Futbolun Arka Bahçesi

a milli takım

Bitti Demeden Bitmez!

Euro 2016/Rasathane

A Milli Takım son altı turnuvanın dördüne katılma hakkı kazandı. Her turnuvada bir öncekinden daha iyi performans gösterdik: 1996’da gruptan çıkamadık, 2000’de çeyrek final, 2008’de yarı final oynadık. 2016’da uluslararası turnuvalardaki ilk finalimiz için yeterince umudumuz var.

Eleme Grubu:
A Milli Takım, Euro 2016 Elemeleri’nde A  Grubu’nu 18 puanla tamamlayıp, 9 grup içerisinde en iyi üçüncü olarak finallere direkt olarak katılma hakkı elde etti. 3-0 kaybedilen ilk İzlanda maçında Türkiye futbol sahasında olabilecek farklı varyasyonların tamamından gol yemiştir. İlki kornerden, diğeri uzaktan şutla ve son gol de defans arkasına atılan uzun topla gelmiştir.

Öne geçilmesine rağmen 2-1 kaybedilen Çek Cumhuriyeti maçının ardından teknik ekip, öncelikle işe kaleci aramakla başladı. Milli takım kalesi Onur’dan alınıp Tolga’ya teslim edildi. Emre’nin kadroya alınmaması da radikal bir değişiklikti. Ayrıca ceza sahası içerisinden aynı maçta 2 gol yenerek savunma blokunun oturmadığını analiz etmek mümkündür. Bununla birlikte üçlü savunma anlayışnın bırakılıp 4’lü savunmaya geçilmesi ve eleme gruplarının son maçına kadar bu şekilde devam edilmesi kaçırılmaması gereken noktalardan biridir. Türkiye bu maçtan sonra genel formasyon olarak 4-3-3‘ü benimsedi.

Takip eden Letonya maçı ile Türkiye halâ Mehmet Topal‘lı dörtlü savunmada ısrarcı. Burada teknik ekibin zaafından bahsetmek mümkündür. Nitekim Letonya maçından sonra Mehmet tekrar stopere dönmemiş, fakat takım Letonya, Hollanda ve Kazakistan maçlarında gol yemeye devam etmiştir.

İçerideki Kazakistan maçında takım her türlü organize atak varyasyonunu denemesine karşın, sizin de bildiğiniz gibi bir türlü maçı getirecek golü bulamamıştı. Fakat ekstra oyunculardan Gökhan Gönül‘ün getirip servis ettiği topta Arda’nın yaptığı kalite kokan müthiş vuruşu sayesinde Türkiye oyun karakterini ortaya koyup tüm turnuvalarda olduğu gibi “Türkler bitti demeden maç bitmez” geyiklerinin ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkardı. Kazakistan maçında Milli Takım, 10’un üzerinde net gol pozisyonuna girse de bitiricilik noktasında problemler yaşandığı açık bir şekilde görüldü.

Oynayacağımız son 3 maç hayati önem taşıyordu. Bu bilinç ve konsantrasyon ile sahaya çıkan Milli Takım, Konya’da Hollanda‘yı 3-0 yenerek rakibini alt sıraya attı ve play-off’a kalabilme adına avantajı elde etti. Bu maçın en önemli noktası ise, Türkiye defansının tamamen oturması ve grup maçlarının sonuna kadar gol yememesidir. Kupaya gidip gidemeyeceğini belirleyecek karar maçları olan Çek Cumhuriyeti ve İzlanda karşılaşmalarında Türkiye zaman zaman rakibin topla oynamasına izin verse de, agresif hücum hattıyla oyunu karşı sahaya hapsetmeyi bildi. Milliler, Çekler’i Prag deplasmanda 2-0‘lık skorla, İzlanda’yı ise Konya’da 1-0 mağlup ederek, grubu  3 maçlık galibiyet serisiyle tamamlamış oldu.

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim yönetimindeki ekip, kritik puan kayıplarına rağmen son 8 maçında yenilgi yüzü görmedi. Gruptaki ilk iki maçta alınan  yenilgilerin ardından son 8 maçta 5 galibiyet elde etti, 3 maçta da berabere kaldı. Özellikle 1-1 sonuçlanan Hollanda maçının 90+2. dakikasında Huntelaar‘ın, yine aynı skorla tamamlanan Letonya mücadelesinin 90+1. dakikasında ise Sabala‘nın kaydettiği goller, takımımıza çok önemli puanlar kaybettirdi. Eleme sürecindeki en sansasyonel olay; tecrübeli file bekçisi Volkan Demirel‘in, Türk Telekom Arena’daki Kazakistan maçı öncesi ısındığı sırada, bazı taraftarların kendisine yönelik ıslıklı ve küfürlü  tepkilerine kızıp, soyunma odasına dönmesi ve teknik heyete de forma giymeyeceğini iletip stattan ayrılması olmuştu. Bu olayın ardından Volkan, yeniden milli takıma çağrılmayacaktı.

Hazırlık Maçları:
Euro 2016 hazırlıkları kapsamında yaptığımız beş maçın 4’ünü kazanarak galibiyet alışkanlığını iyiden iyiye pekiştirdik. Yalnızca İngiltere’ye karşı tartışmalı bir biçimde kaybettik. Moraller yerinde.

Fransa öncesi ilk 11’in şekillenmeye başladığını söyleyebiliriz. Serdar Aziz’in sakatlık dolayısıyla turnuva kadrosundan çıkarılmasının ardından defansın ortasında en güçlü ismin Topal olacağı gözükmekte. Orta alan için ise Ozan, Selçuk ve Oğuzhan’ın göbekteki libero rolleri önem arz ediyor. Mesela Karadağ maçının ilk yarısında birbiriyle koordinasyonu tam sağlayamamış bir milli takım görüntüsü hakimdi. ‘’Selçuk’suz nasıl oynayabiliriz?’’ sorusuna cevaplar bulmaya çalıştığımız bir taktikle oynamaya çalıştık. Oğuzhan’ın yakaladığı şut pozisyonu dışında lehimize hatırlayabileceğimiz pek bir pozisyon bulamadık. Diğer taraftan rakibin yakaladığı kontralar defansımızı kolayca aşsa da Volkan Babacan’ı geçemedi. Kalecimizin formda olduğunu söylemek yanlış olmaz. İkinci yarıda ise Fatih Hoca’nın yaptığı değişiklikler oyunun açılması ve Karadağ kalesine yığılmamızda etkili oldu. Burak’ın girmesiyle havadan atılan toplarla rakip kaleye daha çabuk ulaşmayı başarırken, Emre Mor ve Arda ile kenarlardan daha etkin gelmeye başladık. Hak ettiğimiz golü ise alışılagelmiş bir şekilde uzatma dakikalarında Arda’nın ortasında Topal’ın kafasıyla bulduk. Böylelikle vasat bir oyuna rağmen kazanmasını bildik.

Slovenya karşısında ise tahminimce Fatih Hoca’nın kafasında birincil olarak düşündüğü 11‘le sahadaydık. Burak Yılmaz 9 ay sonra milli formaya kavuştu. Erken gelen gole rağmen ilk yarıda ciddi üretkenlik sorunları yaşadık. Bir kere açıkça görülüyor ki bu kurguyla topa sahip olmamız ve topu tempolu biçimde çevirmemiz şart. Klasik bir kanat oyuncusunun olmaması topu rakip yarı alana hızlı çıkarmamızı zorlaştırıyor. Arda, Ozzy ve Hakan üçlüsü kimi zaman birbirlerinin rollerini çaldıkları izlenimi yaratıyor. Üçü de son derece kreatif futbolcular fakat topsuz oyunda süratli değiller. Nitekim ikinci yarıda Volkan Şen‘in girişi takıma hayat verdi. Çok daha zahmetsiz hücuma çıkmaya başladık. İlk 45’e kıyasla keyif aldığımız bir devre oldu. Caner ve Gökhan gibi bindirmeleri çok seven iki bekle birlikte kanımca Topal & Balta tandemi birtakım defoları beraberinde getiriyor. Fakat bu tercihi daha fazla kurcalamaya gerek yok. Belli ki hoca kararından dönmeyecek. Yine de Ozan Tufan‘ın bu formsuzluğuyla Mehmet kozunu stoperde harcamanın oyun akışkanlığını sekteye uğrattığını not düşeyim. İdeal 11’imizin henüz olgunlaşmadığını ve maçtan maça çok değişiklik göreceğimizi öngörüyorum.

Euro 2016; D Grubu:
Favori İspanya‘nın ardından her üç takımın da şansları eşit görünüyor. Maçların oldukça kaliteli ve zevkli geçeceği tartışılmaz. Büyük turnuvalara çoğu zaman katılamıyoruz ancak katıldığımızda elde ettiğimiz başarılar bu kez de başarılı olacağımız düşüncesini doğurmakta. Euro 2008’den sonra bir jenerasyon kapandı. Dönemin genç oyuncularının üzerine yenileri eklenerek yaklaşık 10 yıllık projeksiyonun yeni başrolleri milli takım sahnesine çıktı. Tecrübeli Arda, Gökhan, Selçuk ve Burak’ın yanında yetenekleri tartışılmaz Hakan Çalhanoğlu, Oğuzhan, Olcay gibi oyuncular olacak. Bu seçki için kuşkusuz son zamanlardaki en yaratıcı ve dinamik kadromuz diyebiliriz. Eğer grubu geçersek;

3. bitirdik diyelim: A veya B grubunun lideriyle oynayacağız. Yani Fransa veya İngiltere ikinci turda rakibimiz olur. B grubuna gitmemiz daha olası.
2. tamamlarsak: E grubunun lideriyle oynayacağız. Yani Portekiz, İzlanda, Avusturya veya Macaristan. Güç dengesine baktığımızda ne olursa olsun Portekiz bu grubun favorisi konumunda.
Lider çıkarsak: Her ne kadar zor olsa da grubu birinci bitirirsek epey avantajlı olacağımız E ya da F grubunun üçüncüsüyle oynayacağız.

Kadro:
Kaleciler:
Volkan Babacan (Başakşehir), Onur Kıvrak (Trabzonspor), Harun Tekin (Bursaspor)

Savunma: Gökhan Gönül, Şener Özbayraklı, Caner Erkin, Mehmet Topal (Fenerbahçe); İsmail Köybaşı (Beşiktaş); Semih Kaya,  Hakan Balta (Galatasaray); Ahmet Çalık (Gençlerbirliği)

Orta Saha: Selçuk İnan (Galatasaray), Hakan Çalhanoğlu (Bayer Leverkusen), Nuri Şahin (Dortmund), Arda Turan (Barcelona), Ozan Tufan, Volkan Şen (Fenerbahçe); Olcay Şahan, Oğuzhan Özyakup (Beşiktaş); Emre Mor (Nordsjaelland)

Forvet: Cenk Tosun (Beşiktaş), Burak Yılmaz (Beijing Guoan), Yunus Mallı (Mainz)

Özet:
En geriden başlamak gerekirse ligimizin umut veren ve en kaliteli kalecisi olan Volkan Babacan’a eldivenlerin teslim edilmesi sadece Fatih Terim’in yapabileceği cesur bir tercih. Kaleci noktasında kupada bir sorun yaşanacağını hiç sanmıyorum. Volkan finallerde istikrarlı oyununu devam ettirecektir. Gruplarda çok zor yollardan geçilmesinin sonucunda takım savunmasını sıradan Avrupa takımlarına üstünlük sağlayacak noktalara getirmeyi başarsak da rakiplerimizin gücünü düşününce bu savunmanın toplam kalitesini biraz daha yukarılara çekmemiz gerekecek.

Türkiye orta sahası eleme maçlarında yapılan güncellemelerden sonra Oğuzhan ve Ozan’ın girişleriyle turnuvanın en dinamik merkezlerinden birisi olarak göze çarpmaktadır. Topal’ın stoperde olacağını düşünürsek, bu iki oyuncunun defansif anlamda Selçuk’a tam destek vermeleri gerekir. Yaratıcı oyuncular deyince de aklımıza Arda, Çalhanoğlu ve Volkan Şen geliyor. Takım birçok net gol pozisyonuna girebilmesine rağmen bir türlü bitiricilik konusunda akıcılık ve istikrar sağlayamamakta, girdiği pozisyonları kolay harcamaktadır. Bu problemin ana faktörü ileri uçta görev yapan (Burak, Umut, Cenk) oyuncuların performanslarının ve kalitelerinin yetersizliğidir.

Ayrıca 18 yaşındaki, Danimarka’da top koşturan Emre Mor’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Şahsen futbolunu ve fiziki yapısını Barcelona dönemindeki Saviola’ya benzettim. Çok kıvrak, topla oynamayı seven ve adam eksiltebilen bir forvet. İleri uçta ayağa oyunlarda fark yaratabileceğini hissettiren bir oyuncu görünümü verdi. Topla buluştuğu sayılı pozisyonların hepsinde seyircinin ve takım arkadaşlarının alkışını almayı başardı. Bu dönemin en önemli kazancı olduğunu düşünmekteyim; Euro 2016’nın da en heyecan verici simalarından biri olabilir.

Maç Tarihleri:
12 Haziran Pazar: Hırvatistan
17 Haziran Cuma: İspanya
21 Haziran Salı: Çek Cumhuriyeti

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön