Futbolun Arka Bahçesi

Dön Baba Dönelim..

Orta Saha/Premier League

Milli maçlar arası sebebiyle verilen ‘teknik mola’ bitti. Sırada Premier Lig‘in başaltı takımlarının değerlendirmesi var. İngilizlerin ligi de kendileri gibi epey muhafazakar. Örneğin sezonu Şampiyonlar Ligi potasında bitirmek hiç kolay değil. Birçok takım yıllardır bu ağır abilerin arasına katılmak, eşik atlamak istiyor. Hepsi de dönemsel heyecanlar yaratsa dahi kendilerine özgü bazı kısır döngüler neticesinde oldukları yerde sayıyor. Bu arada bir not düşeyim, Liverpool‘u Klopp etkisinden dolayı derlememe almadım. O işi Ufuk Özkul‘a bırakıyorum.

TOTTENHAM HOTSPUR (8);  3W – 4D – 1L

Gerçek şu ki Londra’nın lacivert beyazlı kulübü bende heyecan yaratmıyor (en azından uzun bir kariyer yaptığım fm 2008’i saymazsak). Harry Redknapp hocanın yaptığı iyi işlerle ilk 6’nın gediklisi olmayı başaran takım, son dönemlerde ise teknik direktör konusunda bir istikrara kavuşamadı. Kulübün mali pozisyonu oldukça sağlıklı olsa da büyük beklentiler ve bedellerle gerçekleştirdikleri çoğu transfer taraftarları hayal kırıklığına uğrattı. Bu durum da bir sonraki seviyeye geçiş yapmalarını sürekli engelliyor; ve haliyle izleyicilerde yavaş yavaş tükenmişlik sendromu yaratıyor. Geçen gün takım hakkında bir bilgi ararken gözüme çarptı: Real Madrid’den Bale transferinden 100 Milyon Euro kazandıkları 2013 yazında bu parayı tamamen harcadıkları 7 oyuncunun 4 tanesiyle iki sezon içinde yollarını ayırmışlar; ve hepsinden zarar etmişler. Son dört maçta 10 puan topladılar: Sunderland deplasmanında ilk yarıda eski golcüleri 33’lük Defoe ceza sahalarında cirit attı, Ryan Mason’un ekstra koşusuyla tek gol atıp kazandılar. Crystal Palace’yi 22 Milyon Pound’luk transferleri Son’la kontradan buldukları golle yendiler. Bu iki maçta rakip takımların direkten dönen şut sayısı ise 4’tü! Manchester City maçından 4-1 galip ayrıldılar, ancak ilk iki golde yardımcı hakemin kritik ofsayt hatalarının ekmeğini yediler. Son hafta ise Swansea’dan 1 puanı Eriksen’in 2 frikik golüyle kurtardılar; zaten duran toplarla en çok gol bulan takım şu ana dek (5). Spurs’ün maçlarının hareketli geçtiği açık ve sürpriz sonuçlara her zaman gebe. Takım bütün olarak bana güven vermiyor ve bu sezon ilk 6 dışında kalma ihtimallerini zayıf bulmuyorum. Bireysel performans olarak şu ana kadar Lamela, Lloris, Dier ve Walker en beğendiğim isimler oldular. Harry Kane formsuz, Koreli Son bu takımı bir kademe ileri taşıyacak yeterlilikte değil henüz. 19’luk DMC Dele Alli ise yeni yıldız adayları. Son olarak Pochettino’dan bir ricam var; Townsend’i kullanmayacaksan Martinez Hoca’ya ver de daha fazla paslanmasın çocuk.

EVERTON (7);  3W – 4D – 1L

Liverpool şehrinin mavi yakası 2006’dan bu yana ilk defa geçen sezon 5-8 bandının altında bitirdi 38 maçlık lig maratonunu. David Moyes yönetiminde yeri geldiğinde çoğu zaman sıkıcı futbol oynasa da takım disiplinine sadık, mücadeleyi elden bırakmayan ve sık sık büyük takımların başını ağrıtan bir kimliğe bürünen ekip; Roberto Martinez’le birlikte önceki yıllara kıyasla daha ofansif bir anlayışla sahaya çıkarak göze hoş gelen performanslar ortaya koymaya başladı. Moyes’le geçen 11 sezonda hiçbir zaman 20 galibiyete ulaşamayan Toffees, İspanyol teknik adamın ikinci sezonunda bu başarıyı yakaladı ve 72 puan toplayarak taraflı tarafsız her izleyicinin sempatisini kazandı. 2014/15 sezonu ise uzun yıllardır hasret kaldıkları Avrupa Kupası’nın da vermiş olduğu yorgunlukla pek iyi geçmedi. Böylece iki sezon arka arkaya ‘overachiever’  ve ‘underperformer’ görüntüler izledik. Yakın vadede tekrar hoca değişikliğine gitmezlerse bu tip bir dalgalanmanın tekrar gerçekleşeceğini düşünmüyorum; ki zaten kulüp son yıllarda istikrar hüviyetine sahip. Martinez, 137 yıllık kulüp tarihinin Ada dışından gelen ilk hocası olmasının dışında 1998’den bu yana bu görevde bulunan sadece üçüncü isim (Walter Smith, Moyes). Günümüze dönersek, takım tüm sakatlık sorunlarına rağmen keyif veriyor. Sadece ligin değil kıtanın en iyi sol beklerinden biri olan Baines’in, bilek sakatlığından Kasım ayında dönmesi bekleniyor. Bu süreçte 19 yaşındaki Brendan Galloway’i vitrine süren hoca, yine epey kaliteli bir sağ bek olan Seamus Coleman’dan da birçok maçta faydalanamadı. Yeri gelmişken not düşelim; Zimbabwe asıllı genç sol bek ileride adından sıklıkla söz ettirecek. Mavi beyazlı takımın transfer sezonundaki hamlelerini fena bulmadım. Jagielka-Stones tandemini River Plate’den 10 M Pound karşılığında Funes Mori’yle desteklediler; 24 yaşındaki Arjantinli son maçlarda forma fırsatı buldu ve geçer not aldı. Manchester United’den bedelsiz gelen Tom Cleverley, merkezde rotasyonda sırıtmayacak bir isim. En takdir ettiğim hamle ise La Masia çıkışlı kanat oyuncusu Gerard Deulofeu oldu; iki yıl önce de kiralık olarak Everton forması giyen 21 yaşındaki İspanyol, formsuz Mirallas’a iyi bir alternatif. Arouna Kone katkı vermeye başladı, Lukaku ise durdurulamaz bir gol silahı olma yolunda bir kademe daha atladı. Şu ana kadarki unutulmaz solo performans ise Chelsea maçındaki hat-trick’le Steven Naismith’ten geldi. Üst üste Man Utd ve Arsenal’le karşılaşarak tüm zorlu maçları atlatacaklar. Kasım ve Aralık ayında en üst vitese çıkacaklarını tahmin ediyorum.

SOUTHAMPTON (9);  3W – 3D – 2L

Üçüncü seviyeye kadar düştükten sonra iyi bir planlamayla tekrar Premier Lig’e dönen So’ton, Ada’nın ilgiyle takip edilen kulüplerinin başında. Son iki yaz transfer döneminde ligin büyük takımlarını beslediler ve hala ağız sulandıran futbolculara sahipler. Herkesin kabul edeceği şekilde oyuncu satışlarından elde ettikleri flaş bonservis bedellerini Liverpool ve Tottenham’a kıyasla çok daha doğru transferlere harcıyorlar. Hollandalı Ronald Koeman’la mükemmel başladıkları sezonu yedinci sırada tamamlamışlardı. Memleketinden getirdiği Pellè ve Tadic’ten müthiş katkı alan teknik adam, kariyeri ilerledikçe adım adım keskinleştirdiği menajerlik becerilerini dünyanın en zor liginde sergileyerek farklı bir tecrübe kazanıyor. Bu sezonki en büyük handikapları sol bek Ryan Bertrand’ın sakatlığı oldu. Puan kaybettikleri ilk iki Newcastle ve Everton maçlarında bölge yolgeçen hanından halliceydi. Milli takım rotasyonunun da önemli bir parçası olan oyuncu nihayet formuna kavuştu. Takımda yeni sezonda en çok dikkatimi çeken şey defans hattının bütün olarak konsantrasyon/odaklanma sorunları yaşaması. Fonte, Yoshida ve van Dijk’in bireysel hataları bir tarafa savunma dörtlüsünün uyumsuz görüntüsü çok baş ağrıttı. Koeman’ın standart formatında orta üçlüyü WardProwse, Wanyama ve Davis oluşturuyor. Yaz mevsiminin kıta çapında en iyi hamlelerinden biri olduğunu düşündüğüm Jordy Clasie ise sakatlığı sebebiyle henüz forma şansı bulamadı. Gol yollarında ise şu ana kadar muazzam bir Sadio Mané izliyoruz. Çaylak sezonunda dönem dönem çılgın performanslar sergileyen Senegalli kanat oyuncusu bu sezon ise hemen her takımda yer bulan ağır stoperlerin iyice korkulu rüyası haline geldi; ve ismini kazımaya epey niyetli gözüküyor. İtalyan tankı santrfor Pellè’yle de çok iyi uyum yakalamış durumda. Southampton şut tercihlerini ceza sahası içinden kullanma oranında Arsenal’le (%71); maç başına kanatlardan kesilen orta sayısında ise City’le (26) lig zirvesinde yer alıyor. Sakatlıkların da etkisiyle çok iyi bir görüntü çizmeyen Azizler, maç başına şut ve isabetli şut istatistiklerinde City, Arsenal ve Tottenham’ın ardından dördüncü sıradalar (16/6). Kasım ayıyla birlikte çıkışa geçmelerini; ve UEFA Avrupa Ligi oynamayacak olmalarını bir avantaja çevirip yine ilk 6’yı zorlayacaklarını umuyorum.

NEWCASTLE UNITED (20);  3D – 5L

Kabul edelim bayağı zor bir fikstürden çıktılar; ancak bünyesindeki topçulara ligin en fazla bonservis harcaması yapan 8. kulübünün sekiz hafta sonunda galibiyet alamadan son sıraya demir atması eleştirilmeyecek olay değil. Tek kelimeyle ifade edersek ‘felaket’ bir savunmaları var. Genç defans oyuncusu adayları Newcastle maçlarını izleyerek sahada ne yapmamaları gerektiği konusunda bedava ders alabilir. Geçen sezonun bitimine yakın küme düşme tehlikesini yakından hisseden takım, yaş ortalaması 22 olan dört oyuncuya 40 Milyon Sterlin’i aşkın bir bedel ödeyerek kadrosunu güçlendirdi. Kaldı ki Hatem Ben Arfa haricinde dikkate değer bir kayıp yaşamadılar; aslında kötü oyun oynayıp kötü sonuçlar alan bir takım için bu durum dezavantaj da sayılabilir, emin değilim. Yıldız olma potansiyeline sahip bir sürü isim var takımda, fakat bu oyunla gelişimlerini ne derece sağlıklı kaydedebilirler, şüpheli. Belki hoca değişikliği, fazlasıyla sırıtan bir iki oyuncudan kurtulmaları ve doğru gençlere yatırımların devamıyla orta vadede başarı yakalayabilirler. Ama her şeyden önce ligde kalmaları gerekiyor! Wijnaldum ve Janmaat dışında formunu yakalayabilmiş adam yok. Ligin en az şut çeken ve rakiplerine en çok şut imkânı tanıyan ekibi. Bir de sanırım Coloccini, vatandaşı Demichelis’in de önünde ligin en zayıf stoperi.

WEST HAM UNITED (6);  4W – 2D – 2L

Londra temsilcisi, geçmişi ve taraftarlarıyla ligin nevi şahsına münhasır takımlarının başında geliyor. BJK’deki olaylı iki sezonuyla Türkiye’de popüler bir figür haline gelen Slaven Biliç, şu ana kadarki yolculuğunda iyi işler çıkardı diyebiliriz. Henüz yarım sezon bile oynanmadı tabi ki, ama istatistiklerin söylediği şu: Hırvat hoca Hammers tarihinin en yüksek kazanma oranına sahip menajeri. Kendilerinden yüksek bütçeli tüm takımları yenerken, düşük bütçeli takımlara karşı galibiyet alamadılar. Standart sapmaları ortalamanın üzerinde. İlk 11’leri oturdu diyebiliriz; geçen sene takıma katılan ve çok iyi performans veren Kouyaté, Sakho ve Cresswell’in yanına; Lanzini, Ogbonna ve Payet gibi takviyelerle güçlendiler. Favori oyuncularımdan biri olan Dimitri Payet ligi sallamaya başladı bile. Watford’un ardından maç başına en çok uzun top kullanan (77); Newcastle’den sonra ise oyunu en çok kendi yarı alanında kabul eden takım. Bu veriler de oyun anlayışları konusunda bir fikir veriyordur sanırım. Slaven Biliç, takımının okyanusları aşıp derelerde boğulmasına engel olabilirse 50 puan barajını aşıp, tablonun üst yarısında bitirebilirler sezonu. Bu da Premier Lig çaylağı bir menajer için fena başlangıç sayılmaz.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.
Başa Dön