Futbolun Arka Bahçesi

Bundesliga’da İlk Yarının 11’i

Bundesliga/Orta Saha

 

Sizler bu yazıyı okurken Avrupa’nın en önemli liglerinden biri olan Bundesliga’da, ikinci devreninilk haftası bitmiş olacak. Belki hiçbir kulüp İspanya ya da İngiltere takımları gibi çılgın transferler yapmamış kalacaklar (tabii Wolfsburg, Schürrle için gözünü karartmamış olursa!). Ancak yine de bu lig Premier League’nin tahtını ciddi şekilde sallamaya devam ediyor. Bu ay, size Almanya’da ilk yarıya damga vuran oyunculardan bahsedeceğim. Bayern Munih’in konsept dışı olduğu ligde ilk yarının 11’ini yorumlayarak başlayalım. İçinizden bu takımda, 9-10 Bayern’li olması gerektiğini düşünenler olabilir. Saygı duyarım. Yine de bu ligi güzel kılan rekabet konusunu göz önüne alarak, maliyet/verim bazında iş yapan takımların katkı veren oyuncularını bu 11’e almamak olmazdı.

 

YANN SOMMER [BORUSSIA MONCHENGLADBACH] (KALECİ): Daha ilk bölgede sizden gelen ıslıkları duyar gibiyim. Ballon d’Or ödülünde hakkının yenildiğini düşündüğüm, ligin en az gol yiyen, dünyanın ise en iyi kalecisi olan Manuel Neuer’in yerine 26 yaşındaki İsviçreli eldiveni seçmem şaşkınlık yaratmış olabilir. Ama başta da dediğim gibi bu 11, rüya takım Bayern Münih’in gölgesinde kalmamalı. Bundesliga’daki ilk sezonunda maç kaçırmadan oynayan Sommer, Şampiyonlar Ligi potasında yer alan takımının en önemli parçası. Kaleci için genç olan yaşına rağmen (25) reflekslerine oldukça hakim. Ani çıkışlarında son derece kontrollü olan kaleci, bire birde de gayet etkili. Yan toplarda ki zafiyeti ilk yarıda gözümü en çok tırmalayan eksisi olsa da, daha yarım sezonda kendisi için ödenen 8.5 m €’luk bonservis bedelinin hakkını verecek gibi görünüyor. İlk yarı performansı, M’gladbach’ın Ter-Stegen’den sonra doğru bir hamle yaptığının adeta bir göstergesi gibi.

FC Zurich v VfL Borussia Monchengladbach - UEFA Europa League
Yann Sommer

 


 

 

RAFINHA [BAYERN MUNIH] (SAĞ BEK): Genoa, bundan 3,5 sezon önce Rafinha’yı aldığı paranın neredeyse yarısına Bayern’e satarken, eminiz bu günleri tahmin edememişti. Siyah kırmızılı forma altında 100 civarı maça çıkan Rafinha’nın en dikkat çeken özelliği öldürücü pasları. Guardiola’nın bekleri mümkün olduğunca hücuma katan sisteminde orta yapma özelliğini ön plana çıkaran Rafinha, önünde oynayan kanat oyuncularına da ciddi bir partner olmuş durumda. Fiziksel özelliği üst düzey olan 29 yaşındaki sağ bek, agresif oyun stiline rağmen bu sezon Bundesliga’da hiç kart görmedi. Philipp Lahm’ın orta sahaya monte edilmesinden sonra sağ arkada hiç sorun yaşatmayan Rafinha, Guardiola’nın değişmezlerinden.

 

NALDO [WOLFSBURG] (STOPER): Bundesliga’nın en sürekli defans oyuncularından olan Naldo, son 7 sezondur evinden izlediği Şampiyonlar Ligi’ne hiç bu sezonki kadar yakın olmamıştı. Defansı tek başına toparlayan Naldo, hava toplarında ligin en önemli oyuncularından biri. Kusursuz sıçraması ve yine kusursuza yakın zamanlamasını, sadece defansta değil duran toplarda da kullanıyor. Bu sezon 5 gol atarak Bundesliga’daki gol ortalamasını (3.8) 17 maçta geçti. Ligin dikkat çeken genç oyuncularından olan partneri Robin Knoche’nin performansının ve özgüveninin gelişimini de sağlayan Brezilyalı, tecrübesinin getirdiği karar verme ve önsezi özelliklerinin yanı sıra sık sık çıkardığı David Luizvari şutlarla da rakip kalede gol arayan stoperlerden.

 

UWE HUNEMEIER [PADERBORN] (STOPER): Yine ıslıkların yükseldiğini hissediyorum. Belki de çoğunuz böyle bir stoperin varlığından habersizdi. Evet Emir Spahic ve Jerome Boateng ilk akla gelenler ancak ligin ilk yarısına damga vuran, Bundesliga’nın açık ara en düşük bütçeli takımının bel kemiği Hünemeier bence bu takımda olmayı fazlasıyla hak ediyor. Dortmund altyapısından çıkan 29 yaşındaki Alman stoper’in liderlik özelliği ile defansı topladığını fark edememek oldukça zor. Bu 11’deki partneri Naldo gibi o da oynadığı maçlarda hava toplarının en favori sahibi. Ligin en çok top çalan oyuncusu olması, onun pozisyon bilgisinin de en az hava topları kadar iyi olduğunu gösteriyor. Hız ve konsantrasyon sorunlarının yanı sıra zaman zaman soğukkanlı olamaması onun kabul edilebilir eksileri, ama ilk kez böyle büyük bir organizasyonda bu denli büyük bir sorumluluk aldığını da unutmamak gerek.

hunemeier
Uwe Hünemeier

 

RICARDO RODRIGUEZ [WOLFSBURG] (SOL BEK): Geldik benim en çok beğendiğim yıldız adayımıza. Kadroda yer alan ikinci İsviçreli Rodriguez henüz 22 yaşında. İlk yarıyı, daha 19 yaşındayken kulübü tarafından ödenen yaklaşık 10 m €’nun hakkını veriyorum dercesine oynadı. Hani bir deyim vardır ya ‘çatır çatır oynuyor’ diye, Ricardo için bu saptamayı yapsak yanlış olmaz sanırım. İsabetli ortalarının yanına ilk devre 3 de gol sığdırdı. Dribbling ve teknik açıdan henüz üst düzey olduğunu söyleyemem ama özellikle kornerleri, freekickleri ve taçları çok etkili kullanabiliyor (bir bek için taç çok önemli bir artıdır kanımca). Bundesliga’nın müsrif çocuğu Wolfsburg’un, zamanında yaptığı Ricardo tercihinde yanılmayacağını düşünüyorum.


 

ARJEN ROBBEN [BAYERN MUNIH] (SAĞ AÇIK): Robben’in sahada yapabildiklerini bilmiyorsanız hayatınızda hiç futbol izlememişsiniz demektir. Geçtiğimiz ay 31 yaşına basan tecrübeli kanat oyuncusu, çoğu zaman bencillikle ve yaşadığı sakatlıklarla eleştirildi; bir ara lakabı “The Man of Glass” (Cam Adam)’a çıkmıştı. Bu sezon 13 maçta 10 gol atarak klasını bir kez daha konuşturdu. Bu sayı, takımında lider Bundesliga’da ise ikinci skorer olarak ilk yarıyı bitirmesini sağladı (4 maç kaçırdığını tekrar hatırlatalım). Buna bağlantılı olarak ligde rakip kaleyi en fazla yoklayan adam da yine Robben. Bu şutlarda %45 isabet sağladığını düşünürsek bencilliği de hak ediyor gibi. Gerçi %84 olan pas isabeti topu ayağından çıkarması gerektiğinde bunu mükemmele yakın yaptığının da yazılı bir kanıtı.

 

XABI ALONSO [BAYERN MUNIH] (ORTA SAHA): Düşünün ki kariyerinizde kaldırabileceğiniz bütün kupaları kaldırmışsınız, dünyanın en iyi bir iki kulübünden birinde iken yeni bir maceraya atılıyorsunuz. Xabi Alonso sanki yıllardır Bundesliga’da, yıllardır Bayern Munih’de oynuyormuş gibi. Takıma geldi ve vazgeçilmez oldu. Kapasitesi ve kariyeri kuşkusuz tartışılmaz ancak yeni takımının futbol anlayışı ve bir dönem kendi takımının tamamen zıttı bir futbol ekolünü oynatan Guardiola ile hiçbir uyum sorun yaşamadı. 33 yaşında bir futbolcu olarak yalnızca iki lig maçı kaçırdı. Takımın beyni. 6. haftadaki Köln maçında topla tam 206 kez buluşarak daha lige geleli birkaç ay olmuşken rekor kırdı. Maç başına 109 gibi akıl almaz bir pas ortalaması var. Bu pasların %90’ı isabetli. Ne denebilir ki “respect”.

 

de bruyne
Kevin De Bruyne

KEVIN DE BRUYNE [WOLFSBURG] (ORTA SAHA): 11’imde bulunan üçüncü ve son Wolfsburg’lu isim Belçikalıların “altın çocuğu” De Bruyne. Tekniği ve oyun zekası yaşına zıt olarak oldukça fazla. Kaleye hemen her yerden isabetli şut atabilen star adayı hızı, özel yetenekleri ve dayanıklılığı ile takımını ilk yarıda sırtlayan oyuncuların en başında geliyor. Ligin en isabetli öldürücü pas atan ismi ve bu alanda ligin tüm yıldızlarını geride bırakmış durumda. Yaptığı 10 asist ile açık ara lig lideri olan De Bruyne, 3 de gol atarak bu sezon Wolfsburg’un Bundesliga’da attığı gollerin 1/3’üne direkt olarak katkıda bulundu. Oyunu yönlendirmesinin yanında ciddi bir kontraatak tehditi de olan oyuncu, kenarlarda oynadığı zaman sık sık topla içeri kat ederek kendisini ve arkadaşlarını pozisyona sokuyor. Wolfsburg bu yeteneği ilerleyen yıllarda elinde tutabilirse, belki de 6 yıl önce kazandığı şampiyonluğun hayallerini yeniden kurabilir.

 

KARIM BELLARABI [BAYER LEVERKUSEN] (SOL KANAT): Genelde sağ açık olsa da Robben’e olan hürmetinden dolayı bu takımın solunda Bellarabi. Fas asıllı Alman oyuncu 2011 yılında katıldığı Leverkusen’de, bu sezon takımın önemli dişlisi konumunda. Geçtiğimiz sezonu sonuncu bitiren Braunschweig’de tecrübe kazanarak geçirdi. Bu sezon ise ilk 17 maçta sorumluluk almaya hazır bir görüntü çizdi. Onu farklı kılan en önemli özelliği müthiş sürati ile harmanladığı top sürme yeteneği. Bitiriciliğinin kalitesini ise ilk devrede attığı 8 golden anlayabilirsiniz. Mental olarak ciddi eksikleri pas tercihlerinde göze çarpsa da, gelişime açık olan 24 yaşı ve saha içindeki çalışkan yapısı, onu aldığı bu sorumlulukla başa çıkabilir potansiyelli bir oyuncu yapıyor. Bu mevkinin performans olarak en az onun kadar göze çarpan ismi Ribery‘in aksine henüz ligde maç kaçırmadı. Leverkusen’de, rotasyonun içinde yer alan kendisinden küçük 7 oyuncu olduğunu da göz önünde bulundurursak, kendisi için oldukça olumlu bir takımda gelişmeye devam edecek gibi görünüyor.

 


 

ROBERTO FIRMINO [HOFFENHEIM] (TREQUARTİSTA): Tek kelime ile özetlemek gerekirse; maestro. İlk kontrolü, dribblingi, mesafe tanımayan pas yeteneği, öldürücü vuruşları, 90 dakika diri kalmasına neden olan fizik durumu ve son derece zeki şekilde oynadığı topsuz oyunu… Roberto Firmino son yıllarda Bundesliga’ya gelen en yetenekli genç oyunculardan biri. Hoffenheim’in Brezilya Seri B’den keşfi olan yıldız, takımının performansından bağımsız olarak hemen her maçı full verimlilik ile oynadı. Takımın attığı hemen her golün içinde oldu. Pozisyonu itibari ile ofsayta olağandan biraz daha fazla düşmesi gözüme çarpan tek olumsuz detayı. Bu sezon deplasmanda kaybettikleri M’gladbach maçı hariç çizgisini hep korudu.

 

alexmeier
Alex Meier Yine İş Başında

 

 

ALEXANDER MEIER [EINTRACHT FRANKFURT] (FORVET): Bu onun Bundesliga’daki ilk sezonu değil zira futbola başladığından beri Almanya’dan hiç ayrılmadı. Ya da ilk defa ciddi skor katkısı yapmıyor  (2011–2013 arası iki sezon 16 ve 17 gol atmıştı); ancak hiç bu kadar efektif olmamıştı. Takımının “winner”ı konumunda. 31 yaşın verdiği tecrübe ile takımı sahiplenmiş durumda. Sanki bütün sonuçların, galibiyetlerin ve mağlubiyetlerin tek sorumlusu gibi oynuyor. Meier kuşkusuz bu sezona damga vuran oyuncuların başında geliyor. 1.96’lık boyu futbolda değil de basketboldaki “forvet” oyuncularını andırıyor. Buna rağmen müthiş olan tekniği ve top kontrolü ise kendine hayran bırakan cinsten. Kusursuza yakın performansla yaptığı son vuruşlar, muazzam önsezisi ve tabi ki hava hakimiyeti onu komple bir forvet yapıyor. Belki 1 asisti görülebilir ancak hem ileride top tutma özelliği hem de takım arkadaşlarına duvar olması, Meier’in katkıda bulunduğu 13 gol dışında partneri Seferovic başta olmak üzere takıma son derece yarar sağladı. Meier performansını bu düzeyde devam ettirirse Frankfurt’u önümüzdeki sezon Avrupa Ligi’nde görmemiz kaçınılmaz gibi.

 

 


 

AYIP OLMASIN; Bu 11’i yaparken, başta “Bayern çetesi” ve Choupo-Moting olmak üzere birçok oyuncuya da ayıp etme ihtimalim oldukça yüksek. Bu takıma giremeyen ancak ilk devrede kendinden söz ettiren oyuncuları da şöyle bir sıralayayım (bir tane dahi Dortmund’lu koyamamam ise oldukça üzücü):

  • Manuel Neuer, Robert Lewandovski, Thomas Müller, Mario Götze, Franck Ribery, Philipp Lahm (BAYERN MUNIH)
  • Diego Benaglio (WOLFSBURG)
  • Emir Spahic, Hakan Çalhanoğlu, Bernd Leno (B. LEVERKUSEN)
  • Max Kruse (M’GLADBACH)
  • Eric Choupo-Moting, Klaas-Jan Huntelaar (SCHALKE)
  • Baba Rahman (AUGSBURG)
  • Eugen Polanski (HOFFENHEIM)
  • Ron-Robert Zieler (HANNOVER)
  • Haris Seferovic (E. FRANKFURT)
  • Shinji Okazaki, Julian Baumgartlinger, Johannes Geis (MAINZ)
  • Peter Niemeyer (HERTHA BERLIN)
  • Valon Behrami, Jaroslav Drobny (HAMBURG)
  • Oriol Romeu (STUTTGART)
  • Zlatko Junuzovic, Santiago Garcia (WERDER BREMEN)

 

-TrtSpor DD, şubat sayısı için hazırlanmıştır.

Son Yazıları Bundesliga

Plastik Kulüp: RB Leipzig

Almanya’nın iki yakasının birleşmesinden bu yana Leipzig’in en fazla zikredildiği günleri yaşıyoruz.

Bundesliga #13

Leipzig zirveye iyice yerleşti; Hoffenheim namağlup ünvanını koruyor. Hertha, Frankfurt ve Köln

Bundesliga #12

Geçen sezon fırsat buldukça haftanın ilgi çekici maçları öncesinde ufak, bilgilendirici notlar

Bundesliga #29

Almanya’da özellikle ligin dibi ateş almış durumda; haftanın kritik maçları hakkında ilgi
Başa Dön