Futbolun Arka Bahçesi

Baba N’apıyoruz Biz Ya!

Orta Saha/Premier League

Ölüdeniz’den selamlar.. Bu yazımda İngiltere Ligi’nin şampiyonluk adayı takımlarının ilk 8 haftalık performanslarını değerlendirmeye çalışacağım. Aslında yirmi takımın da işin içinde olduğu bir Power Rankings hazırlamak istiyordum; ancak yeterli zaman ve motivasyonu bulamadığım için şu anki aşamada kafaya oynaması beklenen ekipler milli maçlar arasına nasıl girdi, ona bakacağız.

Premier Lig sezonlarının ilk yarılarında mutlaka sürpriz performanslar izlenir. Bu sezon da acayip derecede şaşırdığım şekilde beğenmediğim iki hocanın öğrencileri; Alan Pardew’in Crystal Palace’si ve Claudio Ranieri’nin Leicester’i tablonun ilk beş basamağındalar. Umarım formları bu şekilde devam etmez ve Power Rankings hazırlarken bu iki teknik direktör hakkında daha güzel şeyler söylemek zorunda kalmam. Şaka bir tarafa her iki kulüp şu an için alkışı hak ediyor. Konumuza dönecek olursak; bir yandan eleştiri oklarımızı hazırlarken puan tablosunun alt taraflarına doğru yol epey yol almamız gerekecek.

CHELSEA: 16/20; 2W – 2D – 4L
Son Şampiyon, an itibariyle tüm Avrupa’da sezonun beklentilerin en uzağında kalan takımı konumunda. İtalya şampiyonu Juventus da henüz toparlayabilmiş gözükmüyor belki ama kaybettiği oyuncuları dikkate aldığımızda, Maviler’in karnesinin daha kötü olduğu kabul edilecektir. Rus iş adamı Roman Abramovich’in takımına ne Ranieri ne Avram Grant ne de Villas-Boas bu kadar kötü sonuçlar aldırmıştır sanıyorum. José Mourinho’nun kulüp tarihinin en başarılı menajeri olduğunu göz önünde bulundurursak sıra dışı bir durumla yüzleştiğimizden kuşkumuz kalmayacaktır. Bu beklenmedik sonuçların elbette saha içi özelinde taktiksel sebepleri var, yine de futbolcularının değeri 500 Milyon Euro civarında olan bir takımın iki aydır sahada varlık gösterememesini anlayamıyorum. Jose’nin ikinci Chelsea döneminde eline geçen bazı değerleri çok çabuk harcadığını düşünenlerdenim. Takım, De Bruyne, Lukaku, David Luiz, Schurrle gibi isimlerin alış satışından 45 Milyon Sterlin kâr etti belki ama bu çapta bir kulübü idare ediyorsanız ve FM oynamıyorsanız, bu hanenize artı puan getiren bir başarı sayılmaz. Öte yandan 37 Milyon Sterlin harcadıkları iki üst düzey atlet Cuadrado ve Salah’dan da verim alamadılar henüz. Portekizli hoca Courtois’in sakatlığından veya stoper Stones’i satmadığı için Everton hocası Roberto Martinez’den şikayet edebilir belki, ama taktik düzleminde sıradanlaştığının, oyununun kolayca çözülmeye başladığının umuyorum farkına varıyor olsa gerek. Zira bir Mou takımının her maç standart iki gol yemesi pek hayra alamet değil. Geçen haftaki Southampton maçında, Stamford Bridge’de (PL) kariyerinde ilk defa 3 gol yediğine dikkat çekmek istiyorum. İzlemediğim tek maçlarında WBA karşısında üç puan alan menajerin diğer galibiyeti (Arsenal) için Diego Costa ve Mike Dean’a müteşekkir olduğu kesin. Avrupa’nın en iyi kanat kombosuna (bekleri dahil edebiliriz) sahip bu takımın böylesine verimsiz hücum edebilmesi akıl alır cinsten değil. Özellikle geçen sezonki PSG serisinin ardından gözümdeki imajı epey sarsılan Special One’nin anlamsızca otobüs çekmelerini de acilen bırakması gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’nde ise birinci torba takımları içinde en rahat gruba düşen Londra ekibi, Kiev deplasmanında bir kez daha tökezlerse şamatalı günler geçirebiliriz.

Reçete:

  • Hoca, Eva Carneiro’dan özür dileyecek.
  • Oscar’ı kesip Ramires’le, Mikel’le falan başlamasın.
  • İvanoviç’i nefesi kuvvetli bir hocaya okutsunlar.

ARSENAL: 2/20; 5W – 1D – 2L
Şampiyon olmaktan söz ediyorsak, Gunners için son beş senedir söylenegelen şeylerden farklı cümleler kurmanın erken olduğu kanısındayım. Arsenal hala hepimizin birkaç klişe futbol deyimiyle özetleyebileceği bir takım. Bu sezon daha iyi değiller mi peki? Öyle görünüyor doğru, ancak bu gelişim 2016 Mayıs’ı geldiğinde binlerce taraftarın daha Arsène Wenger’e sadakatinin sarsılmasına engel olamayacak. Tecrübeli Fransız futbol adamının son iki sezonda yaptığı Alexis ve Mesut hamlelerinin takımın ‘kaybeden’ kimliğinden sıyrılmasını sağladığı açık, fakat ‘kazanan’ olmak yani ligi ilk sırada bitirmek için yok edilmesi gereken temel zaaflar varlığını hala koruyor. Cech’i kadroya katmaları kısa vadede çok iyi çözüm. Defans tandemine alınan Gabriel de kalite getirdi; esaslı çocukmuş yalnız sinirlerine biraz hâkim olması gerekiyor. Coquelin’i ortasahaya monte etmesiyle takım savunmasını güçlendirme konusunda önemli yol kat eden Wenger’in elinde potansiyelli bir çekirdek mevcut. Cazorla’nın en üst seviyede olmasa da birçok maçta ‘regista’ rolüne ısındığını gözlemledim. Ramsey ve Wilshere sağlıklı kalabilirlerse merkezde eskisi kadar kolay ezilmezler diyeceğim ama sorun şu ki sağlıklı kalamıyorlar! Asıl sorun ise şüphesiz FORVET eksikliği. Kanatları hızlı olmak bir tarafa, uçan bir takım olsanız da santrforunuz Giroud ise PL şampiyonu olmanız tatlı bir hayalden öteye geçmiyor. Arsène Hoca, iki transfer sezonunda düşeş attığı süperstar eklemelerini bu mevkiye de yapabilmiş olsa çok daha güvenli görünebilirdi. Benzema çok konuşuldu, alınabilse eşik atlatabilecek bir hücum adamıydı, gerçekleşmedi. Eleştirilerle yaşamaya epey alışmış gözüken menajer, zorlu Zagreb deplasmanından üç gün sonra Chelsea maçında adil bir yönetime maruz kalsa belki de ligin zirvesinde olacaktı. Son iki maçta rakiplerini perişan ettiler. United maçının ilk devresi, özel yaşantısı iyi gitmeyen bütün Arsenal taraftarları için ‘orgazmdan daha keyifli anlar’ statüsündedir sanıyorum. Tabi her şeyin bu kadar güzel gitme ihtimali yok. Zaten Şampiyonlar Ligi’nde ikide sıfır yaparak gruptan çıkma ihtimallerini ortadan kaldırdılar. Milli ara dönüşü Watford’a konuk olduktan sonra korkutucu bir fikstürleri var: Everton, Swansea, Tottenham… Araya da iki Bayern maçı sığdıracaklar.

Reçete:

  • Sabır: Rosicky, Flamini ve Arteta’nın sözleşmeleri bitiyor.
  • Kulvar Klasifikasyonu: Bayern maçlarını boşverip FA CUP’a asılmak..
  • Devre arasında forvet takviyesi: Fernandao.

MANCHESTER UNITED: 3/20; 5W – 1D – 2L
Sir’in görevi bırakmasının ardından United’in bir tür fetret devrine gireceğini tahmin etmek pek zor sayılmazdı. Kulüp ne kadar heybetli, finansal yeterlilikler ne kadar müreffeh standartta olursa olsun; çeyrek asrı aşan bu birlikteliğin sona ermesi, kimyasal fisyon tepkimelerine benzer şekilde ağır bir etki yarattı. Post-Ferguson sendromu ligin en saygı duyulan isimlerinden David Moyes’i kaçarasına İspanya yolculuğuna çıkarırken, DK 2014’te ‘Portakallar’la sükse yapan büyük hoca Louis van Gaal’in kariyerinin en sıkıntılı dönemlerini geçirmesine sebep oldu. Efsane İskoç menajerin himayesinden çıktıkları üçünü sezonda Kırmızı Şeytanlar nihayet eli yüzü düzgün sonuçlar almaya başladı belki, fakat mevcut düzenin oturması da onlara hayli pahalıya patladı. Tüm bu görüntüye rağmen takımın oynadığı futbol hiç iç açıcı değil ve kısa vadede hedef kupa kazanmaları da mümkün görünmüyor. United, şehrin diğer takımı City ile birlikte ligin en çok bonservis harcaması yapan kulübü; ve kadro mühendisliğinde birçok kusur bulunduğunu söylemekte beis göremiyorum. Sezon başındaki kaleci çıkmazı, nerede pozisyon alacağı tahmin edilemeyen atlet kanat oyuncuları, uyumsuz ortasaha göbeği ve 19 yaşındaki bir wonderkid’den ibaret forvet rotasyonu. Buradan atıp tutmak elbette kolay, yine de saçılan yüz milyonlarca euro ile kuşkusuz çok daha iyisi yapılabilirdi. Liverpool maçına ileri uçta Fellaini’yle başlamak Guardiola’dan dahi beklenmeyecek deneysellikte bir hamleydi mesela. Luke Shaw’ın sakatlığı büyük talihsizlik. Darmian’ı beğeniyorum, umarım İtalyan oyuncu benzer bir sakatlık yaşamaz ve solbekte Young, sağbekte Valencia’nın olduğu kâbus bir kadro görmeyiz. Salt skorlar özelinde bakarsak fikstürlerine göre iyi iş çıkardıkları savunulabilir, ama oldukça kabız bir futbol oynuyorlar. Rakip ceza sahasına girmekte zorlanıyorlar; şut tercihlerinin %52‘si 18 yardlık dikdörtgenin dışından gelmiş. Topa sahip olma yüzdesinde %59’la lig zirvesindeyken, ortalama şut istatistiği ise sadece 11, yani sondan beşinciler. Ekim ayında gidecekleri Everton ve CP deplasmanları ile içerdeki City maçından toplam 3 puan çıkarabileceklerinden dahi şüpheliyim.

Reçete:

  • Şampiyonlar Ligi’ndeki olası bir yarı final LVG’ye kredi verir.
  • Taraftarlara ise Nilüfer’in 1988 tarihli “Esmer Günler” albümünü tavsiye ediyorum.

MANCHESTER CITY: 1/20; 6W – 2L
Premier Lig’de son dört şampiyonluktan ikisini kazanmış, ilk ikiden ise düşmemiş bir takım hakkında söyleyecek olumlu şeyler bulamamak garip gelebilir. Fakat Avrupa’nın en hovarda kulüp başkanına sahipseniz beklentileriniz ister istemez yükseliyor. Jovetic ve Dzeko’yu değerlerinin altında bedellerle İtalya’ya gönderen, Negredo’yu ise çok iyi fiyata Valencia’ya okutan Citizens, Kevin De Bruyne ve Raheem Sterling’i sansasyonel rakamlarla renklerine bağlayarak elit seviyede bir atak gücüne kavuştu. Maç başına şut ve isabetli şut (21/8), pas isabeti (%86) ve toplama oynama yüzdesinde (%59) en yukarıdalar. Arap sermayesinin oluk oluk aktığı takımın hücum repertuarının bir tık daha geliştiği açık; lakin evlere şenlik savunma hatlarıyla o hayal ettikleri Şampiyonlar Ligi finaline yaklaşmaları pek akla yatkın gelmiyor. Bonservislerine 60 Milyon Sterlin ödediği Mangala ve Otamendi ikilisinden henüz bu rakamlara uygun performans alamayan Pellegrini’nin Demichelis ısrarıysa can sıkıcı bir hal almaya başladı. 2010 ŞL finalinin ardından Rummenigge’nin bu seviyede miadının dolduğunu kestirip Bayern’den uzaklaştırdığı Arjantinli stoperin bundan altı sezon sonra City çapındaki bir takımda mevkisinde tehlike anında sarılınacak ilk opsiyon olması bence büyük bir şaka. Fikrim, Kompany’nin de hak ettiğinden fazla değer gördüğü yönünde. Sonuç olarak bu stoper rotasyonuyla devler arenasında ilerlemek ince bir buz tabakasında yürümekten farksız. Chelsea’nin bu denli kopuk, Arsenal’in her zamanki gibi tekinsiz bir imaj çizdiği sezonda ligi almaları hiç kimseyi şaşırtmayacak, yine de muhtemelen Mayıs ayına kafaları rahat girmeyecekler. Soriano & Begiristiain ikilisi Guardiola’nın aklını çelebilir mi gelecek sene için bilemiyorum; fakat öyle bir durumda Klopp, Mou, Pep, LVG ve Wenger’le EPL tarihinin en enteresan sezonunu izleyebiliriz. Manchester’ın mavi tarafının da böyle bir heyecan dalgasına en az stoper kadar ihtiyacı var.

Reçete:

  • Demichelis’e bir daha forma vermeyip, devre arasında az paraya sağlam bir veteran almalılar.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Forest Jump

Nottingham Forest 1976’dan itibaren 4 yıl içinde eşi benzeri bulunmayan bir dönüşüm
Başa Dön