Futbolun Arka Bahçesi

Olympique Lyon’un En Güzel 7 Yılı

Ligue 1/Orta Saha

Nehirlerin arasına kurulu Lyon şehri 21. yüzyıla dek futbol yerine daha çok leziz yemekleri ve sinematografik eserleri ile anılıyordu. 70’lerin ikinci yarısında hafızalara kazınan Saint-Etienne ya da futbol şehri Marsilya’nın yanında, konu futbol olduğunda kendilerinin bahsi geçmezdi. Ancak bir adam ve yaptığı doğru planlama şehri futbol haritasına soktu.

1987’den bu yana kulübün başkanı olan Jean-Michel Aulas. O dönem kendi taraftarlarınca dahi fazla önemsenmeyen Lyon, zaman içinde ezeli rakibi Saint-Etienne’yi ezip geçecekti. Aulas, kulübü devraldıktan iki yıl sonra Raymond Domenech’i takımın başına getirmişti. Fransız menajer Lyon’un 7 senelik Ligue 1 hasretine ilk sezonunda nokta koydu. Ancak Fransa futbolunun en üst seviye liginde (bir dönem Jean Tigana’ya emanet bir biçimde) 10 yıl boyunca istikrarsız bir görüntü çizdiler.

Aulas, başkanlık görevinin yanı sıra 2001’de başlayan ve 7 yıl süren Lyon hükümdarlığının da mimarı. Sürece 1996’da teknik direktörlük görevine bir dönemin usta golcüsü Bernard Lacombe’yi getirerek başladı. Lacombe, bir yıl sonra vasıfsız Intertoto Kupası’nı kazandı ve tarihte Lyon’un elde ettiği tek UEFA organizasyonunun altına imzasını attı. 2000 yılına gelindiğinde görevden ayrılırken, geride kafaya oynayan bir takımı bırakmıştı. Başkan Aulas, Lacombe’ye yeni bir misyon yükleyerek onu takımın sportif direktörlüğüne getirdi. Transfer için kararların yalnızca teknik adamın inisiyatifine bırakılmasını istemiyordu. Aulas hiçbir Avrupa takımının çıkamadığı seviyeye çıkarken istikrardan yana değildi. Şöyle toparlayalım, teknik adam istikrarından! Sürdürülebilir başarıyı teknik direktörle değil sportif direktör ile sağladı.

Teknik adamlık görevi için bir St. Etienne efsanesi olan Jacques Santini’yle anlaştı. Lyon günlerinin ardından Fransa Milli Takımı’nı da çalıştıracak olan Santini, takıma ilk Ligue 1 zaferini kazandırdı. Ancak Lyon taraftarı popülasyon olarak oldukça yetersizdi ve gelen ilk kupa çok da rağbet görmedi. Peşi sıra alınan başarılı sonuçlar alım gücü yüksek olan Lyon yerlisini de stadyumlara çekmeye başladı. Pazarlama konusunda da akılı hamleler yapan Aulas, hızlıca kulübü markalaştırdı ve zengin taraftar portresi ile kulübün mali yapısına da katkı sağladı. Gelen ilk şampiyonluğun ardından takımın başına Paul Le Guen getirildi. Sezonun ilk çeyreğinde bocalayan Fransız antrenör ligi foto-finish ile kazanarak -Monaco’nun yalnızca 1 puan önünde- mavi-kırmızılı takımı üst üste ikinci şampiyonluğuna ulaştırdı. Takip eden sezonda yine son maçta şampiyon oldular. Ardından ise makas açılmaya başladı. Lyon ile üç ardışık şampiyonluk yaşayan Paul Le Guen bu üçlemenin ardından takımdan ayrıldı. Bu noktada artık teknik adamların önemi yoktu.

2005 yazı geldiğinde, 7 yıllık hanedanlığın üçüncü sadrazamı Gerard Houllier takımın başına getirilmişti. Mazisinde yer alan birer UEFA Kupası, UEFA Süper Kupası ve FA Cup’un yanı sıra bu ligi -20 yıl önce de olsa- PSG ile kaldırmış bir menajerdi. Lyon, Houlier ile birlikte ekonomi moduna geçti. İlk olarak Michael Essien’i 38 milyon avroya ellerinden çıkarttılar. Ancak bu kazandıkları parayla gelen isimlerden, ilerleyen yıllarda yalnızca Tiago’dan kâr edebileceklerdi. Transfer politikaları henüz sürdürülebilir gibi gözükmesede sportif başarıları olağanüstüydü. Houllier ile ilk sezonu sürklase ederek kazandılar. 2006 düğümü ise bitime 9 hafta kala çözülmüştü. İşi abartmışlardı. Lyon, Fransa’nın yeni kralıydı.

Sportif başarının yanı sıra transfer konusunda da yaşanan gelişmeler Jean-Michel Aulas’ın hoşuna giden cinstendi. Yaz dönemini çift hanelerde kâr ederek kapadılar. Bu kez de Mahamadou Diarra, Real Madrid’in yolunu tuttu. Ancak konuşulanlar Houllier’in transfer politikasından memnun olmadığı yönündeydi. Yeni sezon öncesi, takımda ikinci senelerini geçiren ancak ilk yıllarına göre performansları gözle görülür şekilde düşen Fred ve John Carew’in yerine iyi bir santrfor alınmamıştı. Forvet rotasyonuna ek olarak 19 yaşındaki altyapı mahsülü Karim Benzema ile o sezon A takıma çıkan Loic Remy vardı. Takasla takıma katılan Milan Baros, Houllier ile çalıştığı Liverpool günlerine bir daha ulaşamayacağından henüz habersiz şekilde takıma takasla gelmişti.

Başkan Aulas felsefesinden vazgeçmedi. Felsefesi mi? Aulas’a göre santrforlar transfer piyasasının en pahalı parçalarıydı. Lyon parasını çöpe dökmek istemiyorsa onlardan kaçınmak zorundaydı. 1999 yılında Barcelona’dan 19 milyon $ karşılığı takıma katılan Sonny Anderson değişim öncesi yapılan son büyük golcü transferiydi. Anderson Lyon forması altında çıktığı her 2 maç için bir gol attı. Juninho ve Luyindula ile kurduğu iletişim Lyon için ilk şampiyonluk anlamına gelmişti. Ancak Sonny takip eden altı kupayı göremeyecekti. Bedelsiz şekilde Villarreal’e transfer oldu. Lyon 19 milyon $ harcayıp üç yıl oynattığı oyuncusundan yalnızca bir şampiyonluk ve 0 dolar kazanmıştı. Artık böyle bedeller karşılığında bir santrfor katiyen takıma katılmayacaktı!

İşte tüm bu gelişmelerin ışığında Houllier’in golcü isteği karşılıksız kaldı. Takip eden sezonda yeni forvet gelmedi ancak yeni teknik adam geldi. Houllier uzun soluklu bir istirahata çekilirken saltanatın son varisi Alain Perrin koltuğa oturdu. Yaz dönemi Florent Malouda, Eric Abidal ve Tiago’nun başı çektiği güruh ile 65 milyon € değerinde oyuncu satan Aulas gerçekten de yine üst düzey bir santrfor almamıştı. Ancak bu kararlılığı ile üst düzey bir golcü çıkarttı; Karim Benzema. Kısık ateşle pişen Benzema 2007 sezonunda ısındı ve 30 gol attı, o yılki yaşından tam 10 fazla.  Buna karşın yedi yıllık ambargonun son halkası Bordeaux’un sıcak nefesini hissederek geldi.

Jean-Michel Aulas forvetlerin her daim el yaktığına inandı. Golcüler için Lyon Akademi’yi kullandı. Hatem Ben Arfa ve Loic Remy çift haneleri sayılara ulaşamadıkları sezonun ardından Lyon yedek kulübesinden Marsilya ve Nice’ye transfer oldular. Ertesi sezonu Karim Benzema bu 23 golle bitirdi. Kaka ve Ronaldo’nun ardından Los Galacticos takımyıldızını oluşturan yaz hamlesi olarak İspanya’ya uçtu.

Karim ile beraber ‘dream’ son buldu. Lyon 2008 itibariyle şampiyonluk silsilesine son verdi. Avrupa’da hiçbir takımın başaramadığı bu yedi yıllık dönemde konu transfer olduğunda 20’li yaşların hemen başındaki gençlere yöneldiler. Geri satılabilir oyuncuları tercih ettiler. Aulas için isimler önemsiz, yetenek ise ölümsüzdü. İyi bir golcü size yeteri kadar gol atamayabilir, ancak ışık vaat eden bir genç yetenek kesinlikle elde patlamazdı. Bu onları ne Ligue 1’den ne de Şampiyonlar Ligi’nden geri koymadı. Taraftarlarının da yıldız oyuncu konusunda kulübe baskı yapmamalarının etkisiyle Lyon sürdürebilir bir transfer politikasıyla ligi sürklase etti. Aulas para yönetimi ve satış konusunda oldukça başarılıydı. Şahsi transfer politikası ile ilgili şu sözleri söylüyor; “Lyon’daki tüm milli futbolcular transfer edilemezdir. Ta ki teklif, beklediğimizin çok üstüne çıkana kadar.”

Lyon 2008’de zirveden indikten sonra domestik ligde bir daha o seviyeye çıkamasa da Avrupa’nın en prestijli kupası Şampiyonlar Ligi’nde yükselmeyi sürdürdü. 2000 yılından itibaren 12 yıl üst üste Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı başardılar. 2000’lerin başında üç kez çeyrek final oynayan takım 2010’da yarı finale kadar yükselse de Bayern München’e gol atamadan elendi.

Aulas’ın santrfor inadı gelmeyen ilk şampiyonluğun ardından kırıldı ve Lisandro Lopez & Bafitimbi Gomis ikilisi toplamda 37 milyon € bedelle Lyon’a geldi. Takip eden sezon bu kez büyük fiyaskoya sebebiyet verecek Yoann Gourcuff, (Bordeaux’un, Lyon’un üst üste 7 zaferinden hemen sonra kazandığı şampiyonluğundaki büyüsüyle) kulübe katıldı. Ancak Aulas aradığını yine bulamayacaktı.

Bu kez de teknik direktörlerine sadık olma kararı aldı. Claude Puel takımın üç sezon boyunca şampiyonluk kazanmadan takımda kaldı. Tabi Şampiyonlar Ligi’nde gelen yarı final yabana atılamazdı!

Lyon’un emsali görülmemiş yedi sezonunun ardından Ligue 1 dört yılda dört farklı şampiyon çıkardı ve bayrağı PSG alarak lige yeni bir ambargo koydu. Paris temsilcisi henüz dört şampiyonlukta ve saltanatının yıkılması Monaco tarafından ciddi tehdit altında. Lyon ise yarışın oldukça dışında. Ancak Monaco’nun transfer politikasına bakarsanız, Lyon’dan ciddi izler görebilirsiniz.

Son Yazıları Ligue 1

İki Yol: Monaco

Monaco için  yeni Manchester City veya yeni Paris Saint Germain olma hayaliyle

Leicester de Kim Oluyor!

Leicester City’nin İngiltere’deki sürpriz şampiyonluğu bazı kulüpler için güzel hatıraları akıllara getirdi.

Son Sermaye Bükücü

Ligue 1 artık Paris Saint Germain ve diğerleri şeklinde iki parçaya bölünmüş
Başa Dön