Futbolun Arka Bahçesi

Romanya

Hagi’nin Gölgesinde: Romanya

Euro 2016

Romanya toprakları, dünyaya fevkalade başarılı bilimciler ve mühendisler sunma konusunda cömert davrandı. İnsülin’i keşfeden Nicolae Paulescu, CD-Rom’u icat eden fizikçi Eugen Pavel, biyospeleoloji’yi litaretüre kazandıran biyolog Emil Racovita ya da 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, tekerlekleri otomobilin gövdesine yerleştirerek geliştiren, sektörün 100 yıllık sürecini ön gören Aurel Persu gibi..

Romenler DNA’larında kodlanmış yaratıcılık ve öncülükleriye gelişmiş bir toplum. Ancak bu durum yalnızca bilim ve endüstri alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Altın rezervi bakımından Avrupa’nın en zengini olan ülke, spor konusunda da altın yetenekler çıkartmakta geri kalmadı. Geçtiğimiz gün 150. si sona eren Roland Garros’u kazanan tek Romen olan Ilie Nastase ya da Montreal Olimpiyatları’nda jimnastik dalında aldığı tam puanla halen kırılamayan üstün bir rekora sahip Nadya Comaneci, bu altın sporculara verilebilecek örneklerden. Ancak yeşil zeminlerde parlayan ve Karpatların Maradonası lakabını alan bir 10 numara var ki, bu satırları dinleyen herkes tarafından oldukça iyi bilindiğine eminiz.

Gheorghe Hagi, 2000’lerden önce çocukluğunu yaşamış ve futbol izlemekten keyif alan hemen herkesin bir yanında saklı romantik anılar bıraktı. Ülkesinde ve ülkemizde defalarca yılın futbolcusu seçilen, hem Barcelona hem Real Madrid formalarını giyen, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gol krallığı, UEFA Kupası’nda şampiyonluk kazanan, kariyerinin son demleri denilen bir zamanda Türkiye’ye gelip, ülke futboluna sınıf atlatan bir sihirbazdı Hagi..

Futbolculuk yaşamı boyunca doğal bir uzvuymuşçasına hâkim olduğu futbol topu ile illüzyonist misali, oyuna sihir katmaktan imtina etmedi. O, artıları ve eksileri ile futbol oynaması için dünyaya gönderilmiş saf bir yetenekti. Kralın takımında geçirdiği iki sezon beklentileri karşılamayınca Brescia’ya giden, kendini kanıtlayıp döndüğü İber Yarımadası’nda bu kez Kral’a rakip olan Hagi, Galatasaray forması altında oynadığı 5 sezonda 10 kupa kaldırdı. Hagi’nin 2000 yılının sonbaharında Ali Sami Yen’de Monaco’ya attığı o meşhur gol, aradan geçen 16 yıla rağmen, UEFA tarafından halen düzenledikleri tüm organizasyonların en güzel golü olarak kabul ediliyor. Oynadığı kulüplerde, takım arkadaşları üzerinde bıraktığı etki ile saha içindeki bir teknik adamı andıran maestro, milli forma altında büyük işler başaramasa da bu durum klâsından kesinlikle eksiltmedi.

Kendisine Karpatların Maradonası dense de o Romenlerin Gheorghe Hagi’siydi. Topraklarında, karşılaştırıldığı Maradona kadar sabıkalı olmasa da saha içindeki agresifliğinden de hiç vazgeçmedi. İkili 1994 yılında Amerika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda karşı karşıya gelecek, gülen Balkanlar’ın çocuğu olacaktı. Futbolseverler Hagi’yi o turnuvada, Maradonalı Arjantin’i saf dışı bırakması ile anımsıyor. Romanya hücumcularının kontratak dersi verdiği maçta özellikle ikinci gol, 10‘un niçin diğerlerinden farklı bir klasmanda kabul edildiğinin kanıtı niteliğinde. 

İkinci turdaki o maç, Hagi’nin yalnızca belli bir coğrafi alanın değil, 1994’ün tüm dünyadaki en iyi 10 numarası olduğunu izleyenlere göstermesi için bulunmaz bir fırsattı. Tangocular karşısında üzerine kitap yazılası sağ ayağı ile yaptığı bitirici vuruşu takımını son 8’e taşırken, Maradona’yı ise kıtanın Güney yarımküresindeki evine gönderiyordu.

Çeyrek finaldeki İsveç maçı penaltılara kalmıştı. Gica kariyeri boyunca en rahat şekilde yaptığı işi yapıp penaltıyı ağlara gönderdi, ancak yeterli olmadı. Romanya, tıpkı bir önceki Dünya Kupası’nda olduğu gibi, çok daha ileriye gidebilecekleri bir turnuvayı daha penaltılarda elenerek noktalıyor, 1994 Dünya Kupası’nın en iyi 11’inde yazan ismi onun için teselli olarak kalıyordu.

Hagi’nin futbolculuk kariyerine nokta koymasının ardından Romenler düzenlenen 7 büyük turnuvanın yalnızca birinde boy gösterebildi. 2008’deki Avrupa Şampiyonası’na katılım hakkı elde eden takım, bu seneki rakipleri Fransa’yı altına almayı başarmış ancak galibiyet alamayarak kupayı noktalamıştı. 2010 elemelerinde yalnızca Faroe Adaları’nı geçebilen Romanya, Euro 2012’yi gruplarda, 2014 Dünya Kupası’nı ise baraj maçlarında elenerek es geçti.

Euro 2016 öncesi ise ülke adeta başarı için nostaljiye başvurdu. Bu turnuva ile, teknik adam Anghel Iordanescu Romanya’nın başında üçüncü dönemini geçirecek. 1993-1998 yılları arasında, biri sözünü ettiğimiz 1994 olmakla beraber, iki Dünya Kupası, bir de Avrupa Şampiyonası gören hoca, koltuğu Hagi’den devraldığı 2002-2004 yılları arasında geçen ikinci dönemini ise, majör bir turnuvadan uzak şekilde, başarısız olarak geçirdi. 66 yaşındaki Steaua Bükreş efsanesi, son milli takım sürecini “ajandamda böyle bir plan yoktu, tekrar döneceğimi düşünmüyordum, ancak gelişen koşullar sonucu buradayım” şeklinde özetliyor.

Iordanescu’nun bu turnuvada elinde Hagi gibi büyük bir koz yok. Ancak kurt futbol adamının cebinde saklı bir B planı mevcut. Romanya ekibinin eleme grubunu namağlup tamamlamasının arkasında, savunma üstüne kurulu olan oyun anlayışı mevcut. Takımı eleme maçlarında oynadığı 10 maçta yalnızca 2 gol yedi.“Her menajer kazanmak ister ancak bazı zamanlar risk almanıza gerek yoktur” açıklamasıyla, turnuvanın savunma odaklı takımlarından olacaklarını işaret ediyor. 

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön