Futbolun Arka Bahçesi

Satılık Kalemler

Çizgi Dışı

Atalarımız kalemin kılıçtan keskin olduğunu söylediler ancak kalemin bir fiyatı olduğundan bahsetmediler. Ne yazıktır ki günümüzde bunu yaşayarak öğrenmek zorunda bırakıldık. Sizlere dünyanın en tehlikeli silahı olan medyadan bahsetmek istiyorum. Her gün gazetelerde okuduğumuz, ekranlarda seyrettiğimiz o yalan tacirlerini kastediyorum. Birçok şey kazanıp hiçbir şey veremeyen insanlardan söz ediyorum. Dünya’nın en özgür noktası olması gereken zihnimizi zincirleyen insanlardan… Dünyada en fazla yalan söylemek zorunda kalan kişilerin avukatlar olduğu söylenir, fakat bu fikre katılmıyorum. İnsanoğlu para ve korkunun medyayı satın alabileceğini öğrendiği gün, bu gerçek değişti. Spor medyası da bundan payını fazlasıyla aldı. Her gün çarşaf çarşaf düzmece haberler okumaya mahkum edildik. Peki böylesine saygın bir meslek nasıl bu duruma düştü?

“Basın özgürlüğü belki de hürriyet düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.”
                                                          Albert Camus

Dünya düzeninin güçlülerin çıkarları doğrultusunda kurulduğu bilinen bir gerçek. Onların çıkarlarının korunmasını en iyi süspanse edebilenler ise basın mensupları. Sahip oldukları gücü özgürlüğünden alıp, gerçekleri halka duyurmak yerine güçlünün yancısı olmayı tercih edenler. Basındaki bu kirlenme ise sektörün en alt katmanından başlayarak yukarılara doğru kademeli olarak artıyor. Bir deterjan reklamının da mottosu olan “kirlenmek güzeldir” sözü  ne yazıktır ki medyanın olmazsa olmazı. Kirlendikçe, göz yumdukça, gerçekleri saklayıp sipariş haberlerin yayınını büyük bir gururla yaptıkça bir üst basamağa rahatlıkla adım atıyorlar. İşin en üst mertebesine verilen sıfat ise duayenlik. Skandalların üstünü yarım ağız konuşarak örten kelime cambazlarına verilmiş bir nitelik. Aslında bunları görmek pek de zor değil. Sadece olayların kronolojisini ve yapılan açıklamaları iyi etüt etmek yeterli. Tabii ki önce medyaya karşı güveninizi tamamen kaybetmeniz şart, eğer hala az da olsa bir güven duygunuz  kaldıysa..

Fenerbahçe’nin şike sürecinde basının nasıl yer değiştirdiğini biraz uzaktan bakarak rahatlıkla fark edebilirsiniz. Aynı dönemin başında ortalığı kasıp kavuran gazetecilerin ve yorumcuların akıl almaz geri dönüşleri herkesin malumu. Aziz Yıldırım’a alenen terörist diyenlerin şimdi karşısında nasıl el pençe divan durduklarını görebilirsiniz. Bu örnek kadar açık olmasa da benzer durumlar her gün manşetleri süslemekte. Son 2-3 aydır çıkan doping skandallarının üstüne gitmektense, bir başka takıma transfer oldu diye Gökhan Gönül’ün hain olup olmadığı tartışılıyor. Türkiye’deki sporcu altyapısının ne kadar eksik olduğunu kimse sorgulamıyor. Ancak uluslararası arenadaki başarısızlığımız her seferinde gerçekleri yüzümüze tokat gibi vuruyor. Sadece 3-5 kelime konuşarak acizliğimizden bahsedip, devamında kulaktan dolma transfer söylentileriyle gerçeklerden kaçırılıyoruz. Transfer haberleri ile alakalı gazete sayfalarını doldurma çabasını anlayış ile karşılayabiliriz veya basın organlarının internet sitelerinde tıklanmak için yaptıkları şaklabanlıkları. Fakat toplumsal vicdanı yaralayıcı olaylarda gerçekleri çarpıtmak ve teyit alınmamış haberleri servis etmek affedilemez bir durum. Aynı şekilde bilinen gerçeklerin üstünü örterek televizyon ekranlarında 3 maymunu oynamaları gibi. İşin ilginç yanı ise güce bu kadar boyun eğmiş olan Türk Basını’nın, Fatih Terim gibi bir güç odağı tarafından milyonlarca insanın önünde azarlanmış olması. Görünen o ki,  Kuzey Kore medyasına bile taş çıkaran TRT ne yazık ki Fatih Hoca’nın gözüne girememiş durumda.  Oysa  bu düzenin bir numaralı adamı Ersin Düzen canla başla savunmuştu Sinyor Terim’i ve onun Prim takımını. Meslek ahlakının ne kadar önem arz ettiğini henüz kavrayamadık. Kendi mesleklerine ihanet eden kişiler yeterli tepkiyi göremedikçe de bu durumun değişmesi zor gözüküyor.

“Basın özgürlüğünü koruyan yasalar vardır; ancak halkı basının istismar ve suistimalinden önleyen yasalar genellikle mevcut değildir.”
Mark Twain

Önümüzdeki ay çok özlediğimiz lig maratonu tekrar start alacak. Ekranlarda 8 ay boyunca kaos ve rekabet ortamı yaratılmaya devam edecek. Seyir zevki düşük olan ligimizin açığını nefret ve ayrışma pompalayarak harekete geçirmeye çalışacaklar. En fazla reyting alan futbol programı muhtemelen en az futboldan bahseden olacak yine. Çünkü sorunun asıl sebeplerini konuşamayacaklar. Sorunun asıl sebeplerinin şakşakçılığı yapıldığı; ve sorun olan insanlar sorunu çözmeye çalıştığı sürece bu durum asla değişmeyecek. Bizler bu aymazlığın müşterisi olarak kaldığımız sürece de ne yazık ki onlar yazmaya bizler okumaya devam edeceğiz!

Son Yazıları Çizgi Dışı

Mesut’un Kararı

Mesut Özil’in yaptığı flaş açıklamaların ve milli takımı bırakma kararının yankıları devam

Hedefteki Adam Mesut Özil

Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil, dün sosyal medya üzerinden paylaştığı bildirilerle

Bir Meleğin Hikayesi

17 Mayıs 2011’de, yakın gelecekte kendi isteği dışında yazılacak hikayenin kahramanı olacak

Yalnız mı Kaldın?

Kevin Durant’ın şehri terk etmesi, Russel Westbrook’a tarihe geçecek düzeyde işler yapması
Başa Dön