Futbolun Arka Bahçesi

28: Julian Nagelsmann

Bundesliga/Pırıl Pırıl

“Kendisi genç bir adam olabilir, ancak genç bir koç değil.” Bu sözler Hoffenheim sportif direktörü Alexander Rosen’e ait. Gizli özne ise henüz 28 yaşında takımın teknik direktörlüğüne getirilen Julian Nagelsmann. Burada esas rakam Nagelsmann’ın yaşı değil Hoffenheim’ın ligdeki sıralaması olan 17. Bundesliga’nın sondan ikinci takımı, lig tarihinin en genç hocasına ilk deneyimi olmasına rağmen teslim ediliyor. Bizler için akıl almaz şey değil mi?

Batı Almanya doğumlu olan Julian Nagelsmann’ın öyle büyük bir futbolculuk geçmişi yok. Futbolculuk yıllarında fırtına gibi estikten sonra takımlarının başına hoca olarak gelen eski topçulardan da değil. Türkiye’de yaşıyoruz malum, aklınıza takılır diye söylüyorum; torpili de yok adamın. Kendisi kısa süren futbolculuk kariyerinde sadece 1860 Munich ve Augsburg takımlarının tandeminde görev yaptı. Bir Augsburg – E. Frankfurt maçında diz sakatlığı geçirdi ve U-20 seviyesini göremeden futbolu bırakmak zorunda kaldı. Hiç inanmadığım “her şeyde bir hayır vardır” sözü, Nagelsmann için gerçeğe dönüşüyordu. Oyunculuk kariyerinin bu ani bitişine çabuk adapte olan genç Alman, vakit kaybetmeden üniversiteye başladı. Belli ki ileride antrenörlük dışındaki mesleğinin, Mainz’ın teknik adamı Martin Schmidt gibi oto tamirciliği olmasını istemiyordu. Andre Schubert gibi eğitim görmeyi seçti. İşletme okudu. İkinci yılın sonunda okulu bırakması gerekti. Okulu bırakmak için oldukça mantıklı bir sebebi vardı. Augsburg alt yapısında görev almak gibi. Eğitimine daha sonra spor bilimleri üzerine devam edecek olan Nagelsmann’ın ilk hocalık meziyetlerini keşfeden adam, şimdilerde Borussia Dortmund’u çalıştıran Thomas Tuchel’dir. 21 yaşındaki genç menajer adayı daha sonra Bayern’in de ilgisini çekti. Bavyera ekibi Nagelsmann’ı U-19 takımında görmek istesede transfer gerçekleşmedi. Tuchel ve Nagelsmann’ın Augsburg macerasının ardından yolları, bugün oynanacak Dortmund – Hoffenheim maçına kadar keşişmeyecekti. Tuchel, Mainz serüvenine atılırken genç yardımcısı Julian, Hoffenheim U-17 ve U-19 takımlarında yardımcı hoca ve teknik direktör olarak altı yıl görev yaptı. U-19 takımı ile geçtiğimiz iki sezonda Güneybatı grubu şampiyonu oldu. Almanların ünlü kalecisi Tim Wiese, tam da bu dönemde kendisine ‘Baby Mourinho’ lakabını taktı. Nagelsmann özellike son sezon oldukça rahat şampiyon olmuştu, o günlerde A Football Report‘a verdiği bir demeçte “Kesinlikle antrenörlük daha eğlenceli. Oyuncuysanız antrenmana gidersiniz antrenörler ise takımını ve oynadığı oyunu geliştirmeye gider. Ve günün sonunda yapılan çalışmanın verimli olup olmadığını oyuncularınla paylaşırsın” açıklamasıyla hocalıktan aldığı keyfi dile getiriyordu.

2015 Kasım ayında Alexander Rosen “Bunun ne denli cesur bir hamle olacağını biliyoruz ancak biz Julian’ın coaching yeteneklerine güveniyoruz” diyerek Nagelsmann’a Hoffenheim teknik adamlığına giden yolda açık çek vermişti. Bilirsiniz Bundesliga takımları diğer liglere nazaran çok para harcamayı sevmez. Baba takımlar hariç bu ligde kolay kolay şaşalı transferler göremezsiniz. Altyapıcıdır Almanlar, kendileri yetiştirir. Ancak Hoffenheim, harcama konusunda ligin istikrarlı ekiplerden! Örneğin bu sezon da transferde Borussia Dortmund’dan fazla para harcadılar. Kulübün başkanı ve SAP’in kurucu ortaklarından olan Dietmar Hopp, Hoffenheim’a geldiği günden bu yana başarı için (çoğu cebinden) fazlasıyla kaynak yarattı ve karşılığını 9. lig’de oynayan bir köy takımını Bundesliga’ya çıkararak aldı. An itibariyle Bundesliga’da tutunmak istemeleri kadar doğal bir şey yok. Mavi beyazlı takım lige çıktığından bu yana en kötü dönemini yaşıyor. Son olarak play-out oynayıp Bundesliga 2’nin ucundan döndükleri 2012/13 sezonunda, ligi 44 yaşındaki Markus Gisdol ile bitirmişlerdi. O sezon Gisdol’un yardımcılığında ise bu hikayenin esas oğlanı vardı. Hoffenheim yönetimi 2016 yılında işler daha da kötüye gidiyorken, deneyimli bir hoca getirmek yerine Nagelsmann’da karar kıldı. Evet 28 yaşında ve bu tercihin bir örneği yok. Tahminim Rosen bile o cesur açıklamayı yaparken Julian’ın bu kadar kısa sürede Hoffenheim’ın patronu olacağını tahmin etmemişti. Ancak bu fikir er ya da geç gerçeğe dönüşecekti ve 60’ını geçen Huub Stevens’in kalp rahatsızlığı genç ‘Baby Mourinho’nun önünü açtı.

