Futbolun Arka Bahçesi

Premier League 15/16; Power Rankings #2

Orta Saha/Premier League

İngiltere’de şampiyonluk mücadelesi son yıllarda pek rast gelmediğimiz biçimde birçok takıma açık görünüyor. Ligin bir değişim trendine girdiğini söylemek için henüz erken belki; ancak Ranieri, Bilic, Klopp gibi teknik direktörler Ada’ya izlerini bırakmayı başardılar. Çetin aralık takvimine girerken takımların yol raporları aşağıda. Keyifli okumalar..

20) Aston Villa    (0-1-2)

Ligin açılış haftasında Bournemouth’u tek golle geçmelerinden bu yana galibiyet göremediler ve inanın görecek gibi de değiller. Rémi Garde’nin göreve gelişi Manchester City karşısında alınan 1 puandan başka bir şeye yaramadı gibi gözüküyor. Ligin en kötü kadrolarından birini çalıştırmak kolay değil ama ismine oldukça saygı duyulan Fransız hocanın en azından tecrübeli defans oyuncularından faydalanarak savunma kimliğini oturtma konusunda fark yaratmasını beklerdim. Kümede kalmak için ocak ayında yönetimin kesenin ağzını açması gerekiyor ki böyle devam ederlerse o bile yetmeyebilir.

19) Bournemouth    (0-2-1)

Düşme hattına yakın takımlar arasında seyir zevki en yüksek takım. Son iki haftada gollü beraberlikler aldılar. Swansea maçında tecrübe eksikliğinden 2-0’dan puan verirken, Everton karşısında inatçı kimlikleriyle 80’den sonra iki defa puan kurtardılar. Eddie Howe oyuncularıyla gurur duyuyor; evet gerçekten de bir ay öncesine göre derli toplu oynuyorlar fakat bela bir fikstüre giriyorlar. Dirençleri takdire şayan olsa da ocak ayı geldiğinde küme düşme potasına iyice çakılmış durumda bulabilirler kendilerini.

18) Newcastle United    (1-0-2)  down 2

Muazzam bir kadrodan bahsetmiyoruz belki ama bu takımın küme düşme korkusu yaşıyor olması dahi büyük bir skandaldır. Özellikle hücum hattında çok ama çok değerli parçalar var. Steve McClaren “..burası Newcastle, sorumluluğumuzun farkındayız, önümüzde 25 maç var, iyi olacağız, taraftarımız bunları hak etmiyor..” falan yine goygoy açıklamalara başlamış. İki hafta önce gariban Bournemouth’u yenmişlerdi; üç hafta sonra Aston Villa’yı güç bela yenip aradaki maçlarda fark yemeye devam ederler.

17) Norwich City    (1-1-1)  up 1

Chelsea’ya mağlup olup, Arsenal’la berabere kaldılar ama iki maçı da rakiplerinden az hak etti diyemem. Bu kalibrede olup da büyük takımları bu kadar zorlayan başka takım yok. Norwich’le mücadele etmek gerçekten eziyet. Geçen haftasonu Cech’in koruduğu kaleye karşı son vuruşlardaki şanssızlıklarını aşabilseler bir basamak daha yukarıya koyardım. Genç menajer Alex Neil’in yolunu gözlediği transfer dönemine güvende girmemeleri için hiçbir sebep yok. Kadro kalitesine yapılacak ufak dokunuşlar bu takımı ligde tutar.

16) Sunderland    (2-0-1)  up 1

Geçen ayki sıralamada Sam Allardyce’nin bir iki hafta içinde takımı yoluna koyabileceğini yazmıştım. Öyle süper bir futbol oynamaya başlamadılar tabi ki ama en azından daha kompakt hareket ediyorlar. Bir hafta içinde 80’den sonra attıkları gollerle çok kritik iki galibiyet aldılar. Eskisi kadar basit goller yemiyorlar. Crystal Palace maçını 90 dakika izledim. Veteranlarla dolu bu takımı yenmek için artık epey efor sarfetmek gerekiyor. Aralık fikstüründe zorlu deplasmanlar var ama motive oldukları bir gün büyüklerden birinin canını fena yakabilirler.

15) Swansea    (0-1-2)  down 3

Gary Monk yenildikleri her maçın ardından takımına sahip çıkıyor ve oyundan son derece memnun olduğunu belirtiyor ama bu takım son 10 haftada yalnızca Aston Villa’yı yenebildi. 1-0 kaybettikleri son iki maçta isabetli şutları dahi yok. Hücum etmeye çok elverişli oyunculara sahip bu takımın mahkûm futbol oynaması doğal olarak tepki çekiyor. Jefferson Montero’nun son iki maçta yalnızca 40 dakika süre almasını da anlayabilmiş değilim. Fatura ona yazılmamalıydı.

14) Stoke City    (2-0-1)  up 1

Kasım ayında beklenmedik 6 puan kazandılar. Mark Hughes, Shawcross’un dönüşüyle 11’ini kanıksattı. Krkic-Arnautovic-Shaqiri üçlüsünden daha fazla verim almaları şart. Özellikle set oyununda ligin üreticilikten en uzak takımlarının başındalar. Açıkçası söyleyecek çok şeyim yok Stoke hakkında. Oynamayan/oynatmayan, maçlarının reytingi dibe vurmuş bir takım. İngiltere’nin Lille şubesi. 14 maçta sadece 11 golleri var.

13) West Bromwich Albion   (1-1-1)  up 1

Tony Pulis’in öğrencileri kazanıyor, kaybediyor ama bir şey hiç değişmiyor. Geride olmadıkları sürece 11 kişiyle topun arkasına geçiyorlar. Manchester maçında Old Trafford tribünlerinin sabrını epey zorladılar. Gol yemedikçe boğuluyor gibi oluyorsunuz. Neyse ki son iki maçta erken goller yediler de ekran başında biraz ferahladık. Payet’siz West Ham’ı kilitleyecekleri belliydi de Arsenal galibiyeti biraz ekstra oldu. Son üç maçta topla oynama ortalamaları %33’e kadar geriledi. Ligde rakip kaleyi en az yoklayan takımlar aynı zamanda.

12) Watford    (1-0-2)  down 1

Açıkçası hem Leicester’den hem de Manchester’den puan çalabileceklerini düşünmüştüm. Abuk subuk biçimde maçlar verdiler ve tepe 10’da yer alma fırsatını kaçırdılar. Çok formda bir sezon geçiren 35’lik kalecileri Gomes üç gün önce kritik bir sakatlığın eşiğinden döndü. Ighalo ve Deeney’den oluşan forvet hattı can yakmaya devam ediyor. Savunma dengesinde bir kademe ilerleme kaydederlerse avangard menajerleri Quique Flores önderliğinde önlerindeki iki maçta çıkaracakları 6 puan ölümcül fikstürleri evvelinde kredi sağlayabilir.

11) Chelsea    (1-1-1)  up 2

Puan tablosundaki yerleri değişmedi ama sahadaki sudan çıkmış balık görüntüleri yok oldu en azından. Gün itibariyle ligdeki en modern futbolu oynayan ekip olduğunu düşündüğüm Tottenham deplasmanında alınan beraberlik başarıdır bana göre. Mourinho bir hafta önce Diego Costa için olumlu şeyler söyledikten sonra bu hafta ısınmaya yollayıp oyuna sokmadı. Sezonun geri kalanı için optimist demeçler veriyor. Fikstürleri rahatladı ve Şampiyonlar Ligi’nde Porto’dan alınacak beraberlikle morallenip yavaş yavaş yukarı tırmanabilirler. Günden güne daha çok santrfor yazılıyor bu arada. Ara transfer döneminin en merak edilen takımı şu an için.

10) Southampton    (1-0-2)  down 2

Manchester City’e Etihad’da kaybetmek büyük suç değil ama Stoke’ye karşı ezilmeleri kabul edilemez. Stoperleri zaten ayaklı bomba, her an hata yapmaya müsaitler. Fraser Forster’in sakatlığının önemi şu sıralar iyice anlaşılıyor. Topu rakip sahaya taşımakta zorlanıyorlar. Öte yandan forvet oyuncularının da formda olduğunu söyleyemeyiz. Tadic’in son maçta kaçırdığı gol affedilmez. Koeman’ın orta saha tercihlerinde artık bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu görüntüyle ilk 5 için bir tehdit oluşturma ihtimalleri yok.

9) West Ham United    (0-2-1)  down 2

Ağustos ve eylül aylarında ortalığı kasıp kavuran Slaven Bilic etkisi yerini Jürgen Klopp etkisine bırakmış durumda bugünlerde. Son iki deplasmanda mağlup olan Londra ekibi içerde kendilerinden aşağıda yer alan iki takımla berabere kaldı. Takımın en önemli oyuncusu Dimitri Payet şubat ayına kadar sakat. Eski alışkanlıklarına dönüp Manchester United’i deplasmanda yenerlerse tekrar çıkışa geçebilirler ama öncelikle Upton Park’ta çıtır çerez rakiplere dahi puan kaybetmekten vazgeçmeleri gerekiyor.

8) Crystal Palace    (2-0-1)  up 2

Sunderland’in sıkı savunmasına karşı bocaladıktan sonra Newcastle’yi sürklase edip adeta önceki maçın acısını çıkardılar. Alan Pardew’in hücum odaklı açık futbol anlayışını beğeniyorum. Tek beraberlikleri var, bu da cesaretleri hakkında ipucu veriyor zaten. Takım taraftarına güven veriyor. Bakary Sako’nun sakatlığına Zaha’nın cezası eklenmese haftaya Goodison Park’ta efsane bir maç izleyebilirdik. Yine de tehlikeye açıklar. İki hafta önce o şehirde kazanmışlardı.

7) Everton    (1-2-0)  up 2

Everton tüm Avrupa’da dikkatle takip ettiğim birkaç takımdan biri. Roberto Martinez de saygı duyduğum bir hoca. Bournemouth maçında kaçırdıkları iki puan büyük gaflet. Bu takım Sunderland veya WBA gibi savunma yapacak takım değil. Mümkün oldukça topla oynamaları gerekiyor. Maçı 70’te açabildim ve gol geliyorum diye bağırıyordu. 2-2’den sonra tekrar atak yapmaya başladılar. Buldular da ama 90+7’de beraberliğe razı oldular. Düz bir beraberlik bu kadar kırıcı bir etki yaratmazdı. Maçın hikâyesi Everton oyuncularında ileriki maçlar için çöküntüye sebep olabilir.

6) Liverpool    (2-0-1)

Swansea maçında öyle çok iyi oynadıklarını falan söyleyemem. Şans faktörü yanlarındaydı, olmadık bir penaltıyla oyunu bağladılar. Chelsea ve City’e karşı alınan 3 ve 4 gollü galibiyetler müthiş bir rüzgâr yarattı. Klopp döneminin henüz başlarındayız ve şu an için deplasmanlarda daha etkili bir takım görünümündeler. Haftaya Coutinho’nun dönmesi çok önemli. Önlerinde çok ama çok rahat bir fikstür var. UEFA Avrupa Ligi yoğunluğundan da kurtuluyorlar. İşler yolunda giderse ocak ayında zirve yarışının içinde olmaları sürpriz olmaz.

5) Arsenal    (0-2-1)  down 4

Bir ay önce ligin en iyi takımıydılar. Şu an ise o konumdan epey uzaktalar. Sakatlıklar teker teker vurmaya başladı. WBA karşısındaki puan kayıplarını şanssızlıklarına bağlayabiliriz, ama Norwich’i yenmek için neredeyse hiçbir şey yapmadılar. 21 Aralık’taki M. City maçına kadar 6 puan almalılar. Olympiakos maçını da düşünmek zorunda olan Wenger’in haftaya 11 konusunda epey başı ağrıyacak. Şampiyonluktan bahsetmek için mesafe kat etmeleri gereken konular var. Transfer döneminde paralarının yeteceği, müsait durumda bulunan en iyi merkez ortasaha kimse onu almakla başlayabilirler.

4) Manchester United    (2-1-0)  down 1

Dürüst olmak gerekirse Louis van Gaal her hafta beni g.t etmeye devam ediyor. Harcadığı paraya kıyasla facia bir futbol oynatıyor. Attıkları her gol bir tür doğa olayı statüsünde benim nazarımda; ve bir şekilde her maç ihtiyaç duydukları gol(ler)e ulaşıyorlar. Hollandalı taktisyen Leicester maçında McNair’i ilk 11 başlatarak beklenmedik bir 3-5-2 oynattı. Milli takımda başarı sağladığı sisteme benzer bir düzen oturtmak istiyor olabilir. Mevcut yapıdaki 4-3-3’te uzun vadede tökezleyeceğinin farkına varmış gibi. Maç programları hafifledi; zirveye tutunmaya devam ederler. Tek transferle de ligin sonuna kadar gidebilirler.

3) Tottenham Hotspur    (1-2-0)  up 2

Bir ay öncesine göre seviye atladıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. İlk 8 haftalık görüntüleri vasattı ve etkileyicilikten uzaktı. Bireysel performans anlamında en önemli farkı Harry Kane yarattı. 22 yaşındaki yıldız forvet form tutmaya başlayınca makine verim vermeye başladı. Pochettino çok beğendiğim bir hoca değildi, ama takıma yaptığı dokunuşları da görmezden gelemem. Özellikle topsuz oyunda iple bağlıymışçasına takım savunması yapıyorlar. Alan paylaşımı ve hücum pres konusunda Atletico Madrid düzeyinin bir tık altına kadar ilerlediler. 29 yaş üzerinde oyuncu barındırmayan oldukça genç bir kadro için büyük işler yapıyorlar.

2) Manchester City    (1-1-1)

Bütçe obezi bu takımın 14. hafta sonunda lig lideri olması sezon başında çok doğal bir tahmin olarak gösterilebilirdi. Fakat gözlerimi kadrodaki süper yıldızlardan sahadaki oyuna kaydırdığımda bu durum Premier Lig’e olan samimiyetimin azalmasına neden olacak neredeyse. Manchester United maçıyla başlayan berbat futbolları bu haftaya kadar devam etti. Southampton maçında özellikle ilk yarıda çok etkililerdi eyvallah, ancak konuk takımın savunma hattındaki klasikleşmiş hataları işlerine geldi. Agüero’nun sakatlığı yürekleri ağza getirdi; neyse ki ciddi değil. Demichelis yine hayaleti oynuyor. Kompany en kötü ihtimalle Arsenal maçına yetişecek.

1) Leicester City    (2-1-0)  up 2

Kadro kalitesi bağlamında net bir şekilde geride oldukları maçların hiçbirini kazanamadılar. Bu zaten anormal bir durum sayılmaz. Leicester’i farklı kılan dengi olan rakiplerini affetmiyor oluşları. Bugüne kadar fikstürlerinin de ekmeğini yediler. Lakin ne olursa olsun aralık ayına girerken zirvede olmaları akıl alır gibi değil. Transfer verimliliğinde tüm Avrupa’nın açık ara en iyi takımı oldular. Christian Fuchs gibi bir solbeki bizim büyük takımlarımızın kaçırması scouting faciasıdır. Çoktan Berlin’e dönüp bir gece kulübünde bodyguardlık yapmaya başladığını sandığım Robert Huth as stoper; dört yıl önce Konferans liginde oynayan Vardy gol kralı.. Kariyerinde çalıştırıp içine etmediği majör takım kalmayan Ranieri rezalet Yunanistan günlerinden sonra tarih yazıyor. Futbol acayip şey!

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Forest Jump

Nottingham Forest 1976’dan itibaren 4 yıl içinde eşi benzeri bulunmayan bir dönüşüm
Başa Dön