Futbolun Arka Bahçesi

De Rossi

Capitan Futuro

Pırıl Pırıl/Serie A

Belli ki Fabio Capello’nun 2004 yılında Roma’dan ayrılıp Juventus’a giderken onun kulağına fısıldadığı cümleler onun kaderini değiştirdi: “Sahada organizasyon içinde pozisyon olarak Totti’yi değil Emerson’u örnek al.” Böylece dişi kurt sütüyle büyüyen Romulus ve Remus’un Roma’sı, Francesco Totti’den sonra bir efsaneye daha sahip oldu.

Daniele de Rossi, nam-ı diğer ‘Capitan Futuro’ , 24 Temmuz 1983’te, başkent Roma’da dünyaya geldi. 2002’deki röportajında “Doğduğum şehrin takımında oynamam kadar doğal bir şey yok” demişti. Bu röportajdan yedi sene önce, 12 yaşında, Roma’nın altyapı tesislerinin kapısından içeri girdi ‘Gelecek Kaptan’.

O yaşlarda her erkek çocuğunun kahramanlık hayalleri gereği futbola santrfor olarak başladı. 2000 yılına kadar altyapıda pişti bizim çocuk. A takıma çıktığı ilk sezon olan 2000-01 sezonunda Roma, Capello yönetiminde tarihindeki 3. şampiyonluğunu kazanırken hiç oynamadı De Rossi, sadece bir maçta kadroya girebildi. Roma formasını ilk kez 10 Ekim 2001’de Şampiyonlar Ligi’nde Anderlecht’e karşı giyen orta saha oyuncusu, aynı sezon Coppa Italia’da Brescia karşısında şans buldu. Ligdeki ilk maçına ise ertesi sezon, soğuk bir kış günü, 25 Ocak 2003’te, Como karşısında çıktı. Sezonun devamında 10 Mayıs 2003 tarihinde ise Torino karşısında ilk 11’de maça başlayan De Rossi, bu karşılaşmada da A takım formasıyla ilk golünü attı. 2003-04 sezonuyla birlikte düzenli bir şekilde forma bulmaya başlayan De Rossi, Serie A’da 17, Uefa Kupası’nda 6 olmak üzere toplam 23 maça çıktı. Uefa Kupası’nda da 1 gol kaydetti. (De Rossi’nin oynadığı bu 6 Uefa Kupası maçından ikisi Gaziantepspor’a karşı)

Artık o 21 yaşına gelmiş bir oyuncuydu ve 2004 yazında u-21 Avrupa Şampiyonası vardı. Şampiyonada oynaması kaçınılmazdı, nitekim öyle de oldu. İtalya şampiyonada grubunu lider bitirirken De Rossi bir gol attı. İtalya rakiplerini bir bir dize getirdi ve finalde o zamanki ismiyle Sırbistan-Karadağ ile karşı karşıya geldi. Finali 3-0 kazanıp şampiyon olan İtalya’nın finaldeki gollerinden ilkinde bizimkinin imzası vardı. O artık gözde bir futbolcuydu. U-21 şampiyonası biter bitmez, apar topar İtalya A Milli Takımı’na çağırıldı 2004 Atina Olimpiyatları için. O da ona güvenenleri boşa çıkartmadı, oynadığı ilk maç olan Norveç maçında da kaldığı yerden devam etti, 1 gol attı. Olimpiyatlarda bronz madalya kazandı. 2004 yazındaki fırtınasıyla birlikte önündeki sezon olan 2004-05 sezonunda Serie A’da 30, Şampiyonlar Ligi’nde 3 maça çıktı. Bu maçlarda 3 gol attı. De Rossi artık rakibini ısıran, sert, mücadeleci, ara ara atak yapma özelliği de olan bir Roma gladyatörüne dönüştü.

2005-06 sezonu ise De Rossi’nin kariyerindeki en başarılı sezonlardan birisi oldu. Roma kadrosunun temel taşlarından birisiydi, ancak kariyerindeki bunca coşkuya başka bir boyut kattı: 2006’nın Mart ayında Messina maçında refleks olarak topa elini uzattı ve eliyle gol attı De Rossi. Hakem de görmedi ve golü verdi; ancak bizim hırçın çocuk, olmaz dedi, gitti anlattı durumu hakeme, golü iptal ettirdi. İyilik bir bumerangtır derler ya döner gelir seni bulur diye, ona da aynen öyle oldu 2006 yazında. 2006 Dünya Kupası’nda İtalya Milli Takımı ile birlikte Almanya’da Dünya Kupası’nı kaldırdı. Kupada sadece 3 maçta forma giyebildi De Rossi. Çünkü gruplarda ABD karşısında Brian McBride’ye dirsek atınca kırmızı kart görmüş ve 4 maç ceza almıştı. Finalde Fransa’ya karşı oyuna sonradan dahil oldu ve orada da liderlik özelliğini konuşturdu. Hatırlanacağı üzere penaltılara giden maçta kullandığı penaltıyı da gole çeviren De Rossi artık bir dünya şampiyonuydu.

De Rossi artık doğru alan kapatan, muhteşem sezgilere sahip ve topla rakip arasına çok iyi giren bir kesiciydi. 2006 Dünya Kupası’nda bu özelliklerini izlettirmişti futbolseverlere. Totti’nin arkasında 2006-07 sezonunda 55, 2007-08 sezonunda 51, 2008-09 sezonunda da 43 maç oynayarak tam bir istikrar abidesine dönüştü. 2007 ve 2008 yıllarında İtalya Kupası’nı, yine 2007 yılında İtalya Süper Kupası’nı kazandı. 2009-10 sezonunda Claudio Ranieri yönetimindeki Roma’nın, Jose Mourinho’nun İnter’i ile girdiği amansız mücadelede oldukça önemli bir rol oynayan ve hatta Roma Olimpiyat Stadı’nda oynanan Inter maçında bir de gol atan De Rossi, bu sezon Totti’nin olmadığı maçlarda ilk kez kaptan olarak da sahaya çıkmaya başladı. Roma iki kulvarda da Inter’in gerisinde kalırken, De Rossi 49 maça çıktı ve 11 golün yanına 8 de asist ekledi. Bu sezonun sonunda ise Güney Afrika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda, İtalya hatırlanacağı üzere tam bir hayal kırıklığı yarattı. De Rossi, gruplardaki 3 maçta da forma giyen isimlerden birisiydi; ancak nafile oldu, İtalya gruptan bile çıkamadı.

Sonraki sezonlarda ise Roma adına işler pek de iyi gitmedi. Takımdan ayrılmayı kesinlikle düşünmeyen De Rossi, düzenli bir şekilde süre almaya devam etti. 2011-12 sezonu bittiğinde ait olduğu kulüp olan Roma ile 5 yıllık yeni sözleşme imzaladı ve kazandığı yıllık 10 milyon euro’luk ücretle, 8.9 milyon euro kazanan kulübün efsanesi Totti’yi geride bıraktı. İtalya, Euro 2012’de finale yürürken De Rossi, önce teknik direktör Cesare Prandelli tarafından asıl mevkisi olmayan 3’lü savunmanın liberosu olarak görevlendirildi. Turnuvanın grup etaplarından sonra 4’lü orta sahada Pirlo ile yan yana oynayarak eski mevkisine döndü. Euro 2012’den sonra Zdeněk Zeman’ın takımı çalıştırdığı 2012-13 sezonunda Totti’yle birlikte Çek teknik direktörün hışmına uğradı, performansları hep konu edildi ve iki kaptan birlikte yedek kaldılar. Ne var ki Zeman’ın büyük hoca olduğu da böylece bir kez daha ortaya çıktı! Zeman kovuldu; bizim çocuk, ikizi efsane Totti ile ait olduğu yere, sahaya geri döndü. 2013-14 sezonunda Rudi Garcia yönetiminde ligi ikinci bitiren Roma’da De Rossi ligde 32, kupada 4 maçta oynadı ve yine göz doldurdu.

Kazandığı topu aynı hızla ileri aktarmayı ve oyunu rahatlatmayı başaran tecrübeli İtalyan, kulüp takımında yıllardan beri kesici pozisyonunda oynuyor, milli takımda ise Pirlo’nun daha rahat top kullanması için fiziksel yönünü ortaya çıkartıyor. Anlaşılacağı üzere orta alan mücadelesinde öne çıkan oyunculardan birisi De Rossi. Ne güzeldir ki, arkasında alan kapatabilecek oyuncuların varlığından emin olduğu takdirde de sorumluluk alarak ileri çıkmaktan çekinmeyen bir oyuncu. Çok mu kusursuz bu adam? Tabi ki hayır. Kusurlarına gelecek olursak, aşırı derece sert bir oyuncu bizim çocuk. Sağ ayağında bulunan ayak kıran futbolcu dövmesi bile aslında birçok şey anlatıyor. Belki o sert müdahalelerini bilinçli olarak yapmıyor olabilir, ayrıca bu kadar ikili mücadeleye giren ve bundan kaçınmayan bir oyuncunun, müdahalelerin dozunu yer yer ayarlayamaması ve kart görmesi de gayet normal karşılanabilir. Ancak maalesef takımını çok sık olmasa da eksik bırakabilen bir oyuncu ve ne yazık ki bu derece lider karakterli bir oyuncunun sahada olmaması da ister istemez takıma bir hayli etki ediyor.

Tabii De Rossi günümüzde herkesçe Totti’nin gölgesinde kalmış bir Roma fedaisi olarak gözükse de, aslında tam olarak öyle değil. Futbolda en önemli şeyi forvet oynayıp gol atmak, hem de bunu Totti gibi frikikten yaparak estetik olarak göze de hitap etmek olarak düşünüyorsanız haklı olabilirsiniz; ancak bir şehre, bir takıma, bir formaya ömür boyu sonsuz sadakat gösteren kişi kimsenin gölgesinde kalmaz, aksine gölgesinde kaldığını düşündüğünüz o adamla yan yana durur, ikiz kardeş gibi olur. Roma mitolojisinde m.ö. 753’de Roma şehrini kuran Romulus ve Remus ikizlerini yazdığı gibi, sadakat kelimesinin Totti ile birlikte İtalyan futbolundaki anlamı olan De Rossi’yi de tarih altın harflerle yazacak.

Son Yazıları Pırıl Pırıl

Beyaz Çizgi

Beyaz rengi, Carrara’da biraz daha farklı görünür. Mermer şehri Carrara… Beni iyi

Eşik: Christian Eriksen

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek

Duvar: Juan Carlos Osorio

Birazdan geçmişinden kesitler sunacağım adam; Juan Carlos Osorio’nun hayatı film gibi. Kusura

Messi Beni Öldürüyor!

Lionel Messi, Dünya Kupası devam ederken 32. yaşına basacak. Onunla yıllar içinde

Sapak: Zeljko Buvac

Hepimiz insanlar biriktirir ancak her birini konfor alanımıza sokmadan yaşarız. Bir de
Başa Dön