                                         “Oldukça çalışkan ve araştırmacı bir genç hoca. Altyapılarda sıradışı başarılar kazandı. Onun adına çok sevinçliyim ve ona inanıyorum.”  Thomas Tuchel

Yaşıtları erken emeklilik, ilişkiler ya da iş yaşamında elde etmek istedikleri hızlı terfiyi düşünedursun, Nagelsmann gayet sakin ve neşeli bir biçimde geldi basın toplantısına. Çok mutluydu, gülerek gazetecilere ilk cümlelerini sarf etti; “Öncelikli olarak şunu söylemek isterim, önümüzdeki sezonda Bundesliga’da oynayacağız.” 28 yaşında ve ilk deneyimini geçirecek bir adam için ne kararlı bir giriş! Yönettiği takımda kendisinden yaşça büyük 5 arkadaşı var ve oyuncu grubunun yarısı için de akranı diyebiliriz. Toplantıda kendilerinden “takım daha ilk antrenmandan ne kadar motive olduğunu gösterdi, onlardan çok etkilendiğimi söyleyebilirim” şeklinde bahsederek, hâkimiyetini tüm basın mensuplarının önüne sundu. Nagelsmann öylesine bir tercih değil. Öyle ki aldığı her kararı mantıklı sebeplere dayandıran takımlardan oluşan Bundesliga’da, öylesine hoca da seçilmez. O basın toplantısında, kendisi Bundesliga tarihinin en genç teknik adamı oldu. 10 Şubat günü Nagelsmann ile yapılan üç yıllık kontrat duyurulduğunda, ülkemizdeki tüm spor kanallarını gezdim. İmzanın ajanslara düştüğü o an bu haberin üzerine yoğunlaşılmasını bekledim. Bu sıra dışı olayın tartışılmasını istiyordum içten içe. Sanırım beklentilerim büyüktü, çünkü aynı dönem ülkemizde Ziraat Türkiye Kupası oynanıyordu ve çoğunluk Google arama motoruna bu genç adamın ismini yazmayı tercih etmemişti.  Zaten ülke futbolumuzda Yılmaz Vural, Bülent Korkmaz, Mesut Bakkal, Hikmet Karaman ve türevlerinden oluşan ‘düşen takım hocası ya da kurtarıcı hoca’ kavramının yanında, 28 yaşındaki bir adamın, düşme hattındaki bir takımın başına getirilmesi ancak Zaytung’a konu olurdu. Yöneticiler dev aynalarına bakarak, marka değeri yüksek olduğuna inandıkları Süper Lig’in kalitesini her geçen gün dibe itedursun, Bundesliga son 15 yılda altyapıya (futbolculara) yaptığı yatırımı, günümüzde teknik adamlarına yapıyor. Pal Dardai (39), Thomas Tuchel (42) ve Markus Weinzierl (42) hali hazırdaki en çarpıcı örnekler. Ligimizde takımlarıyla iyi başlangıçlar yapan Ümit Özat ve İbrahim Üzülmez süreklilik tutturur mu bilinmez ancak hiçbir vakit Süper Lig’de Nagelsmann gibi kararlı bir hamle yapılacağına ihtimal vermiyorum.

Genç adamın elinde çok iddialı bir kadro yok. Tarzı gereği hücum futbolunu seven bir oyun görüşüne sahip. Yine 2013’teki ‘A Football Report’ röportajına dönecek olursak, La Liga ekipleri Villareal ve Barcelona’nın yanı sıra Arsene Wenger’in Arsenal’ına da hayranlık beslediği ve bu takımların oynadıkları hücum futbolunun kendi futbol ideolojisi ile örtüştüğünden bahsediyor. Background’u altyapı olan Nagelsmann, yine aynı söyleşide hocalık serüveni boyunca İspanyolların altyapılarına duyduğu ilgiden de söz etmiş. 28 yaşındaki teknik adam,  Thomas Schaaf, Armin Veh ya da Dieter Hecking kadar tecrübeye sahip değil. Ancak içindeki kazanma tutkusu ve oyuncuları ile olan iletişimi Hoffenheim’ın lig yarışına tutunabileceğine dair en önemli işaret (ki ben bu satırları yazarken ilk 2 maçında 4 puan toplamıştı). Julian’ın verdiği demeçlerden de anlaşılacağı üzere kendisinin genç futbolculara ve idman metodlarına yoğunlaşacağı aşikar. Eğer maya tutarsa, uzak yıllarda ideolojik olarak örtüştüğü Almanya milli takımına direk etki edebilecek bir konuma gelebilir. Neden olmasın? Genç Julian’ın kariyerinin uzun ve başarılarla dolu geçmesini diliyor, bu yazıda referansım olan Deutsche Welle’ye selam gönderiyorum.

Son Yazıları Bundesliga

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Bundesliga #13

Leipzig zirveye iyice yerleşti; Hoffenheim namağlup ünvanını koruyor. Hertha, Frankfurt ve Köln

Bundesliga #12

Geçen sezon fırsat buldukça haftanın ilgi çekici maçları öncesinde ufak, bilgilendirici notlar

Bundesliga #29

Almanya’da özellikle ligin dibi ateş almış durumda; haftanın kritik maçları hakkında ilgi
Başa Dön