Futbolun Arka Bahçesi

22’nin Ardından

Orta Saha/Süper Lig

Ligin 22. haftası da geride kaldı. Bu hafta da lider değişmedi, takipçiler yine puan kaybetti, hakem hataları can yaktı, futbolcuların futbol oynamak zorunda kaldıkları zeminler ise ‘rezaletti’. Türkiye’nin en büyük derbisi öncesi geçilen son haftayı, çok fazla kafa ütülemeden sizler için değerlendirdim. 

Galatasaray – K. Erciyes; Kolay geçmemesi beklenen maçı Erciyes kolay hale getirdi ve lideri zirvede tuttu. En önemli silahları Drenthe ve Barış çok top ezdi. Olcan’ın sol bek bölgesindeki zafiyetini birkaç kez Cenk Ahmet ve golü atan Vleminckx dışında başta Şifo olmak üzere hiçbir siyah-mavili göremedi. Ev sahibi ise klasikleşen maç başı baskısıyla golü buldu. Ardından stop eden Aslan ikinci yarı 20 dakikalık temposu ile tekrar öne geçti. Sylla’nın 90’da topu Muslera’ya nişanladığı ve Zülküf‘ün ‘resital’ yaptığı maçtan Erciyes puan çıkartabilirdi. Ama son sozü söyleyerek maçı koparan yine Wesley oldu.

Gençlerbirliği – Sivas; Mesut Bakkal’ın gelişi ile kısır futbola yatkın oynayan kırmızı-siyahlılar son haftaların formda ismi Sivas’ı konuk etti. İki taraf da kontrol oyununu elden bırakmadı, maçı kazanabilecek pozisyonlar buldu. Yer yer beceriksizlik, yer yer defans hamleleri gole engel oldu. Sezon başından beri çizgisini bozmayan Cicinho bu maçın da adamıydı. 86’da çizgiden çıkardığı top takımına beraberlik pirimini getirdi.

Rize – Eskişehir; 22. haftaya kadar evinde kazanamayan Rize, Skibbe’li rakibini çok çabuk çözdü. Deniz Kadah’ın ve kuşkusuz takımın en formda ismi Eren Albayrak’ın golleri ile oyun erken koptu. Eklemezsek olmaz; Eren ligin en formda sol beki, bu dakikadan sonra Ali Adnan’ın kulübeden çıkması çok zor. Zaten oyun olarak ortaya hiçbir şey koymayan Eskişehir’de Lawal’ın dirseği, sonucu 20. dakikada belirledi. Lawal benzer bir hareketi Kasımpaşa maçında da yapmış ancak ceza almamıştı. Caydırıcı bir ceza alması temennim.

Konyaspor – Fenerbahçe; Ligin en iyi hücum futbolu oynayan takımı Fenerbahçe, aynı zamanda en formsuz gol ayaklarına da sahip. Geçtiğimiz sezonun aynı haftasına kadar 32 gol atan Emenike, Sow, Webo, Kuyt dörtlüsü şu ana dek 23 golde. Emenike yalnızca 4 gol atabildi. Bu hafta da oyunu rakip alanda oynadılar. İsmail Kartal tek taraflı oyunda Diego’yu yine 80 dakika sahaya sürmedi. Artık klasikleşen bu taktik ile ne kadar devam eder bilinmez ama Fenerbahçe oyun olarak hak ettiği puanları, teknik direktör ve golcü performansı sebebiyle kaybetmeye devam ediyor.

Akhisar – Başakşehir; Bu maçta futboldan bahsetmeyi inanın çok isterdim. Ancak Barış Şimşek, Başakşehir’e çaldığı, Akhisar’a es geçtiği penaltı pozisyonları ile maça damga vurdu. Hakem hatalarını yazmak ne tarzım ne de gayem, fakat rol çalmak isteyen Şimşek maçın fark yaratanıydı!

Gaziantepspor – Kasımpaşa; Aldığı şok mağlubiyetlerle topun ağzına gelen ancak hiçbir şey olmamışçasına işine devam eden Şota (!) yaptıklarından ufak ufak ders almışa benziyor. Son 3 haftadır daha defansif bir anlayışla takımını oynatan Şota bu hafta da kontrollü bir oyun tarzı benimsedi. Özellikle Orhan’ın tekmesi ve gördüğü kırmızı karttan sonra -önde olmasına rağmen- 40 dakika topun gerisinde kaldı. Ev sahibinde ise savunmanın ‘saygısızlığı’ akıl alır gibi değildi. Ligin en iyi birkaç kalecisinden biri olduğunu düşündüğüm Karcemarskas’ın mükemmel performansını Antep savunması en ön yerden izledi. Kasımpaşa 2 golü de takip dokunuşları ile buldu. Gaziantepspor, savunma oyuncularının bu ‘umursamaz’ tavrı ile mağlubiyeti hak etti.

Bursaspor – Mersin İY; Haftanın kağıt üzerindeki en zevkli maçı, en olaylısı şeklinde geçti. Tartışılır bir penaltı ile öne geçen Mersin 10 kişi kalan rakibinin karşısında beklenen hamleyi bir türlü yapıp oyunu kopartamadı. Welliton kötüydü, ligimiz için vasat olduğunu düşündüğüm Pedriel oyuna girdi ve tam da oyun berabereyken beni haklı çıkarır cinsten bir gol kaçırdı. Hafta içi A.B.D’de baba olan ve bu sebepten üç idman kaçırıp ilk devreyi kenardan izleyen Volkan Şen, takımı için ne denli önemli olduğunu ikinci 45 dakikada gösterdi. Civelli adeta Pique gibiydi. Eksik takımının hücum varyasyonlarına katıldı, golü buldu. Hırslı Şenol Güneş’in inanan oyuncuları, iç sahadan önemli bir 3 puan çıkardı.

Beşiktaş – Balıkesirspor; Liverpool maçından önce rotasyon yapan Bilic, turu geçtikten sonra aynı cesareti gösteremedi. Açıkça yorgun olan takımda, Pektemek, Kerim Frei ve Tolgay kesinllikle ilk 11’de olmalıydı. Zaten bu oyuncular rotasyon gerektiğinde kaliteli back-up olmaları sebebiyle bu takıma alınmamış mıydı? Hücumda yine yokları oynayan Sosa’nın da katkısıyla Töre’nin ayağına ve Opare’nin isteğine bakan Beşiktaş kazanabileceği maçı, yine Töre’nin dikkatsizliği sonucu yaptığı penaltı ve son dakikada Vargas’ın topu nişanladığı ‘aziz’ direk sayesinde tek puan alarak kapattı. Rakipte ise anlam veremediğim bir Gökhan Ünal ısrarı vardı. Burak Çalık ve Muğdat gibi iki hızlı “büyük takım deplasmanı hücumcusu”na sahipken hantal, formsuz ve etkisiz Gökhan, Balıkesirspor’a hiçbir fayda sağlamadı. Vargas’ın direkten dönen frikiğinin yanı sıra son 10 dakika takım olarak daha becerikli ve sakin kalabilseler hayal bile etmedikleri bir galibiyet alarak eve dönebilirlerdi.

Trabzonspor – Karabükspor; Haftanın en keyifli maçını izlemek için pazartesiyi beklememiz gerekti. Ara transferin sükse yaratan ismi Erkan Zengin’den başlayalım. Erkan asıl mevkisi forvet olup bu maça sağ bek çıkan ve kariyerinde sadece 10. lig maçını oynayan Bertul’a karşı adeta yokları oynadı. Fatih, Aytaç, Özer; her kim orta sahada oynarsa oynasın Musa ve Samba Sow’a direnç gösteremedi. Böylece ayağa oynayan takım Karabükspor oldu. Ancak konuk ekip ne zaman skoru korumaya çalıştı, o zaman yanıldı. Önde götürdükleri maçın üzerine daha 60. dakikada yatmak istediler. Sonuç: Hüsran. Maliyet-verim parametresinde ligin tartışmasız en iyi transferlerinin başında gelen Ekici bu maçı da tek başına aldı. Bütün maç top oynamayan Cardozo ise tek bir dokunuş ile tabelayı değiştirdi. Ek olarak: Yılmaz hocanın son dakikada yaptığı “gol duası” onu ne kadar özlediğimizin bir kanıtı.

Son Yazıları Orta Saha

Kabak Tadı

Bu yıl New York City’nin başına geçene dek, son 10 sezonunu Guardiola’nın

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Forest Jump

Nottingham Forest 1976’dan itibaren 4 yıl içinde eşi benzeri bulunmayan bir dönüşüm
Başa Dön