Futbolun Arka Bahçesi

Malumun İlamı

Mini Bar/Şampiyonlar Ligi

Paralar harcandı, transferler yapıldı, futbolcular değişti ancak sonuç değişmedi. Oturmuş Avrupa takımları, bir aylık harcamalar ile başarı gelmeyeceğini bir kez daha gösterdi Türk futboluna, Fenerbahçe üzerinden. Kadıköy’ün takımına gönül verenler, bu yıl da Şampiyonlar Ligi müziğini başka statlardan dinleyecek. Seri sekiz yıla çıktı. İyi bir Fenerbahçeli’nin gözünden, bitmeyen Şampiyonlar Ligi hasreti.

Tarih: 17 Eylül 2009
Yer: Kadıköy/İstanbul

Şükrü Saraçoğlu Stadı’na gencecik bir çocuk ayak basıyor. 20. yaş gününü kutlamasına bir ay var. Fenerbahçe’ye rakip olarak gelmişti. 69 dakika sahada kaldı. Sağdan soldan alıp içeri girdi, çalımlar attı, durmaksızın koştu, şut çekti… İzleyenleri kendine hayran bırakan genç adamın sırtında taşıdığı Twente forması emanetti. Bonservisi Chelsea’deydi. Gelecek vaat ettiği söyleniyordu.
Yeni “bilmem ne kişi” benzetmeleri yapılıyordu, onun için. Miroslav Stoch, Slovakya ve Chelsea’nin yıldız adayıydı. Galatasaray’la girilen yaklaşık 10 aylık transfer mücadelesinin ardından, Fenerbahçe yetkilileri imzayı attırdı, 11 numaralı formayı sırtına giydirdi.
 
Stoch, neden Fenerbahçe’yi seçtiği sorusuna, 13 Temmuz 2010’da şu şekilde cevap veriyordu; “Fenerbahçe’ye gelmemin sebebi şu; üst düzey maçlara çıkacağım. Kaliteme güveniyorum fakat tecrübe eksikliğim var. Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde oynayan bir takım, her sene şampiyonluğu hedefleyen bir takım. Hem bu yüzden hem de kendi isteğim olduğu için Fenerbahçe’ye geldim.” Ve ne olduysa o tarihten sonra oldu. Şampiyonlar Ligi’nde oynamak için Fenerbahçe’ye gelen Stoch, bırakın devler liginde oynamayı, Şampiyonlar Ligi müziğini bile duyamadı.
 
Devler arenasında son maçını 10 Aralık 2008‘de oynadı Fenerbahçe, Dynamo Kiev’e 2–1 yenildi. Bu arenada son galibiyetini 2 Nisan 2008’de Chelsea karşısında aldı. Üzerinden tam 8 sene 3 ay geçti. Sarı lacivertli takım bugüne kadar Şampiyonlar Ligi’ne katılabilmek için 8 kez ön eleme turu oynadı. 7 kez elendi. Eleyenler arasında kimler yok ki; Feyenoord, Dynamo Kiev, Young Boys ve daha niceleri…
 
Dün de sahada malumun ilamı vardı. Monaco, Fenerbahçe’yi “Les grandes équipes, The champions”  dinlemekten mahrum bırakan takımlar arasındaki yerini aldı. Aslında Fenerbahçeliler için dün çok sıra dışı bir durum yaşanmadı. Taraftarlar büyük organizasyona bu turda veda etmeye alışmıştı. Kötü futbol, kaçan goller, gamsız futbolcular… Bunlar da alışılagelen şeyler arasında artık. Ancak bir sorun var ki, bu duruma isyan ediyorlar; Sarı lacivertli taraftar devranın böyle dönüp gitmesinden sıkıldı. Sadece forma ve kombine almakla bu iş olmaz diyenlerden sıkıldı. Avrupa kulübü olacağız yalanından sıkıldı. Müthiş transferler yaptık, ‘bu sene o sene’ söylemlerinden sıkıldı. Yapacak bir şey yok “önümüzdeki maçlara bakacağız” gamsızlığından sıkıldı. Eleştirmeyin, aleyhte bağırmayın, protesto etmeyin diyen diktatörden sıkıldı. 
 
Fenerbahçe taraftarı adeta patlamaya hazır bir bomba gibi. Ama bu bomba patlamaz, patlayamaz. Çünkü taraftar sindirildi, içindeki ruh öldü. En büyük tepki sosyal medya üzerinden verilen istifa söylemleri olduğu sürece de kimse Fenerbahçe’den küllerinden doğmasını beklemesin. Varsın Erkin Koray tercüman olsun duygulara.
 

 

Son Yazıları Mini Bar

Kupa Efsaneleri: Maradona

So Foot, özel sayısında Dünya Kupası tarihine damga vurmuş 100 futbolcuyu sıralamış.

Bu Adam Bir Makine!

Cristiano Ronaldo Dünya Kupası’na şimdiden ayak izlerini bıraktı bile. Hatırlayacaksınız, B grubunun
Başa Dön