Futbolun Arka Bahçesi

Premier League 15/16; Power Rankings #1

Orta Saha/Premier League

Lig uzun bir maraton.. Bu lafı onbinlerce defa duymuşuzdur. Ancak mevzu Premier League olunca klişeler anlam kazanabiliyor. Bu ligde devre arası tatili yok, onun yerine takımların 10 günde 4 maç yaptığı ‘boxing week’ var. Avrupa’nın en değerli turnuvalarının başında gelen ligde üç ay, onbir maç haftası geride kaldı. Şampiyonluk ihtimali bulunan takımların ara karnesini şurada dağıtmıştım. Güç dengeleri ne durumda, şimdi de ona bir göz atalım.

20 – Aston Villa

Villa Park müdavimleri üzerlerindeki reaksiyona kapalı ve ümitsiz koma halinden kurtulmaya geçen hafta aslında yaklaşmıştı. Ancak Jordan Ayew’in vuruşuyla gelen ‘acaba kurtulacak mı’ hissi sadece altı dakika sürdü. Tim Sherwood’un görevde bulunduğu sekiz ay boyunca Villa taraftarlarına kimi zaman sempatik gelmiş olabileceğine katılabilirim, ancak hiçbir zaman güven vermediği kesin. Gerçek şu ki, bu zehirli Bordo kadehinden yudumlaması istenen bir hoca aranıyor. Rémi Garde temiz kariyerini bu heves uğruna ateşe atacak mı, hepimiz göreceğiz.

19 – Bournemouth

Takımın önemli isimleri sakatlıklarla boğuşuyor. Lige yeni çıkan bir kulüpseniz Premier Lig gibi bir kurtlar sofrasında çaresiz hissetmeniz için yeterli bir sebep. Puan cetvelinde civarında bulunan takımlara kıyasla toparlanması görece daha zor duruyor. Eddie Howe iyi bir teknik direktör ama hünerlerini sergilemek için fazla vakit kalmayabilir.

18 – Norwich City

Sarı yeşilli ekip haftalardır üç puana hasret. Üst üste dördüncü mağlubiyetlerini Etihad’da aldılar. İşin garibi liderden 1 puanı almaya epey yaklaşmışlardı. Silva ve Agüero olmadan çok da muhteşem görünmemesine rağmen ligin en iyi hücümcularına fazla pozisyon vermediler, hatlarını iyi korudular. Bir önceki maçta da WBA önünde fena top oynamamışlardı. Genç hoca Alex Neil’in beklentileri boşa çıkarmaması için daha fazla çalışması gerekiyor.

17 – Sunderland

Jonh O’Shea’nın yokluğunda Wes Brown giriyor rotasyona. Rodwell ve M’Vila gibi çok iyi iki merkez oyuncuları var. Forvette veteran Defoe takımın en iyilerinden. Başka da kayda değer bir olayları yok. Mart ayında göreve getirilen Dick Advoocat’a sadece yedi ay dayandılar. Sam Allardyce sevdiğim bir hoca; pahalı ama düzensiz bu kadroya birkaç hafta içinde iyi futbol oynatacağını umuyorum.

16 – Newcastle United

Ligdeki ilk galibiyetlerini 6 gollü Norwich maçıyla aldıktan sonra Tyne-Wear derbisinde son yıllardaki senaryoya uygun şekilde Sunderland’a farklı kaybettiler. Daha kötüye gidemez diye düşündükçe oldukça değerli parçalara sahip bu takımın hiç gelişmediğine şahit oluyoruz her haftasonu. Nehrin güneyinde kalan komşusuyla birlikte rakiplerine en çok şut imkânı sağlayan (17) takım konumundalar.

15 – Stoke City

90 dakikalarını en az izlediğim takımlardan biri. 5 maçlık müsait fikstürlerinden kabul edilebilir düzeyde puan çıkardılar ama son iki maçta kaleye gitmekte epey zorlandılar. Forvet rotasyonları oldukça şişkin olmasına rağmen. Seyretmekten keyif aldığım ekiplerden biri değiller. Xerdan Shaqiri beklentilerin çok altında. İlk çeyrek itibariyle geçer not aldılar ama Mark Hughes’in memnun olduğunu pek sanmıyorum.

14 – West Bromwich Albion

Norwich ve Sunderland maçlarında korakor mücadelelerin ardından kazanan taraf olmuşlardı. Tony Pulis, fena isimlerden oluşmayan forvet hattının arkasına Sessegnon’u monte ederek kısa vadede bir şeyleri değiştirdi. Rondon gol atmaya başladı. Son maçta Leicester’e karşı ilk yarıyı önde kapatıp hakemin hatalı kararlarının da etkisiyle yenildiler. %44’le ligin en az topa sahip olan takımı. Savunmalarının dayanıklılığı ilerleyen dönemlerdeki akıbetlerini belirleyecek.

13 – Chelsea

Sezonun en iyi drama dizisi ödülünün sahibine geldi sıra. Son şampiyon yumruk üzerine yumruk yiyor ve çoğunluğa göre kupaya havluyu attı sayılır. Ivanovic, Hazard, Fabregas gibi elit futbolcular bir gecede yetenekleri çalınmış gibi top oynuyorlar. Mou ciddi anlamda Willian’ın billurlarını öpmeli. Çocuk canını dişine takarak oynamasa bundan daha kötüsü inanın olabilirdi. Ha, hak etmiyor mu? Fazlasıyla. Takım hücum ederken bu derece kabızken Zouma’dan bek yaratma fikri nedir. Zaten yiyorsun her maç üç tane, çare olmuyor ki! Mantaliteyi değiştirmeli, daha serbest bırakmalı. İstim üzerindeki Liverpool’a karşı tempolu başlayıp 5. dakikada golü bulmuşsun, üzerine gitsen farka koşacaksın; ama sen kapanmaya başlayıp iki adamla kontra oynamayı tercih ediyorsun. Yazık.

12 – Swansea

Sezona müthiş başlamışlardı. Ağustos ayı performansıyla Avrupa Kupaları’na katılım hakkı elde edebileceğini düşünüyordum. Geride kalan iki ayda ise son dakika golüyle sadece bitik Aston Villa’yı yenebildiler. Gary Monk’un rahat nefes alması için önünde çok uygun iki maç duruyor. Sigurdsson, Ayew ve Shelvey gibi kaliteli ayakların da ağırlık koyması gerekiyor.

11 – Watford

Geçen sezon Championship’te müthiş rakamlar yakalayan Troy Deeney ilk PL golünü nihayet geçen hafta attı. Quique Flores, takımı üzerinde iz bırakmaya başladı. West Ham’ı da formda Ighalo’nun iki golüyle geçtiler. Gomes sezonun en iyi kalecilerinden. AZ Alkmaar’dan gelen Berghuis beklentimin olduğu bir isimdi, henüz kendini gösteremedi. Haftaya Leicester’e sürpriz yapabilirler.

10 – Crystal Palace

West Ham ve Leicester maçları tam da sıkletlerine göre ciddi iki sınavdı; ve bu iki karşılaşmayı da ufak hatalarla kaybettiler. Beğendiğim bir takım. Evlerinde iyi bir atmosfer yaratıyor taraftarlar. Cabaye ve Zaha’yı izlemek keyif. Bu hafta United’i yenmelerini bekliyordum, yaklaştılar. Haftaya Anfield’de olacaklar, çok iyi maç olacağı kesin. Moralli geçerlerse içeride Newcastle ve Sunderland galibiyetleriyle tekrar yukarı tırmanabilirler.

9 – Everton

Mavilerin Kasım ayında vites yükseltip seri galibiyetler alacağını haftalardır söylüyorum; peki ama United ve Arsenal maçlarında ekstra puanlar alınamaz mıydı? Lennon’la başlamak iyi bir fikir değil. Martinez Hoca çekingen davranmayıp Koné, Lukaku ve Deulofeu’yu ısrarla sahaya sürmeli. Manchester maçındakine benzer konsantrasyon sorunları yaşamadığı sürece Everton bu ligde her takımın canını yakabilecek bir kadroya sahip.

8 – Southampton

Savunma hattındaki abuk sabuk hatalar şu an için gözden kaybolmuş gibi. Gol makinesi haline gelmediler belki ama seri yakalayabilecek potansiyelleri her zaman var. Ortalama beş maçta bir sağlam bir akıl tutulması yaşıyorlar saha içinde, üçüncü lig takımına bağlıyorlar. Onları azaltabilseler baya iyi takım aslında. Karnesine not yazacak olsam “zeki ama çalışmıyor” yerinde bir klişe olurdu.

7 – West Ham United

Bu nereye kadar devam edecek? Slaven Bilic’in takımı ligin devlerini tek tek devirirken kendisinden güçsüz takımlara ise takılmaya devam ediyor. Norwich ve Sunderland beraberlikleriyle şaşırtan takım, Chelsea galibiyetinden sonra Watford karşısında dağıldı. Zaten WHU’nun büyük takımlara karşı iyi uyguladığı kontratak futbolu keskinleştiren bir ekipti ve ters gelmesini bekliyordum. Hırvat hocanın elinde gerçekten değerli hücum parçaları var ve favori çıktığı maçları domine etmesini de öğretmesi gerekecek takımına. Aksi takdirde ışıltılı günler hızlıca unutulabilir.

6 – Liverpool

Kulağa fazlasıyla şaşırtıcı geliyor ama Jürgen Klopp ligdeki ilk galibiyetini üçüncü maçında, iki uç karakterin çalıştırdığı sıradan görünen iki takımın mücadelesinde Stamford Bridge’de Chelsea’yi 3 golle geçerek aldı. Açıkçası ilk iki beraberlikte oynanan futbol yaratılan tsunami etkisinden çok uzaktı. Alman Hoca şeytani planlarının ilk işaretlerini Chelsea maçında verdi. Anfield sakinlerinin geleceğe umutla bakmaları için somut bir sebep var artık önlerinde.

5 – Tottenham Hotspur

İlk haftalardaki tekinsiz görüntüye karşın Pochettino için sezon her hafta daha iyiye gitmeye başladı. Kane’nin yavaştan form tutmaya başlaması Londra ekibinin devre arasında ilk 4 içinde yer bulmasını sağlayabilir. Lamela-Eriksen-Kane üçlüsünün motivasyonu takımın sezon sonu konumunu muhtemelen belli edecek. Deplasmanda Arsenal, içeride belalı WHU ve ne durumda olacağı belirsiz bir Chelsea.. Bu fikstür Arjantinli hoca için sert bir test olacak.

4 – Manchester United

Kırmızı Şeytanlar’ın sorunları aynen devam ediyor. Everton deplasmanında rakibin uyuşukluğundan yararlanıp ilk yarıda fişi çeken takım, üst üste iki maçını 0-0 bitirdi. Üretmekte gerçekten zorlanıyorlar. PSV yenilgisinin ardından ilk 11’de düzenlemeler yapan Louis van Gaal, takım yapısı ve savunma sertliğine çareler buldu belki ama Depay patlayıcılığına fazlasıyla ihtiyaç duyuyor. Crystal Palace gibi sert ve tempolu takımlara karşı ne kadar zorlandıklarını gördük bu hafta. Rooney’in de vites yükseltmesi şart gibi görünüyor. Bir süre daha bu gelgitli performansları devam eder.

3 – Leicester City

Jamie Vardy’i Ballon d’Or listesine eklemek için çok mu geç oldu? Abartı mı olur bilmiyorum ama dört yıl önce amatör ligde top koşturan 28 yaşındaki forvet, gol krallığı sıralamasında açık ara lider ve gevşemeye niyeti yok gibi. Geçen sene fena işler yapmayan Riyad Mahrez ise bir seviye daha atladı. Son iki maçta ilk yarıları geride kapatmasına rağmen 4 puan alan Leicester’de Mahrez-Vardy bağlantısı mistik bir boyuta evrildi. Telepatiyle anlaştığını düşündüğüm ikili Ranieri’nin takımını 11 hafta sonunda Şampiyonlar Ligi potasına taşıdı.

2 – Manchester City

Bu takım stoper problemlerine rağmen rahatlıkla bu sezonu götürür diyordum ama tehlike başka bir noktadan baş gösterdi. Sergio Agüero’nun yokluğunda bazen tanınmaz olabiliyorlar. Bir başka önemli parça Silva da eklenince eksik listesine Old Trafford deplasmanında rezalet futbol oynadılar. Ligin en kötü takımlarından Norwich’i kendi evlerinde bir iki pozisyon haricinde ceza sahasına giremeden güç bela 2-1’le geçtiler. Otamendi epey iyi oynamaya başladı ve taraftarlar artık gönül rahatlığıyla izliyor kendisini.

1 – Arsenal

Her maç zevkten dört köşe etmiyorlar izleyenleri ama nefis top oynuyorlar. Ligin kalburüstü iki takımı Everton ve Swansea’ya karşı alınan galibiyetler, Bellerin ve Giroud’un formu, Özil ve Alexis’in klasıyla zirvede yer almayı hak ediyorlar. Ligin en çok dribbling yapan ve en çok şut çeken takımı. Mou Liverpool’a karşı 15. dakikada otobüsü çekince, Pellegrini tek kale oynadığı maçta golü bulur bulmaz De Bruyne’yi çıkarıp üçüncü defansif ortasahasını oyuna alınca Arsene Wenger’e haksızlık yapıldığına inancım perçinlendi.

 

14. maç haftasının ardından, kasım ayı sonunda tekrar görüşmek üzere, sevgiler..

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön