Futbolun Arka Bahçesi

24 Kısım Tekmili Birden: vol 1

Euro 2016

Ülkede hayat şartları zor. Yaşam bin türlü çileyle dolu. Memleket meseleleri bir tarafta kişisel problemler başka bir tarafta mücadele etmeye çalışıyoruz. Televizyonlar birbirinden berbat programlar ve duymaktan bıktığımız acı haberlerle dolup taşıyor. Euro 2016 birkaç haftalığına da olsa bizi bu gailelerden uzaklaştırma fırsatı verecek. En azından akşamlarımızı biraz daha renklendirecek. Beklemeyi sevmeyenler için iyi haber: Turnuva yarın akşam başlıyor. Pek hazır değil misiniz? Sorun değil; bu yazı işinize yarayacak.

D) DİPTEYİM SONDAYIM!

24- Arnavutluk
5 takımlık bir eleme grubundan ve Sırbistan’ın çok ağır batırması neticesinde buraya gelmiş olsa da ne olursa olsun boylarından büyük iş başardılar. Ve doğrusunu söylemek gerekirse fena da bir kura çekmediler. Üst seviye bir kulüpte önemli bir rolde forma giyen futbolcuları yok. İtalyan taktisyen Gianni De Biasi ve müthiş adanmışlık ruhlarıyla bir şekilde son 16 yapmak isteyecekler. Daha ileri gitmeleri de hiç akla yatkın bir senaryo değil. İlk 11 ve dizilişlerinde en ufak sürpriz beklenmeyen takımlardan biri. 4-5-1’in göbeğindeki Xhaka-Memushaj-Basha üçlüsünün direnci ölçüsünde var olacaklar. Napoli forması giyen sağbek Hysaj, solbek Agolli’ye göre hem hücumu daha çok seviyor hem de daha kaliteli. Arnavutlar net bir şekilde turnuvanın gole en uzak takımı konumunda; ve yaratıcılık konusunda büyük sıkıntı çekecekleri belli. Bu minvalde 20’lik wonderkid Milot Rashica‘yı izlemeyi çok istiyordum; ancak seçilmedi. İleri uçta görev yapacak olan Başakşehir’den tanıdığımız Cikalleshi’nin henüz resmi maçlarda golünün bulunmadığını söylersem durumun vahameti  bir nebze ortaya çıkar sanıyorum. Elemelerde Ermenistan’ı hariç tutarsak 5,5* maçta sadece 5 gol atabildiler. Son olarak Lorik Cana’dan bahsetmemek olmaz. Kaptan muhtemelen ülkesinden daha çok tanınıyordur.
*: Sırbistan’daki maç ilk yarının sonunda sahaya inen drone sebebiyle 0-0‘ken tatil edilmişti.

23- Macaristan
Yunanistan’ın mavi ekran vermesiyle adeta bug halini alan eleme grubundan geliyorlar. Açıkçası burayı hak ettiklerini söyleyemem. Werder Bremen’den Kleinheisler ve Bursasporlu Dzsudzsak haricinde hücuma yönelik dikkat çeken oyuncuları bulunmuyor. Defans dörtlüleri oldukça düşük profilli ve bu seviyelerle alakaları dahi yok. Forvette Legia’dan tanıdığımız Nemanja Nikolic fena topçu değil ancak Priskin’in başlayacağı konuşuluyor; ki bu da benim hiç anlayamadığım bir tercih. Tüm bu vasatlığın yanında iki tane de yaşayan efsaneye sahipler. 40 yaşındaki Gabor Kiraly kendine has gri pijamalarıyla turnuvanın en renkli simalarından biri olacak. Diğer yaşlı kurt ise sahada ne yapacağı hiç belli olmayan 37’lik Zoltan Gera. Macarlar da son 16 yapmaya şampiyon olmuş kadar sevinecek. Rakiplerine hayatı mümkün oldukça zorlaştırmaya ve şansları yaver giderse galibiyet kovalamaya çalışacaklar. 30 yılın hasretiyle keyifli iki hafta geçireceklerine şüphe yok. Keşke Dardai hocam da olsaydı!

22- Kuzey İrlanda
Buralara yabancı olan bir diğer ülke olan Birleşik Krallık temsilcisi kapalı bir kutu. Yine de çok şaşırtıcı bir şey çıkmasını beklemeyin siz. Yaş ortalaması yüksek olmakla birlikte; yetenek bazında turnuva ortalamasının altındalar. Premier Lig’de oynayan birkaç isim haricinde düz bir takım. Fakat ekip uyumu oldukça sağlam. Takım halinde bireysel yetenek toplamından daha iyi bir yeküne sahipler. Sanıyorum beşinci torbadan girip eleme grubunu lider bitiren ilk takım. West Bromwich Albion stoperleri Gareth McAuley ve Jonny Evans tandemi oluşturuyor. Ki takımın en hayati ve en sağlam bölgesi burası gibi. Chris Brunt’un sakatlığı büyük handikap. Oyun kurucu olarak Steve Davis ön bölgeyi toparlamaya çalışacak; Kaptan %100 formda olmak zorunda. Golcüleri Lafferty elemelerde 7 gol atsa da güvenilecek bir adam değil. QPR forveti eski İngiliz Conor Washington ise pasaport değiştirdi. Onun da performansı merak ediliyor haliyle.

21- Romanya
90’lı yıllardaki müthiş kadrolarıyla romantik çağrışımlar yapıyor olabilirler, ancak mazileriyle siyah-beyaz kadar farklı noktadalar. Elemelerde yenilgi yüzü görmeyip, 10 maçta yalnızca 2 gol yediler evet, ama bu çok yanıltıcı bir istatistik çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi tarihin en absürt gruplarından birinde başardılar bunu. Üst düzey liglerde forma giyen Chiriches (Napoli), Razvan Rat (Rayo) ve Maxim’in (Stuttgart) tatminkar bir sezon geçirdiklerini söylemek zor. Merkezde Pintilii ve Hoban’ın yeri garanti. Bunlar takımı tutan, direnç sağlayan çapalar; fakat sınırlı meziyetleri var. Atak varyasyonları ülkemizde oynayan Stancu ve Torje’nin üzerine kurulu. Hedef santrfor olarak elemelerde Keseru daha çok şans buldu ama İspanya menşeli Andone başlarsa şaşırmam. Efsane jenerasyonun başındaki isim olarak elbete Iordanescu’ya bel bağlamış durumdalar, ama gruptan üçüncü olarak çıkma gibi bir niyetleri varsa Euro 2008’de oynanan ve son 250 yılın en sıkıcı maçı olan 0-0’lık Fransa işkencesini üç defa tekrarlamaları gerekecek!

20- Ukrayna
Umut vermeyen başka bir ülke daha. Ukrayna kulüplerinin son yıllarda özellikle Avrupa Ligi seviyesinde iyi işler yaptığı bir gerçek. İsimli takımların pek bulaşmak istemeyeceği türden ekipler yarattılar; bu doğru fakat milli takımlar özelinde hem bir ekolleri yok hem de önceki turnuvalarda ışık vermediler. Yarmolenko patlayıcılığı ve üstün dribbling yeteneğiyle Premier Lig radarında; Konoplyanka zaten geçmiş transfer sezonunun en gözde oyuncularından biriydi ve Sevilla’ya kapağı attı; fakat hepsi bu kadar. Bu iki kanat oyuncusunu kitleyebilirseniz gol bulma ihtimalleri %90 oranında düşüyor. Rotan-Stepanenko-Garmash-Sydorchuk merkez orta saha rotasyonu yaratıcılıktan ve hücumda etkin bir rol almaktan çok uzakta. Hazırlık maçlarında denenen 20 yaşındaki Kovalenko’yu cesur bir hamleyle 11’e koyarlarsa bir ihtimal fark yaratabilir. Kurt hoca Fomenko’nun forvet havuzu da pek parlak görünmüyor. Bu sezon Dnipro formasıyla toplam 15 maça çıkan Zozulya ilk opsiyon! Efsane Andriy Shevchenko’nun asistan hocalığa getirilmesi moral oldu. Önem arz eden avantajları Konoplyanka haricinde domestik liglerinde oynamaları ve birbirlerini iyi tanımaları. Üçüncü olmak gibi bir hata yaparlarsa Fransa tarafından bozguna uğramaları kaçınılmaz.

19- İrlanda Cumhuriyeti
Almanya karşısında iki maçta alınan 4 puan gözleri kamaştırıyor tabi ama Yeşiller kısıtlı bir ekip. 2012’deki kadar ölümcül olmasa da yine sert bir gruba düştüler. Her üç maçta da son dakikaya kadar savaşacaklar, ve muhtemelen çeyrek final göremeyen takımlar arasındaki en iyi averajla bitirecekler. Ana rotasyonun önemli bölümü Premier Lig’de oynuyor, bu doğaldır ki ilk etapta olumlu bir algı yaratıyor ama kalite olarak fersah fersah daha iyi İngilizler’in bu turnuvalarda birçok kez duvara tosladığını düşünürsek tüm büyüsünü yitiriyor. O’Shea-Keogh tandemi kırılmaya müsait. Seamus Coleman iyi parça fakat formsuz bir sezon geçirdi Everton’da. Orta sahada kanatlardan ziyade merkez daha baskın. Whelan-McCarthy ikilisinin önünde 34’lük Hoolahan’ı kullanıyorlar. Gününde olduğu takdirde her takıma sorun yaratabilecek Shane Long en kıymetli parça. Özellikle İtalya maçında Pellé’yle olası kapışmasını merak ediyorum. Yedek kulübesinde toplam 280 milli maç kariyeri olan Given ve Keane görev bekleyecek. Gerçek şu ki, bu takımın korkulacak bir tek yanı varsa o da teknik direktörlerinin Martin O’Neill olması.

C) ÖNEMLİ OLAN YARIŞMAKTI..

18- Slovakya
Onlar da ilk defa katılıyorlar. 2010’da Güney Afrika’da İtalya’yı yenmeleri üzerinde çok duruluyor ama Gök Mavililer o kupanın tamamında berbattılar; Paraguay ve Yeni Zelanda’yı da yenememişlerdi. Eleme grubunun erken döneminde İspanyollar’a da sürpriz yaptılar. Büyük balıklardan hoşlandıklarını düşünebiliriz ki bu İngiltere’nin kendilerine dikkat etmesi gerektiği anlamına geliyor. Kadroya baktığımızda Marek Hamsik diğerlerinden apayrı bir yerde duruyor. 28 yaşındaki yıldız, Napoli’de 8 yıldır forma giyiyor ve Avrupa’nın en değerli ofansif orta sahalarından biri. Kariyerinin zirve noktasında. Defans hattı sağlam bir takım diyebiliriz. Stoperler Skrtel, Durica ve bekler Pekarik, Svento garanti gibi. Hubocan ise bu dörtlünün tamamı için joker yedek. 26 yaşındaki iki kanat oyuncusu Vladimir Weiss ve Miroslav Stoch ise her an şapkadan tavşan çıkartabilecek beceride oyuncular. Olumsuz tarafları ise cidden yaşlı bir takımlar ve bench kalitesi baya kötü. İkinci devrelerde çözülebilirler. Kulübede ise 62 yaşındaki Jan Kozak, organizasyonun en tilki ve en motivatör hocalarının başında geliyor. 

17- Rusya
Fabio Capello’yla birlikte olmayacak duaya amin demekle geçen 3 seneden sonra doğru yolu buldular ve Leonid Slutsky’i göreve getirdiler. Rus futbolunun yetenekli jenerasyonlarının olmadığı aşikâr. Fakat maddi güçleri ve sağlam geçmişinin getirdiği avantajlardan dolayı en azından başaltı görünebilecek kadar potansiyele çıkabileceği unutulmamalı. Hoca değişikliğiyle ruhsuz görüntüleri yok oldu. En azından top oynamaktan zevk alır gibi görünüyorlar. 29 yaş ortalamalı kadronun as elemanları 2008 Şampiyonası’ndan kalma. Bireysel anlamda vasat üstü oyuncular çoğunlukta olsa da Galler ve İngiltere karşısında tempoya ne kadar ayak uydurabilecekleri büyük soru işareti. Kadrodaki 23 futbolcunun tamamı kendi liglerindeki iddialı takımlarda oynuyor. Zaten tutunabilecekleri en önemli artıları bu birliktelik ve sinerji olur. Dzagoev’in yokluğunda tüm gözler Dzyuba’nın üzerinde olacak. Olağanüstü bir fizik gücüne sahip Zenit’li forvet kariyerinin en iyi dönemini yaşıyor. Sezonu 6’sı ŞL olmak üzere 23 golle kapattı. Katılımcı bir sürü ülkeyle diplomatik sorunları olan Rusya’nın fazla ilerlememesi herkes için hayırlı olacak gibi.

16- Çek Cumhuriyeti
EURO tarihinin en klas ülkelerinin başında geliyor. Çekler bugüne kadar parlak yıldızlarıyla da kötü kadrolarıyla da hep belli bir keyif düzeyini izleyiciye sağladı. Bu sebepten temkinli olmakta yarar var, hatta bu sıraya koyarken de epey düşündüm. Ancak kadronun belli mevkilerinde çok ciddi sorunlar var ve grubun sertliğini dikkate alırsak çeyrek final görme ihtimallerinin epey düşük olduğunu düşünüyorum. Teknik orta saha beşlisi bindirmeleri seven iki bek Limbersky ve Kaderabek’le destekleniyor. Bu şüphesiz topa sahip olmayı ve açık oynamayı isteyen Pavel Vrba için çok değerli, fakat dinamizmden uzak stoper rotasyonları baş ağrıtıyor. Evet haklısınız, çok yakından tanıdığımız başka bir takımı çağrıştırıyor. İspanya maçına Kadlec-Sivok tandemiyle çıkacaklar mesela, nasıl? Elemelerde maçların tamamında gol yediler zaten. Pavelka, Darida ve Dockal; sırasıyla 6, 8, 10 numaralı pozisyonlar için en ideal seçimler ve kendi açıklarını iyi kapatıyorlar. David Lafata ve Jaroslav Plasil büyük tedcrübeler, ama 35’e dayanan yaşları sebebiyle böyle bir grupta kenarda bekleyebilirler. Euro 96 ve 2004’teki prestijli galibiyetleri motivasyon bazında en önemli etmen olacaktır.

15- İsveç
Basit bir oyun planları var: Dörtlü iki blok halinde topun arkasında kompakt bir şekilde fiziksel avantajlarını da sonuna kadar kullanarak durmak; ve kapılan topları bağlantı oyuncularıyla Ibrahimovic’e ulaştırmak. Merkez orta saha oyuncuları Ekdal ve Kallström’ün mobilite ve tekniklerinin iyi düzeyde olması önemli bir avantaj. Savunmada pres yapmayı, topun olduğu bölgeye yoğunlaşmayı seven bir takım. Ibra’nın tamamlayıcısı görevini Marcus Berg yapıyor, ama form durumuna göre Guidetti’yi de izleyebiliriz. Teknik direktör Hamren sol kanadı Emil Forsberg’e ipotek etmiş durumda. 24 yaşında ve rakip bekler için başa bela olacaktır. Bu sezon itibariyle Bundesliga oynamadan önce vitrini Fransa’da yapabilir. Diğer kanadı ise maçın önemi ve taktik anlayışa göre Jimmy Durmaz ya da Seb Larsson’a emanet edecektir. İsveç her ne kadar saygı duyulası iş ahlakıyla kenetlenmiş bir takım olsa da tabanı ve tavanı belli bir takım. Tabi ki Zlatan’ı hariç tuttuğumuzda. Yüksek ihtimalle turnuva sonrası milli formayı bırakacak süperstarın bu gruptaki her maçı bireysel performansıyla alma potansiyeli mevcut. İrlanda’ya karşı ilk maçlarında Paris’te müthiş bir seyirci desteği de alacaktır. İkinci maç İtalya’yla; Euro 2004’teki acayip golün benzerini atamayacağını kim iddia edebilir. Bir bakmışız çaprazdan F-1 yapacak olan Portekiz’le eşleşmişler ve 2014 playofflarının hesabını görecekler. İhtimaller…

14- Galler
Trajedilerin takımı şeytanın bacağını nihayet kırdı ve ilk EURO biletini aldı. Maç içinde değişkenlik gösterse de tereddüte yer bırakmayacak şekilde 5-3-2 düzeninde oynuyorlar. Ashley Williams haricinde vasat sayılabilecek defans oyuncuları kalite açıklarını sayısal üstünlükleriyle kapatırken, orta ikilide dinamolar Joe Allen ve Joe Ledley’i görüyoruz. Aaron Ramsey ise Arsenal’daki rolünün biraz daha ötesinde forvet arkasında kabaca 10 numara bölgesinde oynuyor. Gareth Bale taç çizgisine yakın pozisyonda oynamakta ve forveti besleyen diğer isim. Bitirici konusunda elleri kuvvetli olmamakla birlikte; Robson-Kanu idare eder bir parça olsa da tabi ki berbat form grafiğini inkâr etmeyeceğim. Takım topa sahip olduğunda ortasaha oyuncularının kumaşları sayesinde iyi iş yapabiliyor. Chris Coleman rolleri iyi belirlemiş ve organizasyon anlamında pek sırıtmıyorlar. Duran topları savunmak konusunda ise zafiyetleri var. Bekler Günter ve Davies’in performansı ise turnuvayı nerede bitirecekleri konusunda bence en belirleyici etken olacak.

13- İzlanda
Hepimizin merakla beklediği 400.000 kişilik bu şirin ada ülkesi, Euro 2016’ya 5.torba takımı olarak katılım hakkı kazandı. Ancak çaylak turnuvasında Slovakya veya Arnavutluk’a göre hiç de göze batmıyorlar. Neler yapabilecekleri konusunda düşünürken 3-0’lık bozgunu aklımıza getirmemiz yeterli. Bulundukları F grubu onlara çeyrek final kapısını bile açabilir. İzlanda ideal 4-4-2’sinin teknik fundamental ve meziyetlerinin hafife alındığını düşünsem de asıl olayları elbette ekip uyumu ve çalışkanlık. Hiç kimse, Sigurdsson dâhil takımın üzerinde değil. İsimlerinin yazılışı hakikaten sıkıntı olduğu için tek tek girmiyorum ama hemen her oyuncu mevkisinin temel gerekliliklerini aşağı yukarı karşılıyor. Makine düzenindeler ve sahada kimi zaman Atletico Madrid esintileri veriyorlar. Lars Lagerback gibi saygın bir figürle birlikte; disiplin, odaklanma ve birliktelik en büyük silahları. Kompleksleri yok. Negatif yanları ise alternatif plan yokluğu ve savunma dörtlüsünün hamle ağırlıkları. Avusturya problem yaratabilir. Bir de 37’lik Gudjohnsen acaba gol atabilecek mi, ilgimi çeken başka bir konu.

devamı için

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön