Futbolun Arka Bahçesi

24 Kısım Tekmili Birden: vol 2

Euro 2016

Tekmili birden dedik, ama iş yoğunluğundan parçalamak zorunda kaldık. Turnuvanın düşük profilli takımlarının karnesini dağıtmıştım. Şimdi de A ve B getirenleri sıralayalım. Beni mahcup etmemelerini diliyorum. Süperstarlar falan hep burada işte..

B) NE YERDEYİM NE DE GÖKTE..

12- Polonya
Komşuları Almanya’yla epey sıkı fıkılar son yıllarda. Elemelerde aynı grupta yer almışlardı. Zayıf grup sayesinde çeyrek final yolundaki en zorlu rakipleri İsviçre olacak gibi. Fakat Polonya’nın optimistik yaklaşımına tek sebep kura şansı değil. Üç turnuvadır sağlam adımlarla tuğla tuğla yükselerek belli bir kaliteyi ve uyumu yakaladılar. Kalede Szczesny benim beğendiğim kalecilerden. Olası bir su kaynatma durumunda yedekleri oldukça tecrübeli ve buranın ağırlığını kaldırabilecek isimler. Savunmanın bel kemiği hiç inanmadığım bir şekilde ismi Beşiktaş’la yazılan Kamil Glik. Torinolu stoper bu işin ana vatanı Serie A’da kendini inanılmaz geliştirdi ve hemen hemen elit klasmanda. Defans hattının sol tarafı hiç güven vermese de; sağ kanatta Dortmund patentli ikili Blaszczykowski ve Piszczek, önlü arkalı, savunma hücum fark etmeksizin takımın motoru konumundalar. Orta sahada patron Krychowiak. Takımın kafasının en rahat olduğu bölge ise Mr. Robert Lewandowski. Yalnız Lewa’nın aurası altında Arek Milik’in rolünü ve katkısını göz ardı etmemek lazım. 22 yaşındaki Ajax forveti, partnerinin ileri uçta rahat çalışmasını sağlamasının yanı sıra fiziksel özellikleri ve sezileriyle başlı başına bir gol silahı.

11- Türkiye
Şu bir gerçek: bulunduğumuz turnuvalara renk ve rekabet katıyoruz. Katılım sayısının azlığı bu önermenin geçerliliğini tehdit edebilir belki; ama karmaşıklığı ve baskıyı seviyoruz. Objektif bakmayı da pek beceremiyoruz. Kimileri “bitti demeden bitmez” gazıyla final hayalleri kurarken, kimileri 0 çekeceğimize garanti veriyor. Aslolan şu: orta saha bölgesindeki oyuncu niteliği ve niceliği, defans hattıyla ve forvet rotasyonuyla uçurum yaratıyor. Bu dengesizlik de çeyrek finale çıkmanın bile baya zahmetli olacağının en geçerli sebebi. Bir önceki sezon uçan Caner ve Gökhan’ın bu sezonu formda bitirdiklerini söylemek zor. Tandemde o kadar büyük sıkıntılar var ki, yokluktan 33’lük Balta ve devşirme Mehmet’i kullanıyoruz. Öyle ilerileri düşünmeye gerek yok. Bu savunma yapısıyla Hırvatistan ve İspanya maçlarından çıkmak neredeyse kupayı almakla eşdeğer zorlukta. Fatih Terim’in topla ilişkisi iyi 5 merkez oyuncusunu aynı anda sahada tutma planının da pek işleyeceğini sanmıyorum. Mevcut havuzda ya Volkan ya Emre muhakkak 11’de olmalı. Son adam olarak Cenk Tosun’un tartışmasız şekilde formayı hak ettiğini düşünüyorum. En azından bir Yunus sürprizini çok isterim.

10- Avusturya
Marcel Koller’in 4-2-3-1 formasyonu dört kaideye sahip: yüksek baskılı pres oyunu, katı taktiksel disiplin, geçiş hücumları ve atak organizasyonlarında duran top ustası Junuzovic ve deli fişek Alaba’nın dönüşümlü komutası. Bayern Münih’in çok yönlü yıldız oyuncusu David Alaba, Pep’in de başvurduğu gibi milli takımda da serbest bir rolde oynuyor çoğu zaman. Bu sebepten partneri Baumgartlinger’in kaldırabileceği yükün iyi ayarlanması gerekiyor. Dragovic ve Prodl öyle birinci kalite stoperler olmasa da iyi bir uyumları var ve çok sağlam bir tandem. Sol bekte PL şampiyonu Fuchs’un varlığı büyük bonus. Hedef santrfor Marc Janko’yu defansif görevi biraz daha baskın olmakla birlikte kanata yakın oynayan Harnik ve fakir Zlatan’ı Arnautovic destekliyor. Genel itibariyle eli yüzü düzgün bir takım. Eleme gruplarında elit rakipleri olmasa da 9 galibiyetle dikkat çektiler. Ama bulundukları F grubu da baş ağrıtacak cinsten değil. Belki yeşil ışık görmüyorlar ama yanıp sönen bir sarı ışık var!

9- İtalya
Maviler, özellikle yarı saha çizgisinin ilerisi için konuşuyorum, belki de son yarım asrın yetenek anlamında en kısır ekibiyle başlıyor turnuvaya. Oyun aklı olması beklenen Marco Verratti’nin, hatta alternatifi Marchisio’nun sakatlığı mühim bir darbe indirdi. Her zaman genlerinde bulunan taktik disiplin, savunma bilinci ve konsantrasyonlarıyla tutunmaya çalışacaklar ki bunlar da Antonio Conte’nin alamet-i farikaları. Zaten o da durumun tabi ki farkında; ve Mart ayındaki ağır Almanya mağlubiyetinin ardından 3-4-3 arayışından vazgeçerek, daha temkinli ve daha aşina oldukları bir diziliş olan 3-5-2’ye döndü. Defans hattı için en ufak bir tedirginlik yaşamıyor çünkü Buffon + 3 stoper Juventus’tan adeta copy-paste edilmiş gibi. Thiago Motta hatasının tekrarlanmayacağını düşünüyorum. Bu durumda merkez De Rossi, Candreva, Giaccherini’ye kalmış görünüyor. El Shaarawy bir tık zenginlik katabilir, ancak takım savunmasından çok şey götürür. Bir de Florenzi var. Bu çocuk hangi bölgede oynayacak. Yaratıcılık sıkıntısı had safhada olduğundan 5’linin sağında oynaması dahi kabul edilebilir. İtalya hakkında şu birkaç satırı yazmak bile başımı ağrıttı. Borderline kişilik bozukluğu gibi takım. 2012 gibi final de oynayabilirler, 2010 gibi büyük de patlayabilirler. İkincisi çok daha beklenen bir sonuç olur.

euro_caps
Yaş/Tecrübe tablosu.. Evet, Almanlar!

A) KİMSE GÜCÜMÜZÜ SINAMAYA KALKMASIN!

8- İsviçre
2014 başarısızlığının ardından Ottmar Hitzfeld’in yerini alan Petkovic, takımı topa daha fazla sahip olan, agresif bir görüntüye kavuşturdu. Forvetlerinden topa baskı yapmayı istiyor ve bu konuda ısrarcı. Pres yapmanın, açığı kapatmak için yeterli zaman olduğunu düşündüğünden dolayı savunma zafiyeti oluşturmayacağı iddiasında. Takım iskeleti genel itibariyle Bundesliga patentli. Seçimlere gelirsek; Yann Sommer kalede güven veriyor. Lichtsteiner-Schar-Djourou-Rodriguez geri dörtlüsü kötü sayılmaz, ama stoperlerin mental özellikleri çeyrek final sonrasındaki olası turlarda sıkıntı verebilir. Orta üçlüde Xhaka ve Behrami’nin yeri garanti. Gökhan’ın, Leicester’in şampiyonluğuna neredeyse hiç katkı vermediğini hesaba katarak 11’den düşmesini bekliyordum; ama hoca kendisine güveniyor. Gerçi pozisyonun alternatifleri pek iştah kabartmıyor: Dzemaili ve Gelson Fernandes. İleri üçlü: Mehmedi-Seferovic-Shaqiri. Kimi zaman Shaqiri ikilinin arkasında serbest adamı oynarken, kimi zaman Seferovic’in merkezde olduğu kanat forvet sistemine dönüyorlar. Turnuvanın en genç yaş ortalamasına (26) sahip birkaç takımdan biri olan İsviçre’de Kamerun asıllı 19’luk forvet Breel Embolo patlamaya hazır bir bomba. Kanımca en tahmin edilebilir son 16 eşleşmesi olan Polonya üzerinden D grubunun lideriyle çeyrek final maçına çıkabilirler.

7- Portekiz
Teknik direktör Fernando Santos’un Seleçao’nun klasik dizilişi olan 4-3-3’ü çoğu maçta uyguladığını görüyoruz. Ancak uzun yıllardır süre gelen ortodoks forvet eksikliği ve hücuma yönelik orta sahaların bereketi, formasyonun Euro 2012’de İspanya’nın da kimi zaman kullandığına (Fabregas ve Iniesta ileri üçlüde yer alıyordu) benzer bir 4-6-0’a evrimleşmesine sebep olabiliyor. Yine de radikal değişiklikler yapmak için yeterli zaman yok ve muhtemelen Ronaldo’yu merkez forvet bölgesinde göreceğiz. Bu durum tabi ki kanatlardan ceza sahasına doğru –hem dribblingle hem topsuz katlarla– girerken dünyanın belki de en tehlikeli isminin veriminden çalmak demek. Kenarların birini Nani & Quaresma A.Ş’ye, diğerini de çok daha genç ve aç Andre Gomes & Rafa Silva ikilisine bırakacaklardır. Orta üçlüde Moutinho ve Mario’yu tamamlayan isim bence William Carvalho olmalı. Renato Sanches’i ise her şey yolunda giderse Macaristan maçında 90 dakika izleriz gibi duruyor. Tepe seviyesindeki son EURO turnuvasında Ronaldo’nun hayalete bağlamayacağına inanmaya çalışsak bile stoper rotasyonuna bakar bakmaz kabus başlıyor. Pepe, Fonte, Bruno Alves ve Carvalho dörtlüsü 34,5 yaş ortalamasına sahip; ve özellikle ilk 3 opsiyonun ne zaman nerede zıvanadan çıkabileceğini kestirmek mümkün değil. İzlanda maçının 15. dakikası bile olabilir bu!

6- Belçika
Bu takımın orta saha ve forvet zenginliğinin turnuvada eşinin olmadığını iddia edebilirsiniz, karşı çıkmam fakat son bir aydır uykularından kan ter içinde uyanıyorlar ki bunun sebebi yokluktan kimin nerede oynayacağına karar verilemeyen savunma hattı. Vertonghen ve Alderweireld, zarif bilekleri ve oyun zekâlarıyla, uyum yakalamış sağlam bir ikili. Ancak yanlarında Danny Rose ve Kyle Walker olmayacak. İdeal kadroda beklerde görev yapması düşünülen bu tandem sakatlıklar yüzünden şimdi kulüp takımlarındaki role geri döndüler. Vermealen atletik defoları nedeniyle asla güvenmememiz gereken bir isim. Böylece Jordan Lukaku ve Denayer kenar çizgilerdeki seçimler oluyor. Her ikisinin de milli maç tecrübesi sadece 4. Bu gencoların hayatlarının performansını sergilemesi halinde Belçika ardı arkası kesilmeyen süperyıldızlarıyla 7. maçı oynayabilir. Bir de artık dünya âlem güçlerinin farkında. Favori olma baskısını özellikle grup maçlarında nasıl kaldıracaklar, o önemli.

5- Hırvatistan
Ivan Rakitic ve Luka Modric’in şu an dünya futbolunda merkez bölgeye, zamanında Xavi & Iniesta’nın İspanya formasıyla hükmettiği ölçüde dominasyon kurduğunu söyleyebilir miyiz? Ben evet diyorum. Hırvatlar’ın turnuva için öne çıkarılması da işte bu adamların “Avrupa’nın en komple orta saha oyuncuları” listesi için akla gelen ilk isimler olması sayesinde. İdeal 11’e şöyle tepeden bir bakış attığımızda sadece Vida & Corluka tandeminin az da olsa soru işareti yarattığını görüyoruz. Vrsaljko-Strinic ikilisi sol bekte çok iyi opsiyonlar. Srna zaten başka bir mertebede. Kovacic-Badelj merkez için müthiş destekler. Formda bir Mandzukic ve onu besleyecek Inter’li iki görev adamı Brozovic ve Perisic. 2014 DK açılış maçında Japon hakemin katledişini bir türlü hazmedemediğim; Ante Coric ve Marko Rog gibi iki muazzam wonderkidin kulübede ağabeylerinin sırasını beklemek zorunda olduğu takımda diğer Dinamo Zagreb patentli süperstar adayı Pjaca ise kanat bölgesinde süre alabilir ve baya da can sıkabilir. Stoperler epik gedikler vermezse grup lideri olacaklarına ve yoluna çıkarsa İngiltere’yi de tokatlayıp final yapabileceklerine dair bir hissim var.

+A) LINEKER’İ GÖREN VAR MI?

4- İngiltere
Hatırladığım ilk Avrupa Şampiyonası ev sahibi oldukları Euro 96; ve İngilizler 20 yıldır hiç bu kadar heyecan verici olmamıştı. Arjantinli Pochettino milli takıma adeta onbin bakımı yaptı. Bir başka yabancı teknik adam Kloop’un da yeniden parlattığı Henderson ve Lallana; Everton’un potansiyeli gökte iki genci Ross Barkley ve John Stones; sezonun sürprizi Vardy derken acayip bir derinlik kazandılar. Yeni nesil İngiltere’de haliyle en büyük bilmece Rooney. İngiliz tarihinin en golcü ismi elemelerde merkez forvet pozisyonunda oynamıştı. Eric Dier’in çapa rolünde stoperlere yaklaşması ve iki uçurtma Rose ve Walker’in daha çok rakip alanda görünmesi hem ortasahayı domine eden hem de dinamizmle kontratak için de müsait bir takım konsepti sağlıyor. Vardy ve Kane’nin yerlerini haklarıyla kazandığını düşünürsek Rooney yerine çok daha mobil Sterling/Rashford tercihi hayırlı olacak gibi. Roy Hodgson, olağanüstü potansiyelli genç ortasaha çekirdeğinden vazgeçip James Milner hatasına düşmez ve genel olarak forma adaletini sağlayabilirse kimsenin bulaşmak istemeyeceği bir rakip olurlar.

3- İspanya
Rakiplerinden kalın çizgilerle ayrılan üç favoriyi nasıl sıralayacağımı kara kara düşünürken önce Fransa stoperlerinin sakatlıkları; ve az evvel gelen haberle David De Gea’nın kadrodan çıkartılması bu konuda artık rahat karar vermemi sağlayacak. An itibariyle dünyanın en formda kalecisi olduğunu düşündüğüm Manchester United file bekçisinin magazinsel birtakım sebepler üzerine kamptan ayrıldığı söyleniyor. Olayın iç yüzünü henüz araştıramadım, ancak mevzu hem takım kimyasını etkileyeceğinden hem de teknik sebeplerden dolayı Boğalar’a ciddi zarar verecektir. Hatta biraz şımarıklık yaparak, meşhur kredi derecelendirme kuruluşları gibi notlarını +A’tan A’ya çekmeyi bile düşünebilirim. Neyse sahaya dönelim biz. Vicente Del Bosque, daha hızlı ve daha fazla uzun top kullanmaları gerektiğinden bahsetmişti. Oyun karakterlerini tam olarak değiştirmeseler de modifiye etmelerinin fayda sağlayacağını düşünüyor. Nitelik ve nicelik açısından öyle bereketli kadroları var ki doğru karışımı bulmak hiç de kolay değil. Hangi forvetler oynayacak; hangi tip forvetler oynayacak; oyun genişliğini merkez ortasahalar mı kenar bekleri mi belirleyecek. Bu soruların cevaplarını hala bulamadım. Yeni düzende Koke ve Juanfran’ın muhakkak yer alması lazım. 2014’te Atletico – Real final oynarken İspanya duvara toslamıştı. Hayat çok acayip, San Iker kalede olacak yine; taze skandal başka bir hezimete daha yol açabilir.

2- Fransa
Turnuvada kusursuza yakın hücum hatları olan birçok takım gibi Maviler’in de ipini çeken konu stoper tandemi olabilir. Yeni jenerasyonuyla dibimizi düşüren takım banko iki savunmacısı Varane ve Sakho’nun yokluğunda Haziran’da olmasa da Temmuz ayında patlayabilir. Corchia, Digne, Kurzawa gibi müthiş yetenekli oyunculara rağmen bir türlü yenileyemedikleri kenar bölgesiyle birleşince iş ciddiye biniyor. Pogba, Kante & Matuidi’den müteşekkil merkez aşılması açısından Everest’ten bile zorlu görünse de taç çizgilerinden delinmeleri gayet olası. Teknik direktör Didier Deschamps’ın abuk subuk seçimleriyle zayıflatmasına rağmen Griezmann, Payet, Coman, Martial gibi oyuncularla göz kamaştıran hücum bölgesi Evra-Rami-Kos-Sagna dörtlüsüyle, Paris şehrinin Eyfel Kulesi’yle oluşturduğuna benzer bir tezat içeriyor. Her şey bir şekilde yolunda giderse bile final görmek için elemeleri gerekecek bir Almanya olacak karşılarında. Totemleri ise 1984 ve 1998 turnuvalarında kupayı ülke dışına çaldırmamış olmaları.

1- Almanya
Joachim Löw, cazibeli hücum futbolu, topa sahip olma, teknik üstünlük, yüksek tempoda dalgalanmalar, akışkanlık ve esneklik gibi temel bir takım değerler üzerine kurduğu takımıyla sansasyonel sonuçlar da alarak Dünya Kupası’na uzanmıştı. 2014 yazından bu tarafa takımda güncellemeler gördük. Yakın dönemdeki dizilişleri 4-2-3-1’e daha çok benziyor. High-line defans hattının üzerine Manuel Neuer gibi bir libero kaleci; geçiş hücumundan set hücumuna dünya kadar alternatifi mevcut atak kombinasyonları üzerine ise Thomas Müller gibi ermiş bir jokerle Panzerler Total Futbol’un tanımını değiştirdi; hatta Nietzsche’ye atıf yapalım; ‘Uber Futbol’ oynamaya başladılar. Klose’nin emekliliğiyle hedef santrfor devrini artık kesin olarak kapattıklarını düşünürken Mario Gomez’in yeniden ortaya çıkışı ‘sahte dokuz’ uygulamalarını biraz daha erteleyecek. Fransa ve İspanya World Cup & EURO dublesini başardı. Bu kez sıra Almanlar’da…

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön