Futbolun Arka Bahçesi

Bombacı: David Trezeguet

Pırıl Pırıl

Gün geçtikçe azalıyorlar. Onlar ceza sahasının nesli tükenmek üzere olan tilkileri. Golcülerden, gerçek golcülerden bahsediyorum. David Trezeguet de işte o neslin üyelerinden biriydi. 16’ya 40 metrekare alan içinde asla yalnız bırakılmaması gereken tipte bitiricilerden.

Thierry Henry, Trezeguet’in 1995’te bir yaz günü Monaco’da nasıl keşfedildiğini anlatmıştı. Sezon öncesi bir şut idmanı saatiydi bu. İsimsiz bir kulüpten takıma katılan, belki de hiç kimsenin tanımadığı David, ceza sahası çizgilerinin birleştiği noktadan yapıştırdığı voleleri istisnasız çatala asıyordu. Trezeguet’i tarif eden daha iyi bir anekdot olamaz. Gürültü çıkarmadan sadece işini yapan, gollerini sıralayan bir forvetti. En iyi bildiği işi, severek yapan bir insanın mutluluğunu yüzünden okuyabilirsiniz.

Günümüz futbolunda istatistikleri allak bullak eden oyuncuların sayısı giderek artıyor. Elbette bir sezonda 50 gol barajını zorlamak takdir edilesi bir başarı. Fakat kendine özgü bir karakteri olan, şutlarına kendi damgasını vuran golcüler pek kalmadı. Bazı forvetler vardır, golü tilki edasıyla koklarlar, topu bir mıknatıs gibi kendine çekerler. Ya da doğru zamanda doğru yerde bulunurlar; nasıl tanımlamak isterseniz! En ufak bir müsait alan verdiğinizde David Trezeguet pozisyonu gole çevirirdi. Nasıl mı? Topun yörüngesini ve defansın hamlesini herkesten önce tahmin ederek tabi ki. Böyleydi işte, bazı futbolcular doğuştan golcüdür. Monaco’dan Juventus’a ve oradan Arjantin’e..

Referans Maçı:
25 Ağustos 2007; Juventus’un Calciopoli Skandalı sonrasında Serie B’de geçirdiği sezondan sonra tekrar ait olduğu lige döndüğü gün. Trezeguet küme düşen takımda kalmayı, gemiyi terk etmemeyi seçen yıldızlardan biriydi. Ve bu, İtalya ligine ambargo koyan Juve için bugünlerin sinyallerini verdiği maçtı belki de. Sezonun ilk maçında Livorno’ya karşı Trezegol hat-trick yapıyordu. Kaleciyi kitleyen bir kafa vuruşu, ceza sahası dışından sol ayak plase ve altıpas içinden sağ topuğuyla üçlemeyi tamamlıyordu. Bu çeşitlemeyle kimin patron olduğunu sergilediği bir gösterideydi sanki.

Hakkında pek bilinmeyen 3 şey:
-1995’te Paris Saint Germain’le deneme antrenmanlarına katıldı. Fakat başkent ekibi oyuncunun ev ricasını kabul etmedi. 15 bin franklık (günümüzde kabaca 3.000 € yapıyor) kirasını ödemeyi reddedince birkaç hafta sonra Monaco’ya imza attı.

-Kafasını ilk kazıyan kişi 98 Dünya Kupası kampında Fabien Barthez’di. İşi ustasından öğrenmek böyle bir şey olsa gerek. 

-Babası Jorge Trezeguet Arjantinli bir savunma oyuncusuydu. Üç senelik Fransa macerasında doğan David böylece Fransa Milli Takımı’nda forma giyebildi.

Bir çırpıda akla gelen 5 mükemmel golü:

5- Manchester United – Monaco; 18 Mart 1998 (1-1): Şampiyonlar Ligi çeyrek final ikinci ayağında 5. dakikada cepheden gönderdiği bazuka Old Trafford’da şok etkisi yapıyor; bebek yüzlü katil Solskjaer’in eşitlik sayısı Kırmızı Şeytanlar’a yetmiyor ve Jean Tigana’nın öğrencileri yarı final bileti kapıyordu.

4- River Plate – Ferro Carril; 31 Mart 2012 (3-0): Çocukluğunun geçtiği Arjantin’e dönerken 34 yaşına gelmişti belki, ama bir söz vardır ya hani, form geçici klas kalıcıdır diye. Yön değiştiren topa bu kadar çabuk reaksiyon gösterip bu kadar isabetli vurabilmek olacak iş değil!

3- Monaco – Rennes; 15 Ocak 2000 (3-1): Biraz ölçüsüz bir orta geliyor, fakat problem değil, Trezeguet oralarda bir yerlerde nasılsa. Kapalı açıdan müthiş sol ayağıyla gelişine nefis bir şutla topu tavana asıyor. Marco van Basten’e selam çakıyor.

2- Juventus – Real Madrid; 10 Mart 2005 (2-0): Şampiyonlar Ligi son 16 mücadelesi. İlk maçta Galacticos evinde tek golle kazanmıştı. Torino’da zaman Real için akıyordu. İkinci yarıda Del Piero’nun yerine oyuna giren Fransız golcü, Zidane’nin oyundan alındığı dakikada Ibrahimovic’in pasında Zlatanesk bir gol atıp takımına hayat öpücüğü veriyordu.

1- Fransa – İtalya; 2 Temmuz 2000 (2-1): Tahmin etmek güç değil. Trezeguet’in kariyerinin en önemli ve muhtemelen en bilinen golü. Yukarıda yaptığım tanımların, ölümcül bitirici içgüdülerinin bir tezahürü adeta. Sol kanatta çizgiye inen Pires’i görüyor, pası seziyor, geriye doğru hamle yapıyor, namluyu çekiyor ve 80 km/s hızında bir füzeyle Toldo’yu çaresiz bırakıyor. Altın Gol!

Son Yazıları Pırıl Pırıl

Beyaz Çizgi

Beyaz rengi, Carrara’da biraz daha farklı görünür. Mermer şehri Carrara… Beni iyi

Eşik: Christian Eriksen

Yazın kimileri tatil, kimileri transfer yapıyor. Seçimlerin ve yaz sıcağının ortasında pek

Duvar: Juan Carlos Osorio

Birazdan geçmişinden kesitler sunacağım adam; Juan Carlos Osorio’nun hayatı film gibi. Kusura

Messi Beni Öldürüyor!

Lionel Messi, Dünya Kupası devam ederken 32. yaşına basacak. Onunla yıllar içinde

Sapak: Zeljko Buvac

Hepimiz insanlar biriktirir ancak her birini konfor alanımıza sokmadan yaşarız. Bir de
Başa Dön