Futbolun Arka Bahçesi

Bermuda Şeytan Üçgeni!

Mini Bar

Euro 2016’yı garantileyen milli takımımız haftayı sakin geçirecek. Milli ara ile dünya liglerinde kulüp takımları eksiklerini giderme, sakatlarını iyileştirme ya da sistem değişikliği üzerine kafa yorma gibi konulara zaman ayırabilir. Liglerin üçte birlik dönemi tamamlandı. Geçen bu zamanda üç ayrı ülkeden dikkatimi çeken takım var. Big 5 mensupları Internazionale, Manchester United ve ülkemizden Fenerbahçe defans ve ofans anlamında birbirlerine denk sistemleri, kısır oyun planlarıyla tepede kendilerine yer bulan takımlar. Bu üç ekibin de transfer döneminde kendi bütçelerini azami ölçüde kullandıkları aşikar. Ancak çok para harcamak çok gol atmak anlamına gelmyior. Hem Pereira hem Mancini hem de van Gaal temkinli bir mantalite benimseyerek az skorlu maçlarla zirvede kalmayı başardı.

Pereira’lı Fenerbahçe 11 hafta itibariyle liderin iki puan gerisinde ikinci sırada yer alıyor ve bu sezon oynadığı 19 resmi maçın 10’unda gol yememeyi başardı. Serie A’da Fenerbahçe ile aynı sırayı paylaşan Roberto Mancini yöntimindeki Inter ise bu yıl oynadığı 12 maçın yalnızca 4 tanesinde kalesinde gol gördü. Gelelim van Gaal’e; Hollandalı çalıştırıcı çok daha zor bir ligde savunma kurgusunu başarıyla oturtmuş durumda. Premier League’de on ikinci haftanın ardından dördüncü sırada yer alan Kırmızı Şeytanlar defansif anlamda oldukça formda ve son 5 resmi maçta kalelerini gole kapattılar. Görüntü itibariyle her üç takım da savunma takımı hüviyetinde. Gerek Volkan, Handanovic ve De Gea gibi kaliteli kalecilere, gerek Kjaer, Miranda, Smalling gibi üst düzey stoperlere sahip olmaları, gerekse takım savunmasını listenin başına koyan tecrübeli teknik adamları ile şampiyonluk yarışının içerisinde kalmayı başarıyorlar. Ancak aynı kaliteyi üçüncü bölgede gösterdiklerini söylemek oldukça zor.

Fenerbahçe’de Robin van Persie, Inter’li Icardi ve Manchester United kaptanı Wayne Rooney’in gol yollarında üretkenlikten uzak olduğuna inanmak güç olmalı. Ancak hem hocaları tarafından yüklenen roller hem de takımların atmaktan çok yememek üzerine kurulu düzeni bu üç ismin bu sezon toplamda yalnızca 17 gole katkı vermesine olanak sağladı. Ortalama 17 maç oynayan bu üçlünün haftada yalnızca 1 gol üretmesi onların formsuzluğu kadar sistemin de zorunluluğu. RvP ile Pereira arasındaki tercih sorunsalı uçan Hollandalı’nın bu yıl yalnızca 5 golde kalmasına sebep oldu. Mancini’nin kaptanlık pazubandını vererek güven aşıladığı 22 yaşındaki Icardi, yaşı kadar gol attığı geçen sezonun ardından bu yıl sadece 3 gol ve 1 asist yaptı. Rooney ise 7 gol atarken takımın yaratıcılık rolünü yeni çocuk Anthony Martial’a bırakmış durumda. Üstelik ligdeki performansı epey kötü.

Inter ve Fenerbahçe’yi bu benzerlikte İngiliz temsilcisinden ayrı kılan başka noktalar da mevcut. Handanovic, Icardi’den; Volkan ise van Persie’den daha fazla topla buluşan daha çok pas yapan isimler. Bu istatistik hem Inter’in hem de Fenerbahçe’nin garantici oyununa işaret ediyor. Ayrıca iki farklı ligin iki şampiyonluk adayı da tek gollü galibiyetlere abone olmuş durumda. Fenerbahçe bu sezon 6, Inter ise 7 maçını 1-0’lık skorlarla kazanırken asıl dikkat çekici olan iki takımın oynamış olduğu toplam 31 resmi maçın yalnızca iki tanesinde iki farklı galibiyetin olması. Teknik direktörlerin defansif alışkanlıklarının geçmişten geldiğini görüyoruz. Vitor Pereira geçtiğimiz sezonu Olympiakos ile şampiyon tamamlarken, Yunan ligindeki 15 maçın üçte ikisinde takımı gol yememişti. Yine Mancini’nin Galatasaray zamanlarını hatırlayalım, 32 golle ligde en az gol yiyen takım olmuştu. Sinyor’un takımı bu sezon inanılmaz bir biçimde 12 maçta 12 gol atarak zirvenin ortağı. Serie A’da ligin son beş basamağındaki takımların dışında kendileri kadar az gol atan bir başka takım bulunmuyor. 

Sonuç olarak sezon başında oldukça sükseli transferler yapan üç kulüp, liglerinin en az gol yiyen takımları ve şampiyonluk mücadelesi veren rakiplerine kıyasla en az gol atan ve en çok üreticilik sorunu yaşayan takımlar. Bu durum uzun vadede işe yarar mı bilinmez, ancak aralarından mutlu sona ulaşan olursa bu durum Euro 2004’te Yunanistan’ın aldığı şampiyonlukla oldukça örtüşen bir başarı olur.

 

Son Yazıları Mini Bar

Kupa Efsaneleri: Maradona

So Foot, özel sayısında Dünya Kupası tarihine damga vurmuş 100 futbolcuyu sıralamış.

Bu Adam Bir Makine!

Cristiano Ronaldo Dünya Kupası’na şimdiden ayak izlerini bıraktı bile. Hatırlayacaksınız, B grubunun
Başa Dön