Futbolun Arka Bahçesi

Peri Masalı Son Bulacak Mı ?

Euro 2016

Avrupa Futbol Şampiyonası gibi büyük organizasyonlar, geçmişte birçok peri masalı hikayesine sahne oldu. Euro 2016’da ise bu hikayenin başrol oyuncusu İzlanda. Vikingler  eleme gruplarında gösterdikleri başarı ile dikkatleri üzerine toplamışlardı. Ancak İngiltere gibi futbol dünya pazarını elinde bulunduran bir ülkenin milli takımına  karşı gösterdikleri performans ile işi bir adım öteye taşıdılar. Bu kez de rakipleri turnuvanın doğal favorisi ve ev sahibi olan Fransa.

Fransa, turnuva öncesi şaşalı kadrosu ve taraftar avantajı ile oldukça ön plana çıktı. Ancak grup aşamasında, oyun olarak beklenen performansı gösterdiklerini düşünmüyorum. Takım istenilen düzeye henüz çıkamamış olsa da Payet ve Griezmann’ın kişisel performansları onları buralara getirdi. İzlanda’nın, Horozlar için çok daha yıpratıcı olacağını tahmin etmek zor değil. Kuzey Avrupa ülkesinin katı ve kompakt savunma anlayışınını, bireysel performanslar ile geçmeleri zor görünüyor. Bunun en iyi örneğini İngiltere karşısında izledik. İzlanda’nın damarlarında dolaşan Viking kanı ve üst düzey takım oyununun, sıradan oyuncuları bile nasıl parlatabildiğini gördük. Bu turnuvada gördüğümüz en önemli nokta; favori takımların oyunu yarı alana yıktıktan sonra, işin savunma tarafında ne denli başarısız olduklarıydı. İtalya ve İzlanda bu öğretiyi en iyi değerlendiren iki takım olarak öne çıktılar. Göze hoş gelen futbolun sonuç için yeterli olmadığı bir turnuva izliyoruz. Fransa’nın da bu zamana kadar keyif veren bir futbol oynamadığı ortada. Seyir zevki düşük ama mücadele seviyesi üst düzeyde maçlar izlettirdiler. Forvet hattında yaratıcı oyunu eksikliği Fransa’nın belki de en zayıf bölgesi. Benzema’yı beklediklerinden çok daha fazla aradılar. Pogba ise bonservis fiyatının çok aşağısında bir performans sergiledi. Ev sahibi vites arttırmaması durumunda, turnuvaya nokta koyabilir.

İzlanda açısından bakıldığında hiçbir zaman uyanmak istemeyecekleri bir rüyanın içindeler. Onlar bu zamana kadar yaptıkları ile zaten turnuvanın kazananlarından oldular. Hikayeyi efsaneye dönüştürmek için önlerinde çok daha zorlu bir maç var.  Turnuva boyunca her maça aynı 11 ile başlayan tek takım İzlanda ve bu özellik onları bir milli takımdan çok kulüp takımı havasına sokuyor.  Oyuncular isimlerinde yakaladıkları uyumu aynı şekilde sahaya da yansıttılar. Kısıtlı bir nüfustan nasıl kaliteli milli takım yaratılır bütün dünyaya gösterdiler. İngiltere maçının galibiyet golünü atan  Kolbeinn Sigthorsson  ve takımın lideri Gylfi Sigurdsson en tehlikeli silahları olarak göze çarpıyor. Takımın İsveçli mimarı Lars Lagerback ise EURO 2016 ile İzlanda’ya unutulmaz şekilde veda edecek. Planlanarak atılmış olan adımların kısa vadede olmasa da  uzun vadede başarı getirdiğini tekrardan bize ispatladılar. Yarım milyondan az nüfusa sahip bu ülkeyi, Fransa maçında kuşkusuz milyonlarca taraftar destekleyecek.

İşin sayısal verilerine bakacak olursak oldukça enteresan bir tablo söz konusu. İzlanda ilk yarılarda gösterdiği yüksek performansla göze çarpıyor. Turnuvanın en üretken ilk yarı istatistiğine sahipler (4 gol).  Fransa ise tam aksine attığı bütün gollerini ikinci yarıda buldular. Turnuva boyu, Fransa’nın maç içinde önde olduğu toplam dakika; 50. İzlanda ise 168 dakika rakiplerinden üstündü. İstatistikler ne kadar önem arz etse de bu tarz maçların her zaman kendi içinde apayrı hikayeleri vardır. Bakalım bu hikayenin kahramanları kimler olacak

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön