Futbolun Arka Bahçesi

Premier League 15/16; Power Rankings #3

Orta Saha/Premier League

Sert bir dönemden çıktık, ligin ikinci yarısı yarın başlıyor. Büyük-küçük takım ayrımının kalmadığı (!) Premier Lig’de taşlar yerine oturmaya, dengeler yerini bulmaya başladı. 5 ve 10. sıradaki takımları sadece 2 puan ayırıyor. Zorluk seviyesinin bir tık daha yükseleceğine emin olabiliriz.

20) Aston Villa   (0-3-2)

Birmingham ekibinin teknik direktör değişimine gitmesi oyunlarına olumlu anlamda neredeyse hiçbir şey katmadı diyebiliriz. Jordan Ayew’in iki maçta aldığı birer puan son sıradan kurtulmaları için yeterli olmadı. Yarın ligin bir diğer bitik takımı Sunderland’a konuk olacaklar. Galibiyet hasretine son vermek için daha uygun bir fırsat olmayacak. Rémi Garde ara transfer penceresinde takımı ne derece güçlendirebilir onu bilmiyorum, fakat ligde tutarsa imkânsız bir iş başarır.

19) Sunderland   (0-0-5)  down 3

Bir önceki ‘power rankings’te Sam Allardyce’nin kısa vadedeki olumlu etkisini takdir etmiştim. Oyun olarak kademe atlamasalar da mental düzlemdeki bazı iyileşmeler skor kâğıdında çok iyi neticeler getirmişti. Aralık’taki ölümcül fikstürlerinde en azından bir galibiyet alabileceklerini öngörüyordum; fakat ayın sonuna doğru git gide daha kötü oynayarak 5 yenilgi aldılar. Savunma hattında kilit isimlerde kritik sakatlıklar mevcut. Kümede kalmak istiyorlarsa önlerindeki Villa ve Swansea maçlarında kendilerini göstermeleri gerekiyor.

18) Newcastle United  (2-1-2)

Aralık ayına çok ekstra iki galibiyetle başladılar. Hem Liverpool’u hem de 15 maçlık yenilmezlik serisine son verdikleri Tottenham’ı, rakipleri oyunu forse etmesine rağmen ikinci yarıdaki dirayetli futbollarıyla mağlup ettiler. Fakat Ayoze Perez ve Mitrovic’in performanslarının tekrar düşmesi son üç maçta bir puan almalarına neden oldu. Oldukça sürpriz bu iki galibiyet Steve McClaren’in bir süre daha koltuğunda rahat oturmasını sağlamış olabilir ama çok kötü top oynuyorlar. Maç başına en az (9) şut çeken, rakiplerine en çok (17) sut imkânı tanıyan takım.

17) Swansea   (1-2-2)  down 2

Geçici hocaları Alan Curtis yönetiminde henüz yenilmediler. Çok iyi başladıkları sezona darmadağın bir görüntüyle devam ediyorlardı ki kanamayı durdurdular. Kaleci Fabianski ve defans hattında belirgin bir yükseliş var. Premier League’de kalmayı hak etmeyecek bir kadroları yok. Bütçeleri pek iç açıcı değil gerçi ama rotasyonda kullanmadıkları bir iki adamdan kurtulup orta sahada merkeze ve kanatlara yapılacak birer takviye takımın toparlanmasını sağlar.

16) Bournemouth   (3-1-1)  up 3

Eddie Howe ve öğrencileri büyük bir alkış hak ediyor. Sezon başlarken hemen herkesin ligin en kötü kadrosu olarak değerlendirdiği Bournemouth amansız sakatlık problemlerine rağmen ligin ilk yarısını 20 puanla tamamladı. Kasım ayının sonuna doğru toparlanmışlardı. Chelsea ve Manchester United’in kötü durumundan yararlandılar ve 6 puan çıkardılar. Yoğun takvimde Arsenal deplasmanından çıkmaları zaten olası görünmüyordu. Formlarını (belki de nokta transferlerle) bu seviyede bir süre daha devam ettirebilirlerse ligde kalmalarını bekleyebiliriz.

15) Norwich City   (2-1-2)  up 2

Doğru maçlarda doğru taktik düzenle hedefledikleri puanları toplamaya devam ediyorlar. Alex Neil heyecanla beklediği transfer dönemine 20 puanla oldukça emin bir şekilde giriyor. Kalite olarak en üst seviyedeki dört beş takımı bir kenara bırakırsak herkesi yaralayabilecek bir ekip. Küme düşme korkularını epey azalttılar ama yine de tehlike mevcut. Hamlelerini merakla bekliyoruz.

14) West Bromwich Albion   (1-2-2)  down 1

Tony Pulis’in takımı izleyenlere ekran başında azap çektirerek kör topal yoluna devam ediyor. Uzun zaman sonra ilk galibiyetlerini üç gün önce 3-4-2-1 düzeniyle çıktıkları Newcastle maçında aldılar. Tecrübeli hoca yeni arayışlar deniyor olabilir. %52 topla oynama yüzdesi, 22 şut, 18 korner. Umarım son maçtaki heyecan veren oyunlarının devamını getirirler, çünkü aksi halde maçlarını izlemek için benim gücüm kalmadı.

13) Chelsea   (1-2-2)  down 2

Teknik direktörsüz çıkılan Sunderland maçında alınan 3 puan, Guus Hiddink yöentiminde iki maçta iki beraberlik. Chelsea, geçen sezon Dortmund’un başardığına benzer bir silkinmeyle yukarı tırmanabilecek gibi durmuyor hâlâ. Hollandalı’nın oynattığı oyunu beğendiğimi söyleyemem. Abramovich kesenin ağzını açacak mı, kimler gelecek, kimler gidecek. Bu sorular da çok önemli. Kişisel tahminim Şampiyonlar Ligi’ndeki PSG eşleşmesine kadar takımın kendine gelemeyeceği yönünde.

12) Southampton   (1-1-3)  down 2

Boxing Day’in son maçında Cuco Martina’nın fizik ötesi golüyle öne geçtikleri maçta Shane Long’un üst düzey performansıyla Arsenal’ı paramparça ettiler. İki gün sonra ise hediye bir golle öne geçtikleri maçta West Ham baskısına direnemediler. Dört buçuk aydır henüz taraftarına güven vermediler. Oysa işgal ettikleri sıraya oranla çok potansiyelli bir takım. Ronald Koeman işleri yoluna koymak istiyorsa öncelikle savunma hattındaki oyuncularıyla yoğun şekilde ilgilenmeli.

11) Stoke City   (3-1-1)  up 3

Kuşkusuz aralık ayının en flaş takımı oldular. Brittania’da iki Manchester takımını da oldukça benzer performanslarla sahadan silip 2-0’lık skorlarla yendiler. Everton deplasmanında da 7 gollük düelloda galibiyete ulaştılar. Son sıralamada gol sorunlarına dikkat çekmiştim ve formdan uzak hücum silahlarından verim almaları şart demiştim. Gerçekten de Arnautovic, Shaqiri ve Krkic’in birkaç vites birden yükselmesi takımın çehresini enikonu değiştirdi. Moralli girdikleri yeni yılda sezonu ilk 10’da bitirebilecek potansiyele sahip olduklarını gösterdiler.

10) Everton   (1-2-2)  down 3

Maalesef kişisel tabanda hayal kırıklıklarımın başında Everton geliyor. En az tepedeki takımların çapında olduğunu düşündüğüm ekip az sayıdaki belirgin problemlerine bir türlü çare bulamadı. Açık futbol oynamaları oldukça izlenesi maçlar vaat ediyor, ancak çok ‘basit’ goller yiyorlar ve bu da level atlamamaları için yeterli bir sebep. Kasım ve Aralık ayındaki rahat fikstürlerinin ardından ilk 5 yapabileceklerini düşünüyordum, fakat 9 maçta sadece 3 galibiyet aldılar. Roberto Martinez uygun bir fırsat bulursa bir stoper almalı.

9) Watford   (3-1-1)  up 3

Son haftalarda büyük sükse yapan bir diğer takım da Watford. Dört maçlık galibiyet serisinin ardından Hiddink’in ilk maçında Stamford Bridge’ye gitmek için yanlış bir zaman olduğu söylenebilirdi. Sağlam performans sergilediler ve dramatik maç sonunda 2-2 berabere kaldılar. Tottenham’a karşı yarım saat 10 kişi mücadele ettiler ve 90’da mağlup oldular. Quique Flores’in yarattığı takım sezonun ilk yarısının ardından müthiş iş çıkardı. Alkışı hak ediyorlar.

8) Manchester United   (0-2-3)  down 4

United’in maçlarını ilk haftadan beri dikkatle izleyen biri olarak içim kan ağlayarak ilk dörtte tutmak zorunda kalıyordum. Berbat futbollarına rağmen çoğu karşılaşmada bir şekilde galibiyete ulaşmasını biliyorlardı. CL’de yenen büyük tokat ve 3 puana hasret geçen bir buçuk ay neticesinde nihayet zirveden uzaklaştılar. Aslında 10. sıraya falan koyacaktım ama işte transfer sezonu başladı. Merak ettiğim bir şey var; kaç para ulan Louis van Gaal’in tazminatı?

7) West Ham United   (1-4-0)  up 2

İnatla üst bölgede tutunmaya devam eden Bilic ve takımına geldi sıra. Dimitri Payet & Diafra Sakho’nun talihsiz sakatlıkları yaşanmasa bugün belki de ilk 5 içinde görebilirdik. Man Utd ve Stoke maçlarında keyif veren bir futbol oynarlarken Villa ve Swansea maçları epey sıkıcı geçmişti. Forvet hattında sakatlık yaşamayan kalmadı. Neyse ki Payet ve Moses en geç 12 Ocak’taki B’mouth maçında sahaya dönecekler.

6) Crystal Palace   (2-3-0)  up 2

Boxing Day’da Bournemouth deplasmanında alınan 1 puanı hakirsemek doğru olmaz. Ancak iki gün sonra evlerinde çok kötü bir maçın ardından Swansea ile berabere kalmak yakışmadı. CP’nin açık futbolu, onların maçlarının bol gollü geçeceği illüzyonuna neden oluyor sanki. Fakat 5’lik Newcastle maçı haricinde gol yollarında hep zorlandılar. Ay sonuna doğru iki kritik isim Yannick Bolasie ve Connor Wickham sakatlıktan dönmüş olacak. O zamana kadar yeni eksikler vermezlerse bu seviyede kalmaya devam ederler.

5) Liverpool   (2-1-2)  up 1

Newcastle deplasmanında hakikaten çok kötü oynadılar ve mağlubiyete razı oldular. WBA’ya karşı öne geçip 1 puanı son dakikada kurtarmak da pozitif bir done değil. Watford’a karşı alınan sert yenilgi tüm Liverpool fanlarını umutsuzluğa boğacakken lider Leicester’i ezerek yendiler ve Sunderland (1-0) maçıyla da tekrar güven tazelediler. Klopp, Benteke’den bu seviyede ne kadar verim alabilir; bu soru önem taşıyor. Diğer takımlara baktığımızda ligi ŞL potasında bitirmek hiç de uzak bir ihtimal gibi görünmüyor Kırmızılar için.

4) Manchester City   (2-1-2)  down 2

Bebeklerim. 500+ milyon euroyla kurulabiliecek en kötü kadro. Tabi United’in ardından. Sunderland’i kendi sahasında ezmeleri haricinde elle tutulur hiçbir şey yapmadılar. Leicester maçındaki topla oynama ve şut istatistikleri falan hikaye. Yaklaşık üç aydır kalburüstü deplasmanlarda adamakıllı top oynamıyorlar. Bir ay sonraki Sunderland maçına kadar ıkınmaya devam ederler. Kompany yine sakatlanmış. Bu bütçe, bu yıldızlar Pellegrini’ye iki numara büyük geldi o kesin.

3) Tottenham Hotspur   (3-1-1)  

Bu sezon herhalde Everton’la birlikte ikinci yarılarda en çok puan kaybeden takım olabilirler. Fevkalade genç bir kadro olduklarını biliyoruz. Newcastle’ye White Hane Lane’de kaybetmek olacak iş değildi. Neyse ki toparlandılar ve 3’te 3’le bitirdiler seneyi. HurriKane takvim yılını 27 golle kapattı ki bu sanırım kulüp rekoru. Belki Kane’nin formsuz dönemlerinde işi götürebilecek bir santrfor. Tek eksikleri bu. Arjantinli hocanın transfer penceresindeki tutumunu dikkatle izleyeceğiz.

2) Leicester City   (3-1-1)  down 1

Futbol tanrıları nihayet Leicester’in sıra dışı hikâyesine çomak soktu ve ‘hele bir otur soluklan yiğenim’ dediler. Yaptıkları iş olağanüstü, ama kabul edelim ahım şahım bir futbol oynamıyorlar. Liverpool maçında çaresizdiler. City’e karşı en iyi bildikleri işi yaptılar ve maç öncesi tahminimle örtüşür şekilde 0-0 bitti maç. Hakemlerin bir nebze olsa da koruduğuna inandığım bir takım. 7 penaltı çalmışlar. Topla oynama yüzdesinde sondan üçüncü, pas isabetinde ise ligin en kötü takımının ikinci sırada olması saygıyı hak ediyor tabi ki.

1) Arsenal   (4-0-1)  up 4

Arsenal liderliği hak ediyor. Geçen ayki rankings’te doğramıştım takımı ve 5. sıraya yazmıştım. Wenger yine büyük işe imza attı ve sakatlıklarla darmadağın olmuş takım 4/5 yaparak dosta güven düşmana korku verdi. ŞL’de Barca’yı çekmeleri Premier Lig yarışı özelinde oldukça iyi oldu. Fransız menajerin merkeze adam yiyen kaliteli bir oyuncu almasından başka bir şey gerekmiyor takıma. Alexis de yakında dönecek ve Özil’in yükünü paylaşacaktır. Şutlarının %74’ünü ceza sahası içinde üretiyorlar ve %85’le ligin en isabetli pas yapan takımı konumundalar. Bu haftayı kayıpsız atlatıp Anfield’de gövde gösterisine çıkabilirler.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön