Futbolun Arka Bahçesi

Premier Lig’de 13. Haftanın Ardından

Orta Saha/Premier League

Premier League’de maç haftalarını baz alırsak sezonun 1/3’ü bugün itibariyle geride kaldı. Tepede ise hiç beklenmedik bir takım yer alıyor. Leicester, Newcastle deplasmanında rahat kazanırken Vardy serisine devam etti. Peki büyük takımlar ne yaptı, kısaca göz atalım.

1) Alex Neil’in gözü takvim yapraklarında.
Fikstür açıklandığı zaman, lige dönüş sezonunda Norwich teknik heyetinin Stamford Bridge deplasmanına rakibinden önde gitmeyi ve belki de üç puanla ayrılmayı tasarladığını sanmıyorum. Sıkı bir maç sonunda Chelsea‘ya 1-0 kaybetmeleri elbette ki gururlarını kırmamıştır, fakat birkaç bireysel performansla beraberlikle çıkabilirlerdi. Mbokani oldukça etkisizdi. İki ay sonra sahaya çıkan Ivanovic ve ilk defa PL 11’ine sol bekte başlayan Kennedy‘e karşı Nathan Redmond & Robbie Brady ikilisinin daha fazla sorumluluk almasını bekliyordu herkes. Alex Neil‘in yaz transfer döneminde takımına istediği parçaları ekleyemediği kesin. Ocak ayında birkaç kaliteli ayak getirmek zorunda oldukları yönünde bir açıklamada bulundu zaten. İlgilendikleri iki forvet; hafta arasında İrlanda’yı Euro 2016’ya taşıyan Jon Walters veya CP forması giyen Dwight Gayle ileriye umutla bakmalarını sağlayabilirdi oysa. Mourinho maçtan sonra Diego Costa için destekleyici sözler söyledi. İlk yarıda iki net fırsat kaçıran İspanyol 65’teki golüyle takımına hayat verdi. Gerçi onu da kaçırsaydı dahi aksi bir şey olacağını sanmazdım; forvet yokluğunda en azından ocak ayına kadar Costa’nın gönlünü hoş tutmak zorunda. Portekizli menajer ritim yakalarlarsa Şampiyonlar Ligi elemeleri için hala şanslarının bulunduğunu ifade etti ayrıca.

2) Kyle Walker’dan iki ucu keskin performans.
Tottenham’ın kadrosunda İngiltere milli takımının geleceği olarak görülen Eric Dier, Dele Alli, Harry Kane gibi yetenekler mevcut. Aslına bakarsanız Walker de bu tanımın içinde; ancak milli kadroya ilk çağrıldığı günden bu yana 49 maç oynayan İngiltere’de 25 yaşındaki sağ bek yalnızca 13 maçta forma giydi. West Ham karşısında ofansif anlamda iyi işler çıkarıp gerektiğinde sağ kanatta opsiyon yaratan oyuncu, hızı ve ortalarıyla tehlike saçtı. 83’te kendi hazırladığı pozisyonda Koreli Son’un asistinde nefis bir şutla takımının dördüncü golünü kaydetti ama yalnızca üç dakika sonra yaptığı akıl almaz hatalarla Lanzini‘ye bir gol hediye etti. Kim bilir, Roy Hodgson belki de haklıdır. Maça dönersek geçen hafta Arsenal’i elinden kaçıran Spurs mükemmel bir oyunla Bilic’in büyük maç kazanma alışkanlığına son verirken, 12 maçlık yenilmezlik serisi yakaladı. Belirteyim bu sayı kulüp rekoru. Kane ise son beş resmi maçta 8 gole ulaştı. Pochettino, Arsenal’a karşı özellikle ilk yarıda kusursuz oynayan ekibini yine sağlam motive etmiş. Sahaya optimum şekilde yayılıp, kolektif presle rakibini sahasından çıkarmayan Tottenham fiziksel ve mental olarak WHU’ya baskın geldi ve maçı zindan etti adeta.

3) Korkarak yaşıyorsan hayatı seyredersin.
Anthony Martial’in sakatlık, Wayne Rooney’in hastalık sebebiyle kadroda olmadığı maçta Watford‘u Mancherster United’in bir adım önünde görüyordum. Hatta Kırmızı Şeytanlar’ın gole yaklaşacağından dahi şüpheliydim. Görünen o ki Quique Flores ve öğrencileri de bu durumun heyecanıyla başladı maça. Tembel paslar, Allan Nyom’un kalesinin önünde yürekleri ağızlara getirtecek şekilde uzaklaştırdığı top derken henüz 10. dakikada Depay müthiş bir sezgiyle golü attı. Konuk ekip bu motivasyonla ilk yarıyı en iyi yaptıkları şekilde ortasahada kitledi. İspanyol hoca tedbiri elden bırakmaya meyilli olmayan yapısıyla puan cetvelinde iyi bir konum edinmiş olabilir, fakat forvetlerinden yoksun ve üçüncü bölgeye top taşımaya dermanı olmayan rakibi karşısında cüretkar davranabilirdi. İkinci yarıda doğaldır ki birkaç pozisyon yakaladılar. Özellikle Deeney ve Ighalo son haftalarda alışık olmadığımız şekilde Manchester stoperlerini ezdi. De Gea hayati derecede kritik iki kurtarış yaptı ve maçı van Gaal‘in ekibi yine bir biçimde kazandı. Bu takımın ikinci sırada bulunması Leicester’in lider olması kadar saçma gelmiyor mu size de?

4) Bir Arsenal Klasiği..
“Olgunlaşmalıyız. Kadromuzda bulunan tecrübeli isimlere rağmen 1-0’ın avantajını çok basitçe kaptırdık. Baskıyı arttırmak yerine kırılganlaşıyoruz.”  Arsène Wenger böyle özetliyordu olan biteni. Bu sezonun trendi Mesut>Giroud bağlantısıyla golü bulan Arsenal, devrenin sonlarına girilirken önce duran topta havadan kesilen bir ortayla; sonra kontratakta Rondon’un zor bir hafta arasından çıkan moralsiz Koscielny’i birebirde rahat geçmesi, Bellerin’in sprintinin, Mertesacker’in ise jogginginin yetersiz kalmasının akabinde Arteta’nın kendi kalesine attığı golle 2-1 geriye düştü. Orta sahada olmazsa olmaz bir mevki edinen Coquelin‘in 15’teki sakatlığının takımın savunma direncini kırdığı kesin. Son bir ayda tekrar sakatlık lanetinin içine düşen Wenger’in affı olamayan Zagreb maçında göbekteki alternatifleri Flamini ve Cazorla olacak. WBA geçen hafta Old Trafford’da epey direnmişti. Pulis, bu kez evlerinde maç boyunca sadece %28‘le topa sahip olarak ve ikinci devrede otobüsü tamamen geriye çekerek biraz da şans faktörüyle 3 puana ulaştı. Ligin pozitif futbol oynayan takımlarının başında gelen Arsenal bu mağlubiyetten tahmin edilenden çok daha fazla etkilenebilir. Belki başka bi yazının konusu ama değinmeden geçemiyorum. Mevcut rotasyonda forma bulan en az 5 isimden kurtulmadıkça bu takıma şampiyonluk hayal gibi.

5) Normal adam, Liverpool’a hayat aşılıyor.
Liverpool, Manchester City’i deplasmanda dağıtmış olabilir. Her geçen gün de sahada daha güçlü görünüyorlar; fakat bütün bunlar Jürgen Klopp’un kenarda çıldırmasına engel değil. Çok iyi bir maç çıkaran Roberto Firmino‘ya attığı fırçadan anlayabiliyoruz. Özellikle ileri uçta presin hızlı başlamadığı zamanlarda forvet oyuncuları Alman hocanın hışmına uğruyor. Kaptan James Milner‘e kulak verelim: “Doğru kararları vermediğinizde size bunu söylüyor. Sürekli oyunun içinde ve bizimle birlikte. En iyiyi yapmamızı istiyor. Hata yaptığınızda azarı yiyeceğinizi bilirsiniz; ama o geliyor ve her şey yolunda diyor. Her teknik direktör farklıdır, ama onunla ne kadar çalışırsak o kadar iyi olacağız gibi hissediyorum.” Diğer tarafta ise konuşulması gereken çok şey var. Pellegrini çok kızmış güya oyuncularına. Önce tercihlerine baksın. Kompany’nin yokluğunda Mangala-Demichelis tandemiyle başlıyorsun. Son maçların en iyi ismi Otamendi kenarda yanında oturuyor. Yenilen goller evlere şenlik. Dünyanın en pahalı hücum silahlarına sahipsin. Norwich ve Aston Villa gibi kıyas kabul etmeyecek takımlara karşı bocalamışsın; aynı ezberle Liverpool maçına çıkıyorsun. Allahtan Agüero döndü, ama yetmiyor işte. ‘Big 5’ten en iyi üçer takımı al lig oynat vallahi küme düşerler.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Forest Jump

Nottingham Forest 1976’dan itibaren 4 yıl içinde eşi benzeri bulunmayan bir dönüşüm
Başa Dön