Futbolun Arka Bahçesi

Cristiano Ronaldo

Ronaldo Olmak!

La Liga/Pırıl Pırıl

Futbolun yeni süperstarları artık pop yıldızlarından farksız. Yaratıcı ajanslar ve popüler kültür, futbolcuları canlı ve yapay efsaneler olarak yeniden üretiyor. Posterleri süsleyen yeni nesil yıldızlardan Messi ve Ronaldo, 20’li yaşların sonuna henüz geldiler ancak neredeyse tüm rekorları şimdiden kırmış durumdalar.

Futbolseverleri büyüleyen, hayrete düşüren, şaşırtan süper yıldızların bugüne gelebilmesi için çok küçük yaşta önemli risklerin altına girmeleri gerekiyordu. Babasız büyüyen Cristiano 12 yaşında annesi ve kardeşlerinden ayrılıp Sporting akademisinin yolunu tutmuştu. “Belki de olması gerektiği kadar eğlenemedim. Çok hırslıydım, futbolcu olmak istiyordum” diyerek o günleri anıyor. Ronaldo’nun bu seviyeye ulaşmasında azim, kararlılık, çalışma disiplini ve sabrın payı büyük. Aslında ironik bir şekilde, medyada temsil ettiği veya kendisine atfedilen egoist-süperstar imajının tersine, on binlerce saatlik çalışma ve bu işe tamamen adanmış bir hayat söz konusu olan: “Erken yatıp, erken kalkma alışkanlığım var. Tesislere her gün 2 saat önceden giderim. Çoğu zaman otoparka gelen ilk araba benimki oluyor. Bir yere ucu ucuna yetişmeyi sevmiyorum.”

Ronaldo’yu kıta çapında üne kavuşturan meşhur hikayeyi özetlemekte sakınca yok: 2002 yılında Carlos Queiroz, Ferguson’un asistanı olduğunda “Sporting’de bir çocuk var” diye Sir’e Ronaldo’nun ismini çıtlatır. “Hangisi?” diye cevaplar Ferguson, zira o zamanlar Sporting’de birden çok yetenekli futbolcu bulunmaktadır (Hugo Viana, Quaresma). Sporting Lisbon ile Manchester United işbirliği halindedir ve İngiliz kulübü, Cristiano Ronaldo ile ilgili her şeyi bilmektedir zaten. Ronaldo’yu izleyen Jim Ryan’a göre, Sporting genç takımında santrfor oynayan wonderkid, esasen kanat oyuncusudur. United, Sporting’le temasa geçer ancak Portekiz ekibi oyuncuyu birkaç sezon daha tutmak ister.

cr7_lisbon
CR7, bir vakitler forması kendisine bol gelen yetenekli bir gençti sadece..

2003 yazında ise Manchester United, Sporting’in yeni stadına dostluk maçı için çıkar. Sağ bekte John O’Shea oynamaktadır ve Ronaldo o tarafı felç eder. Futbolcular, devre arasında “Patron, bu çocuk acayip bir futbolcu” diye Ferguson’un başına üşüşürler. Ancak o gayet sakindir: “Tamamdır, o işi hallettim” şeklinde sakin bir edayla oyuncularına güvence verir, oysa ki henüz ortada görüşme dahi yoktur. Ferguson, vakit kaybetmeden United CEO’su Peter Kenyon’a mesajı iletir: “Bu çocuğu almadan bu sahadan ayrılmıyoruz”

Ronaldo’nun olağanüstü bir yetenekten tam tekmil müthiş bir futbolcuya dönüşmesinde şüphesiz Alex Ferguson yönetiminde geçirdiği 6 yılın payı büyük. Ferguson’un ekibinde yer alan René Meulensteen yüzlerce genç yeteneğin başına dert olan hatta kimilerini kısa zamanda alt liglere yollayan hatayı yapmaması için onu uyarıyordu: “Takımına faydası olmayan pek çok iş yapıyorsun. Bunu kesmen ve daha çok gol atman gerek!” CR7 gol atmaya odaklanırken attığı her şutun yılın golü, her pasın yüzyılın pası olması sevdasından kurtulmaya başlamıştı. Nasıl vurduğunun, topun nereye gittiğinin önemi yoktu. Önemli olan topun çizgiyi geçmesiydi. Ferguson idaresinde bunu öğrenerek yıldızlığa adım attı. Bir de sahada ayakta kalmayı öğrenerek. “Seni indirdiklerinde de aynı tepkiyi veriyorsun: Ben Cristiano Ronaldo’yum, bana tekme atamazsınız” diyordu Meulensteen. “Oysa ki, seni tekmelemeyi bırakmaları, seni durdurmak için başka bir yol buldukları anlamına gelir. Onları istemelisin. Ama gelen tekmeyi önceden görebilmelisin.”

Ronaldo’ya Muhammed Ali, Pele gibi elit sporcularla ilgili görüntüler izletirler. Ondan, Roger Federer’in tenis oynayışı gibi soğukkanlı bir şekilde futbol oynamasını isterler. Çelik gibi sinirlere sahip olmalıdır. Çünkü vücut diliyle izleyicilere verdiği mesaj, kendini beğenmiş, kibirli bir genç adam portresidir. Tekmelerden kaçmayı öğrenmesi için Johan Cruyff videolarını analiz ederler. Ronaldo’nun bu tip durumlarda tepki vermemesini ve rakip defansı çaresizliğe sürüklemesini isterler. Tüm bu çalışmaların yapıldığı sezonu 42 golle tamamlayan Ronaldo, ilerleyen sezonlarda 60 gol atmayı sıradanlaştıracaktır.

Onlarca genç yıldızın tökezlediği basamakları usta hocalarının rehberliği, karakteri ve belki de yüksek egonun verdiği özgüveniyle ikişer ikişer çıkan Ronaldo’nun hikâyesi, Hollywood blockbuster edasıyla sunulan yeni bir belgeselle 9 Kasım‘da ekranlara geliyor. Türkiye gösterimi için ise muhtemelen biraz daha beklememiz gerekecek.

 

Son Yazıları La Liga

Demirden Leblebi: Atletico

Takvim yaprakları 2010 Mayıs’ını gösterdiğinde, Forlan’ın uzatma dakikalarında kaydettiği golle Atletico Madrid
Başa Dön