Futbolun Arka Bahçesi

Bundesliga #28

Bundesliga/Orta Saha

Milli ara tamamlandı. Almanlar oynanan tüm maçların en sükse yaratan karşılaşmasında kaybeden taraftı. İngiltere mağlubiyeti Fransa galibiyeti ile telafi edildi ve herkes domestik ligine döndü. Hannover 96’nın beyaz bayrak çektiği Bundesliga’da bitime 7 hafta kala şampiyonluk dâhil birçok soru yanıtını arıyor. Buyurun haftanın öne çıkan maçlarına, mola bitti keyif sürüyor.

Ayın futbolcusu eski takımına karşı;
Eskiden takım arkadaşı olan iki hoca haftanın açılış maçında karşı karşıya geliyor. 1994/95 yılında TuSPaderborn-Neuhaus forması giyen Roger Schmidt ve Dieter Hecking bu kez takımlarına Şampiyonlar Ligi bileti aldırabilmek için kozlarını paylaşacak. İki takım da yakın geçmişte galibiyete hasret dönemler yaşadı ve son haftalarda biraz olsun durumu toparlamış durumdalar. Bayer Leverkusen’in Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılım anlamına gelen üçüncü basamağa 8, Wolfsburg’un 10 puan mesafesi var. Ev sahibi, beklediğim gibi Schmidt’siz maçlarda galibiyet çıkaramadı ancak sonraki 3 maçta 7 puan toplayarak ivme yakaladılar. Son maç Stuttgart karşısında beklenenden rahat kazanırken maçın adamı Julian Brandt idi. Kerim Bellarabi de yine kendi çizgisinde oynayarak galibiyete katkı verdi. Eksiklere rağmen kazansalar da, rakibine ciddi pozisyonlar verdiler. Wolfsburg uzun süre gelmeyen (7 maç) galibiyetten sonra toparlanmış gözükse de son iki maçta yine kayıplarda. Kendileri için sevindirici nokta ise eski Leverkusenli Andre Schürrle. Takıma katıldıktan sonra bir türlü form tutamayan, hatta zaman zaman yedek kalan (!) Alman yıldız, Bundesliga’da geçtiğimiz ayın oyuncusu seçildi. Son hafta takımı evinde Darmstadt’ı yenemezken sahanın her yerine ayak basan isimdi. Rakip kalede devamlı gol arayan oyuncu Leverkusen’in son maçta Stuttgart’a bıraktığı alanları bulursa kesinlikle affetmeyecektir. Wolfsburg adına formda bir diğer isim de Luiz Gustavo. Brezilyalı son maçlarda sertlik düzeyini yukarı çekti ve orta sahada hâkimiyetini hissettiriyor. Dieter Hecking, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalindeki Real Madrid maçında açık şekilde underdog oldukları söyledi; yine de bu maç rotasyona gideceğini sanmıyorum. Takımı, Madrid ile içeride de oynasa kendilerine karşı oynayacakları ani akın futbolunu Bay Arena’da test edecektir. Ev sahibinde devre arası transferi olan ancak henüz tek bir maç dahi oynamayan Şilili Charles Aranguiz ve Lars Bender sakatlıklarını atlattı. Schmidt ikisini de kullanabilir. Ayağa kalkmaya çalışan ancak aksine performanslar gösteren ikilinin mücadelesinde Wolfsburg’un rezalet dış saha performansı (13 maç 2 galibiyet) göze çarpan bir başka nokta! Ters bir hatırlatma olarak Wolfsburg son 4 maçında Leverkusen’i devirmeyi başardı. Hatta Bay-Arena’daki unutulmaz son karşılaşmada 9 gol çıkmış, Wolfsburg maçı 5-4 kazanmıştı. Bu gece gol çıkmaması için takımların içine Hannover ruhu kaçmalı!

Olmaz, inan bana olmaz;
Frankfurt’un çiçeği burnunda hocası Niko Kovac’ın yeni işine başladığı gün fikstürde yazan Bayern München deplasmanının yanına koca bir 0 yazdığına inanıyorum. Frankfurt, Hırvat teknik adamın gelmesinden sonra çok koşan bir takıma dönüştü. Kovac, takımıyla kazanması gereken en kritik maç olan Hannover 96 maçını 1-0 kazandı ki Anis Ben-Hatira biraz daha kabiliyetli olsa maç daha farklı da bitebilirdi. Attıkları gol ofsayttı ancak Hannover tek bir puanı dahi hak etmemişti. Allianz Arena dönüşü rakibi Hoffenheim olacak, yani 6 puanlık bir oyun. Bu sebepten milli takım haftası ile beraber bu haftayı takımı tanıma ve mantalitesini takıma yerleştirme fırsatı olarak gördüğünü düşünüyorum. Bayern’den bahsetmektense rakibine yaptıklarından bahsetmeyi yeğlerim. Öyle ki Frankfurt son 7 maçtır rakibine gol atamıyor. Eğer bu maçta da kötü istatistiklerini geliştirirlerse rekor kırmış olacaklar. Alexander Meier’in sakatlığı, Ben-Hatira’nın ise dengesiz formu düşünülürse rekoru kırmaya yakın gibiler. Bayern bu sezon sadece 2 kez kaybetti ve yalnızca 5 maçta puan yitirdi. Bunlardan biri ise Frankfurt deplasmanıydı. Bu durum yazdıklarımı manasız kılmıyor. Öyle ki Frankfurt’un Bayern’den her iki maçta da puan çaldığı sezonun üzerinden tam 20 yıl geçti. Gerçi rakamlara da gerek yok, Frankfurt bu ligin en kötü deplasman karnesine sahip. Düşünsenize, Hannover 96’dan bile kötü!

“Bundesliga bizim için en önemli turnuva. Benfica maçını pazartesi düşünmeye başlayacağız.”
Guardiola

Herkesin derdi ayrı;
Bu Augsburg ne acayip takım ya! Olmayacak yerden puan çıkartıp, olmayacak takıma puan veriyorlar. İşin kötüsü böyle giderse ligden düşecekler, o hiç olmayacak. İstikrarsızlığın dibine vuran kulüp son 10 maçtan 1 puan çıkarınca, düşme hattının hemen üzerine kadar geriledi. Dortmund’a karşı beklenenin çok uzağında bir performans sergilediler. Son dönemde BMG, Leverkuen, Schalke 04 gibi takımları ağırladıklarında bundan çok daha fazlasını ortaya koymuş, puanları çalmışlardı. Bu kez Dortmund’un müzmin yedeği Adrian Ramos 5 dakikada çekti fişlerini. Koo’nun kötü performansı, bir türlü gelmeyen Bobadilla hamlesiyle birleşince belki de ekstra bir puandan oldular. Augsburg’un kümede kalma mücadelesinin aksine Mainz apayrı hayaller kuruyor; yeni sezonu Avrupa kupalarına katılarak geçirmek gibi! Mainz rakibine oranla daha iyi top oynuyor, Werder Bremen deplasmanında belirli dönemler dışında ve özellikle ikinci yarıda üstün taraftı. Rakibini yenememelerini olağan karşılıyorum ancak gerek mental gerekse futbol olarak daha iyi durumdalar. Onların sıkıntısı ise konsantrasyon. Son 7 maçlarında yalnızca Bayern ve Leverkusen’i devirdiler. Hoffenheim, Werder Bremen, Darmstadt gibi takımlara puan verdiler ki Augsburg’da tam o ayar bir takım. Hepsinden ayrı Yunus Mallı’nın formu beni çok mutlu ediyor. Fransa’da çok ekmeğini yiyecekmişiz gibi. Mainz bu maçı kontrol edebilir ancak sonuca gitmesi için daha fazlasını yapmalı. Yapması gerekenler listesinin başında da Augsburg forvetlerine çözüm üretmek var. En önemlisi de Alfred Finnbogasson’a.

Kağıtları yırtın, Pizarro yok;
Farklı hedeflere ve formda golcülere sahip iki takım karşı karşıya geliyor. Borussia Dortmund makul kabul edilen Hertha ve Bayern beraberlikleri hariç son 10 maçta fire vermedi. Zaten Tuchel’in takımı 2016 boyunca tüm kulvarlarda bu iki beraberlik hariç tüm maçlarını kazandı. Son maç belirli bir rotasyona rağmen kazanmaları ayrıca önemli. Malum Avrupa Ligi’ni de istiyorlar ve kadrodaki her adamın formu bu noktada mühim bir etken. Ev sahibi gerek iştahı, gerek defansif artıları, gerekse iyi futbolu ile maçın elbette ki favorisi. Mkhitaryan’ın uçan, Reus’un ise yükselen formu Tuchel adına mutluluk verici. Özellikle Reus’un Werder maçlarını ayrıca sevdiğini hatırlatayım! Takımın golcüsü Auba ise Hoffenheim’in boş ağlarına gönderdiği golden bu yana suskun. Tam 3 hafta oldu ve patlamaya hazır bir bomba olarak maç saatini beklediğinden eminim. Son hafta Ramos’un etkili oyunu kendisini kamçılamış da olabilir. İki ekip rakiplerinin kalesini en çok yoklayan 3 takımdan ikisi. Hafta arasında öyle bir haber geldi ki Bremen’in planları alt üst oldu. Claudio Pizarro sakatlığı sebebiyle bugünkü antrenmana katılamadı ve maçta da yer almayacak. Kişisel müzesinde 6 Bundesliga, 6 DFB Kupası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Süper Kupası, FIFA Kulüpler Kupası gibi Avrupa’daki hemen her kupadan en az bir tane bulunan Perulu, son zamanlarda 38 olan yaşına pek aldırış etmiyor gibi. Ligin en skorer yabancısı, son 10 maçın 8’inde fileleri havalandırmıştı. Bu maçlarda attığı 10 gol takımına 13 puan getirdi. Dahası da var, Perulu golcünün Werder Bremen tarihinin en golcü futbolcusu olması için atması gerek gol sayısı yalnızca 1! Yeşil beyazlı ekipte Pizarro dışında dikkatimi çeken iki futbolcu daha var. Milli takımımızın son hazırlık maçında bir gol atan Junuzovic ve Fransa’daki rakiplerimizden Çeklerin sağ beki Gebre Selassie de kümede kalma savaşı veren takımın öne çıkan futbolcuları. Werder Bremen, düşme hattındaki ekipler arasında Hoffenheim ile beraber en formda takım da olsa, futbol kalitesi olarak bu maçın kazananını ev sahibi olarak görüyorum. Konuk ekip ilk yarıda oyunu tutabilir ama daha fazlasını yapmaları zor. Hele ki kurt golcüleri olmadan.

Tezat güzeldir;
Geldik en güzel maça. Atanla tutanın, sabır gösteren ile sabırsızın, hızlı hücumla set ofansın karşı karşıya geldiği maç benim nezdimde haftanın da maçı. BMG ile başlayayım çünkü kendileri adına oldukça üzgünüm. Veltins-Arena’da kaybettikleri 3 puan, bu sezon hak ettikleri son şeydi. Bu hafta Schalke 04 maçı yazmadım ancak yazsam da metin Breitenreitner için tek olumlu kelime içermezdi. BMG sezonun kendileri adına en kritik maçlarından biri olan Schalke deplasmanında harika oynadı. Rakibi boğdu, kendi yarı alanından çıkarmadı ve sayısız fırsat, iki direk ve kaleci Fahramann’ın harika performansı neticesinde evine eli boş döndü. Hücum opsiyonları son derece formda olan takım için Hertha Berlin maçı 6 puan anlamı taşıyor. Öyle ki başkent temsilcisi ligin üçüncüsü ve ikilinin arasında 6 puan bulunuyor. Asıl önemli olan Andre Schubert hocamın tercihlerinden geçiyor. Schubert’in takımı golü erken bulamaz ya da kalesinde görürse, kontrolden çıkmamalı; en az Hertha kadar sakin kalmalılar. Sonuçta kaybedecek daha az şeyi olan ve bu oyun tarzına daha adapte olan Hertha Berlin’in üzerindeki baskı deplasmanda olmasına rağmen daha az. Hücum gücü, tempo, dikine oyun gibi konularda rakibinden güçlü olan BMG’nin, ligin en iyi takım oyununu oynayan ekibine karşı mücadele edeceğini hatırlatayım. Herhta Berlin ve soğuk mizacı ile Pai Dardai son derece sakin bir şekilde oyunu tutan ve özellikle ikinci yarılarda sonucu alarak, ‘üzerine yatan’ bir ekip. Yanlış anlaşılmasın, skoru korumak bulmaktan daha zordur çoğu zaman. BMG’nin tempo yaptığı Hertha’nın frene bastığı bir 90 dakika kaçınılmaz
Ev sahibinde Raffael sakat ve bu durum Schubert için oldukça can sıkıcı. Oscar Wendt ise sakatlığını atlattı. Konuk ekipte ise stoper John Brooks sakatlığı sebebiyle Niklas Stark’ın partneri olamayacak. Hazard ve Stindl’ın yaratıcılıkları, konuk ekibin Ibısevic – Kalou uyumuyla çarpışacak. Orta sahada ise Dahoud ve Darida takımlarına yön verecekler. Gönlüm hücum futbolu algıları ve rakibe göre daha çok hücumu düşünmeleri sebebiyle BMG’den yana olsa da böyle bir sistem takımına karşı Raffael’siz işleri oldukça zor.

“Köln deplasmanlarda tehlikeli bir takım. Savunmaları üst seviyede. Gol atmanın yolunu bulmalıyız.”
Nagelsmann

Yok artık Julian!
Genç teknik adamın takımın başına geldiğinde bir şeyleri değiştirmesini beklemek kadar doğal bir şey yoktu. Ancak bu kadar fazlasını yapacağını kaçınız tahmin ediyordunuz bilemiyorum. Ben kendisine inananlardanım ve umuyorum ilk basın toplantısında da söylediği gibi takımını önümüzdeki sezonda Bundesliga’da tutacak. 7 hafta 13 puan ve düşme hattının dışına taşınan bir Hoffenheim. Bu 7 haftalık periyotta Nagelsmann’dan daha başarılı hocalara bir bakalım; Pep ve Tuchel! Takım eskisinden daha çok koşan, daha çok mücadele eden ve müthiş geçiş hücumları oynayan bir ekip haline geldi. Bu hafta karşılarında göreceli olarak hedefsiz bir Köln var. Juventus’u müthiş bir oyun sonucu eleyerek lige dönen Bayern’e karşı Peter Stöger dersini çok iyi çalışmış ve takımı, lideri  oldukça zorlamıştı. İkinci yarıda gayet iyi oynayan Köln adına Modeste biraz becerikli olsa ya da son dakikada Neuer o insanüstü kurtarışı yapmasa sürpriz bir puan bile koparacaktı. İki taraf da dribbling meziyetleri yüksek kanatlar ve komple forvetleri ile hızlı hücumları çabuk çözen ve sonuca bağlayan ekipler. Ana hücum planları topu ceza sahası içine sokmak. Bu sebepten hızlı kanatlar, topun rakip kaleye taşınmasında esas unsur demek.  Stöger’in Bayern’e karşı tutan  planı, Hoffenheim deplasmanında da iyi hazırlanacağı izlenimini veriyor. Mark Uth ev sahibinde, Leonardo Bittencourt ise konuk ekipte oldukça formda. Hoffenheim şu ana kadar pazar oynadığı 5 maçı da kaybetti, Nagelsmann geldikten sonra ise evindeki tüm maçları kazandı

Son Yazıları Bundesliga

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Bundesliga #13

Leipzig zirveye iyice yerleşti; Hoffenheim namağlup ünvanını koruyor. Hertha, Frankfurt ve Köln

Bundesliga #12

Geçen sezon fırsat buldukça haftanın ilgi çekici maçları öncesinde ufak, bilgilendirici notlar

Bundesliga #29

Almanya’da özellikle ligin dibi ateş almış durumda; haftanın kritik maçları hakkında ilgi
Başa Dön