Futbolun Arka Bahçesi

Bundesliga #23

Bundesliga/Orta Saha

Avrupa’nın en kaliteli liglerinden Bundesliga’da 23. hafta sona erdi. Takip eden maç haftası vakit kaybetmeden, bugün itibariyle başlayacak. Geride bıraktığımız maçları şöyle bir değerlendirelim.

Köln – Hertha Berlin
Ligde hemen herkesin takdirini kazanan Hertha Berlin ve 39 yaşındaki hocası Pai Dardai, Köln deplasmanındaydı. Özellikle ilk yarıda rakibine üstünlük kuran başkent temsilcisi, Vedad Ibisevic’in ayağından bir de gol buldu. Yaptığı klas bitirici vuruştan ziyade takımını hücum tarafında çok rahatlatan, top saklayan, duvar olan Boşnak golcü maçın yıldızıydı. Ibisevic’in yanı sıra geçtiğimiz sene Bayern’de yıldızı parladıktan sonra bedelsiz olarak Hertha’ya transfer olan Mitchell Weiser de maçın konuk ekip adına öne çıkan isimlerinden. Berlin’e geldiğinde bir bek olan Weiser, yeni takımında sağ açıkta (oldukça iyi bir performans göstererek) görev alıyor. Dardai’nin özellikle takımı önde olduğunda skoru korumak adına tempoyu minimuma çektiğini biliyoruz ancak Macar çalıştırıcı bu kez işi biraz abarttı. Öyle ki 60. dakika itibariyle Hertha sanki uzatma dakikaları oynuyormuşçasına zaman geçirme eyleminde bulundu. 67. dakikada bir türlü kullanılamayan korner sonrası hakemin Marvin Plattenhardt’a çıkardığı sarı kart, bunun bir örneğiydi. Modeste ve Bittencourt’un standart performanslarını aratmaları, Köln’ün beklenenden uzak oynamasının en önemli sebebi. Tek golle gelen üç puan 5 haftadır galibiyet yüzü görmeyen Hertha için büyük bir motivasyon oldu. Ancak lig üçüncüsü bu ‘çirkin’ oyun sisteminden vazgeçmeli, aksi takdirde Dardai’nin saygınlığı tartışılabilir.

Stuttgart – Hannover
Büyük saygı duyduğum hoca Thomas Schaaf takıma geldiğinden bu yana sürekli yeni taktikler ve 11’ler deniyor. Bu kez de sahaya forvetsiz çıktı. Kenan’a son haftalarda 90 dakika süre vermesi Türk futbolu için sevindirici. Nedeni, genç adamın ciddi gelecek vaat ediyor olması. Bunun yanında Japon yıldızları Hiroshi Kiyotake de sakatlığının ardından yaklaşık dört ay sonra ilk kez 11’de yer aldı. Duran topların usta ismi, ilk goldeki harika ortasıyla da klasını gösterdi. Hannover maç boyunca galibiyeti çok hak eden bir görüntü çizmese de ortaya koydukları direnç takdire şayan. Duran toptan Christian Schulz’la iki gol buldular. Ancak Hannover defansının genel olarak savunma yapamadığına vurgu yapmalıyız. Sane haftalardır oldukça formsuz. Yedikleri gol ise tam bir skandal. Werner ile kimsenin match-up olamaması bu seviyelerde pek de yapılacak hata değil. Timo Werner demişken, kendisi oldukça genç ve topsuz oyunu iyi oynayan bir forvet. Sıkça pozisyona giriyor ve çoğundan yararlanamıyor! Bu görüntüsüyle bana biraz Burak Yılmaz’ı anımsatmakta. Umarım gelişimi Burak gibi olmaz. Jürgen Kramny’nin de kendisine güvendiği ortada ancak öyle goller kaçırıyor ki, insanın kendini camdan atası geliyor! Bu hafta da klasik olarak net fırsatları harcadı ancak boş kaleye kaçırdığı golde kendini bile aştı genç yıldız adayı. Maçın kırılma anını değerlendiremeyen Werner, takımını da olası bir galibiyetten etti. Attığı golü sırt-kafa karışık yaptığının altını çizip, bu gol ile bir sezonda Bundesliga’daki en yüksek gol sayısına (5) ulaştığını belirteyim. Ev sahibinde Didavi’nin eksikliği hücum organizasyonlarında net bir şekilde gözlenirken, Rupp ve Kostic’in etkisiz oyunu Stuttgart kanat organizasyonlarını ciddi sekteye uğrattı.  Stuttgart rakibinden daha iyi gözükse de Hannover ligde kalma adına hayati bir üç puan ile evine döndü. Üstelik bu yeşil beyazlıların sekiz haftalık mağlubiyet serilerinden sonra aldıkları ilk puanlar.

Wolfsburg – Bayern München
Ligin ilk yarısındaki maç Lewandowski’nin 5 gollü şovu şeklinde geçmişti. Volkswagen Arena’da Bayern hızlı başladı. Daha ilk dakikalardan rakip yarı alana yerleşen Bavyera ekibine karşı Wolfsburg peyderpey dengeyi kurmayı başardı. Yeşil beyazlılar ilk devrenin sonunda tecrübeli ismi Marcel Schafer, takip eden yarı da ise Julian Draxler ile fırsatları harcayınca Bayern’in fişi çekmesi 10 dakika sürdü. Kenardan 56. dakikada oyuna dahil olan Franck Ribery oyunu çözen isimdi. Önce Coman 2016’daki ilk golünü attı, ardından Ribery’nin asisti ile Lewa çok şık bir golün altına imzasını koydu. Zor geçecek gibi duran maçı bir anda bitiren Bayern’de, Götze bu maçta da 0 çekti! Lewa’ya bir parantez açmak şart. Polonyalı golcü bu sezon attığı 23 golün 8’ni maçların ikinci yarılarında kaydederken, Almanların efsane golcüsü Gerd Müller’in 1973/74 sezonundan bu yana 23 haftada 23 gol atmayı başaran ilk isim oldu.

Augsburg – Mönchengladbach
Hafta arasında Liverpool’a totalde 1 penaltı golü yiyerek elenen Augsburg ile Schubert’in diri takımı Gladbach kapıştı. Augsburg tabloda kümede kalma mücadelesi veriyor şeklinde dursa da tabiri caizse kemik gibi takım. Takım felsefesine sadıklar ve büyük bir uyum ile disiplin içinde oynuyorlar. Konuk ekip öne geçse de maçtan kopmadılar ve ikinci yarının başında ardı ardına buldukları iki gol ile üstünlüğü sağladılar. Skoru bir 10-15 dakika tutabilseler büyük ihtimalle günü üç puan ile kapatacaklardı ancak M’gladbach’ın erken cevabı maç boyu dengeli geçen oyunu skor tabelasına da yansıttı. Oyunun son 15 dakikası ise büyük bir balans içinde geçti. Ev sahibi takımda skora katkı yapamasa da Bobadilla çok istekli gözükürken, maçın son dakikalarında Finnbogason’un direkten dönen topu ev sahibini artı 2 puandan etti. Heerenveen’de adını duyuran golcü attığı golle 2011’den bu yana ligde gol atan ilk İzlandalı olurken, rakip takımın yıldızı Raffael takımını öne geçiren golüyle bu sezon daha şimdiden double double yapmış oldu (10 gol/10 asist). Öte yandan iki iyi kaleciyi karşı karşıya getiren maçta bir adım öne çıkan isim önemli kurtarışları ile Marvin Hitz’di. Maçın bitiş düdüğü ile André Schubert’in takımı 10 maçlık harika başlangıcının ardından oynadığı 8. maçta 5. kez puan kaybetti. Tabi bu maç özelinde Lars Stindl’i aradıklarını ancak yerine oynayan Thorgen Hazard’ın da iyi iş çıkardığını belirtelim.

Dortmund – Hoffenheim
Hoffenheim denince akıllara öncelikli olarak 28 yaşındaki Julian Nagelsmann geliyor. Nagelsmann’ın düşme potasında bulunan takımın gençleştiğinin ve tempo kazandığının altını çizelim. Hubb Stevens’lı hallerine göre çok daha saldırgan bir takım oldular ve oyun içinde sık sık hücum pres yapıyorlar. Bu alışkanlığı takıma kazandıran Nagelsmann, oyuncusu Mark Uth’a da büyük bir güven aşılamış durumda. Uth, bu maçta da çok çalıştı, pres yaptı, defansa yardım etti ve toplar çalarak takımı adına göze çarpan isimler arasında yer aldı. Bir hücum oyuncusunun bu tip defansif şeyleri yapması size garip gelebilir, ancak Dortmund deplasmanında ligin düşme hattında yer alan ekibiyseniz, bunları tüm takımca yapmanız şart! Hoffenheim, takım savunmasını iyi yaptığı maçta kaptığı toplarla özellikle Kevin Volland ile açık alanlar buldu. Ki Rudy’nin golü de tam olarak böyle bir atak sonucu geldi. Ancak ne olduysa kırmızı kart ile oldu. 26. yaş gününü kutlayan kaptan Rudy, ikinci yarıda gördüğü kırmızı kart sonucu takımını yalnız bıraktı. Yaklaşık yarım saat eksik oynayan ve bu dönemde hiç top yapamayan Hoffenheim, Mkhitaryan’la çözüldü ve son 10 dakikada kalesinde 3 gol gördü. Dortmund’un 10 numarası da maçtan sonra yaptığı açıklamada, kırmızı kartın işlerini kolaylaştırdığına vurgu yaparak Rudy’nin atılması ile daha kolay alan bulduklarını belirtti. Tuchel’in kendisine duyduğu güvenden de söz eden yıldız oyuncu için bu sezonki şahsi fikrim Premier Lig’e damga vuran Mesut ayarında bir performans gösterdiği yönünde. An itibariyle 9 gol ve 10 asisti var ve bu maçta da güzel bir plase ile maçın kilidini açan isimdi. Ancak maça direk etki eden futbolcu kesinlikle İlkay Gündoğan. Tuchel 11’de Nuri Şahin’i tercih edince İlkay maça kenarda başladı. Oyuna girdikten sonra önce Mkhitaryan’a yaptığı asist, ikinci golde ise atağı başlatan yaklaşık 35 metrelik pası harikuladeydi. Reus maç boyu ortada yokken, Mkhitaryan’ın asistini ağlara gönderen Batman, bu haftayı da boş geçmedi ve Dortmund lidere 8 puan geriden de olsa nefesini hissettirmeyi sürdürdü.

Haftanın kalan maçlarından göz ucuyla baktığım Frankfurt-Schalke mücadelesinin ilk yarısı oldukça sıkıcıydı. Golsüz biten maç Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılmayı arzulayan Schalke ve ligde kalma savaşı veren Frankfurt’a da yaramadı. Bir başka beraberlik maçı da Hamburg ile Ingolstadt arasındaydı. Imtech Arena’dan da puan çalan konuk ekip tabloda gayet rahat durumda ve büyük bir sürpriz olmazsa seneye de bu ligde oynayacaklar. Pazar günü maçında Mainz’ın galibiyeti benim adıma sürpriz olmazken, Leverkusen’in en az iki maç daha Roger Schmidt’den yoksun olacağını hatırlatayım. Üst üste ikinci mağlubiyetlerini alarak 6. sıraya kadar gerilediler ve hocasız oynayacakları Werder Bremen ve Augsburg maçları kendileri adına hiç de kolay geçmeyecektir. Geçtiğimiz üç ayın ikisinde ayın futbolcusu ödülünü kazanan “Küçük Bezelye” bu maçı boş geçmese de, maçın adamı iki golün altına imza atan Türk futbolcu Yunus Mallı oldu. Mainz bu galibiyetle Leverkusen’i geçerek 5. sıraya çıktı ve Şampiyonlar Ligi’ne direkt olarak katılma potasının yalnızca 3 puan gerisindeler. Bir başka Türk futbolcunun gol attığı maç için Bremen’e konuk olalım. Kıran kırana geçen maçta Darmstadt, Werder Bremen ile 2-2 berabere kalırken, takımını 83. dakikada öne geçiren gol Aytaç Sulu’dan geldi. Aytaç’ın bu 7. golü ve tecrübeli stoperin Huntelaar, Stindl, Lassoga ve Kruse gibi golcülerden daha fazla golü bulunuyor. Kurt golcü Pizarro’nun son dakikada ki kafası iki takıma puanları paylaştırırken, Darmstadt’ın bu sezon oynadığı deplasman maçlarında, ilk devreyi hiç geride kapatmadığının da altını çizeyim. Çok enteresan takım!

Son Yazıları Bundesliga

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Bundesliga #13

Leipzig zirveye iyice yerleşti; Hoffenheim namağlup ünvanını koruyor. Hertha, Frankfurt ve Köln

Bundesliga #12

Geçen sezon fırsat buldukça haftanın ilgi çekici maçları öncesinde ufak, bilgilendirici notlar

Bundesliga #29

Almanya’da özellikle ligin dibi ateş almış durumda; haftanın kritik maçları hakkında ilgi
Başa Dön