Futbolun Arka Bahçesi

Güç Zehirlenmesi

Orta Saha/Süper Lig

Vodafone Arena’nın açılışına az bir süre kala Beşiktaş camiasının 1 numaralı isminden ardı arkası kesilmeyen açıklamalar devam ediyor. Peki neden? Stadın pazarlanması ile alakalı bir sorun mu var? Kesinlikle hayır. Şimdiden 32 bin kombine satılarak bir rekora imza atıldı. Medyanın ilgisi mi az? Kesinlikle hayır. Büyük ihtimalle Vodafone Arena son 1 aydır dünyanın en fazla haber yapılan stadı. Ancak Fikret Orman her gün bir başka ekranda karşımıza çıkıyor. Son olarak yaptığı açıklamaya artık dayanamayıp kendisine buradan isyan ediyorum.

Öncelikli olarak her seferinde Beşiktaş’ı darboğazdan kurtardığını ve camiada kimsenin aday olmazken kendisinin sorumluluk alıp Beşiktaş başkanlığı görevine soyunduğunu iddia etti. Demirören döneminden sonra başkan adayı olduğu seçimde 2 aday daha vardı ve ezici çoğunlukla başkan seçildi. Bir diğer husus Fikret Orman’ın en büyük seçim vaadi olan, Yıldırım Demirören döneminde yapılan gereksiz harcamalar ve borç yükü ile alakalı inceleme yapılmasıydı. Peki sonuç? Yıldırım Demirören zamanından çok daha büyük bir borcun altına girdi. Başkan olmadan önceki sezon Türkiye Basketbol Ligi’ni sürklase edip tarihi başarı yakalamış olan takımı tek kelimeyle perişan duruma getirdi. Diğer amatör branşlara değinmeme bile gerek yok. Yetmezmiş gibi 1 sene sürmesi gereken feda sezonunu 3 seneye çıkartarak rakiplerin başarılarını televizyon ekranından izledi. Yani sportif başarısı olmayan dönemin başkanı olarak şu an karşımıza çıkıp bize ahkâm kesiyor. Cumhurbaşkanından bahsetmeden Vodafone Arena’yla ilgili laf söyleyememesi tek kelimeyle utanç verici.  Sanki Beşiktaş başkanı değil, Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni olarak demeç veriyor. Cumhurbaşkanının görev tanımı nedir? Futbol kulüplerine stadyum yapılması konusunda karar mercisi midir? Padişah ferman verdi ve Fikret Paşa öncülüğündeki yeniçeriler stadyum inşaatı için İngiliz mandasının da gücüyle işe koyuldular gibi bir hava var. Bu kadar talihsiz demeç yetmezmiş gibi üstüne Vodafone Arena kendi evinin bahçesiymiş gibi açıklamalar yapmaya devam ediyor. Fikret Orman’daki bu stadyum kibrini anlamak mümkün değil! Bilet fiyatları konusunda Beşiktaş taraftarının haklı eleştirisine karşın ‘gidin evinizde kahve için’ demek nasıl bir anlayıştır. Üstüne üstlük  “Taraftarımız Alman milli takımının ve Milli takımımızın santrforlarını görmek istiyorsa bunun da bedelini ödeyecekler.” gibi akıl almaz bir cümle kurdunuz. O zaman ben de size şunu söylüyorum; Camp Nou’nun en güzel yerinde bir sezon boyunca maç izlemek için 800 avro ödemeniz yeterli; içerisinde minimum 1 el classico, Şampiyonlar Ligi maçları da dâhil.

Şimdi Beşiktaş’ın borç durumu ile alakalı çok kısa ama tek basamaklı sayıları toplamayı bilen her canlının rahatlıkla anlayabileceği bir nokta var. 16 Ağustos 2014 tarihinde 702 milyon lira çıkan kulüp borcumuz 15 Kasım 2015 tarihinde 1 milyar 117 milyon 772 bin liraya yükseldi. Ben stadyum inşa ettim diyerek açıklanabilecek bir borç değil. Diğer taraftan Demirören 2004 senesinde 17 milyon lira ile aldığı başkanlık koltuğunu 406 milyon lira ile Fikret Orman’a devretti. Peki Fikret Orman ne yaptı? Aradaki farkın sorumlularını ortaya çıkarması beklenirken borcu 3 misline çıkararak büyük bir başarıya imza attı. Fikret Orman yönetiminin borcun ödenmesi ile alakalı önümüzdeki günlerde fahiş bilet fiyatlarıyla karşımıza çıkacağı aşikar. Yani kendi döneminde yapılmış bu borçlanmayı dolaylı yoldan bütün camiaya ödetecek. Üstüne üstlük “Gelme o zaman evinden izle. Boğazın yakınında yalıyı yapmışız kahve içmeye gelecekmiş, gelme evinde iç.” diye basit bir açıklama konduruyor. İşin en garip tarafı Türkiye’deki kulüplerin en büyük gelir kaynağı televizyon yayın gelirleri. Ayrıca Beşiktaş taraftarının stadyumlara gelememesi için birçok haklı sebebi vardı. Hepsini tek tek sıralamaya gerek yok ancak iki tanesi yeterli olacaktır. Zulümpiyat ve Passolig, sporu seven Beşiktaş taraftarı için ciddi anlamda ulaşım ve konforsuz maç seyri gibi birçok sıkıntıyı beraberinde getiriyor. Sen madem stadı yapıyorum diye borçları 3 ile çarptın, ben de maçtan 3 saat önce yola çıkıp maçtan 3 saat sonra eve varabileceğim bir stada gelemedim. Üstümde her sene aldığım formam ve milyonlarca para aldığın yayıncı firmadan maçları satın alarak izledim.

Diğer bir konuya gelecek olursak. Beni en fazla üzen ve artık talihsiz olarak adlandıramayacağım o sözlere. “Bizi halk takımı diye tanıtıyorlar. Yok öyle bir şey! Türkiye’nin en klas takımı, Saray takımı Beşiktaş’tır.” Beşiktaş Başkanı adına bir Beşiktaşlı olarak yerin dibine girdim. Süleyman Seba sanırım ters dönmüştür mezarında. Kimileriniz talihsiz bir açıklama yapmış diyebilir ancak ben bunu tek kelimeyle utanç verici olarak nitelendiriyorum. Stadyumun bitmesine günler kala tek kelimeyle bir güç zehirlenmesi ile karşı karşıyayız. Bize her devrin adamı olan başkan lazım değil. Seba’nın da dediği gibi kimsenin adamı olmayan başkanlar lazım.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön