Futbolun Arka Bahçesi

Altın Jenerasyon: İngiltere

Euro 2016

Modern futbol dendiğinde akla hiç şüphesiz İngiltere gelir. 1863 yılında Futbol Birliği’ni kuran İngiltere futbola, çağa uygun kurallar ile oynama fırsatı sundu. Futbola evrensel kuralların yanı sıra 1923’te inşa ettikleri Wembley stadyumuyla bir de ‘ev’ kazandıran İngilizler, ön gördüklerinin aksine icat ettikleri spora pek de hükmetmeyi başaramadı.

Uzun futbol tarihlerinde yalnızca bir kez Dünya Kupası’nı müzesine götüren İngiltere, bu yaz 15’inci düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’na da 9 kez katılma başarısı gösterebildi. Ada ekibi, İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Euro 1968’te üçüncülük kürsüsüne çıkmıştı. Dönemin statüsü gereği dört takımın mücadele ettiği turnuvada, İngiltere için bu ‘başarıya’ ulaşmak pek de zor olmadı. Bu dönemden sonra üst üste dört büyük turnuvaya katılamayan İngiltere, 1970’leri bir anlamda pas geçmiş olduİngilizler, 1980’lerde de hedefinden oldukça uzaktı. Euro 80’de yalnızca bir maç kazanan ekip, 1984’deki turnuvaya ise katılamadı. Almanya’da düzenlenen Euro 88’de üç maçta üç mağlubiyet yaşayan İngilizler, çöküş içindeydi. Modern futbolun beşiği”, art arda gelen başarısızlıklar üzerine bir çözüm arayışına girdi.

Doksanların başında Ada futbolu, Premier League oluşumuyla yeni bir futbol anlayışına geçti. Domestik lig artık daha fazla yabancı oyuncuya ev sahipliği yapıyor, bu durum ligin kalitesini arttırsa da milli takıma yansımaları merak ediliyordu. Danimarka’nın rüya şampiyonlukla noktaladığı 1992 Avrupa Şampiyonası’ndan bir kez daha boynu bükük ayrılan İngilizler, evinde yapılacak Euro 96’ya kilitleniyordu.

Tarihindeki en büyük başarıyı ev sahipliğini yaptığı 1966‘da kazanan Britanyalılar, bir başka başarıya yine kendi evinde yaklaşacaktı. Modern futbolun mucidi, turnuva noktalandığında istediği birincilik kürsüsüne yine çıkamadı. Ancak, sergilenen oyun futbolseverlerin damaklarında hoş bir tat bıraktı. Alan Shearer, attığı 5 gol ile şampiyonayı gol kralı olarak tamamlamıştı. Haşarı orta saha oyuncusu Paul Gascoigne performansıyla göz doldururken İskoçya ağlarına bıraktığı jeneriklik gol, turnuvanın en iyi golü seçilmiş, futbol tarihinin ‘unutulmaz golleri’ arasında yerini almıştı. Gazza, takımı yarı finalde kupaya veda ederken Almanya’ya karşı bir de asist yapmasına rağmen maçın uzatmalara gitmesine engel olamadı. Altın gol kuralının uygulandığı uzatmalarda ise santimlerle topa dokunamıyordu. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte, İngiltere penaltılarda turnuvaya veda etti.

Milenyum dönemine girildiğinde, Premier League’nin meyvelerini vereceği umudu, ada halkından yavaş yavaş siliniyordu. Euro 2000’de gruplarda veda edecek milli takım beklenen performansın oldukça uzağında kalacaktı. 2002 Dünya Kupası için oynanan ilk maçta evinde Almanya’ya yenilen İngiltere milli takımının antrenörü Kevin Keegan, Wembley’in tuvaletinde istifasını verirken, ada futbolu da yeni bir döneme giriyordu.

İngiltere’ye tek kupasını kazandıran Alf Ramsey gibi, o ana kadar ülke futbol tarihinin tüm teknik adamları da İngilizdi. 2001’de takımın başına geçen İsveçli menajer Sven-Göran Eriksson, İngiltere tarihinin ilk yabancı teknik direktörü oldu. Hem de büyük bir şansla! Beckham, Gerrard, Ferdinand, Terry, Lampard, Cole, Scholes, Owen gibi üstün yeteneklere sahip İngiltere, 2000’lerin başında aradığı kadroyu bulmuştu. Öyle ki bütün otoriteler, altın jenerasyon denilen bu takımın, onlarca yıldır gelmeyen başarıya ulaşacağından emindi. Euro 2004, Eriksson’un 4-4-2 formasyonunu takıma oturttuğu, İngiliz halkının şampiyonluğa kenetlendiği bir turnuvaydı. Çeyrek finalde rakip Portekiz’di. Uzatma dakikalarında Rui Costa’nın enfes golüne Lampard karşılık verince maç penaltılara taşındı. Bir dönem Ankaragücü forması da giyen Darius Vassell son penaltıyı Ricardo’nun eldivensiz ellerine nişanladı. Sonuç, Ada futbolu için bir kez daha hüsrandı.

Altın jenerasyonun üyeleri, kendi kulüp takımları ile Avrupa’nın prestijli kupalarını kaldırsa da, İngiltere forması altında istenen çizgiye bir türlü ulaşamadı. Eriksson 2006 Dünya Kupası öncesi “kazanacağımıza inanıyorum” açıklamasıyla, 1970’te Alf Ramsey’in, 1998’de Glenn Hoddle’nin benzer sözlerini akıllara getirdi. İsveçli teknik adamın sonu da, sözlerinin benzerlik gösterdiği meslektaşlarıyla aynı olacaktı. İsveçli teknik adamın görevine nihayet son verildi ancak bu da İngiltere’nin kaderini değiştirmeye yetmedi.

Bir sonraki EURO elemelerinde Hırvatistan ve Rusya’nın arkasında kalan İngiltere, Euro 2008’e gidemeyerek tarihinin en başarısız sonuçlarından birine imza attı. Altın jenerasyon, büyük bir imitasyonu andırıyorduFutbolu bulan, en değerli lige ve futbol tutkunu taraftarlara sahip İngiltere, nasıl oluyordu da istikrarlı bir şekilde kaybediyordu? Ada’nın en popüler konusu haline gelen bu soru için ortaya atılan argümanlardan en öne çıkanı, 1992/93 sezonuyla kurulan Premier League ve yol açtığı büyük yabancı futbolcu havuzuydu. Futbol dünyasının ilk global futbol ligi için Steven Gerrard; “bu kadar yabancı ismin ligimizde olması oldukça tehlikeli. Bu durum milli takımı da etkiliyor, oyuncu yetiştirmeye daha çok yoğunlaşmalıyız” diyerek spekülasyonların doğru olduğu yönünde görüş belirtti.

Hırvatistan mağlubiyeti sonrası Gerrard’ın fikirlerine, Sepp Blatter, Alex Ferguson, Michel Platini gibi isimler de katıldı. Kendi liglerinde beraber oynamayan bir futbolcu grubunun, milli takım ortamında başarı sağlaması mümkün değildi. 2012’de klasikleşmiş şekilde başarısız bir turnuva geçiren İngiltere milli takımına, ülkenin kulüp takımları da ayak uydurdu. Son dönemde La Liga ekipleri tarafından ambargo edilen büyük turnuvalar, İngilizler’in Avrupa kupalarındaki hakimiyetini de zedeledi.

İşte böyle bir ortamda başlayan 2015/16 sezonu İngiltere milli takımına, Euro 2016 öncesi ilham verebilir. Öyle ki milli takım başarısı lige endeksli olan iklimde, sezona damga vuran Leicester City ve Tottenham Hotspur kadroları, çoğunlukla İngiliz oyunculardan kurulu şekilde ligi domine etti. Dele Alli, Jamie Vardy ve Harry Kane önderliğindeki oyuncu grubu, uzun yıllardır birlikte oynamayan İngiltere milli takımına panzehir olabilir. Kim bilir, belki de gerçek altın jenarasyon Fransa’da ortaya çıkacak.

Son Yazıları Euro 2016

Euro 2016 Ekonomisi

Macaristan karşısında CR7’nin 2 gol 1 asistlik performansıyla gruptan son anda çıkan

Bir Taşla İki Kuş

Büyük kupaları yıldızlar mı kazandırır, yoksa kupa kazanan golcüler mi insanların gözünde

Her Şeyin Teorisi

Turnuvada erken final olarak nitelendirilen birçok maç oynandı. Bunların sonuncusu Almanya ile

Hadi Bakalım Kolay Gelsin

“Efsane golleri deneyerek büyüyen bir çocuktum. Şimdi küçük çocukların Belçika’ya attığım golü

Teşekkürler

Baba mesleği olduğundan mıdır bilinmez, konu futbol olduğunda kalecileri hep özel bir
Başa Dön