Futbolun Arka Bahçesi

Hedefteki Adam Mesut Özil

Çizgi Dışı

Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil, dün sosyal medya üzerinden paylaştığı bildirilerle sessizliğini bozdu ve son metninde Alman Milli Takımı formasını giymek istemediğini vurguladı. Almanya’nın en önemli gazetelerinden BILD, Özil’in bu kararını olayın sıcaklığıyla değerlendirdi. Yıldız futbolcunun bildirisinden bazı kesitler alan BILD gazetesi yanıtlarını sundu.

İşte Mesut’un söyledikleri ve gazetenin yanıtları…

BILD: Mesut’un Almanya konusunda yaptığı istişare ve istifa İngilizce metinler olarak geldi ve bir suç dizisi gibi kuruldu. Mesut Özil, sosyal medyadan üç bölüm halinde birkaç saat arayla metinler yazdı. Almanya Futbol Federasyonu (DFB), medya, sponsorlar, çocukluk okuluna yapmak istediği ziyaret ve kendisine karşı yapıldığını düşündüğü rahatsızlıkları ifade etti. Kendisi dışında her şeyi eleştirdi. Özil, iki aylık bir aranın ardından Erdoğan ile olan fotoğrafını ilk defa yorumladı ancak hiç öz eleştiride bulunmadı.

Onun mesajı şuydu, “Sadece bir kişi hata yapmadı, o da ben; Mesut Özil!”
En iğrenç mesajı işe şu oldu; “Eğer kazanırsak ben bir Alman’ım. Kaybedersek göçmen…”
“Almanya formasını gurur ve heyecanla giyerdim ama artık aynı şeyleri hissetmiyorum.”

MÖ: “Pek çok insan gibi benim de geçmişim birden fazla ülkeye dayanıyor. Almanya’da büyümüş olsam da ailemin kökleri Türkiye’de. Biri Alman biri de Türk olmak üzere iki kalbim var. Çocukluğumda annem bana hep saygılı olmamı ve nereden geldiğimi unutmamamı öğretmişti ve ben, bu değerleri hâlâ muhafaza ediyorum.”

BILD: Özil değerlerden bahsediyor. Ancak Erdoğan’ın kendi değerlerine değil, Alman ve Türk vatanlarının değerlerine karşı olduğunu görmezden geliyor. Erdoğan, özgürlüğü seven, dini açıdan ılımlı Türkiye’yi, giderek İslamcı bir diktatörlüğe dönüştürüyor. Erdoğan özgür medyayı ve ifade özgürlüğünü neredeyse tamamen söndürdü. Alman ve Türk gazeteciler onu eleştirmek suçlarından hapse atıldı. Özil, sosyal medyadaki yazısında bunlardan hiç söz etmiyor.

MÖ: “Beni çağıran Alman ya da başka bir Türk Cumhurbaşkanı olsaydı eylemlerimde bir değişiklik olmazdı.”

BILD: Demokrasiyi temsil eden ve gerçek bir güce sahip olmayan (Almanya) Federal Cumhurbaşkanı saçma bir denklemin içine çekiliyor. Daha fazla otorite alan Erdoğan, on binlerce kritik görevliyi devlet aygıtında görevden aldı ve kendisini tek yönetici olarak gördü.

MÖ: “Son seçim ya da bir önceki seçimin sonucu ne olursa olsun yine o fotoğrafı çektirirdim.”

BILD: Saf inatçılık. Almanya’da Erdoğan, yurt dışında yaşayan Türkler arasında en iyi sonucu elde etti. Mesut bunun tabi ki tek sorumlusu değil ama seçim kampanyasında bir rol oynadı. Özellikle saçma olan şu ki: Almanya’da özgürlük yaşayan Türkler, Türkiye’deki vatandaşları için bir diktatör seçti. Özil bu duruma katkıda bulundu, umursamıyor.

MÖ: “Alman medyasının çifte vatandaşlığımdan ötürü beni suçlamasını ve bir fotoğraf nedeniyle, kötü geçen Dünya Kupası’nın faturasını takım adına bana kesmesini kabul edemem.”

BILD: Tamamen saçmalık, bu kendini acındırmak. Hiçbir Alman gazetesi, hiçbir web sitesi, hiçbir yayıncı, onu Türk olduğu için milli takımın felaketinden sorumlu tutmadı. Medyanın ırkçı tavırlarının kurbanı olduğu fikri, Mesut Özil tarafından icat edildi.

Almanya, Güney Kore’ye mağlup olunca turnuvaya veda etmişti.

MÖ: “Bazı Alman gazeteleri, kökenimi ve fotoğrafımı Erdoğan ile birlikte kullanarak, propaganda amaçlı kendi siyasi gündemlerini sürdürmek için kullanıyor.”

BILD: Mesut Özil buradaki tavrıyla dünya görüşü olarak Erdoğan’a ve diğer despotlara çok yakın. Onlara göre kendilerini eleştirmeye cüret eden herkesin siyasi bir gündemi/amacı olmalıdır.

MÖ: “Medya neden Rusya’da elenmemizin ardından benim adımı ve fotoğraflarımı kullandı?

BILD: Çünkü Özil, ilk turdaki tarihi başarısızlığa önemli ölçüde katkıda bulunan, merkezi bir oyuncu olarak kötü bir performans sergiledi.

MÖ: Medya benim yalnızca performansımı eleştirmedi. Onlar, beni Türk kökenli olduğum için eleştirdi. Gazeteler beni Alman vatandaşlarla karşı karşıya getirmeye çalıştı.”

BILD: Hayal ürünü/fesatlık. Medya haklı olarak onun performansını eleştirdi ama hiçbir büyük medya markası onun kökenini eleştirmedi. Özil, ırkçı bir şekilde ve kanıt olmaksızın memleketin özgür medyasına ateş etme cüretini gösteriyor.

MÖ: “Medya çifte standart yaparak beni hayal kırıklığına uğrattı. Mesela eski Almanya Milli futbol takımı kaptanı Lothar Matthaus’un, bir başka liderle bir araya gelmesi medya tarafından pek eleştirilmedi. Türk olmam beni daha kolay bir hedef mi yapıyor?”

BILD: Özil, gerçek olmayan bir olayda kendini kurban rolüne koyuyor. Hiçbir medya kuruluşu Erdoğan ile fotoğrafından dolayı onun kadro dışında kalmasını istemedi. Matthaus, Putin ile olan görüşmesinden dolayı, Bild de dâhil olmak üzere birçok gazete tarafından eleştirildi. Özil ayrıca, Gelsenkirchen’deki eski okuluna yapmak istediği ziyaretin, Erdoğan ile olan fotoğrafından dolayı kabul edilmediğini söylüyor. Bunu doğrulayamadık. 

“Ayrıca, başka bir sponsor da beni reddetti. Bu sponsor, aynı zamanda Dünya Kupası’ndan önce DFB’nin de sponsorlarından birisiydi. Tanıtım videolarına katılmam istendi. Başkan Erdoğan ile resmimden sonra, beni kampanyadan çıkardılar. Benim onunla görülmem onlar için kabul edilemezdi. Bu çok ironik çünkü Alman Bakanlığı onların ürünlerini yasa dışı ilan etmişti. Müşteriler için riski arttıran yetkisiz bir yazılım içeriyordu. Yüz binlerce ürünleri geri çağrıldı. DFB tarafından eylemlerimi açıklama konusunda beklenti olduğu söylendi ama karşı taraftan resmi bir istekte bulunulmadı. Neden? Bu durumun, ailemin ülkesinin Başkanı ile bir fotoğraftan daha kötü olduğunu düşünmekte haksız mıyım? DFB bütün bunlar hakkında ne söylemek ister?

BILD: Özil burada DFB sponsoru Mercedes’in dizel skandalı üzerinden oynuyor. Gerçek şu ki, Ulaştırma Bakanlığı Mercedes’i sert bir şekilde eleştirdi. Mercedes’in yasadışı yazılım kullanıp kullanmadığı hala tartışmalı bir konu. Ama her şeyden önce, Özil ve Erdoğan’ın fotoğrafıyla kesinlikle bir ilgisi yok. Bir distraksiyon manevrası. Burada özellikle endişe verici olan: Bu tür “diğeri daha da kötü” söylemi… Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarındaki tipik bir üslup aygıtı…

MÖ: “Reinhard Grindel Dünya Kupası’nın ardından kamuoyuna açıklama yapmamı istedi ama şu an istediğim için konuşuyorum, Grindel istediği için değil. Artık yetersiz ve işini düzgün yapamayan birinin günah keçisi olmayacağım. Grindel gibilerin gözünde kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmenim. Alman olmak için gerekli ve benim taşımadığım kriterler mi var? Almanya’da doğdum ve eğitim aldım. Neden insanlar Alman olduğumu kabul etmek istemiyor? Reinhard Grindel, hayal kırıklığına uğradım ama hareketlerinizden şaşırmadım. Siz daha Federal Meclis üyesiyken, İslam kültürünün Alman şehirlerinde kök saldığını söylemiştiniz. Bu unutulmaz ve affedilemez.”

BILD: Özil, DFB’nin zirvesinde ırkçı ve İslam karşıtı bir nefret kampanyasının yürütüldüğünü ve kendini de açıkça bunun bir kurbanı olarak görüyor. Daha zor olabilecek bir suçlama. Özil yine kolaya kaçıyor. Erdoğan ile olan fotoğrafı, tek bir yönden değil tüm siyasi eğilimler tarafından eleştirildi. Bir diktatör için kampanya yürütmenin, DFB’nin ve oynadığı ülkenin değerleri ile bağdaşmadığını tamamen görmezden geliyor. Olayları tamamen kendi davranışlarından bağımsız olarak faturalandırıyor.

MÖ: Grindel’e mirasımı, atalarımı ve fotoğrafın nedenlerini açıklamaya çalıştığımda o beni dinlemekten ziyade kendi politik görüşlerini konuşmaya, benim fikirlerimi düşürmeye daha çok niyetliydi. Aynı zamanda Federal başkan Frank-Walter Steinmeier ile de görüştüm. O daha profesyonel ve ilgili bir şekilde beni, olayların arka planını ve seçimlerimle ilgili anlattıklarımı dinledi. Başkan Steinmeier ile tekrar gündeme dönmeyi ve futbola odaklanmamız konusunda ortak bir açıklama yapma konusunda anlaştım. Bu durum Grindel’i kızdırdı.”

BILD: Özil’in suçlamaları sahiden doğru ise ve Grindel kibirinden dolayı Dünya Kupası’ndan önce böyle bir açıklamayı reddettiyse, bu tolere edilemez. Bu olayda Grindel ve DFB üzücü bir kare sergiledi. Baştan beri gerekli müdahaleler eksik kaldı. Özil’i suçlu buldukları bu skandal büyüdü ve Almanya Futbol Federasyonu’nun skandalı haline geldi. Bu durumdan futbol takımı da etkilendi ve morallerin düşmesiyle erken elenmenin yolu açıldı. 

MÖ: Almanya Futbol Federasyonu üst düzey yöneticilerinin Türk kökenime saygı göstermemeleri ve beni bir siyasi propaganda aracına dönüştürmeleri, işleri dayanılmaz noktaya getirdi. Bunun için futbol oynamıyorum. Arkama yaslanıp öylece duracak değilim. Ayrımcılık asla kabul edilemez.”

BILD: Oluşan suçlama/çamur atma, sadece Grindel’i değil bütün ülkeyi yakından ilgilendiriyor. Özil, Grindel’in kendine karşı olan ‘ırkçı’ tavrı karşısında kimsenin onu korumadığını iddia ediyor. Bu suçlama, önyargısız bir şekilde ona hayran olan milyonlarca insanı hayal kırıklığına uğrattı. Ve onu ırkçılığa karşı korumuş olan Bild’e karşı da… Güney Kore maçının ardından kendisine ksenefobik (yabancı karşıtı) hakaretlerde bulunan bir taraftarı Bild, en sert şekilde kınamıştı.

Son Yazıları Çizgi Dışı

Mesut’un Kararı

Mesut Özil’in yaptığı flaş açıklamaların ve milli takımı bırakma kararının yankıları devam

Bir Meleğin Hikayesi

17 Mayıs 2011’de, yakın gelecekte kendi isteği dışında yazılacak hikayenin kahramanı olacak

Yalnız mı Kaldın?

Kevin Durant’ın şehri terk etmesi, Russel Westbrook’a tarihe geçecek düzeyde işler yapması

Rakipsiz: Joel Embiid

Sakatlığından ötürü iki tam sezonu oturarak geçirdikten sonra, Joel Embiid “Yılın Çaylağı”

Satılık Kalemler

Atalarımız kalemin kılıçtan keskin olduğunu söylediler ancak kalemin bir fiyatı olduğundan bahsetmediler.
Başa Dön