Futbolun Arka Bahçesi

Alman Usulü #1: Yann Sommer

Bundesliga/Pırıl Pırıl

Transfer döneminin başlaması ile 7/24 maruz kaldığımız ‘kamp günlükleri’ konseptinin akıl almaz buhranlığının verdiği rahatsızlıktan yola çıkarak, rotamızı güneye, Antalya’ya çevirdik. Birçok Alman takımının Belek’te olması ağzımızı sulandırdı. Dilimizin döndüğü, cürmümüzün yettiğince Bundesliga’nın havasını solumak; birkaç oyuncusuna, teknik adamına ve medya ayağına sitemizde yer vermek istedik. Alman Usulü köşesinin ilk konuğu, tam 1 yıl önce bu sayfalara konu olmuştu. Geçtiğimiz yıl Bundesliga’da ilk yarının 11’inde kaleyi emanet ettiğimiz Yann Sommer bu kez sitemize konuk oldu.

Öncelikle Bundesliga’daki ilk günlerinle başlayacağım. Marc-André ter Stegen’in yerini aldın. Adaptasyon problemi yaşamadığını düşünüyorum. Senin fikrin nedir?

ter Stegen gibi bir kalecinin yerine gelmek doğrusu kolay olmadı. Çünkü başarılı bir kaleciydi. Üç sene boyunca çok iyi performans ortaya koydu ve ardından da Barcelona’ya transfer oldu. Taraftarlar ve takım arkadaşları onu çok seviyordu. Kimsenin tanımadığı biri olarak yeni bir takıma geliyorsunuz; bu güzel bir duygu ve evet bu dönem benim için zor olmadı. Beni çok sıcak karşıladılar. Kendimi evimde gibi hissetmeme neden oldular ki bu oldukça önemlidir. Bu açıdan bu süreci kolay atlattım diyebilirim. Bundesliga’ya iyi başladığımızı da düşünürsek, her şey çok iyi gitti.

Lige geldin ve çok da iyi maçlar çıkardın. Süreç nasıl işledi? Ligde çok kaliteli kalecilerin olması motivasyonuna ve performansına artı yönde etki etti mi?

Kendime çok fazla baskı yapmadım. Bu benim için yeni bir meydan okumaydı. İlk birkaç hazırlık maçında kendimi tarttım. Performansım çok iyi sayılmazdı. Ancak bu çok doğal bir süreç. Her şey yeni ve kendinizi iyi hissetmek biraz zaman alıyor. Ben de bu zamanı kendime tanıdım, sakin kalmaya, relax davranmaya ve sadece Mönchengladbach için iyi bir kaleci olmaya çalıştım. Birkaç maçın ardından takıma alıştım ve idmanların da etkisiyle uyum sürecimi atlattım. Ligde çok iyi kaleciler olması da elbette performansınıza dikkat göstermeniz için bir etken, katılıyorum.

Kaleciler için 26 genç sayılabilecek bir yaş..

Hayır, şu an 27’yim. (gülüyor)

Çok iyi reflekslerin var, kaliteli ayaklara sahipsin ve hava hakimiyetin üst seviyede. Kariyerinde top-class takımlarda oynamak adına kendini hazırlıyor musun?

Zor bir soru. Şu anki durumumdan memnunum. Ülkemin dışında forma şansı bulduğum BMG büyük bir kulüp ve bu sebepten dolayı oldukça mutluyum. Bana göre Bundesliga dünyanın sayılı liglerinden. Çok kaliteli futbolculara sahipler. Geçen yılı üçüncü tamamladık ve Şampiyonlar Ligi arenasında yer aldık. Şu andaki objektifimiz bu sezonu da 3 ila 5. sıra arasında bitirmek. Bundesliga’daki en iyi takımlardan biriyiz, ama tabi ki Bayern München ya da Borussia Dortmund değiliz. Benim gibi bir kaleci için takımın oyun kalitesi ve oyun anlayışı da oldukça önemlidir. Mevcut takımımla kendimi çok daha fazla geliştirebilirim ve bir gün şartlar el verirse böyle bir transfer olur. Fakat şu an çok mutluyum.

Yeni kulübünle Şampiyonlar Ligi oynamak nasıl bir duyguydu? Atmosfer nasıldı?

Bu arenada Basel ile de oynamıştım ve baya da iyi maçlar çıkarmıştım. Şampiyonlar Ligi’nin kendine has oldukça özel bir havası var. Burada oynamak futboldaki en iyi şey  belki de. Avrupa Şampiyonası ya da Dünya Kupası ayarında. Bu sezon toparlandıktan sonra oldukça iyi maçlar da oynadık aslında, belki de biraz daha şanslı olabilseydik yolumuza devam edebilirdik. Ancak gruplardan çıkamadık. Bu bizi kaybetmiş gibi hissettirmiyor aksine önümüzdeki sezon için motive ediyor.

Kalecilik mental yönü ağır basan bir meslek. Sahada yalnızsın; hata yapma lüksün yok. Çünkü..

Gol oluyor. (gülüyoruz)

Buradan hareketle şunu soracağım. Maç içinde hatalı bir gol yediğinde kendini nasıl toparlıyorsun?

Dediğin gibi bu konu özellikle yolun başındaki kaleciler için kabus olabiliyor. İnsanın kişilik tabiatı da etkili. Büyük kaleci olmak için buraları aşmış olmak şart. Mental koçumla sürekli çalışıyorum. Her hatamda kendime hep şunu söylerim; bunu değiştirme şansın yok! Halihazırda golü yemiş durumdasın. 

Özgüveninde bir kırılma yaratıyor mu?

Hayır hayır öyle değil. Direk benim hatamdan kaynaklı bir gol yediğim zaman, maça devam etmeyi öğrendim. Hep ileri bakmayı öğrendim. Eğer hatanızda çok fazla takılı kalırsanız maçın içinde kalamazsınız. Oyundan koparsınız. Herkes hata yapar. Hepimiz insanız, hata yapmak hiç bir zaman büyük bir sorun olmamalı.

Andre Schubert ile sohbet etme şansımız oldu. Bir de senden dinlemek isteriz. Geldi ve sezon başındaki havanızdan tamamen kurtuldunuz. Favre dönemiyle aynı formasyonu, aşağı yukarı aynı futbolcularla oynuyorsunuz. Ancak bambaşka bir takıma dönüştünüz. Takım üzerinde nasıl etki yarattı? Neleri değiştirdi?

Sezona yaptığımız kötü başlangıç tamamen koçtan kaynaklanmıyordu. Favre bu takıma çok büyük katkılar sağladı. Burada dört sezon kaldı, her şey çok iyi gidiyordu. Ancak bu sezona beş mağlubiyetle başladık. Sezonun başı oldukça zordu. Hepimiz geçen sezona bakıp daha iyi olmayı beklerken, tam tersi bir performans ortaya koyduk ve bu oldukça zor bir süreçti. Beşinci mağlubiyetimizi aldığımızda takım hiç olmadığı kadar moralsizdi. Takımımın korktuğunu hissedebiliyordum, konsantrasyonumuzu kaybetmiş gibiydik. Sezonun hemen başında beş maç kaybettikten sonra güveninizde azalmalar olması çok normal. Sonra biliyorsunuz Favre gitti ve şu anki hocamız geldi. Bize sadece özgüvenimizi geri kazandırdı. Zaten iyi futbolcular olduğumuzu biliyorduk. Motivasyon konusunda bize harika katkılar verdi ve yeniden ayağa kalktık. Kalitemizden herhangi bir şey kaybettiğimizi bize anlatmaya çalıştı. Alınan beş mağlubiyetin takımdan hiçbir şey götürmeyeceğini bizlere hatırlattı. Klasımızdan bir şey kaybetmemiştik sadece kötü bir form dönemiydi.

Biraz bu yazki Euro 2016’dan bahsedelim. Takım olarak çok genç ve kaliteli oyunculara sahipsiniz. Fransa’daki bu turnuvadan takım olarak ne bekliyorsunuz?

Birinci kaleci olarak yer alacağım ilk turnuvam olacak. Bu anı sabırsızlıkla bekliyorum. Genç olmamıza rağmen çok tecrübeli isimlere sahibiz. Çok iyi liglerde oynayan çok yetenekli oyuncularımız var . Kişisel görüşüm, çok iyi bir turnuva geçirebileceğimiz yönünde. Romanya, Arnavutluk ve ev sahibi Fransa ile aynı gruptayız. Zor görünüyor ancak gruplardan çıkabilecek potansiyele sahibiz.

Fransa’da final oynamayı bekliyor musunuz? Yoksa bu İsviçre için süpriz mi olur?

Bu şampiyonaya uzun soluklu planlarımızdan ziyade aşama aşama bakıyoruz. Çok çok büyük beklentilerimiz yok şu an için. Her şey yolunda giderse emin adımlarla ilerleyeceğiz.

 Türk futbolcular hakkında ne düşünüyorsun? Milli futbolcularımızı takip etme şansın oldu mu?

Liginizde oynayan birçok İsviçreli var. Örneğin Eren Derdiyok bunlardan biri. Blerim (Dzemaili) geçen yıl oradaydı. Aynı şekilde Reto Ziegler birkaç yıl önce Fenerbahçe’de oynuyordu. Tabi ki Hakan Çalhanoğlu’nu Leverkusen’den tanıyorum. O çok yetenekli ve özel bir oyuncu. Çokça yetenekli isme sahipsiniz diye düşünüyorum. Zaten Fransa’da yer alan takımlar oldukça kaliteli. Oynayacağız ve göreceğiz.

Favori kalecilerinden bahsedebilir miyiz? Son 10 yılda yalnızca üç ismin (Buffon, Casillas, Neuer) en iyi kaleci ödülünü aldığını görüyoruz. Tarih boyunca senin idol kalecin kim oldu? Örneğin Oliver Kahn diyebilirsin..

Hayır, hayır kesinlikle değil. Benim adamım her zaman Gianluigi Buffon olmuştur. Kendisi öncelikle büyük bir kişilik. Komple bir kaleci, bir kalecide olması gereken tüm özelliklere sahip. O belki yeni nesil kaleciler gibi teknik ayaklara sahip değil. Ancak kale önünde ve yan toplarda neredeyse kusursuz. Sahada onu gördüğünüzde büyük bir kaleci olduğunu direk fark ediyorsunuz. Oldukça iyi bir fiziğe sahip ve bana göre her daim en iyi olarak kalacak. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde ona karşı oynamak çok keyifli bir anıydı benim için.

Onunla konuştun mu?

Evet, kendisiyle konuştuk. Çok nazik biri, bana ne yapmam gerektiği konusunda fikirler verdi. Dostane bir tavrı vardı. Onun en iyi olduğu fikrimde yanılmadığımı bana kanıtlayan bir diyalogdu.

Peki vatandaşı Donnarumma hakkında ne düşünüyorsun. Henüz 16 yaşında Milan’ın kalesini aldı. Sence bu kalibrede bir kulübün bu yaşta as kalecisi olmak doğru bir karar mı?

Bu durum için yorum yapmak kolay değil. Çocuk sayılabilecek bir yaştasın. 16 yaşındaki halimi hatırlayınca, böyle bir durum muhtemelen benim için çok erken sayılırdı. Eğer herkes destek verir her şey iyi giderse sorun yok; fakat tabi ki hatalar yapabilir çünkü tecrübesiz. Bu hatalarla yoluna nasıl devam edecek hepimiz göreceğiz. Tabi ki bu yaşında böyle bir kulüpte yer alması çok güzel ve Milan bu yaştaki bir kaleciyi sahaya sürüyorsa, bu onların olası hatalara karşı toleranslı olduğunu gösterir. Öyle olması gerekir en azından. Onun gelişime açık biri olduğunu öngörüyordur.

Son Yazıları Bundesliga

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Bundesliga #13

Leipzig zirveye iyice yerleşti; Hoffenheim namağlup ünvanını koruyor. Hertha, Frankfurt ve Köln

Bundesliga #12

Geçen sezon fırsat buldukça haftanın ilgi çekici maçları öncesinde ufak, bilgilendirici notlar

Bundesliga #29

Almanya’da özellikle ligin dibi ateş almış durumda; haftanın kritik maçları hakkında ilgi
Başa Dön