Futbolun Arka Bahçesi

Mola Bitti, Keyif Sürüyor

Mini Bar/Süper Lig

Takımlar kadrolarını şekillendirdi. Transfer döneminin devam etmesi yeni hamlelerin habercisi gibi. 2016/2017 sezonunun futbol adına keyif vermesi hepimizin en büyük temennisi. Mola bitti, şimdi futbol zamanı.

Galatasaray ve Beşiktaş’ın oynadığı Süper Kupa maçı, sezon öncesi geçen senenin kupa ve lig şampiyonu takımlarını ölçebileceğimiz önemli bir mücadeleydi. Maçın genelinde Beşiktaş’ın bir miktar daha atak; Galatasaray’ın ise savunmada daha derli toplu olduğu görünse de; her iki takım için de seyir zevki adına pek bir şey ortaya koyduğu söylenemez.

Carole, Lynes ve Bruma gibi oyuncularından yüksek verim alan Galatasaray, Sinan ve Selçuk’tan beklenen futbolu göremedi. Yeni transferlerden Tolga Ciğerci, Selçuk’un paralelinde bir orta saha oyuncusu görüntüsü çizerken; Podolski’nin sakatlanmasıyla oyuna giren Eren Derdiyok ise topla buluşmakta zorlandı ve uzun boyuna karşın hava toplarında zayıf kaldı. Muslera, Sneijder ve Podolski gibi oyuncuları takımda tutabilen Galatasaray şu haliyle ligde ilk ikiyi zorlayacaktır. Lâkin bir güçlü santrafor transferi sarı kırmızılılara eşik atlatabilir.

Gomez ve Sosa’nın eksikliğinin çok belli olduğu Beşiktaş’ta Cenk’in Muslera’yla karşı karşıya kaldığı pozisyonları bir türlü gole çevirememesi forvet hattında S.O.S verdiğinin kanıtı. Defans hattında ise kaleci Tolga’yla birlikte sıkıntıların devam ettiği görülmekte. Özellikle sağ hatta Bruma’ya bolca koridor açan Beck ve Necip’in yardımına Şenol hocanın talimatıyla Marcelo koştu. Bu noktada isteksiz olan Sinan Gümüş yerine başka bir sağ açık, savunmanın sol kanadındaki bu boşluğu çok daha etkili değerlendirebilirdi. Yeni transferlerden Adriano uzatmalarda oyuna girse de hakkında pek bir yorum yapabilecek kadar oynamadı. Diğer taraftan Gökhan’ın da takıma monte olması ve defanstaki problemleri aşabilen bir Beşiktaş, ligde şampiyonluğa yine en yakın kulüp olacaktır.

Penaltılara kalan maçta Muslera 3 penaltı kurtararak maçın yıldızı olurken; Cenk’in dağlara taşlara yolladığı top ise EURO 2000 yarı finali Hollanda – İtalya maçında Jaap Stam’ın kaçırdığı penaltıyı akla getirmiştir heralde. Maçın ilk yarısında sahaya atılan meşaleler ise istenmeyen görüntülerdendi. Bu arkadaşları sahaya alan sistemi eleştirmekle birlikte; bu arkadaşları bir kez daha sahalarda görmek istemediğimizi de belirtmek lazım.  

Fenerbahçe’yi ise Monaco maçlarının ardından UEFA ön eleme maçında Grasshoppers karşısında daha istekli ve mücadeleci gördüm. Maçtan bir gün önce takımın başına geçen Advocat, Kjaer’in eksikliğinde dörtlü defansı iyi kurarken; Aatif ile Salih’e de ilk 11’de yer vererek takıma pozitif bir katkı yaptığı aşikar. En önemli kazanım ise maça ikinci tyarıda dahil olan Miroslav Stoch oldu. Eski günlerindeki alışılagelmiş yerinden yaptığı iki mükemmel vuruşla attığı goller O’nu maçın yıldızı yaptı. Fenarbahçe’nin turun ilk maçını evinde oynamasının yanı sıra rakibin savunma hattının çok kötü oluşu da rahat kazanmasına vesile oldu. Orta sahaya iki taraflı oynayan bir transferle beraber Dick Advocat, Van Persie ve Alper Potuk’u da takıma kazandırmayı başarırsa sarı lacıvertliler  sezonun iddialı ekiplerinden biri olacaktır.

Son Yazıları Mini Bar

Kupa Efsaneleri: Maradona

So Foot, özel sayısında Dünya Kupası tarihine damga vurmuş 100 futbolcuyu sıralamış.

Bu Adam Bir Makine!

Cristiano Ronaldo Dünya Kupası’na şimdiden ayak izlerini bıraktı bile. Hatırlayacaksınız, B grubunun
Başa Dön