ikinci olarak baraj maçlarının dışarısında kaldılar. En çok eleştiriyi alan adamdı. Daha o günler bugün patronun kim olacağına işaret eden tepkiler ile karşılaştı. Büyümenin vakti gelmişti. Bu bir kırılma anıydı; ya tepkileri yumuşatarak dersler çıkartacak ya da bunun altında ezilerek sıradanlaşacaktı. İlkini seçti. Danimarka forması ile çıktığı ilk altı yılda beş gol atmıştı. Takip eden süreçte oynadığı 20 maçın 15’inde gol atmayı başardı. İlk eşiği aşmıştı!

Danimarka’nın da aynı eşiği geçerek gruptan çıkması için turnuvada attıkları iki gole de doğrudan etki eden adamın sorumluluk alması şart. Christian Eriksen halihazırda müthiş bir yetenek. Elemelere Robert Lewandowski ve Cristiano Ronaldo’nun ardından en fazla ağları sarsan futbolcu olarak damgasını vurmuştu. Lewa eve dönerken, Ronaldo finale yürüyebilir. Eriksen tam ortasında duruyor. Performansı kendisinin ve Danimarka’nın kader çizgisini belireyecek.

Son Yazıları Dünya Kupası

Modric ve Rakitic`in İzinde

Yakın tarih ulusal futbol sistemine damga vurmuş olan Lampard-Gerard, Xavi-Iniesta ve Schweinsteiger-Kroos

Black, Blanc, Beur

Fransa, 1998’de pik yaptığı Dünya Kupası’nın ardından 2002’de gruplardan çıkamayarak şaşırtmıştı. 2006
Başa Dön