Futbolun Arka Bahçesi

Nihayet Zafer Günü: Monaco

Ligue 1/Orta Saha

Rus yöneticilerin kulübü devraldığı Aralık 2011’den bu yana Monaco hem sevinçleri hem acıları gördü; yeri geldi taraftarını derin kuşkulara sürükledi. Ancak 5,5 senelik bir sürecin ardından Ligue 1’in tahtını PSG’den söküp almayı başardılar.

*France Football, 16 Mayıs 2017 sayısından çevrilmiştir.

Dmitri Rybolovlev’in kulübü satın aldığı gün; 23 Aralık 2011.
Hapis, Elysée ve Donald Trump

Zor zamanlardı. Monaco, lider Clermont’la evinde 0-0 beraberliğin ardından ligin son sırasındaki 7. haftasını geçiriyordu. Tansiyon yükselmeye devam ederken teknik direktör Marco Simone de iyiden iyiye koltuğu için tedirgin olmaya başlamıştı. Çok uzun süredir kulübün kontrolünü elde tutmaya çabalayan Prens Albert, sportif başarısızlık ve köhne ekonomik modelden endişe ediyordu; ikinci lige düştükten hemen sonra reddettiği Rus milyarder Rybolovlev’in altı ay sonraki yeni teklifine bu defa hayır diyemedi. Tarihi boyunca ilk defa Monaco yabancı bir yatırımcının denetimine geçiyordu. Birkaç özel uçağın haricinde, Elysée’deki başkanlık sarayı manzaralı bir otele sahip, Picasso koleksiyoncusu, sonradan suçsuz bulunup serbest kalmasından evvel cinayet sebebiyle hapis yatmış, Donald Trump’un Florida’daki malikânesini 95 milyon dolar karşılığında satın alan, Yunanistan’da özel adası bulunan, Forbes dergisine göre 7,3 milyar dolarlık servetiyle yaşayan en zengin 150 kişiden biri olarak gösterilen Sibiryalı bir işadamıydı bu. “Bu olay benim için AS Monaco’nun gelişimine yönelik efektif bir partnerliğin ilk adımı. Bence kulübün müthiş bir potansiyeli var. Umuyorum ki hem ülke hem de kıta düzeyinde bunu göstereceğiz.” Peki ilk hamlesi ne olacaktı? Yakın dostu Vadim Vasilyev’i başkan yardımcısı yapmak!

Claudio Ranieri’nin Ligue 2’ye taşındığı gün; 30 Mayıs 2012.
Juve, Roma ve Chelsea

Yeni başkan birkaç gün öncesinden ‘isimli bir hoca’ müjdesini vermişti aslında. Sözünü tutmayı başardı. Katar’a, Beşiktaş’a, West Bromwich’e ve Fiorentina’ya yazılan İtalyan teknik adam iki sezonluk bir kontratı kabul etti. Bu önemli bir gelişmeydi; Ruslar’ın vaat ettiği projenin sağlamlığının elle tutulur bir kanıtıydı. Görev için Premier Lig ve Serie A’dan birçok hoca adaydı, ama Rus işadamı tercihini uzun bir görüşmeden sonra Ranieri’den yana kullanmıştı. Antrenörün özgeçmişi onun adına konuşuyordu zaten. Fiorentina’da 1993-97 arasında isim yapan eski savunma oyuncusu, İspanya’da üç yıl, Chelsea’da 4 yıl geçirdikten sonra yeniden memleketine dönmüş ve Juve’yi 2007-09, Roma’yı da 2009-11 sezonlarında çalıştırmıştı. “İkinci ligde görev yapmayalı epey zaman oldu, ama buradaki proje beni heveslendirdi. Tıpkı Cagliari, Fiorentina, Valencia ve Chelsea’daki gibi bu ekibi yapılandırma ve büyütme fırsatına sahibim.”

Rakiplerinin Monaco marşları söylediği gün; 21 Mart 2013.
“Bizi devreden çıkarmak istiyorlar”

AS Monaco, ikinci ligi sürklase ediyordu; yaklaşık üç aydır mağlup olmuyorlardı. Her şey yolunda gidiyordu. Neredeyse! Şampiyonanın bitimine birkaç hafta kala ani bir kararla kulübün Ligue 1’deki statüsü sorgulanmaya başlamıştı. “Fransa’daki profesyonel liglerin eşitliğinin sağlanması açısından katılımcı bütün ekiplerin aynı vergisel ve sosyal rejimin altında bulunması zaruridir.” Fransa hükümetinin profesyonel futbol liglerinden sorumlu olan organı LFP resmi raporunda bu ifadeyi kullanmıştı. Tercümesi? Kulüp eğer ligden ihraç edilmek istemiyorsa Fransa topraklarına taşınması gerekiyordu. Monaco kulübünün avukatlarından Dominique Foussard “Bu hukuk dışı, zorbalık içeren bir karardır. Bizi devreden çıkarmak istiyorlar” şeklinde gürlüyordu. Başkan yardımcısı Jean-Louis Campora ise yine sert ifadelerle “Birileri iki saatlik toplantıyla 94 senelik bir kulübü yok etmek istedi. AS Monaco kulübü Fransız Futbol Federasyonu’na kayıtlı ve 80 senedir profesyonel turnuvalara katılıyor” sözleriyle eleştirmişti. Çoklu görüşmeler ve hukuki temyizlerin ardından Fransız Danıştayı takımın L1’de mücadele etmesini diğer kulüplere toplamda 50 milyon € tazminat vermesi koşuluyla onaylamıştı. Güzel bir zaferdi.

Ve nihayet tekrar Ligue 1’e dönüyorlar; 11 Mayıs 2013.
Traoré ve Falcao

Monaco iki haftadır puan kaybediyor ve lige çıkmayı bir türlü garantileyemiyordu. Nimes deplasmanında da skor 0-0’dı ve dakika 68’di. Ranieri, Ibrahima Traoré’yi yanına çağırdı ve “Gol atacaksın, bugün senin günün” diyerek Valere Germain’in yerine oyuna soktu. Senegalli forvet pek formda sayılmazdı. Ancak sayacı durdurmak için belki de en doğru anı seçmişti. 90+5’te gelen gol, takımı tekrar elitlerin arasına sokacak olan bilet anlamına geliyordu. Başkan Dmitri nadir gülümsemelerinden birinin ardından özel jetine atlayıp Cote d’Azur yolculuğuna çıkmadan hemen önce soyunma odasına indi, oyuncuları kutladı. Müthiş bir sezon geride kalmıştı, futbolcular podyumu uzun süre terk etmedi. Başkan, Falcao transferini bitirdiğini kamuoyuna duyurmuştu bile. Güzel bir hikayenin başlangıcıydı.

Fransa’nın en pahalı transfer rekorunun kırıldığı gün; 24 Mayıs 2013.
Kolombiyalılar ve rekor

Patron sözlerini tutuyordu. Hem de süratle. Rus milyarder çek defterini Moutinho (25m €) ve Porto’nun müthiş cevheri 21 yaşındaki James Rodriguez (45m €) için doldurdu. Bir Fransız kulübü için transfer rekoru ise hızlı bir şekilde birkaç gün sonra Falcao (60m €) için kırılmıştı. O tarihlerde pek az kişi James’in kim olduğunu biliyordu. Fakat ülkesinde o bir stardı. İmza günü ‘çocuk’, Kolombiya’nın tüm haber kanallarında, ertesi sabah ise gazetelerin ilk sayfasında boy gösteriyordu. Ülkesinde 2009’dan beri futbolun yeni ilahıydı ve Arjantin Ligi’nde oynayan en genç yabancı futbolcu olmuştu. James, transfer bedelinin hakkını verircesine müthiş bir sene geçirdi, asist kralı oldu, sezonun karmasına girdi ve Fransa’daki kısa gövde gösterisinin ardından 80 milyon € karşılığında Real Madrid’e uçtu. Bu da başka bir rekordu.

Falcao’nun sakatlandığı gün; 22 Ocak 2014.
Çapraz bağ, tehditler ve ‘Dizlerin Ronaldosu’

Fransa Kupası’nın ilk turlarında önemsiz bir karşılaşmaydı. Dakikalar 40’ı gösterirken Monaco dördüncü lig ekibi Azergues karşısında 1-0 öndeydi. Falcao ceza sahasına nefis bir çalımla süzüldüğünde sert bir müdahaleyle yerde kaldı. Teşhis korkunçtu: Sol dizindeki ön çapraz bağları yırtılmıştı. Güney Amerikalı golcü için sezonun sonu anlamına geliyordu. Tabi ki beş ay sonra Brezilya’da düzenlenecek Dünya Kupası’na da veda demekti. Taraftarlar çıldırmıştı; savunma oyuncusu Soner Ertek hakaret dolu postalar ve ağır tehditler alıyordu. Bu Dünya Kupası için hayaller kuran Kolombiya halkı için anlaşılabilir bir tepkiydi. ‘Dizlerin Ronaldosu’ lakabına sahip cerrah José Noronha’nın kabiliyeti dahi onu milli takım kampına yetiştiremedi. Acı dolu uzun haftaların, rehabilitasyon seanslarının ardından Falcao nihayet 3 Haziran’da pes etti: “Klinik olarak çok iyi, ama bu düzeyde bir turnuva için değil. %60’ına henüz ulaşabildi. Dinlenmeye ihtiyacı var. Direnç, güç, hız gibi temel fiziksel nitelikleri yeterli değil.” Babası bir radyo kanalına verdiği bu açıklamayla bir rüyayı sonlandırmıştı.

Leonardo Jardim

Jardim göreve başlar; 5 Haziran 2014.
Venezuela, hentbol ve diploma

İkincilik yeterli değildi. Ranieri’yle yollar ‘yeni bir dinamik getirmek’ adına ayrılıyordu. Rus yöneticiler Venezuela doğumlu, Portekiz’de beden eğitimi diploması almış ve Fransa’da hiç kimsenin tanımadığı 39 yaşındaki Leonardo Jardim’i göreve getirdi. Amatör bir futbolculuk geçmişi vardı; ancak sadece 24 yaşında UEFA A lisansı alarak bir rekor kırmıştı. Olympiakos ve Portekiz’de biraz tecrübesi vardı o kadar. “40 yaşıma kadar Premier Lig’de takım çalıştırmazsam Madeira’ya dönerim” gibi iddialı bir cümle kurmuştu. Jardim gittiği her yerde başarıyı getiriyordu ve sonraki sezonunda daha büyük bir takım için kendine kredi sağlıyordu. Braga’yı 2011/12’de Şampiyonlar Ligi’ne sokan, tuttuğu takım Sporting’i 2013/14’te cüzi bir transfer bütçesine rağmen ikinci yapan felsefe ve hentbol manyağı bu adam Monaco’yla iki senelik bir sözleşme imzaladı.

Rybolovlev’in musluğu kapattığı gün; 3 Temmuz 2014.
Boşanma, pasaport ve tümör

Sürpriz bir şekilde Abidal, Falcao, James, Riviere ve Romero valizlerini topladı ve toplamda 110 milyon €’luk bonservis bedeliyle şehri terk etti. Başkan yeni bir stratejiyi hayata geçiriyordu. Rekor transferler dönemi bitmişti, kulüp gelecek vaat eden genç oyunculara çok daha iyi fiyatlara satmak için yönelecekti. Bu sıralarda Rus patronun özel hayatında gürültü koparan gelişmeler ayyuka çıktı. Karısı Elena’dan boşanması ona 3,3 milyar euro’ya mâl oldu. Prens, onun hiçbir zaman Monaco pasaportu alamayacağına hükmetti. Teşhis edilen tümör sebebiyle bıçak altına yattı. Vasilyev’in “Geleceği kimse bilemez, ama bugün söyleyebileceğim sadece arzumuzun hâlâ devam ettiğidir” açıklaması taraftarları rahatlatmaya yetmemişti.

Monaco Şampiyonlar Ligi’nde; 16 Eylül 2014.
“Gurur duyabiliriz”

Avrupa’nın en büyük şampiyonasına böyle bir takımla sakince nasıl dönülebilir ve sorgulayıcı eleştirilerle nasıl yüzleşilebilir? O yaz en iyi oyuncularından beşini kaybeden takım, %60’ı 22 yaş altı futbolculardan kurulu yeni bir kadroyla yola çıkmıştı. Ligde beş haftada alınan üç yenilgi sonrası takım 18.sıradaydı. Jardim kulübede iyi bir formülün arayışındaydı. Leverkusen, Zenit ve Benfica’yla yer aldığı gruptan sürpriz şekilde lider çıkan Monaco, ikinci turda Arsenal’i eledi ve çeyrek finalde Juventus’a (1-0, 0-0) kaybederek mağrur şekilde turnuvayı noktaladı. Jardim “İyi bir sezondu, hem Fransa futbolunu hem de Monaco şehrini çok güzel temsil ettik. Gurur duyabiliriz” diyordu.

Kulüp jackpot yapar; 31 Ağustos 2015.
“Bu Martial da kimmiş?”

Delilik mi, deha mı? Transfer penceresinin kapanmasına saatler kala, Anthony Martial 50 milyon € peşin, 30 milyon € bonuslar olmak üzere dudak uçuklatan bir meblağ karşılığında Manchester United yolunu tuttu ve belki de Fransız futbol tarihinde Zinedine Zidane’nin Real Madrid’e 76 milyon €’luk transferinden sonraki en sansasyonel transfer oldu. Ranieri’nin az kullandığı, Jardim’in ise pek şans vermediği 19’luk çocuk iki sezonda 29 maçta 11 gol kaydetmişti ve böyle bir bonservis için çok genç sayılırdı. Manchester cephesinde de kafası allak bullak olanlar vardı. Manchester Evening News gazetesine verdiği demeçte Schneiderlin şöyle bir anekdot anlatıyor: “Uçaktaydık, Wayne Rooney yanıma geldi ve bu Martial neyin nesi diye sordu.” Premier Lig tarihinin en pahalı beşinci transferiydi. “Gerçekten o kadar eder mi? Hiç bilemiyorum.” Didier Deschamps şaşkınlığını böyle ifade ederken, Vasilyev şu demeciyle her şeyi açıklıyordu: “Manchester United ne Anthony’nin ne de bizim geri çevirebileceğimiz inanılmaz bir teklifle geldi.”

Football Leaks belgelerindeki isimler; 21 Aralık 2016.
Vergi, Kıbrıs ve Mendes

Mediapart’tan gelen ve Monaco ismini karanlık işlere karıştıran belgeler futbol dünyasının vergi pratikleriyle ilgili haklı bir şüphe duymasına yol açtı. Fransa futbolunda saygı kazanmaya başlayan Monaco’nun imajı Carrasco, Abdennour ve James’in İspanya takımlarına satışlarındaki yaklaşık 12 milyon €’luk vergi kaçakçılığı sebebiyle tam tersine dönmeye başladı. İspanyol yargısına göre Monaco bir vergi cennetiydi ve İspanya’da gerçekleşen bu satışlar nedeniyle %19 oranında daha fazla vergi vermesi gerekiyordu. Mediapart sitesi, kulüp sahibi Rybolovlev’in Kıbrıs’ta bulunan bir yatırım fonu şirketi üzerinden oyuncu haklarını kendi üzerine aldığını ve bunu da Portekizli menajer Jorge Mendes aracılığıyla yaptığını iddia ediyordu. Kulüp bu iddiaları kabul etmedi ve hukuki sürecin devam ettiğini beyan etti: “İlgili ödemeler yapıldı, ancak her nedense geri çevrilmiş. Şu esnada daha fazla bilgi veremiyoruz.” Ocak 2014 – Haziran 2015 arasında Rus işadamının yatırım fonu üzerinden gerçekleşen satışlar, Mendes’in şirketi Gestifute’ye 6,85 m € katma değer kazandırmıştı. Yani bu, Jorge Mendes’e verilecek komisyonların maskelenmiş bir yoluydu.

Buffon & Mbappé

Mbappé’nin Avrupa’yı büyülediği gün; 22 Şubat 2017.
Henry’nin de ötesinde.

Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Pep Guardiola’nın Manchester City’si karşısına sürülmesi süprizdi. Kylian Mbappé bu turnuvada ilk kez ilk 11’de mücadele etti. Doğru tercihti. Mucize çocuk rakip defansı allak bullak ederek izleyenleri etkilemeyi başardı, attığı golle Kupa 1 tarihinde en genç yaşta gol atan ikinci Fransız olmayı başardı (Benzema, 2005, Lyon). Kylian bu maçla birlikte patladı. Leroy Sané’den sonra eleminasyon turlarında kariyerinin ilk 3 maçında da gol atan ilk futbolcu oldu. Bojan Krkic’ten (2008) sonra C1 çeyrek finallerinin en genç golcüsü olurken, Torino’da Buffon’u avlayarak yarı finallerde gol atmayı başaran en genç oyuncu ünvanına erişti. Fenomen delikanlı Avrupa’nın bütün spor gazetelerinin baş sayfasındaydı. İspanya’dan İngiltere’ye, Almanya’dan İtalya’ya basın ağız birliği etmişçesine onun ne kadar büyüleyici olduğunu, Thierry Henry’i solladığını ve yaşına göre Messi ve Cristiano Ronaldo’dan dahi üstün geldiğini yazdılar.

Monaco şampiyonluğu kutluyor; 17 Mayıs 2017.
Rekorlar ve forma satışları

Bu defa oldu! Nihayet başardılar. Görkemli bir sezonun ardından PSG’yi ekarte ederek kupaya ulaştılar. Neredeyse kusursuz bir maraton koşarak 2003’te kazandıkları Lig Kupası’ndan bu yana ilk ulusal şampiyonluğuna eriştiler. Bundan önceki kulüp rekoru 80 puandı. 2013/14 sezonunda ancak ikinciliğe yetmişti. Bu sezon ise bir maç kala 92 puan yaptılar. Son yarım asırda bir sezonda en çok gol atan takım olan geçen seneki PSG’yi geride bırakıp rakip kalelere 104 gol yağdırdılar. Profesyonel Futbolcular Sendikası bu defa Jardim’i ligin en iyi 4 hocası listesine almayı unutmadı. Bernardo Silva, Subasic, Mbappé ve Lemar’ı da… 200.000 civarında gerçekleşen forma satışı, stokların tamamen bitmesi anlamına geliyor. Bu da karşı konulamaz bir cazibe ve popülaritenin kanıtı. Eh, oldukça normal!

Son Yazıları Ligue 1

İki Yol: Monaco

Monaco için  yeni Manchester City veya yeni Paris Saint Germain olma hayaliyle

Leicester de Kim Oluyor!

Leicester City’nin İngiltere’deki sürpriz şampiyonluğu bazı kulüpler için güzel hatıraları akıllara getirdi.

Son Sermaye Bükücü

Ligue 1 artık Paris Saint Germain ve diğerleri şeklinde iki parçaya bölünmüş
Başa Dön