Futbolun Arka Bahçesi

Nereden Çıktı Bu Adam?

Ligue 1/Pırıl Pırıl

İngiltere’de Ağustos ayının bitimine saatler kala Manchester United, Premier League’deki ilk mağlubiyetini almış bir şekilde evine dönüyordu. Takım dört maçta yalnızca üç gol atmıştı ve forvet gereksinimi had safhadaydı.

Galler’den kalkan uçakta bulunan kaptan Wayne Rooney, yeni takım arkadaşı Morgan Schneiderlin’e eğildi ve şu soruyu sordu;“Kim bu Martial?” Güzel soru sormuştu Wazza, kimdi bu çocuk? Nasıl olmuştu da birkaç hafta öncesine kadar adını Albert Square’yi doldurmayacak sayıda İngiliz’in bildiği bu genç Fransız, tüm spor gazetelerinde yazılır duruma gelmişti? Morgan Schneiderlin, vatandaşının Monaco’da oynayan potansiyelli bir futbolcu olduğunu söyledi; ve ekledi, “Thierry Henry’i andırıyor.” Transferin son yirmidört saatinde, birkaç gündür süren dedikodular gerçeğe döndü. Manchester United, Anthony Martial isimli genci 36 milyon sterlin karşılığında Monaco’dan transfer ettiğini duyurdu. Transferin, bonuslar ile beraber 58 milyon sterlini bulabileceği eklendi. Yalnızca iki sezon önce, 5 milyon avro bedelle Monte Carlo’nun yolunu tutan oyuncu, dünyanın en iyi ligine, gelmiş geçmiş en pahalı genç olarak gelmişti.

Paris’in güneyinde Massy’de dünyaya gelen oyuncu, futbola, yıllar sonra benzetileceği efsane Thierry Henry’nin de yaptığı gibi CO Les Ulis’te başladı. Martial’ın ilk hocalarından, Aziz Benaaddane takım için yapılan bir try-out’ta fark etmişti bu çocuğu. O dönem yalnızca 6 yaşında olan Fransız için Benaaddane, BBC’ye verdiği bir demeçte söyle diyor; “Onun yeteneğini hissettim, potansiyeli gördüm ve üstüne gittim” Altı yaş, bireyin bir spor dalında ustalaşacağını öngörmek için gerçekten çok erken.

Benaaddane’nin içgüdülerinin Martial’in bu seviyeye gelmesinde önemli bir etken olduğuna vurgu yapabiliriz ancak genç golcüyü hocasından önce keşfedenler de var. Kim mi? Martial ailesinin reisi, büyük oğulları Dorian ve Johan gibi küçük kardeşlerini de Les Ulis’e gönderdi. O zamanlar, günümüzde Ligue 1 takımlarından Troyes forması giyen büyük abi Johan futbolculuk adına ışık veriyor olsa da, ailede Anthony’nin en yetenekli çocuk olduğundan haberi olan kimse yoktu. Ailenin futbola ve eğitime olan teşviki, Anthony’nin verimli bir çocukluk geçirmesine, hem futbola hem de okul hayatına önem vermesini sağladı. Eğitim yaşantısının, özellikle erken gelişen karakterine ve altyapılar boyunca kendi yaşıtlarından büyüklerle oynadığı kategorilerde, sorumluluktan kaçmayan tarzına büyük artısı oldu. Martial 10’lu yaşlara geldiğinde yaşıtlarıyla oynamayı bırakmıştı. Kendinden bir veya iki yaş büyük kategorilerde yer alıyordu. Bunun kuşkusuz futbolculuk yönünü olumlu şekilde geliştirdiğini söyleyebiliriz. Bu gelişimi sağlayan başka bir etken de, çalışmaya olan bağlığı. Benaaddane’nin aktarıcısı olarak Martial’in çocukluk yıllarında antrenman sahasından çıkmadığını rahatlıkla yazabilirim. Henüz ergenliğine bile yeni girmiş bir çocuk için müthiş olgun bir davranış. Kendisinin yaşına göre ne kadar olgun bir çocuk olduğunu söylesem de, bu durum altyapı yıllarında kaybettiği maçlardan sonra ağladığı gerçeğini değiştirmez. Bu durum bize onun başka bir özelliğini tanıma fırsatı sunuyor; hırsı. 12 yaşına bastığında, yeteneklerinden haberdar olan tek takım Les Ulis değildi. Manchester City, Martial için kulübünün kapısını çaldı. Fransız yıldız adayı, davet üzerine babası ile beraber İngiltere’ye gitti. Ancak anlaşma sağlanmadı ve Martial yedi yıl sonra futbol oynamak için döneceği kentten ayrıldı. Bu transfer hareketliliği küçük çaplı Paris kulübü için kaçırılmayacak bir fırsat olsa da, Anthony Martial, babasının da akıl hocalığı ile takımda kaldı ve iki sene sonra Fransa’nın en köklü takımlarından Lyon’un yolunu tuttu.

Hızı, dribbling yeteneği, son vuruş tekniği ve winner karakteri ile Anthony Martial’i top peşinde koşan onlarca çocuk arasından rahatlıkla ayırt edebilirdiniz. Artık kıta çapında hocaların dikkatini çeken bir yıldız adayıydı. Yeni durağı Lyon’da onu artılar ve eksiler bekliyordu. Eski takımına nazaran dünya çapında ün salmış bir takımda oynayacaktı. Bu onun devamlı olarak göz önünde olması demekti ve tüm gözlerin üzerinizde olması baskı getirirdi. 14 yaşında bir futbolcu olarak baskıya karşı soğukkanlı bir tutum sergiliyorsanız, yalnızca sportif açıdan değil karakteristik olarak da yıldız ışığınız var demektir. Martial, 15 yaşında Lyon U-17 takımı ile çıktığı 32 maçta 21 gol attı. O artık flaş bir futbolcu olmuştu. Aynı yıl Fransa U-16 milli takımına çağırılarak ilk kez Horozlar’ın formasını giydi. 17 maçta 9 gol attı. Bu adam oynadığı hiçbir yeri yadırgamıyordu. Henüz 16 yaşındaydı ancak tam bir erkek gibi oynuyordu. Anthony Martial bir sonraki sezon Slovenya’da düzenlenen U-17 Avrupa Şampiyonası’na katıldı. O yılı milli forma altında 9 gol atarak tamamladı. Ancak bu kez 13 maça çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde Aston Villa’nın başına geçen Rémi Garde bu çocuğa daha fazla kayıtsız kalamadı. O dönem Lyon’u çalıştıran genç hoca, Avrupa Ligi’nin son grup maçında İsrailli rakibine karşı genç golcüsünü son on dakikayı oynaması için sahaya sürdü. İki ay sonra ise bu kez Ajaccio deplasmanında oynanan maçın son on dakikasında süre aldı ve ilk kez Ligue 1’de forma giydi. Lyon ile o sezon 4 maça çıktı. Yeni futbol sezonunun başında Martial’i bir transfer daha bekliyordu.

martial_kid

Fransa’da küme düşerek dibi gören Monaco, harcadığı paralar ve aldığı şaşalı oyuncular ile yeniden Ligue 1’e dönmüştü. James, Falcao, Moutinho, Abidal, Kondogbia, Abdennour ve Berbatov gibi isimlerin arasında kimse Martial’den bahsetmedi. Sessiz sedasız geldi Monte Carlo’ya. O yıl Monaco transfere yaklaşık 200 milyon avro harcadı. Monaco için, Martial’a ödenen 5 milyon avro, gündelik bir adamın sokak sanatçısına attığı bahşişten farksızdı. Ama ne Claudio Ranieri ne de potasyum uzmanı Rus başkan Dmitry Rybolovlev, en yüksek kârı henüz reşit olmamış bu adamdan elde edeceklerinden habersizdi. İlk maçına Nantes karşısında çıktı, bir hafta sonra ilk 11’deydi. Ranieri’ye minnetini 44. dakikadaki golüyle sundu. Martial o sezon 14 maç oynadı ve Guingamp deplasmanında attığı iki golle galibiyeti getiren adam oldu. Henüz yeni 18 yaşını doldurmuştu ancak tecrübesi 30’luk futbolculara taş çıkarır cinstendi. Sanki yıllardır Ligue 1 topçusuydu. Sezon sonu kategori için bir yaş küçük olmasına rağmen milli takımla U-19 oynadı. Gol atamadı ancak turnuvayı ikinci kapatan Fransa’ya 5 maçta katkı sağladı.

Yeni sezonda takımın başında Leonardo Jardim vardı. Sezonun başlamasından birkaç ay sonra kendini hocasına kabul ettirdi ve takımın ilk 11 oyuncusu oldu. Şampiyonlar Ligi hariç her kulvarda toplam 12 gol attı. Takip eden sezonda Anthony Martial, Fransa milli takımının forveti olmuştu. Benzema’dan bu yana Fransızların forvet ihtiyacına Griezmann’dan sonra en efektif aday olarak Horozlar’ın kampına katıldı. Bir aylık süreçte oynanan 4 hazırlık maçında Fransa’nın formasını giydi. İlk 11’de başladığı Danimarka maçı sonrası Simon Kjær,“Kendisini Fransa’da tanımıyordum, 19 yaş için gerçekten iyi bir oyuncu. Onu tutmakta çok zorlandım çünkü sahada ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor, yalnızca hızlı değil aynı zamanda teknik” diyerek oyun stilini özetledi. 19 yaşında olan birinin fiziksel gelişimini tam manasıyla tamamladığını söyleyemeyiz. Ancak Martial fizik olarak Avrupa’nın en sert liglerinin başında gelen Ligue 1’de sırıtmadan oynadı. Teknik becerisini topu ayağına aldığı andan itibaren hissettiren, attığı plaseler ile klâsını konuşturan wonderkid, kararlı oyun stilini hızıyla birleştirdiğinde Kjaer gibi nice defansın match-up olmak istemedikleri bir çocuk haline dönüşebiliyor.

Başladığımız sezonun ilk ayında Young Boys’a karşı gol atarak Şampiyonlar Ligi’ne de bir çentik atmış oldu. Old Trafford’a geldiği günden itibaren katkı verdi, Kırmızılar’da ilk 5 golünü 9 maçta attı. Cristiano Ronaldo’nun Manchester günlerinde, bunu başarması için 39 maça ihtiyacı olmuştu. Harika çocuk Anthony Martial, Ekim ayında Premier League’de ayın oyuncusu seçildi. Bir kez daha belirtmek isterim; 19 yaşında bir golcüsünüz (eleştiriye en açık mevki) Premier League’ye transfer olduğunuz ikinci ayda, ayın oyuncusu seçiliyorsunuz. Hani çoğu topçuda duymaya alıştığımız adaptasyon süreci, bu genci teğet geçmiş olmalı. Profesyonelliği orta okula başlamadan önce öğrenenmişti, bu baskıya kendini yıllar öncesinden hazırlayarak, Ligue 1’de gösterdiği olgun oyununu ada futbolunda da sürdürüyor. Kırmızı Şeytanlar’ın Selhurst Park’ta golsüz berabere kalmasının ardından, Crystal Palace menajeri Alan Pardew; “Tahmin ettiğim gibi Manchester United üretkenlikten uzaktı. Tek yaratıcı oyuncuları Anthony Martial” açıklamasında bulunmuştu.

Müthiş futbolunun yanı sıra, sessiz kişiliği ile tanınan Martial’ın evli ve bir kız çocuğu babası olması sizi şaşırtabilir. Manchester United’a gelirken kendisi ve yeteneklerinden çok bonservis ücreti konuşulmuştu. Monaco kulübüne henüz 36 milyon sterlin ödeyen Manu’nun üç ana başlık ile beraber 22 milyon sterlin daha ödeme ihtimali bulunuyor. Martial’in transferinde, madde başına 7.2 milyon sterlin ile yer alan ibareler şunlar; ilk 4 yılda 25 gol atması (!), ilk 4 yılda Fransa milli takımı ile 25 maça çıkması, 2019 yılına kadar FIFA Ballon d’Or ödülünü kazanması. Madem başlığa soru cümlesi attık, yazıyı da soru cümlesi ile kapatalım. 19 yıllık hayatına bunları sığdıran Anthony Martial, Manchester United kariyerine bu üç maddeyi sığdıramaz mı?

Son Yazıları Ligue 1

İki Yol: Monaco

Monaco için  yeni Manchester City veya yeni Paris Saint Germain olma hayaliyle

Leicester de Kim Oluyor!

Leicester City’nin İngiltere’deki sürpriz şampiyonluğu bazı kulüpler için güzel hatıraları akıllara getirdi.
Başa Dön