Futbolun Arka Bahçesi

Premier Lig’de 12. Haftaya Bakış

Orta Saha/Premier League

Avrupa’da futbol sezonu bu haftasonunun ardından tekrar mola verecek. 8 ülkenin milli takımları Fransa öncesi sahibini bulmayan son dört bilet için kapışacaklar. İngiltere ise kusursuz karnesiyle bu dönemi keyifli hazırlık karşılaşmalarıyla geçirecek. Kulüplerin aynı rahatlığa sahip olduğunu söylemek zor. İki haftalık araya rahat bir nefes alarak girmek isteyen hatırı sayılır miktarda takım var. Programın ilgi çeken mücadelelerine bir göz atalım: 

1) Tottenham’ın baskısı Arsenal’i cezalandırabilir.
Mauricio Pochettino, Arsenal defansının çarşamba gecesi Bayern’in yüksek temposu karşısındaki nafile çırpınışları hakkında mutlaka notlar almıştır. Arjantinli hoca, yoğun antreman periyotlarıyla oyuncularının sağlığını en yüksekte tutmaya; bunun yanında özellikle takımın topa sahip olmadığı bölümlerdeki yerleşimini ve topu geri kazanma isteğini keskinleştirmeye gayret ediyor. Geçen sezon White Hart Lane’de oynanan, Mesut’un erken golüne Harry Kane’nin ikinci yarıdaki dublesiyle karşılık vererek 3 puan kazandığı maç, Tottenham’ın en iyi performanslarından biriydi. Emirates’teki randevuda ise Flamini’nin tehlikeli bölgede ağır kalmasını iyi değerlendiren Eriksen, topu kapıp Chadli’ye asist yapmıştı. Kuşkusuz her iki teknik direktör de bu maçların üzerinden tekrar geçmiştir. Arsenal’in en çok dikkat etmesi gereken konu birinci bölgede yapabileceği olası pas hataları ve konsantrasyon eksikliği olacaktır. Kırmızı-Beyazlılarda sakatlık sorunları can sıkmaya başladı. Walcott, Wilshere ve Welbeck’in uzun süreli sakatlıkları haricinde Bellerin ve Ramsey de en az iki hafta daha yok. Koscielny’nin durumu belli değil.

2) West Ham’ın Lukaku laneti devam edecek mi?
Everton’un son zamanlardaki Upton Park ziyaretlerinde senaryo aynı şekilde işliyor. Maviler geriye düştüğünde paniklemiyor; West Ham’ın maçın ilerleyen bölümlerindeki mental çöküşüyle önce ikinci yarıda beraberliği sağlıyor ve son dakikalarda Lukaku’nun kafa golüyle üç puana ulaşıyor. Belçikalı forvetin Everton formasıyla attığı ilk gol, Eylül 2013’te 3-2’lik West Ham maçında 85. dakikada gelmişti. Geçen sezonki 2-1’lik maçta ise duraklama dakikalarında ağları havalandırmıştı. Romelu son altı West Ham maçında altı gol attı; ve son maçında Watford’a karşı tanınmaz bir görüntü çizen Slaven Bilic’in öğrencilerinin ilk işi onu savunmak olmalı. Ogbonna’nın dönüşü işleri kolaylaştıracaktır. Soru işaretlerinin olduğu taraf ise Diafra Sakho’nun yokluğunda Carroll’la hücüm varyasyonlarının nasıl şekilleneceği olacak.

3) Vardy vs Ighalo
Ligde gol krallığının ilk iki basamağındaki isimler cumartesi karşı karşıya gelecek. Watford’un golcüsü Odion Ighalo, takımının attığı 10 golün yedisini kaydetti ve ikisinde asist yaptı. Jamie Vardy ise listenin zirvesinde ve üst üste dokuzuncu maçında gol arayacak. Roy Hodgson’un İspanya ve Fransa hazırlık maçlarında merkezde görev vereceğini açıkladığı Vardy, 43 şutta 18 isabetle fileleri 11 kez havalandırdı. Quique Flores’in, takımı potansiyeline yakın şekilde organize ettiğini söyleyebiliriz. Son iki maçta kalelerini kapadılar. Stoke deplasmanında Almen Abdi ve Troy Deeney’in golleriyle kazanarak Ighalo’dan ibaret olmadıklarını kanıtladılar. City ve Arsenal’la birlikte ligin zirvesini paylaşan Leicester daha iyi olan taraf ama Vardy’nin formu devam etmezse bu defa zorlanabilirler.

4) Pulis, United taraftarlarının canını sıkabilir.
Gol özürlü ve sıkıcı olmakla suçlanıyorsanız, bu ithamların üzerinden gelmek için Tony Pulis’in çalıştırmadığı bir takımı misafir etmeniz daha yerinde olabilir. WBA evinde daha cüretkar oynamak zorunda hissettiği için iyi sonuçlar almayabilir belki, ama şu ana kadarki beş deplasman maçının sadece birinde gol yediler. Pulis’in Old Trafford soyunma odasındaki takım konuşmasını hayal etmek zor değil. Hatlarını mümkün olduğu kadar uzun süre sıkı tutmalarını tembih edecek ve United taraftarlarının zaman geçtikçe sıkılarak memnuniyetsizliklerini göstermesini, böylece rakibinin Rondon ve Berahino için müsait alanlar bırakmasını bekleyecek. West Bromwich’in beş maçlık deplasman maratonunda kalburüstü bir rakiple oynamadığını dürüstçe belirtmekle birlikte Manchester ekibinin ekim ayındaki dört maçın sadece birinde gol bulabildiğini hatırlatalım.

5) Pardew, Liverpool’u tekrar alaşağı etmenin peşinde.
Steven Gerrard’ın efsaneleştiği kulübe olası geri dönüşünün konuşulması, oyuncunun mayıs ayındaki vedasında Crystal Palace maçındaki kötü hatıraları akıllara getiriyor. Alan Pardew’in takımı Anfield’den tekrar 3 puanla çıkarsa benim için sürpriz olmayacak. Jürgen Klopp dönemi Chelsea karşısındaki haz veren futbolla fena başlamadı, fakat Rubin Kazan maçındaki dominant oyun ve galibiyete rağmen uzun Rusya seyahati takımın haftasonu aynı iştahla sahada olmasına engel olabilir. CP deplasmanda oynamayı seven bir ekip. Yohan Cabaye organizatörlüğünde, Wilfried Zaha ve Yannick Bolasie’li kanatlarla Liverpool’un durgunluk belirtisi gösterdiği anlarda cezayı kesebilecek hıza ve enerjiye sahipler. Bu arada üzerine çok geyik dönen transferler konusu hafta arasında biraz netlik kazandı; CEO Ian Ayre, Alman menajerin transferlerde son sözü söyleme yetkisine sahip olduğunu belirtti.

6) Shawcross süper döndü; peki ya Hazard?
Yaklaşık üç aylık sakatlığın ardından formasına kavuşan Shawcross hızlı bir biçimde kalitesini konuşturmaya başladı. 28 yaşındaki stoper Chelsea’yi eledikleri Lig Kupası maçında sahaya döndü  ve sezonun ikinci ‘clean sheet’ini çıkardıkları Newcastle maçında hünerini gösterdi. Kabul etmek gerekir ki kaleci Jack Butland da bu maçlarda formunun zirvesindeydi ve Şampiyonlar Ligi’nde işleri yoluna koyan Chelsea’nin mutlak galibiyet aradığı bu karşılaşmada yine hatasız oynamaları gerekebilir. Eden Hazard oyun stilinin etkisiyle sürekli maruz kaldığı faullere rağmen yılmayıp oyununa bakan bir karaktere sahip. Kiev karşısında Mourinho’nun onu yedek kulübesinden getirmesine rağmen soğukkanlılıkla takımına katkı vermeye çalıştı. Kupada son penaltıyı kaçırarak turu hediye ettiği takım karşısında kendisini affettirmek isteyecek. Tabi oynarsa!

7) Rémi Garde ateşten gömlek giydi.
Rémi Garde, Asteriks çizgi romanlarının iksircisi Getafix’e pek benzemiyor. Yani Manchester City önünde yeni öğrencilerinin üst üste sekizinci mağlubiyetlerini engelleyebilecek sihirli karışımı bulamayacağını öngörebiliriz. Garde’nin yaklaşımı epey ilgi çekici olacak: İçgüdülerinin atak yapmayı sevdiğini biliyoruz, peki kendi kalibresindeki bir takım için belki de ligin en korkutucu deplasmanında ne derece cesaretli oynayacak? Ateşleyici etkisi ne kadar güçlü? Takım seçkisi konusunda da merak edilen noktalar var: Carles Gil’le orta sahayı sil baştan restore edecek mi? Hücumda etkili, savunmada ise kırılgan Jordan Amavi solbekteki yerine kavuşabilecek mi? Garde, Villa’nın teklifini kabul ettiği için pişman olacak mı? Villa yönetimi ona güvendiği için hata yaptığını düşünecek mi?

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön