Futbolun Arka Bahçesi

Bir Garip Düşmanlık Hikayesi

Orta Saha/Süper Lig

Bundan 11 sene önce Beşiktaş 100. Yıl şampiyonluğunun ardından, devamındaki sezona da fırtına gibi girmiş ve rakipleriyle arasındaki puan farkını ilk yarı bitmeden çift hanelere kadar taşımıştı. Ne olduysa 2. yarının başında oynanan olaylı Samsunspor maçından sonra yaşandı. Ligimizin efsane eyyamcılarından Cem Papila’nın yönettiği ve “büyük takımlar ayağını denk alsın artık herkes eşit” mavrası ile üstü örtülen maçtan sonra Beşiktaş’ta akıl almaz düşüş başlamıştı.

Kara Kartal’ın ligin devamında üçüncülüğe kadar gerilediği sezonda, ligin son haftalarında Bursaspor, Çaykur Rizespor ve Akçaabat Sebatspor gibi takımlar küme düşmeme mücadelesi veriyorlardı. İşte bu dönemde oynanan Beşiktaş – Rizespor maçını Rize’nin kazanmasıyla Bursaspor küme düşmüş ve Bursa yönetiminin de manyeli ile Timsah’ın 34 haftadaki vasat performansının sorumlusu Beşiktaş ilan edilmişti. Devamında yaşananlar ise 3. Dünya ülkesine yakışır seviyedeki maç öncesi olaylar silsilesiydi.

Günümüze döndüğümüz zaman ise küllerinden doğup şampiyonluğa kadar yükselmiş bir Bursaspor ve o dönemden sonra bir türlü istediği seviyeye gelememiş Beşiktaş, bugün tekrar karşı karşıya geliyor. Bir tarafta Beşiktaş’ın eski kaptanı Tomas Sivok, diğer tarafta Bursaspor’la geçen sezonun en sükseli futbolunu oynatmış Şenol Güneş. Yazımın başında da belirttiğim gibi bu maçın birçok hikâyesi var; ama artık Marmara Derbisi’nde bu akşama yoğunlaşalım.

Bursaspor bu sene lige istediği gibi başlayamadı. Oynadıkları ilk üç maçta kötü futbol yoktu, fakat biraz şansızlıklar biraz da takımın iskeletinin baştan yaratılması sebebiyle Bursaspor sıkıntılı bir süreçten geçmek durumunda kaldı. En büyük avantajları kulübün tartışmasız en büyük efsanesi olan Ertuğrul Sağlam’ın takımın başında olmasıydı. Sabırsız Bursa taraftarı destekledikleri takımın tarihini değiştiren hocalarına büyük bir saygısızlık yaparak henüz 4. haftada takım öndeyken yönetimin ve teknik direktörün istifasını isteyerek akıl almaz bir ilke imza attılar. Ertuğrul Hoca’nın gözyaşları taraflı tarafsız bütün futbol sevdalılarının yüreğini burktu. Devamındaki haftalarda Bursaspor yükselişe geçerek ligin orta sıralarına tırmanmasını bildi. Yeni transferler Tomas Necid ve Balazs Dzsudzsak önderliğinde geçen sezonki hücum yaratıcılığına bir nebze olsun yaklaştı. Fernandao, Şener, Ozan ve Bakambu gibi takımın en değerli oyuncularını iyi fiyatlara elden çıkarıp bence en az onlar kadar yetenekli hatta futbol piyasasında şu zamana kadar daha ön plana çıkmış önemli transferlere imza atmak kolay iş değil. Bu transferlerin üstüne bir de Timsah Arena eklenirse Bursaspor’un tarihindeki önemli başarılarına bir yenisini ekleyip tekrardan Süper Lig’in zirvesine çıkması işten bile değil. Her malzeme var usta da var şimdi sıra taraftarda.

Beşiktaş’ a dönecek olursak kafalarda sürekli soru işareti var. Son 2 sezonda yaşananlar bu sene de tekrar edecek mi? Düşüş ne zaman başlayacak? Stad ne zaman açılacak? Beyaz yalanlar ne zaman son bulacak? Taraftar artık ilk 10 haftalık şaşalı başarılardan bıktı. İniş çıkış değil istikrarlı bir futbol istiyor. Bunun için en önemli gereksinimlerden biri Vodafone Arena’ya kavuşmak. Takımın kırılgan yapısı son iki senede Şubat ayından sonra ortaya çıkmıştı ve o dönem takımın başındaki Bilic, Beşiktaş gemisinin yavaş yavaş sulara gömülmesine bir çare bulamamış ve kendisini sene sonunda bu batıktan Premier Lig’e atmıştı. En son oynanan Lokomotif maçı “eyvah yine başladık mı” sorusunu aklıma getirdi. Biliyorum çok erken, lig yeni başladı ancak erken teşhis hayat kurtarır. Eğer takımınızda Gomez gibi bir santrfor varsa ve kendi iç saha maçınızda topla 20 kere buluşuyorsa ben sistemi sorgularım. Baskılı oynamak illa galibiyet getirecek diye bir garanti yok. Hatırlatmak isterim ki geçen sezon Bursa’nın başında yer alan Şenol Hoca, istisnasız her maç baskılı oynatmış göze hoş gelmiş fakat Avrupa biletini dahi alamamıştı. Beğenmediğimiz Galatasaray kupaların hepsini müzesine bir bir götürmüştü. Beşiktaş geçen sezonki kâbusu görmek istemiyorsa zayıf takımlara karşı alınan şaşalı galibiyetlerden çok Bursaspor gibi zorlu deplasmanlardan ve kötü performans sergilediği maçlardan da puanlar çıkarmak zorunda.

Necid vs Gomez
İki takımın ligdeki form durumlarından ziyade golcülerinin formları da diktat çekici. Beşiktaş ikinci haftada sahasında kaybettiği Trabzonspor maçından bu yana mağlubiyet yüzü görmedi. Bu dönemde Beşiktaş 6 galibiyet 2 beraberlik alırken; Gomez, Beşiktaş’ın kazandığı 6 maçın 4’ünde fileleri havalandırdı. Ev sahibi Bursa ise son 5 maçta 4 galibiyet alarak 12 puan topladı. Takmın golcüsü Tomas Necid takımının kazandığı 4 maçın 3’ünde attığı gollerle galibiyetin mimarıydı. İki takım da lige 12 gol yerken Bursaspor rakip fileleri 12, Beşiktaş ise 27 kez havalandırdı. Beşiktaş’ta gol dağılımı birkaç oyuncuyla paylaşılırken Necid Bursaspor’un gol yükünü çeken isim oldu. Çek golcü Bursaspor’un attığı gollerin %58’ini tek başına kaydetti. Necid bu alanda Theofanis Gekas’tan sonra zirvede. Gol krallığında zirvede yer alan Mario Gomez attığı 8 gole 10 maçta ulaşurken, Necid 7 golü 7 maçta kaydetti. İki futbolcunun attığı gollere baktığımızda attığı tüm golleri 18 içinden bulan Tomas Necid’in etkinliğinin yalnızca ceza sahası içinde olduğunu görüyoruz; Gomez ise 8 golün üçünü yayın dışından attığı şutlarla buldu. Ligin en efektif golcülerinden ikisini karşı karşıya getirecek maçta Bursaspor ve Beşiktaş’ın öne çıkan bir başka özelliği ise gol dakikaları. Hem Bursaspor hem de Beşiktaş şu ana kadar attıkları gollerin yarısından fazlasını maçların 60. dakikasından sonra kaydetti.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Forest Jump

Nottingham Forest 1976’dan itibaren 4 yıl içinde eşi benzeri bulunmayan bir dönüşüm
Başa Dön