Futbolun Arka Bahçesi

Premier Lig’de 14. Haftaya Bakış

Orta Saha/Premier League

Belki gözünüze çarpmıştır, geçen haftaki sonuçlardan sonra ligdeki 20 takımın da yer aldığı bir grafik vardı twitter’de. Zincirvari ilerleyen grafiğin özetlediği şey şu: Bu ligde her takım her takımı yenebiliyor. Sezonun harını aldığı şu döneminde kimsenin basit goller yiyerek maç kaybetmeye gönlü yok. Her puan altın değerinde..

1) Tilkiler için ciddi bir sınav
Sert bir düşüş trandine girip art arda maçlar kaybedebilir, gol tıkanıklığı yaşayıp sezonu orta sıralarda da noktalayabilirler. Ancak ligin şu ana kadarki kısmına damgasını vuran bir takım var: Leicester City. Şampiyonluk adayları ile kıyas kabul etmeyecek ölçüde kötü bir kadrodan müthiş bir başarı hikâyesi çıktı şu ana kadar. Mahrez-Vardy düosunun gazabından kaçabilen pek olmadı. Jamie Vardy geçen sene ilk Premier Lig golünü kaydettiği Manchester United’e karşı bu kez rakibinin yakın tarihteki en klas santrforlarından Ruud van Nistelrooy’un serisini alt etmek için oynayacak. Ranieri kuşkusuz fikstür avantajının nimetlerinden faydalandı. Geçen sezonu ilk 9 içinde bitiren dört takımla oynadılar ve tamamında puan kaybettiler. Kalan beşiyle de önümüzdeki 6 haftada karşılaşacaklar. Yeni yıla kadar Chelsea, Liverpool, Everton, Manchester City gibi güçlü ekipler test edecek kendilerini. Bu aşamadan sonra belki daha ciddiye alınabilir performansları. United, son PSV maçında taraftarlarına yine eziyet etti. Haklarında konuşmaktan çok yoruldum. Kanımca puan tablosunun ilk iki sırasını suni şekilde paylaşan bu takımlar ortaya ne tür bir skor çıkarırsa çıkarsın şaşırmam.

2) Spurs’un zirve fobisinin tedavisi var mı?
Şu sıralar Tottenham taraftarı olmak epey heyecan verici olsa gerek. Kadını erkeği, genci yaşlısı gözlerinde şüphe, akıllarında sis kümesiyle yönlerini bulmaya çalışıyorlar. Yemeden içmeden kesilmiş olanları var mıdır bilemiyorum. İlüzyon gibi gelebilir ama şöyle bir gerçek var ki, Tottenham bu sezon ligin favorilerinden biriymişçesine top oynuyor. Yarış uzun senelerdir bu kadar açık görünmemişti. Hiçbir ekip diğerlerinden ayrı bir noktada durmuyor. Takım açılış maçından bu yana kaybetmedi ve liderden yalnızca dört puan uzaktalar. Pochettino’nun ekibi tüm bu şüpheleri bir süreliğine daha raftan kaldırabilir; misafirleri toparlanıyor gibi gözüken Chelsea olacak. Sahada ortaya konan oyuna bakarsak ev sahibi takım maçın favorisi ama cuma günü altı saatlik bir uçak yolculuğu yaptılar ve Mourinho’nun bir kez daha kaybetmeye tahammülü yok. White Hart Lane’deki son maç 8 gole sahne olmuştu. Tottenham topsuz oyunda çok iyi uyguladığı alan paylaşımında sorun yaşamazsa düşük skorlu galibiyetlerine yakınım. Delle Alli sarı kart cezası, John Terry ise sakatlığından dolayı maçta yok.

3) Klopp ev rahatlığının arayışında.
İşler Gary Monk için yolunda ilerlemiyor. Son dokuz maçta sadece bir galibiyet çıkaran çalkantılar içindeki Swansea’da taraftarların huysuzlanması makul karşılanabilir. Yönetim hocanın geleceğini tartışıyor mu bilinmez ama iki numaralı adam gemiden atlamak üzere. İspanyol asistan Josep Clotet Ruiz’in Championship takımlarından Brentford’la anlaşmak üzere olduğu söyleniyor. Bunlar Anfield deplasmanı öncesi yürekleri ferahlatan bilgiler değil. Liverpool, Klopp döneminde evinde lig galibiyetiyle tanışamadı. So’ton beraberliği ve CP yenilgisi sonrası üçüncü fırsat. Chelsea ve City deplasmanlarında gol yağdıran takımın hücum pres odaklı oyun planı kuşkusuz o maçlar için daha uygundu. Bu hafta ise yeni bir seriye başlamak için uygun bir fırsat, çantada keklik bir rakip var gibi duruyor önlerinde.

4) Bilic ve B planı sorunu
West Ham ‘deplasman spesiyalisti’ tacını kaybetmek üzere değil, çoktan kaybetti bile. Önce Watford kendi silahlarını kullanarak yere düşürdü. Geçen hafta ise Tottenham paramparça etti. Yani haftaya Louis van Gaal kafasını patlatmak zorunda kalmayacak. Bu da şu anlama geliyor: West Ham artık içerde kazanmaya başlamalı. Sezonun en flaş oyuncularından biri olan Dimitri Payet’den şubat ayına kadar yoksun kalacaklar. Andy Carroll saç baş yoldurmaya devam ediyor ve bir süre daha tahammül göstermek zorundalar. West Bromwich ise çok zorlu fikstürlerinin arasında nispeten rahat bir maç. Tony Pulis’in takımı geçen haftasonu %28 topa sahip olma yüzdesi ve tek isabetli şutlarıyla Arsenal’i devirdi. Bu defa o kadar şanslı olmayabilirler fakat Slaven Bilic’in ne kadar kaliteli set hücumları kurgulayabileceği konusundaki soru işaretleri maçın iki takıma da açık olmasını sağlıyor.

5) Hangi Manchester City?
Etihad sakinleri için Southampton’u konuk etmek uzun zamandır pek problem yaratmadı. Azizler bu stadda James Beattie ve Kevin Phillips’in golleriyle son kazandıklarında sene 2004’tü. Ev sahibi ekipte Michael Tarnat, Paul Bosvelt, Steve McManaman gibi oyuncular ilk 11 çıkmıştı. O vakitler Kevin Keegan yönetimindeki City kümede kalma savaşı veriyordu. Bugün belki bambaşka vaziyetteler fakat derin ikilemler arasında kalmış gibi bir halleri de var. Agüero’nun yokluğunda silik görüntüler çizen takım Arjantinli süperstarın dönüşüne rağmen toparlanamadı. Bournemouth ve Newcastle’ye gol yağdıranla Aston Villa’ya sabaha kadar gol atamayacakmış gibi görünen aynı takım. Bu sezon son defa zorlu bir maç kazandıklarında (Everton, Chelsea) ağustos ayındaydık. O günlerden bu zamana kadar Tottenham ve Liverpool’dan 4’er yediler. Dörtlük maçların ortak özelliği ne? Demichelis oynamıştı. Mangala ve Kompany sakat; 35’lik el bombası yine sahada olacak ama neyse ki Silva-Agüero ikilisini haftalar sonra sahada göreceğiz.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön