Futbolun Arka Bahçesi

Altyapıdan Dünya Kupası’na: Almanya

Euro 2016

EURO tarihinin İspanya ile beraber en fazla zafer kazanan takımı Almanya, sayılara bakıldığında turnuvanın en çok katılan, maç oynayan, gol atan ve finale çıkan ülkesi aynı zamanda. İngilizler’in bulduğu futbolu, 20. yüzyıl itibariyle oynamaya başlayan Almanlar, iki dünya savaşı sebebiyle zaman zaman yeşil sahalara uzak kalsa da, tarihi boyunca kıtanın en istikrarlı ekollerinden biri olmayı başardı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası iki rejimin aynı topraklara hükmetmesi, dönemin şartları için olanaksız görünüyordu. İki zıt görüşe karşı yükselen bir duvar, yalnızca Alman futbolunu baltalamayacaktı. Ülkenin doğusundan batısına yaşanan büyük göçe karşılık örülen 46 kilometrelik utanç duvarı kendine özgü kurbanlarını yarattı. İnşasından 10 gün sonra bir kadın Ida Siekmann, üç buçuk metrelik politik duvarı aşamayacaktı. Siekmann duvarı geçemeyen ilk insandı, ancak ne acıdır ki son değildi. 6 Şubat 1989’da henüz 20 yaşındaki Chris Gueffroy’un ölümüne dek, Berlin duvarı, tarihin en acı dönemlerinden birine tanıklık etti. Sosyalizm ile kapitalizm arasındaki bu engeli geçmek uğruna hayatını kaybedenlerin sayısı hala tam olarak belli değil.

Süreç boyu ülkenin batı yakası sosyokültürel anlamda olduğu kadar futbol alanında da revaçtaydı. Dönemin şartları, Batı Almanya’nın futbol iklimindeki öz kardeşi Doğu Almanya’ya üstünlük kurmasına olanak tanıdı. Düzenlenen ilk iki Şampiyona’ya katılmayan, üçüncüsünde ise elemeleri geçemeyen Batı Almanya, Euro 72 ile kıtanın milli takım düzeyindeki en prestijli kupasına damga vurmaya başladı. Bu tarihten itibaren katıldığı üç turnuvada da final oynayan batı kanadı, bunların ikisini kazanmayı bildi.

1989’da alınan kararla, beton yığını yerle bir edildi. Doğu, Batı ayrımı Euro 92 ile son bulmuştu. 1992’de, tarihin en sürpriz turnuvasında Danimarka’ya karşı final oynayan Almanya, İskandinav ülkesinin kupaya uzanmasına saha içinden tanıklık etti. Sırada Euro 96 vardı ve yarı finalde rakip, futbolun mihenk taşı olarak gösterilen İngiltere’ydi. Almanya önce İngilizler’i, sonra Çekler’i devirdi. Bierhoff’un ışıldadığı final, panzerlerin üçüncü Avrupa Şampiyonluğu demekti.

matthias sammer
Sammer, Euro 96

1996 yılında Almanlar zirveye çıkmış, Berti Vogts 1972’de futbolculuğunu, 1996’da teknik adamlığını yaptığı ülkesi ile EURO kazanma başarısı göstermişti. Ancak şampiyon hoca daha o günden sorunu gördü, ve ülke futbolunun yeni yetenekler çıkarma konusundaki eksikliğine vurgu yaptı. Son derece haklıydı. Son şampiyon takip eden iki turnuvada galibiyet dahi alamayacaktı. Euro 2000, Almanların gerçekle yüzleştiği turnuvaydı. Şampiyonanın en çok maç kazanan ülkesi, tek bir puan ile evine dönerek çöküş sinyalleri verdi. Tam da bu noktada dönemin Almanya Sportif Direktörü Matthias Sammer ön plana çıktı. Başarının kendi içlerinde var olduğu fikrini benimseyerek, altyapıyı işaret etti. Sammer’e dönemin Bayern München menajeri Uli Hoeness de destek verdi. Biri Doğu, biri Batı Almanya kökenli iki futbol adamı, Alman futbolunun çehresini değiştirmek adına temelleri attı. Kendisi gibi büyük liglerin aksine, transfere fazla para harcamayı sevmeyen Bundesliga, bu karar ile altyapıya ciddi yatırımlar yaptı. Tesisleşmeye, hocalara ve simülasyonlara yüksek paralar harcandı.

Almanlar 2002 itibariyle yüzlerce altyapı hocasının, genç futbol adaylarına, modern futbolun temellerini öğretmesi için 50’den fazla yüksek standarda sahip futbol okulu inşa etti. Ülke federasyonu tarafından kurulan “Genişletilmiş Yetenek Geliştirme Programı”na kulüpler ilk yılda yaklaşık 50 milyon € para harcadı. Gelişen on yıllık süreçte bu miktar 520 milyon avroya kadar ulaştı. Programın yöneticisi Jörg Daniel; “futbola uygun bir yetenek, dağların arkasındaki küçük bir kasaba da dahi doğsa, onu bulup getireceğiz” demişti. Yıllar sözünün eri olacağını kanıtlayacaktı. Sabır, doğru planlama ve özkaynağa olan inanç Almanlar’a zaferi getirecekti.

Başta Borussia Dortmund, Freiburg ve Schalke gibi takımlarolmak üzere hemen her Bundesliga takımı bu ideolojik yeniliğe ayak uydurdu. Transfer piyasasında La Liga ve Premier Legaue ile yarışamayan Bundesliga kendi özkaynaklarına yatırım yapmaya başlamıştı. Bu oluşumun etkileri milli takıma direk olarak yansıyacaktı. 2014 Dünya Kupası‘nda büyük altyapı devrimi meyvelerini şampiyonlukla verdi. Joachim Löw’ün takımı Thomas Müller, Toni Kroos, Mesut Özil, Mats Hummels, Mario Götze, Marco Reus gibi yetenekli oyunculardan oluşan bir nesille kutsanmış gibiydi. Son dönemde Löw’ün takımı yeni genç oyuncuları da kadrosuna dahil ederek 2008’de final, 2012’de ise yarı finalde veda ettiği kupayı alma planları yapıyor. Zamanında turnuva tarihinin en yaşlı futbolcusu Lothar Matthaus ve finallerin en yaşlısı Jens Lehmann gibi isimler ile başarı arayan Almanlar, harika bir planlama ile gençleşerek doğru analizin, problemi çözmede ne denli büyük bir adım olduğunu futbol endistrüsine kanıtlanmış oldu. Almanlar’ın toplum odaklı felsefesi, kulüplerin müşterek yaklaşımı ile futbol ekollerini ayağa kaldırmış durumda. Yirmi yıldır EURO kazanamayan takımın, bu turnuvanın en büyük favorilerinden biri olduğundan kimsenin şüphesi yok.

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön