Futbolun Arka Bahçesi

İhtiyarlara Yer Yok

Orta Saha/Şampiyonlar Ligi

Aşk Tesadüfleri Sever. Murathan Mungan süpervizörlüğünde çıkan bu Müslüm Gürses albümü Nisan 2006’da yayınlandığında müzik camiası allak bullak olmuş, insanlar neye uğradıklarını şaşırmıştı. Baba’nın Rainbow, Bob Dylan, Björk, David Bowie kavırladığını işitmek kendisinin hem eski müritlerinin hem de yeni tarzıyla yeni müritlerinin karışık duygular içine sürüklenmesine sebep olmuştu. Dünya beklenmedik olaylarla dolu; hiç gerçekleşmeyeceğini düşündüğünüz, hayalini kurmadığınız şeyler apansızca başınıza gelebiliyor. Gelenekler uğruna anlamsız savaşlar vermek yerine bu süprizlerden olabildiğince keyif almaya bakmalı.

Şampiyonlar Ligi sezonlarının son aşamaları bu türden olağandışı gelişmelere fazla açık olan bir platform değil. Yarıfinal seviyesine gelindiğinde ismi olan sayılı üç beş baba takım haricinde orada barınmak zor. Bugünkü eşleşmenin taraflarından biri olan Manuel Pellegrini bu minvalde bir çıkıntılığı üst paragrafta andığım albümün yayınlandığı haftalarda Villarreal ile başarmıştı. Şampiyonlar Ligi tarihinin en garip grup tablolarından birinin ortaya çıktığı 2005/06 sezonunda Sarı Denizaltılar 6 maçta sadece 3 gol atarak lider olarak tur atlamış ve ardından rakiplerini iki defa deplasman golü avantajıyla eleyerek final bileti için kozlarını Arsenal ile paylaşmıştı. Dün onuncu senesini deviren maçta Riquelme penaltıyı Lehmann’a nişanlamasa belki de finalist olacaklardı.

Bu başarının getirdiği kredi üç yıl sonra dünyanın en star kulüplerinden birinin kapısını Şilili teknik adama açtı. Kimilerine göre Florentino Perez’in transfer rekorlarını paramparça ederek Kaka, Cristiano Ronaldo, Benzema, Xabi Alonso’yla süslediği Real Madrid kadrosunun Pellegrini’ye birkaç beden büyük geleceği çok önceden belliydi. Galacticos II döneminin ilk sezonunda La Liga’da atılan 102 gol ve toplanan 96 puan ‘Mühendis’in kovulmasına engel olamadı; çünkü iki El Clasico’yu da kazanan Barcelona şampiyon olmuştu. RM’nin Lyon’a ikinci turda elenerek veda ettiği Şampiyonlar Ligi kupası ise kiralık olarak Inter’de forma giyen futbolcusu Wesley Sneijder’in ellerinde yükseliyordu.

2005/06’da son defa Real Madrid forması giyen efsane Zinedine Zidane on yıl sonra teknik direktör olarak görev aldığı ilk sezonunda yarıfinalde karşısında Pellegrini’yi buldu. Kanımca bir mucize silsilesi yaşanmazsa son zamanlardaki en kolay final yolunu yürümüş olacak. İki takımın da ŞL finaline layık kuvvette takımlar olduğunu düşünmüyorum. Bu eşleşmeyle ilgili kafa patlatmaya gerek yok; 27. defa yarıfinal oynayacak RM, absürt bir biçimde kendini hiç ait olmadığı yerde bulan Şeyh’in takımını rahat eler. Guardiola da kabuslarıyla savaşmaktan kurtulur.

“Finale çıkmak adına sadece defans yapmayacağız. Takımlarıma her zaman güzel futbol
oynatmaya çalıştım. Yürekten oynamaya, soğukkanlı olmaya ihtiyacımız var.”
Pellegrini

Hocam maç toplantısında yine bir sürü hikaye anlatmış. City’nin kazanmaya odaklı bir takım olduğundan; her zaman hücumu düşündüğünden dem vurmuş falan filan. Peki demezler mi adama sen hiç açıp fikstürüne baktın mı? Yahu kardeşim Premier Lig’de ilk 7’deki takımlara karşı 11 maçta 3 beraberlik 8 yenilgi almışsın. Neyin tatavasını yapıyorsun. Demichelis’e bu sezon 30 maçta süre vermiş adamsın. Toton sıkıştığında 3 tane defansif ortasahayı utanmadan oyunda tutmayı biliyorsun. Laurent Blanc ve PSG’nin çok ağır mallığı neticesinde buraya gelmişsin, bir de şov yapıyorsun. Yazık be! Aşk tesadüfleri sever belki, Şampiyonlar Ligi değil.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön