Futbolun Arka Bahçesi

Her Şeyin Teorisi

Euro 2016

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile Fransa arasında. Portekiz’in finaldeki rakibini belirleyecek maça üç soruda ışık tutmaya çalıştık.

  • Turnuvada öne çıkan teknik adam performanslarına sık rastlamadık. Euro 2106 özelinde Joachim Löw ve Didier Deschamps’ı nasıl değerlendirirsiniz?

Ömeralp; Turnuva genelinde şu zamana kadar iki hocanın da çok fazla ön plana çıktığını söyleyemeyiz. Özellikle Almanya için Dünya Kupası’ndan bu yana yaşanan gözle görülür gerileme söz konusu. Fransa ise bu turnuvaya kadar iki senedir resmi maç yapmadı. Ancak Didier Deschamps buna rağmen herhangi bir sürprize mahal vermeden, takımını yıldızların ekstra işleriyle yarı finale taşımasını bildi. Paul Pogba’ya bir türlü yükleyemediği lider vasfı onun beceriksizliği mi yoksa Pogba’nın rolune adaptasyon zafiyeti mi kestirmek zor. Deschamps turnuva içerisinde değişik 11 tercihlerinde bulunarak forma konusundaki adaletini gösterdi. Yeri geldi Payet oturdu, yeri geldi Pogba. Ancak Almanya eşleşmesinde çok daha gerçekçi hamlelere ihtiyacı olacak. Joachim Löw ise dünya şampiyonluğu yaşamış bir kadroya sahip. Uzun süredir takımın başında bulunması çok önemli bir avantaj. Benim Löw’de en çok sevdiğim özellik yanlışlarında asla ısrar etmemesi. Şu an en büyük sorunu forvet hattındaki santrafor boşluğu. Mecburi 4-6-0’a dönüşün, kısır bir turnuva geçiren Almanya’yı zora sokması muhtemel. Fakat Löw’ün kriz yönetme kabiliyeti orada bulacağı çözümle kendini gösterecektir.

Doruk; Joachim Löw’ün deneme yanılma metodunda başarı sağladığını söyleyebilirim. Takımı Euro 2016’ya sağ beksiz geldi. Philipp Lahm’ın milli takımı bırakmasının ardından, yeri dolacak bir mevki gibi de görünmüyordu zaten. Turnuvanın ilk maçında Ukrayna’ya karşı Höwedes’i sağ arkada başlattı. Takımı sıfır çeken Ukraynalılar’a fazlasıyla pozisyon verirken, Almanya’nın sağ kulvarı otoban olmuştu. Polonya maçında, Schalke kaptanı yine sağ bekteydi. Turnuvanın en zevksiz geçen mücadelesinde gol yemeseler de, sağ tarafı etkin kullanamadılar. Kuzey İrlanda’ya karşı şov yapmaları gerekiyordu. Fark gelmedi belki ama Joshua Kimmich tercihi cuk oturdu. İlerleyen maçlarda Löw, Kimmich’i kesmedi. Hazır soru hocalar üzerindeyken İspanyol Pep Guardiola’ya da değinmek isterim, çünkü Kimmich onun eseri. Leipzig’de kiralık oynayan Stuttgart’lı futbolcu, Bayern’e transfer olduğu geçtiğimiz sezonun başında; defansif orta saha pozisyonundaydı. Ancak gerek Pep dokunuşu, gerekse sezon boyu Bayern München’in savunmada yaşadığı sıkıntılar kendisini lig maratonunda stoperde izlememize olanak tanıdı. Bu turnuva ile gördük ki Kimmich sağ bekte de görev alabilen komple bir futbolcu olmak adına epey yol almış. Tıpkı Pep’in dokunuşu ile sınıf atlayan David Alaba gibi. Alman hoca maç maç birkaç değişiklik yapsada ideal 11’ine sadık kalmaya çalışıyor. Ne yaptığının fazlasıyla bilincinde ve takım arkadaşlığı Löw için ilk prensip. Zaten kendisinden daha iyi sezon geçiren vatandaşlarının yerine; Schürrle, Götze, Podolski ve Schweinsteiger gibi oyuncuları turnuvaya çağırması bunun en güzel örneği. Öte yandan Didier Deschamps’ın ikinci maçtaki kumarı az kalsın elinde patlıyordu. Aslında Deschamps’ı turnuva öncesi kadroya dahil etmediği ya da başka bir deyişle edemediği; Karim Benzema, Alexandre Lacazette ve Ligue 1’in kuşkusuz en çok gelişme gösteren ismi Hatem Ben Arfa tercihleri ile eleştirmek gerek, ancak bir şekilde yarı finale geldiler. Arnavutluk karşısında Pogba ve Griezmann’ı yedek soyundurma gafleti, Fransız hocayı uçurumun eşiğinden döndürdü. O gün bugündür macera aramıyor. Beklentileri tam olarak karşılayamadığına inandığım bir sezonu geride bırakan Moussa Sissoko yerine Yohan Cabaye ve Morgan Schneiderlin’e daha çok fırsat tanıyabilirdi. Yine de ileri uçta Payet – Griezmann – Giroud üçlüsüne verdiği özgürlük, ofansif anlamda sonuca kolay ulaşmasına imkan tanıyor. Bir vurgu da beklere; Sagna ve Evra performansının çok altında. Özellikle Patrice Evra ilk maçtan beri epey kötü. Sagna’nın alternatifi dinazor Jallet olduğundan o kanadı değiştirmemesini anlayabiliyorum. Ancak Lucas Digne denenmesi gereken bir opsiyondu, kullanmadı.

  • Sizce eşleşmenin X-Faktör’leri kimler olacak?

Ömeralp; İki takıma baktığımızda da her biri kendi kulüp takımlarında x-faktör olan pek çok oyuncuya sahipler. Ancak uluslararası büyük turnuvalarda son dönemlerde oyuncu olarak öne çıkan performanslardan çok oyun anlayışları başarıyı getirdi. Otto Rehhagel’in Yunanistan’ı, İspanya’nın tiki-takası ve Almanya’nın altyapı devrimi. Başarılı olan takımların her biri sistemleri ve disiplinleriyle kürsünün en üstünde yer almasını bildi. Başarısız olan takımlar ise yıldızlarının isimleri altında hezimet yaşadılar. Arjantin’in Messi liderliğinde henüz bir kupa alamaması ve Brezilya’nın kendi evinde rezil olması da bunlara verilebilecek en güzel örnekler. Bu akşam maç içinse futbolcu isimlerinden çok yine sistemin işleyişinin öne çıkacağını düşünüyorum. Almanya’nın soğukkanlı oyun anlayışının maç içindeki kriz anlarında öne çıkan bir faktör olacağı inancındayım. Rakibine oranla, çok daha tecrübeli bir takımlar. Fransa tarafındaysa inanılmaz bir taraftar desteği olacağı aşikar. Futbol açısından temennim hakem Nicola Rizzoli’nin maçın öne çıkan faktörünün olmaması. Malumunuz bu sene Barcelona – Atletico maçında vermediği penaltı kararı hala unutulmuş değil.

Doruk; Muhtemel 11’ler üzerinden konuşursak Sissoko ve Schweinsteiger’in belirleyici olacağını düşünüyorum. Naçizane fikrim; ikisi de ilk 11 için yanlış isimler. Yukarıda belirttiğim gibi Newcastle United’lı Sissoko yerine gerçek box to box’lar Cabaye ve Schneiderlin daha makul alternatifler olabilirdi. Sissoko’nun, Premier League’de de genel olarak sağ açıkta görev yaptığını düşünürsek, bu akşam sağ iç için Yohan Cabaye; Pogba ve Matuidi’nin fazlasıyla fiziksel üstünlük kuracağı orta sahada, ince işleri daha net yapabilecek bir isim. Deschamps, Sissoko’yu da oraya monte ederek, orta sahada nefes aldırmayan bir üçlü yaratma peşinde. Devamlı olarak baskı kurup, Almanya orta sahalarına pres uygulayacak olmalılar, ki burada da Almanya kaptanının defoları ortaya çıkacaktır. Dünyanın en zor yazılan ismi Schweinsteiger’in fizik gücü ve yavaş kalan ayakları, kompakt bir oyun oynama isteğindeki Almanya için eksiklik olabilir. Evet yaşı genç ve kaptan kadar tecrübeye sahip değil, ancak tüm sezon Borussia Dortmund’da sorumluluk almış bir Julian Weigl, bu maç için düşünülebilirdi. Ancak Löw, takımda en çok güvendiği isimlerden biri olan – ki bunu İtalya maçı öncesi deklare etmişti – Sami Khedira’nın yerine bir başka tecrübe abidesine şans verecek. Ev sahibine karşı stres seviyesi yüksek maçta Bastian anlaşılabilir bir tercih gibi görünse de, son Dünya Şampiyonu’nun başını ağrıtacağı görüşündeyim.

  • Kupanın en az gol yiyen takımı Almanya ile en çok gol bulan ekibi Fransa arasındaki maçın nasıl geçeciğini ön görüyorsunuz?

Ömeralp; Fransa’nın çeyrek finalde İzlanda karşısında bulduğu 5 gollü galibiyeti bu maç açısından kıstas almak yanlış olur. İzlanda her ne kadar takdir edilesi bir top oynasa da, seviye olarak turnuvanın ev sahibi olan Fransa karşısında yapabileceklerinin en iyisini yaparak 2 gol atıp elendiler. Almanya turnuva ağacında Fransa’ya oranla daha dişli rakipler ile karşılaştı. Tabi ki az gol bulmalarının sebebi rakiplerin yanı sıra defalarca dile getirilen santrafor bölgesindeki fomsuzlukları. Tek bir golün yeterli olacağı bir maç için bu tarz istatistikler televizyon yorumcuları için zaman doldurmada kullanılabilir. Seyir zevkinden çok bir pehlivan güreşi bizleri bekliyor. Özellikle ilk yarı her iki takım da olabildiğince el ense çekip rakibi tartacaklar. Fransa bahis sitelerinde favori gösterilse de Almanların ev sahibi konusunda ne kadar merhametsiz olduklarını 2014 Dünya Kupası’ndan hepimiz biliyoruz.

Doruk; Deschamps, İzlanda maçının ardından açık açık “Almanlara karşı 4-4-2 çıkmak hayalcilik olur” demişti. Almanya şu ana kadar sistemli bir biçimde, rakibi boğan bir görüntü verse de, soruda da belirtildiği gibi turnuvanın en az gol yiyen takımı durumundalar. Hummels ve Khedira’nın yokluğu dengelerini illaki bozacaktır, ancak Fransa bugün oyunu geride kabul eden bir oyun anlayışı ile sahada olabilir. Savunmada bekleyerek, rakiplerinin açıklarını kovalama prensibi ile sahada yer alabilirler. Maçın eşitlikle devam etmesi olası bir Kingsley Coman hamlesinin, horozlara kar sağlayabileceği ayrı bir nokta. Öte yandan orta sahada net bir Fransa dominasyonu mevcut. Deschamps orta üçlüyü takım savunmasını bozmayacak şekilde alan daraltmak mı, yoksa saldırgan bir şekilde top kazanmaya mı oynatacak? Göreceğiz. Kante’nin eksikliğini kuşkusuz arayacaklar. Öte yandan Paul Pogba’nın üzerinde turnuva başından bu yana büyük bir baskı var. Kendisine sürekli olarak yapılan ‘yeni Zidane’, ‘yeni Platini’ gibi yakıştırmalar, ‘siyah kuğuyu’ negatif yönde etkilemişe benziyor. Aynı durumun Adil Rami için geçerli olduğunu söyleyemem. Barcelona yolundaki Samuel Umtiti adeta zoraki şekilde ilk 11’e yerleşti. Önce Varane’nin sakatlığı ardından Sakho’nun dopingi ve son olarak da Jeremy Mathieu’nun sakatlanması sonucu kadroya çağırılan Umtiti, final yolunda ilk opsiyon. Ayaklarına fazlasıyla hakim olması Fransa’nın kurduğu hücumlarda hiç şüphe yok ki işlerini kolaylaştıracaktır. Beklerin zafiyetinden zaten bahsettim. Ev sahibi defans hattının savunması gereken isimlerden en tehlikelisi bugün özelinde; Mario Götze. Kötü sezon geçirmesinin üzerine turnuvada da (özellikle Kuzey İrlanda maçı) kötüydü. Ancak Fransa’nın beklerine karşı bugün öne çıkabilir. Ev sahibi oyunu yarı sahasında kabul eden bir anlayışta maça başlarsa, Löw yana yakıla Gomez’i arayacaktır. İtalya maçı oyundan çıktıktan sonra, son bölgede ne denli yetersiz kaldıklarına şahit olmuştuk. Ancak Fransa oynamak istediği sürece Götze ve Draxler, rakibe karşı fazla teknik ve hızlı kalacaklardır. Gelelim turnuvanın en korkutucu üçlüsüne. Gol krallığında zirvede yer alan Antoine Griezmann ve onu üçer golle takip eden Payet ile Giroud. Arsenal’li golcü enteresan şekilde iyi bir performans sergiliyor. Son basın toplantısında buna kendisi de dikkat çekmiş ve “Zaman zaman kötü oynayabiliyorum ancak İzlanda maçı bu forma altındaki en iyi gecemdi” demişti. Fransa adına bir pivot santrafor ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor Giroud. Stoperleri kendisi ile beraber sürükleyen çapraz koşuları ile iş bitirici Payet ve Griezmann’a alan yaratıyor ya da hava toplarını ayaklarına indirip, harika bitiriciliklerini yanlarından izliyor. Almanya bu turnuvanın başından beri favorisi. Fransa ise rakibinin eksikleri ve aldığı 5 gollü galibiyetle, panzer algısını biraz olsun kırmış durumda. Ancak horozların dişe diş bir rakiple henüz karşılaşmadığını ekleyeyim. Bana ayrılan satırları ufak bir istatistikle bitirmek istiyorum; Almanlar’ın büyük turnuvalarda ev sahiplerine karşı oynadıkları yarı final maçları;

1958 DK; İsveç   1-3    
1972 EURO; Belçika   2-1
1976 EURO; Yugoslavya   4-2
1992 EURO; İsveç   3-2
1996 EURO; İngiltere   6-5 (p)
2002 DK; Güney Kore   1-0
2014 DK; Brezilya   7-1

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön